Bugün yine haftalardan bir tanesinin son günü,Cumartesi…

Kimisi sevmez hala çalışıyor,haftanın yorgunluğu üzerinde bir kamyon yükü gibi biriktiği için, kimisi ertesi gün de tatil olduğu için, hele Pazar piknik karışımı bir de deniz olursa, bayılır…

Elindekileri en iyi şekilde değerlendirirsen hem hayat güzelleşir hem de zamanı kaybetmiş olmazsın, yoksa geçen zaman hep aleyhine çalışır.

Cat Stevens dünyanın bir ucundan, tanınmış ülkenin tanınmamış bir köşesine gelip Şeyh Nazım’ın elini öpmüş.

Kapitalizmin babası sayılan kapitalin babası neden o kadar yolu  gelip el öper...

Hastane sahibi profesör olmuş bir doktor tanırım, estetik cerrah…

Hem de meşhur.

İsim mi?

Ne gerek var anlatacağım tipten çok var, Türkiye’de.

Çocuklarının okul ve işinin durumuna göre senenin belli dönemlerinde kalkar sıcacık evinden, konforlu koltuğundan 24 saatlik uçak ve bilmem kaç saatlik kara yolculuğu yaparak ta ABD’ye gider…

Ki el öpsün malum kişinin.

Yaşı kırk kusura gelmiş bir hastam vardı birkaç yıl önce.

Az buçuk sinir hastasıydı ayrıca.

Eşi yaşça ondan küçük, efendi mi efendi.

Bir fabrikanın bekçiliğini yapar.

Adamın geceleri mesaisi var, gündüzleri evde yatar.

Eşinin her muayeneye gelişinde o da gelip,”Hocam önce Allah sonra sen bizi bir çocuk sahibi yap” derdi.

Derdi, şimdi demez çünkü eşi doğum  yaptı bile hem de ikiz.

İki şeye sevindim.

Birincisi, olamaz dedikleri halde tedavimle gebe kaldı, ikincisi  kocasının hem girişte hem de çıkışta elimi öpmesinden kurtuldum.

Neden öper elimi bundan ne anlar bilemedim.

Önceleri çok direndim öpmesin diye, baktım olmayacak farıdım.

Kimisi elini öptürmekten hoşlanır kimisi öpmekten.

Gelelim dönen dolaplara.

Piyasanın geçerli olduğu kapitalizmde iş sahipleri yeni bir işe el atacaklarında bakarlar kâr var mı diye.

Bakarlar orada iş yapabilecekler mi yapamayacaklar mı.

Ondan sonra oturup ne kadar kâr getirisi var,yatırdığı parayı ne kadar zamanda katlayacak… Daha sonra işe koyulur.

Dün okuduk, DAÜ’de yumurtalar uçuştu.

Konuyu hepimiz biliyoruz.

Bir tarafta kendi öz varlığını artık yabancılara kaptırmamak için direnen yerli halk.

Diğer tarafta işgal zihniyetinin devamı için her tarafa sahip çıkmak isteyen kapital.

Kapitalin merkezinde ise faize haram, dünyevi işlere gereksiz diyen bir zat.

İster istemez düşünürüm…

Satış yapacağın halk sana, “buraya gelme sana iş vermeyiz” dediği halde neden yüzlerce okuluna bir tane daha ilave etmeye çalışır.

Sebep şu olabilir mi?

İslamiyet’e teslim olmayanların memleketlerinden uzaklaştırılması…

Olabilir tabi..

Ne yapmak lazım.

Pasif direniş yapıp arabalarımıza nereli olduğumuzu belirten kağıtlar mı asalım yoksa Kıbrıslılar olarak İngiliz’e “beraberce” yapamadıklarımızı şimdi birleşip de yapalım.

Ne dersiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31