-Dağıldık, dedi Baf’ta tahsilim boyunca aynı sınıfta olduğum arkadaşım…

-Önce Baf’ın dışına, sonra Kıbrıs’ın değişik yerlerine, şimdi de dünyanın her yerine. Olân, Yeni Zelanda’da bile arkadaşımız var, dedi…

-Kim? Dedim…

-Cins.

Adı Aygün’dü…

Ama iz ona Cins derdik...

Kıbrıs’ta tutunamamış…

Önce Türkiye, sonra İngiltere, daha sonra birkaç dünya ülkesine gitmiş…

Sonunda Yeni Zelanda’da karar kılmış.

-Şimdi oradadır… Ne yaptığın bilmiyoruz ama neticede hayatını devam ettirebilmek için çoğu Kıbrıslı gibi burada değil.

                     ***

Gelmeden aramıştım arkadaşları toplanalım diye.

“Olur” demişlerdi.

Telefon trafiği ile Kıbrıs’ın her tarafına dağılmış arkadaşları aramışlar.

Omorfo, Girne, Lefkoşa, İksero, Gönyeli, Mağusa…

 -Kim varsa gelsin, dedik.

Kim varsa gelecekti.

Kim varsa, “geliriz” dediler.

En az yirmi kişi tahmin ediyorduk.

Toplanacağımız gün kızlar, “Çok geç kalırız, dönerken polis çevirir zor olur, başka zaman daha erken saate toplanalım, bu akşam için affedin” dediler.

Lokantada 10 kişilik yer ayırttık.

Akşam toplanma yerine gittiğimizde toplam beş kişi gelmişiz.

-Olsun, dedi işin organizasyonunda baş rol oynayan arkadaşım.

-Biz bunu ön görüşme sayalım, havalar düzelince, günler uzayınca, herkese daha yakın Lefkoşa’da, daha kapsamlı yaparız, dedi.

Sonra, “keyfimize bakalım” dedi,..

-Keyfimize bakalım, dedim.

Diğerleri de, “keyfimize bakalım” dediler.

Lokanta Aysegi’den biraz ötede deniz kıyısında bir yerdeydi.

Bir galif yaptılar, üstünü kapadılar oldu sana kışlık lokanta.

Muhtemelen yaz aylarında üstü açıktır oranın.

Lokanta sahibi Kıbrıslı…

Mezeleri Kıbrıs mezesi…

İçkileri, Kıbrıs içkisi de vardı ancak biz rakı içtik.

-Rakı Türkiye’ye ait değil dedi ziraatçı arkadaşımız…

Akdeniz havzasında içilen bir içkiymiş.

Her ülkede değişik adı varmış.

Rakı, Uzo, Metaksa, Mastika ve Arapların Arak’ı…

Zaten rakı Arak’tan gelmeymiş.

Ve rakıyı önce Araplar bulmuşlar…

Mezeler geldi.

Tek kişilik canlı müzik vardı..

Müzik de müzisyen de Kıbrıslı…

Müzisyen tanıdıktı…

“Yanayım” şarkısının da bestecisi, MÜDER’in başkanı Ayhan Başkal …

Dünyanın birçok ülkesinde çalınıyormuş şarkıları…

Ancak uğraş verdiği telif halklarında ne yazık ki yeteri kadar yol alınamamış.

O bakımdan burada bilhassa kültür bakanına görev düşmeli ve bu konuya eğilerek sanatçılarımıza destek vermeli…

Her neyse…

Bestekârımızla hem programından önce, hem de sonra oturup konuştuk.

O da sıkıntılıydı.

İşler iyi değil diyordu boş masaları göstererek.

Toplasan 20 kişi yoktu koskoca tesiste.

Hem müzisyenin ve çalışanların ücretleri hem de lokanta giderlerini düşündüm.

Kıbrıslı lokantacının da işi zordu.

Umarım başka bir yazımda arkadaşlarla neler konuşup, neler düşündüklerimizi aktaraırım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31