Kıbrıs Adası üzerinde ister iki halk ister iki toplum olduğumuzu düşünelim…

Gelin, önce Rum toplumunu ele alalım…

Markos Kiprianu… Evet, bu adam Mari’deki cephanelerin patlaması sonrası bakanlıktan istifa etti ama siyasi sahneden ve toplumuna hizmetten geri adım atmış olmadığını biliyoruz…

Çok ama çok iyi bir akademik eğitim aldı. Önemli mi akademik eğitim? Evet, çok önemli…

Ardından, diplomasi içerisinde çok iyi pişti. Pişirildi… Zaten babasının (Spiros amca–eski cumhurbaşkanı–merhum) tecrübesinden faydalanmıştı muhakkak; bir de Avrupa Birliği Komisyonu’nda senelerce en üstlerde görevler yaptı…

Markos kardeş gibi Rumların sayısı “100”lerle ifade edilir… Yani, binli rakamlardadır…

Bir de bize bakalım…

10’lu rakamlarla ifade edebileceğimiz sayıda “çok iyi akademik eğitim” almış gençlerimiz var mı?

Vardır.

Nerededirler?

Ya UBP’nin ya da CTP’nin bir şekilde kurbanı olmuş durumdadırlar. Bir kaç bin TL’ye, siyasi atama kompleksli müdürlerin, daha kompleksli siyasi atama müsteşarların, her şeyi bildiğini sanan siyasetçilerin kesinlikle kurbanı olmuş durumdadırlar. Eziktirler… Çok çok çok iyi yetişmiş olsalar bile; 1964 8 Ağustos model, yani aşırı derecede geri kalmış, bilgisayar kullanmasını dahi bilmeyen; bilgisayarı “ekranı olan daktilo” sanan “şark” politikacılarının yanında; garibanlaştırılmışlardırlar…

Çoğu da zaten bu ülkeden çoktan kaçmış durumdadır.

Kendi üniversitelerimizden yetişen öğrenciler mi?

Bologna süreci dışında kaldığımız sürece; çok iyi olsa bile üniversitelerimiz; diplomaları, “tasdik gerektiren” veya akademik dille söylersek; “akrediteye ihtiyacı bulunan” kağıttan öteye zor gider! Gitmez demiyorum. Gider ama çok fazla itmek gerekir.

Binli rakamlarda Kıbrıslı Rum, AB kurumlarında görev yapmaktadır.

Aynı kurumlarda görev yapan Kıbrıslı Türk sayısı ise bir elin parmakları kadardır.

Dünyanın birçok ülkesindeki “Kıbrıs Cumhuriyeti Büyükelçilikleri”nde yine binli rakamlarda Rum görev yaparken; Kıbrıslı Türk sayısı sıfırdır. Ya da “KKTC Temsilciliği” adıyla ticari şirket olarak tescil edilmiş yerlerde çalışan ama diplomatik tecrübe edinme şansı “TC Büyükelçiliği”ne kadar olanlarımız bulunabilmektedir.

Çözümsüzlük devam ettiği sürece; Türkiye’ye bağımlılık her alanda kaçınılmaz olacaktır.

Doğal asimilasyon da mutlaktır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31