Şu son dönemlerde   “ne olmak istemezdim”  bilir misiniz? 

POLYANNA  olmak istemezdim.  Çünkü  böylesi toz  duman içinde yaşanan olaylara ne iyimserlikle sevecenliğin pembe gözlükleri ile bakılabilir  ne de  artık daha beteri kalmadığı için  “beterin beteri beteri vardır”  denilebilinir!

DON KİŞOT olmak istemezdim.  Çünkü  toplumu ahtapot kolları ile saran kaotik olaylara,  yara bere içinde kalacağım kaçınılmazlıkta  budalaca hücum edip kahramanlık  taslayamazdım!

GÜLİVER olmak istemezdim.  Sanal ortamlarda  devler cücelerle  uğraşırken   macera uğruna  her an bir yeni sürprizle karşılaşıp,  sonunda bunların hayalden ibaret olduklarını görmeyi istemezdim.  

SPARTAKÜS  olmak da istemezdim.  Çünkü bu memlekette artık kime niçin başkaldırıda bulunup,   kimi niçin alaşağı etmek gerektiğini bilemiyorum.

Ve tabi ki bu KKTC dediğinize ne Cumhurbaşkanı olmak isterdim ne de Başbakan!  Bakan olmak da istemezdim,  milletvekili olmak da! 

HATTA:    Zaten  artık   “gazetecilik”  gitti geriye kaldı “Köşecilik,”  bunu da istemiyorum ki  “anamdan doğduğum günkü kadar üryan ve sorunsuz kala kalayım!” 

*****

KİMSELER BAŞARAMADIYDI

Ne İngiliz sömürge idaresi ne de Rum kilisesi ile militarizmi.  Kıbrıs Türk halkını iki asrı aşkın süredir kimseler bu kadar tedirgin edip huzursuzluğa gark edemediydi.  Nasılsa  “biz”  becerdik!

O kadar ki  geçen gün bir hırsız  Banka soyup kaçarken,  “artık bu KKTC’de yaşanmaz”  dediydi! 

Pis herif!  Elini kolunu sallayarak  bankaya gir,  silah tehdidi ile  90 bin TL’yi cebellu et,  sonra da bu memlekette yaşanmaz de!   Nankör! 

FAKAT:   O bir hırsız,  çalarak yaşar.  Ki bu memlekette kaç kişi bu mesleği süreklilik içinde icra etmişse   hepsi için de  efsaneler,  destanlar düzüldü! 

Sonuncu büyük soygun  1974 sonrasında Rum mülkü üzerine yaşandıydı!  Hep beraber ve ulusça bir ucundan ganimet diye girdik,  hâlâ çıkamadık!

Fakat bunların hiç birisi  “şikâyetimizdir”  dediklerimizin kapsama alanına girmiyor.  Açıkça yazalım mı?  Biz,  bizi yönetirken  “kararsız Kasım”ı oynayan  Başbakan ile Hükümet’ten şikâyetçiyiz! 

Ki bir yılı aşkın süredir  Ekonomik Tedbirler silsilesinde  özelleştirme kapsamına alınan üç dört  devlet sektörünü ne yapacağının kararına varamadı!  Sendikaları ayağa dikerken,  gelen her tepki karşısında tornistan ederek  “özelleştirmeden özerkleştirmelere,  satılmalarından çalışanlarına devrine”   ne kadar olasılık varsa hepsini de sıraladı…

SONUNCUSU TAM BİR “İNCİ:”  Vakta ki Başbakan bir “özelleştirme bir özerkleştirme”   yahut Maliye Bakanı  “sadece elektrik tahsilatını özelleştirme”  dedilerdi,     El-Sen de  “Elektrik Kurumu İnkişafı  (değişiklik)  Yasası önerisini uzmanlara hazırlatıverdiydi.  Meclis bu öneriyi reddetti. 

Küçük’ün gerekçesi şuydu:   “Bu Elektrik Kurumu borçları artık akşamları uykularını kaçırmaktadır. Yakında TC’den elektrik nakli söz konusu olacağından bu özerkliğe evet demek  mümkün değildir dolayısıyle öneriye ret oyu vereceğim.” 

Zaten reddettiler!  (Yakında grev başlar,  Allah acısın milleti!)  Diyoruz ama akla şu da geliyor. En azından TC’den kesinlikle elektrik akımı söz konusu olana kadar Elektrik Kurumu işlevine devam edemez miydi? 

Sonrasında Kurum çalışanlarına devredilir, TC’den gelecek olanla da rekabete sokulurdu.  Yahut Tatar’ın dediğince  şimdilik sadece   “elektrik tahsilatları”  özelleştirilirdi…

AKIL VERMEK KOLAYDIR.  Fakat artık bu ülkede  “akıl vermek”  kadar eylem ve grev yapmak,  kararları yaz boz haline getirmek de kolay oldu!

Eskiden  “iki karpuzu bir koltuğunun altına sığdıramayan Hükümet”  şimdi o koltuğunun  altında onlarca sorun bulmaktadır!  Hepsi de patır patır dökülüp etrafa saçılmaktadırlar ama! 

Nasıl Hükümet olunur bilemeyiz.  Ancak bir Hükümet yerden yedi kat göklere kadar haklı da olsa eğer halkı böylesi bunalımlarla gelecekler korkularına bulamışsa,  yeterince basiret gösteremiyorsa;  memleketi iyi yönetemiyor,  başarısız demektir! 

Ki yakında bir de  Telekomünikasyon’un   “özelleştirilmesi”  olayına tepkide  Tel-Sen grevleri başlayacak!  Doğrusu bu sendikalara  “keyfimizi kaçırmayın”  diyemiyoruz.  Çünkü onca çalışanın iş,  aş, maaş hakları çözülmeden   “özelleştirmelere”  girişmek başından beri yanlışın yanlışı olmuştur,  devam ediyor!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31