Dedem balıkçıydı…

Babam bir ara balıkçılık yapmıştı.

Nenem balıkçı eşiydi, annem de öyle.

Dradadan çıkan balıkların bir kısmı çalışanlara verilirdi.

Eve çok gelirdi…

O zamanlar öyleydi şimdi bilmem.

O yüzden balığı severim.

Nerde bir balıkçı görsem sarılasım gelir…

Nerde bir balık görsem de durup bakarım.

Kocaman alışveriş merkezidir, ismi lazım değil bir yer.

Ne ararsan var orada.

Gittim mi önce balık bölümüne gider bakarım.

Çıkarken de yine gider değişik bir balık var mı diye tekrar bakarım.

Balığa merakım ondandır.

Yalusa balıkçıları şikâyet ettiler: Denize bırakılan kafesler ağlarımıza zarar verir.

Barbaros dayı vardı Omorfo ve Mağusa’dakiler hatırlayacaklar.

“Taaaaaze balık var” diye bağırırdı.

Çınlardı ortalık.

O da akrabam olurdu…

Kıbrıs’ta balık çoktu.

Lokantalarında balık yok diye bir şikâyete hiç tanık olmadım.

Şikâyet konusu sadece içkili ve balıklı oldu mu fiyatın katlanıyor olması.

Pazar günü İstanbul Boğaz’daydım.

Kireçburnu mevkiinde.

Balık sezonu açıldı mı beş altı balıkçı tekesi o boğazı tutarlar ve Karadeniz’den gelen balık sürülerini avlarlar.

Adeta koca boğazı ağları ile çevirirler.

Toz bırakmazlar Marmara’ya.

O gün daha çıkmayan tekneler vardı.

Ağları onarırlardı.

Fotoğraf çekmek başka olur, ağlarla haşır neşir olanları.

Sipka’nın bir fotoğrafı vardı Baf kalesinin önünde çekilmiş.

Kartpostaldı o.

Ağzında sigara, elinde ağ, tamir ederken.

Aynı fotoğrafı yıllardır aradım bulamadım.

Ağları tamir edenlere ondan koşuşum..

Konuştum onlarla.

-Nerelisin, diye sordular.

Kıbrıslı olduğumu söyledim.

İşi bırakıp bana döndüler.

-Abi biz Karpaz’a gittik dediler.

-Ne zaman diye sordum.

Yaz aylarında balık avlamaya gitmişler ve gittikleri tekneyi gösterdiler.

Tekne dediğim gemi gibi.

Ağları gördüm yolu kaplıyordu.

İzin alarak mı gittiniz diye soracak oldum…

-Ne fark eder ki abi, dedi… Orası da bizim değil mi?

 Bir adama baktım, bir de 1950’li yıllarda yanlışlıkla Antalya açıklarına giden babamın çalıştığı dradadakilerin Türk sahil güvenliği tarafından tutuklanmasını düşündüm.

Yalusa’daki balıkçılar ki aralarında kaç tane Kıbrıslı var bilmiyorum sepetlerden şikâyetçi oldular…

Ancak bir zamanların balık kaynayan sahillerindeki balıkların nasıl olup da ortadan kaybolduklarından söz etmediler.

Babam her balık dönüşü sepetlerle balık getirirdi…

Annemse ona, “gene balık be herif“derdi.

Nereden nereye geldik?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31