Tarihte Nihilzm, “ Toplumsal varlığı ortadan kalkmak üzere olan, tarihten silinmeye mahkûm sınıf ve katmanların, kendi ile birlikte, toplumu da yok etmeye yönelik, düşüncesi” diye tarif edilirdi. Özünde, düzene değil, farkında olmadan topluma karşı olmak anlamındadır. Ve gene tarihsel olarak kanıtlanmıştır ki bu eğilime mensup olmak için, ille de o sınıflardan gelmiş olmak gerekmemektedir. Bu tavrın mensupları, çoğu zaman “toplumda hakkettiği değeri bulamadığına” inanan, küçük burjuva okumuşlarıdır.

Bunun başlıca örneği, 20.yy başlarının Rus Narodnikleri’dir…

Bu tavrı, Anarşizm ile karıştırmamak lâzım… Anarşizm, devlete karşıdır… Marxizm de devlete karşıdır ama bunun, bugünden yarına ortadan kalkmasını değil, toplumsal ilerleme karşısında, bir gün “sönerek” ihtiyaç kalmayacak, bir düzenek olduğunu savunur. Devlet, elbette ki toplumda egemen olan sınıfın elindedir ve siyasi mücadele de bunun için yapılır! Devleti ele geçirip, “sönene” kadar, toplumun önünün açmak için… Oysa Anarşizm’e göre, devlet hemen iptal edilmesi gereken bir baskı aracıdır. Bundan dolayı, bizde “saldırganlık”la özdeşleştirilen ama aslında derin bir felsefi çözümlemenin ürünü olan anarşizm, “bireyin özgürlüğü” temeli üzerine oturtulur. Çünkü örgütsel disiplin de dahil olmak üzere, her türlü otoriteye, karşıdır. Anarşizm’in en önemli ideologları, Blanqui, Proudhon ve Bakunin’dir… Bu üç otoritenin en önemli karşıtı da Karl Marx’tır…

Oysa Nihilist’ler, deyim yerinde ise “batsın bu dünya” söylemi etrafında var olan kendi “aidiyetleri”ni oluşturup, o aidiyetin karşısında, bireyi “hiç” derekesine indirirler. Bunun sonucunda, tümü de kendilerine bir “adanmışlık” misyonu vehmedip, örneğin gidip “canlı bomba” olurlar. Her fırsatta kendi kendilerini ezdirmeyi, meselâ polisten dayak yemeyi, hapse düşmeyi, öldürülmeyi ve hele idam edilmeyi, bu “adanmışlık”ın bir gereği sayarlar. Böylesine “kendinden geçen” bir psikoloji, bunun karşılığında elbette bir vehim daha geliştirir: “Doğrunun tekeli bana aittir ve herkes bana uymalı, beni dinlemelidir…”

Oysa ne yazık ki hayatın gerçeği, bu tavır, toplum içinde esamesi okunan bir tavır olarak algılanmaz. Çünkü sadece bir “karşı çıkış”tır… Herkese, her şeye, her otoriteye… Hiçbir şeyin nasıl yapılacağına dair bir fikri olmayıp, sadece neyin olmaması gerektiğini söyler. Çoğu zaman, sebebini bile söylemeden…

Nihilizm’i kuramsallaştıran bir yazar olup olmadığını, doğrusu bilmiyorum. Ama en önemli karşıtının Lenin olduğunu biliriz. Çünkü daha çocukken, ağabeyi Alexandr Ulyanov daha 18 yaşında bu Narodnik’lerin peşine düşüp, çara suikast yapmaya kalkarak, asılmıştı. Yani bunun çıkmaz sokak olduğunu, Lenin daha çocukken öğrenmişti.

Dünyada, Anarşizm’in başarılı olduğu bir örneği, tarih henüz kaydetmedi. 1930’larda İspanya’da bir güç haline gelmişlerdi ama bir tarafta Franco’nun Falanjist’leri; beri yandan da Stalinci sekterizm, bunları yok etti… Galiba bir tek Barselona’da belediyeyi ele geçirebilmişlerdi. Barselona bilindiği gibi, Katalan milliyetçiliğinin de merkezidir!

Nihilizm’in ise zaten “başarmak” gibi bir kaygısı ve sorumluluk iddiası da yok! “Başarmamak” üzere dizayn edilmiş… Çünkü yok olmakta olduğunu sanıyor ve her şeyi yok etmeye uğraşıyor…

Nerden çıktı bu? Son zamanlarda bizde “devlet memuru” anarşistler türedi… Kara mizah gibi…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31