Poliste verdiği ifade mahkemede okundu. ''Çocuğa iki kez tecavüz ettim, birine söylememesi için de öldüresiye dövdüm... Ölmediğini görünce de yüzüne yastığı bastırıp, boğdum'' Mustafa babasından şiddet görmemiş aynı zamanda tecavüze uğramış. 23 Nisan etkinliklerinin yer aldığı gazetelerde bu haberde vardı. Mustafa’nın ölüm sebebi babasının korkusuydu. Babası yaptığından utanması gerekirken, duyulmasından korktu, hayret verici. Kendi öz evladına karşı zerre utanç duymayan baba, duyulursa korkusuyla evladının canına kıydı. Vahşice. Muhtemel iki seçenek.…. Kim bilir nelere maruz kaldı da konuşamadı. Veya konuştu, kimse inanmadı. Görmek ve duymak istemediklerimiz karşısında toplum olarak ya duymazdan geliriz yada inanmayız.

Susan kaç çocuk ve kadın var? Sesini duyuramayan, sinmiş ve kaderine razı gelmiş, getirilmiş kaç çocuk var? Bunu sormak lazım. Okullardan sivil toplum örgütlerine kadar tüm kurum ve kuruluşların istismarı engelleyecek adımlar atması beklentisindeyim. Bireysel olarak değil de, topluluk olarak tepki göstermek çok yerinde olacaktır. İstismarın her türlüsüne karşı önlemler alınırken, bugüne kadar buna maruz kalmış çocukların devlet güvencesi içeren tedavi merkezlerinde topluma kazandırmayı ihmal etmemeliyiz. Buna maruz kalan çocukların mutlaka yardıma ihtiyacı var, ama bunu yapanların kesinlikle cezaları ile birlikte TEDAVİ edilmeleri sağlanmalıdır. Mustafa’nın babası ensest ilişki yaşamaktan nasıl kendini alamadıysa ve bunun sonucu Mustafa’ya ölüm getirdiyse…… Bunun adı hastalıktan başka bir şey olamaz. Ancak tedavi ile aşılabileceğini düşünüyorum. Tedavi olayının da suiistimal edilmemesi için mahkemelerce verilen cezaları da uygulamak gerekir. Baldızına tecavüz eden enişte olayını unuttuk çoktan. Toplumsal hafızamızın zayıflığı ortada. Aynı olayları yaşıyor ve her defasında kınıyoruz fakat son veremiyoruz.

Mustafa olayında mahkemenin vereceği karar tarihi olacaktır. Emsal teşkil edecektir. Bu yüzden saygıdeğer yargıçlarımızın, toplumu sarsan bu olay karşısında en uygun kararı vereceğine inanıyorum. Toplum olarak yaşanan bu acı olayların SON bulması için, el ele mücadele vermeliyiz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti ancak o yılanın büyümesine zemin hazırlar. Zehri elbet bir gün gelir dokunur. Unutmayalım ki, 23 Nisan Mustafa ve Mustafa gibi çocuklara da armağan edilmiştir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5