Hani derler ya son dönemlerde okuduğum en güzel kitap...

İzlediğim en etkileyici film...

İşte son dönemlerde okuduğum en etklieyici makalelerden biriydi, Tufan Erhürman’ın “Kıbrısı Türkler, Vesayet ve Droste Etkisi” başlıklı makalesi.

ADRES Kıbrıs’taki bu makaleyi mutlaka okuyun.

“Droste etkisi” tanımıyla ilk kez sanırım, üniversitede semiyotik dersindeki örneklerden birinde karşılaşmıştım.

Droste, aslında Flemenkçe bir kelime. 1900’lü yılların başında, Hollandalı bir kakao markasının adı. Tasarımda çok önceden kullanılmaya başlansa da teoriye yerleşmesi , 1970’li yıllara denk geliyor.

Özelliği ise, bir görüntünün içinde kendini tekrarlayan hep aynı ve daha küçük görüntülerin yerleştirilmesi.

Teknolojinin ilerlemesiyle tasarımcılar bunu 50 aynı resime kadar çıkarabilmişler.

Bunun en ünlü kullanımlarından biri de dünyaca ünlü Rock grubu Pink Floyd’un Ummaguna albümünün kapağı. Grup üyelerinin farklı poziyonlarda göründüğü ve arkalarında duvara asılı aynı resmi gösteren bir kapaktır, albüm kapağı.

Ancak bilindik Droste etkisinden farklı olarak, bu resimler içinde aynı resim tekrarlanırken, grup üyeleri de poziyon değiştiriler. Ama resim ve kompozisyon aynı resim olarak kalmaya devam eder.

Tufan Erhürman bu etkiyi anlatırken, bunu en az etkinin kendi nefes kesici özelliği kadar ustalıklı bir uyarlamayla Kıbrıslı Türkler’in durumu üzerinden okuyor.

Burada Droste kakaolarının başarısı, aslında yazarın da altını çizdiği, o sonsuzluğa düşme halini bir kakao üzerinden betimlemesi.

Bu Kıbrıslı Türkler’in de içinde bulunduğu duruma uyarlandığında,  her alanda kendini aynen tekrarlayan ve insanı sonsuzluğa düşüren türlü örnekler bulmak mümkün.

Ama bunları yakalamaya çalışırken büyük resimden kopmak ve uyuşmak da mümkün.

Erhürman, vesayet sorununa odaklanarak yaptığı değerlendirmesinde, buradaki vesayet sorununu resmediyor. “Resimde bir baba sağ elindeki fotoğrafa bakarken, sol eliyle küçük kızını elinden sıkı sıkı tutuyor. Kız koşmak için elini babasıninkinden koparmaya çalışıyor ama baba ısrarla bırakmıyor.”

Tabii ki babanın baktığı fotoğraf da aynı o anda çekilmiş bu fotoğraf oluyor.

Ve bu fotoğraf içindeki, “KKTC hükümeti- Kıbrıslı Türkler, siyasi partiler-parti üyeleri ve sempatizanlar, sendiakalar, dernekler- üyeleri, sonra aile” deyip, devam ediyor, fotoğraflar içindeki fotoğrafları sembolize etmeye.

Bugün kabul etmeliyiz ki, siyasi partilerden sendikalara kadar, her örgütün mevcut ortamda kendini yeniden değerlendirmesi şarttır.

Siyaset üretilirken, sahnede tekrarlanan aynılıklar ve aynı yüzler, örgütlenme yapıları, delege sistemleri ve üyelikler de birer birer  vesayet sorunun başka halleridir.

Ve buralarda eğer yeni şeyler söyleyeceksek, üreteceksek, kesinlikle küçük resmin diğer parçalarını da düşünebilmeliyiz.

Kıbrıs’ın kuzey’inde içinde bulunduğumuz sistemin çöküşü de aynen Droste etkisi üzerinden tanımlanabilir.

Erhürman’ın tarif ettiği sıraya sadık kalarak anlatacak olursak, büyük resim, Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik sürüdürülemezliği olsun.

Ondan küçük resimler de sırasıyla, siyaset, sivil toplum, güvenlik (polis) adalet, medya diye devam edebilir.

Yani aslında bir devlet olabilirlik mekazimasının bütün unsurları da çöken, sürdürülemeyen ya da gerçekte varolmayan bir yapının teker teker öğeleri olarak çöküyor. Hiç varolmamış konumuna sürükleniyor. Sürdürülemiyor.

Bugün yargının yeterince adil, hızlı ve güvenilir olarak çalışıp çalışmadığı sorgulanıyor.

Bugün polis ve güvenlik konularında yaşanan zaafiyetler gündelik hayatımızın önemli parçaları.

Bugün siyasi partiler, muhalefeti ve iktidarıyla güvenilirlik sınırını zorluyor.

Bugün sivil toplum ve medya, kitleler üzerinde güven erozyonu yaşıyor.

Yani sistem bir yerden çürümeye başlayınca, onu oluşturan bütün unsurlar da domino taşı gibi hep birlikte yıkılıyor.

Yani Ummaguna’da olduğu gibi, yer değiştirilse de kompoziyon ve resim aynı kalıyor.

Ve yine önemli olan, bu resimler içindeki resimleri farkedip, Droste etkisini yakalamak, ama büyük resme de odaklanabilmek.

Yani sisteme....

Yani vesayet sorunun aslında kendisine...

Ve tabii ki bunu yaparken de bu sistemin taşıyıcısı konumlarımızı, vesayeti çoğaltıcı tavırlarımızı da mutlaka gözden geçirmek.

Ve Droste etkisinin başımızı döndürüp, uyuşturarak yarattığı haspihaneden kurtulmak ve kendi farkındalığımız ı ele geçirmek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31