“Siz gazeteciler birazda bizi dinleyin. Bırakın bizi yönetenleri, onlar başka biz başka. Tok açın halinden anlar mı? Bir ana, baba evladını sokağa atar mı? Evladının kötülüğünü ister mi? Benim bildiğim istemez. Devlet de anaysa, babaysa bu halka sahip çıkacak. Sokağa atmayacak. Gidin bir çarşıya, esnafa, işçiye görün hallerini. Korkudan kapılarımızı açamıyoruz. Sokağa çıkamıyoruz. Ne olacak sonumuz, nereye gidiyoruz be evladım?”.

ADA TV’de sevgili Ümit Bahşi ile “Gündeme Bakış” programının sonuydu. Ayrılmak üzereydim. Telefonum çaldı. “Evladım ben Nezihe teyzen. Rica ediyorum, bir gün ziyaretime gel”. Ziyaret için söz verdim. Zaman geçti gidemedim. Tekrar aradı. Sende beni diğerleri gibi kandırdın dedi. Ve dün gittim. Eşi ve kendisi sigorta emeklisi. Nasıl geçim sıkıntısı yaşadıklarını anlattı. Aslında duyduklarım hiçte yabancı veya uzak olduğum olaylar değil. Her gün yaşanan, hemen herkesin, hepimizin yaşadığı karşılaştığı zorluklar. Keşke ülkede ekonomi adına yapılanların anlamı gerçekte yeniden yapılanma hatta daha iddialı bir yaklaşımla “Reform” olsa.

Atılan adımlar yapılanma, yenilenme ve düzelme eğilimi taşısa bir yere kadar anlayabilirim. Ama artık öyle bir noktaya gelindi ki Kıbrıs sorunu, ekonomik zorluklar, sağlık veya daha başka sıkıntılar günden güne yerini daha başka bir korkuya bıraktı. Bu korkunun adı “Can korkusu”.

Bir araştırma yapıldı. Araştırmayı yapan KADEM. 22 bin hane, 18 yaş üstü 3 bin 148 vatandaş. En önemli sorun sorusuna %48,9 oranı ile suç olayları ve güvensizlik cevabı verilmiş. Yani Nezihe teyzenin sorduğu gibi nereye gidiyoruz?

Elbette herkesin kendine göre sorunları var. Sorunlar önceliğine göre herkes için farklı anlamlar oluşturur. Ama can ve mal, güvenli bir yaşam en başta gelen insan hakkıdır. Bunu sağlamakta devlet otoritesinin en başta gelen görevidir.

Bugün yargı mekanizmasının içinde bulunan insanlar dahi artan suçlardan, yasaların ve cezaların yetersizliğinden, çağa güncellenmesinden söz ediyorsa, olayın boyuttu tahmin edilenden daha vahim demektir. Bu durumu düzeltecek olan elbette ben değilim. Bunları ülke gerçeklerine göre düzenleyecek olan yasa yapıcılardır. Benim bildiğim ise daha fazla zaman kaybedilmemesinin gerekliliğidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31