Televizyonun birinde İstanbul’da bir belediye otobüsündeki yolcuların neredeyse tümüne,”Mevsimler nasıl oluşuyor? diye soruldu…

Aralarında en mantıklı cevabı veren, “Cenabı Allahın işi” dedi…

***

“Koca yaz geçti güneşin batışını göremedim” diyerek bu hafta değişiklik yaparak işten erken çıktım.

Birinci gün Bakırköy’e gittim.

Yolların ıssızlaştığı bir saate arabaya doğru dönerken yol ortasında gördüğüm boş pet şişeye ayağımla vurdum.

Çoğumuz yaparız bu hareketi.

Sen misin yapan…

Nerden çıktığını bilmediğim bir tip, bildiğim bilmediğim ne kadar küfür varsa sıralamaya başladı.

Meğer şişeden çıkan sesle hem kendisi hem de yanındaki bayan ürkmüş.

Kavgaya davet etti beni.

Prensibim kaçmak.

Kaçtım da, çünkü üstün de gelsen yediğin tokat yanına kalır…

Bir gün sonra… Unkapanı köprüsünde fotoğraf çekiyorum.

Acı fren yapan araba sesi ve asfaltta sürtünmekten yanmış lastik kokusu duydum.

Durdum.

Gördüm,yolun en kenarında (kaldırım seyyar arabası geçecek kadar geniş değildi ) “iş yerine” gitmek için pilav arabasını iki büklüm süren adama, yolun en sağından, çok süratli gelen araba çarpıyordu.

Sürücü son anda fark ederek fren yaptı.

Ama fren yapan adam arabanın kapısını açık bırakarak, birkaç kuruş peşinde koşan çelimsiz pilavcıya küfürler savurarak saldırdı ve boynunu sıkmaya başladı.

Elimde makine ona bakan beni fark etti.

Fotoğrafını çekeceğim korkusuyla bana saldırdı.

Hem de ne küfürler.

Suçum bakmaktı sadece.

Neyse yeni küfürler öğrenerek yara bere almadan ve de sayemde pilavcı kurtularak yoluma devam ettim

Dün…

Yani Pazar.

Fotoğraf grubu ile bu sefer Sarıyer’e gittik.

Ne de güzel bir hava ile başlamıştık güne.

İskele’de sandallar, tekneler…

Denizde balıkçılar havada martılar.

Deniz ile sevişen bulutlarla güneş.

Tam bir sonbahardı dün.

Herkesin relaks olması gereken saatlerde, yani sabahın erken saatlerinde.

Güneş henüz kavurmaya başlamadan.

Güvercinler uçuşup, kediler kendilerine gelirlerken.

Güzellikleri kaçırmayalım diye asıldık deklanşörlere.

Meğer teknenin birinde adamın birini de çekmiş bizlerden birisi.

“ Niye çekiyorsunuz ulan. O günler geçti artık çekemezsiniz, ananızı” diyerek başladı birkaç gündür aşina olduğum küfürlere.

Ne olduğunu anlayamadık.

Kaçtık yine.

AB’yi sollamış ha bire puanı yükseltilen…

Üstelik Kıbrıs’ın denizlerine Piri Reis’i göndermiş yakında petrol bile çıkartabilecek geleceğin petrol ihraç eden zengini olacak bir ülkenin insanlarına ne olmuştu?.

Düşündüm düşündüm nasıl oluyor da oluyor bilemedim.

Ve canım sıkıldı.

Ve moralim bozuldu.

Tam keyfim sıfırlanacaktı ki haberi gördüm.

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Derviş Eroğlu'nun BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’a  ilettiği yeni öneri için, ''Bu çok yapıcı bir öneri, biz Türkiye Cumhuriyeti olarak bu öneriyi destekliyoruz” dedi…

Demek ki DE kendi düşünüp öneri bile sunabiliyor ve bu önerileri gazetelerden pkuyan Ahmet Davutoğlu benimsiyor.

Keyfim yerine geldi.

***

Bir ülkede otobüs yolcularına sormuşlar, “Ay tutulması nasıl olur?”

En doğru cevabı veren,” Ananı” demiş…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31