Kıbrıs’ta tarihin akışını etkileyen unutulmaz olayların 55’inci yıldönümünü idrak ediyoruz. 1958'de yoksul, ezilmiş, itilmiş ve kakılmış Kıbrıslı Türklerin sokaklarda İngiliz ve Yunan emperyalizmine karşı başlattığı yiğit direniş, Kıbrıs Türk insanının kimliğini kısa sürede “cemaat” statüsünden “halk” statüsüne taşıyacaktı. Kıbrıs’ta Rum halkı yanında bir de Türk halkının yaşamakta olduğu gerçeği, o olaylar sayesinde ilk kez dünyanın bilgisine gelmiş oluyordu. 1955 nisanından itibaren İngiliz koloni yönetimine karşı yürütülen “Yunanistan’a ilhak” amaçlı EOKA terör kampanyasına odaklanmış olan uluslararası toplum, kanla yıkanan Kıbrıs adasında haklarını arayan bir de Türk halkı bulunduğunu göremiyor ve anlayamıyordu. Kıbrıs’ta sadece Rum halkının yaşadığı, Türklerin ise Osmanlı mirası küçük bir azınlık olduğu sanılırdı. Dünyayı bu aymazlığından uyandıran, Türklerin işte 1958 ocak ayındaki o beklenmeyen cesur baş kaldırışı ve buna karşı koloni yönetiminin orantısız güç kullanarak Türklere karşı ada çapında gösterdiği şiddetti… 
   Kıbrıs bağlamında yıllardır süren karmaşa ve sıcak sürtüşmeler, 1955'in nisanında Rumlarla Yunanlıların EOKA terör örgütünü devreye koymasıyla en kanlı evresine girer.
   1955’in nisan ayında dağıtılan EOKA'nın "Grivas Diğenis" imzalı ilk duyurusunun özeti şuydu:
   "Amacımız ENOSİS. Hedefimiz ise önce sömürgeci İngiliz’ler, sonra da ENOSİS'in doğal engeli Türk’lerdir."
İngiliz’ler terörle bezdirilip kaçırılacaklar, Türk’ler ise her yöntem uygulanarak etnik temizlikten geçirileceklerdi.
   Adada kan gölleri oluşur... Her yan yangın yerine dönüşür… Amansız saldırıların hedef tahtası Kıbrıslı Türkler himayesiz ve yalnızdırlar. Ve ne kadar ilginçtir ki, o günlerin ortamında, Kıbrıs'ta olup bitenleri Türkiye'ye bile anlatamamanın burukluğu ve çaresizliği içindedirler.
   Ankara'da, Lozan Antlaşması’ndan sonra Kıbrıs'ı "İngiliz toprağı" olarak gören, Kıbrıs'la ilgilenmeyi Türk - İngiliz dostluğuna ve uluslararası hukuka aykırı sayan politikacılar vardır.
   Bin bir türlü engeli ve sıkıntıyı aşarak 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı törenlerine katılabilmek için anavatan başkenti Ankara’ya giden öğrenci atletlerimizin atlas torba içinde götürdüğü Kıbrıs toprağını "İngiliz'indir, alamam" diye reddeden ve bunu diplomasinin gereği sayan yöneticilere tanık olunur. Gelgelelim, o sırada Yunanistan dostluk-mostluk dinlenmeden ve uluslararası hukuku zerrece dikkate almadan, Megali İdea’nın doyumsuzluğuyla Kıbrıs'ın tümünü yutmak üzeredir.
   İngiliz; işsiz, yoksul ve geleceksiz binlerce Türk gencini "komando" ve "geçici polis" adı altında silah altına almakta, onları Rum teröristlerin üstüne saldırtmakta, iki halkın kan davasını inadına körüklemektedir.
Yaşanan o dehşetli gelişmelerin gelip dayandığı nokta; İngilizlerin EOKA terörü önünde havlu atacaklarını, egemen askeri üsler karşılığında ve sözde bir bağımsızlık kombinezonu altında Yunan egemenliğinin adayı yutmasına yeşil ışık yakacaklarını gösteriyordu. Zaten Yunanistan’ı da Osmanlı İmparatorluğu’ndan kopardıkları topraklar üzerinde kuran İngilizler değil miydi?
   27 - 28 Ocak 1958 ayaklanması işte bu karanlık tablonun içinde başlar. İngiltere’nin taksim tezini kabul ettiğine dair söylentilerin yayılması, liseli gençlerin olağan sokak gösterilerine ocak ayının sonunda bir başka coşku katmıştı. İngilizler bu söylentilerin asla gerçek olmadığını şiddet kullanarak kanıtlayacaklardı. Lefkoşa’da liseli gençlerin “ya taksim, ya ölüm” sloganı altında yaptıkları sokak gösterilerine silahla ve zırhlı araçlarını insanların üzerine sürerek karşılık verirler. Böylece, acımasız emperyalizm, olayların ada çapında toplumsal bir isyana dönüşmesinin fitilini ateşler.
Bu öyle bir isyandı ki, kutsallığı özünde taşır… Türkiye'nin ve Türkiye üzerinden tüm dünyanın ilgisini çeken, uluslararası kamuoyunun dikkatini Kıbrıs’a yönelten bir isyan…  Yok sayılan Kıbrıslı Türk’ler, varlıklarını fark ettirirler. Dünyanın izleyen gözleri önünde asimilasyona karşı örgütlü bir siyaset ve direniş başlatırlar. İki yıl sonra Londra ve Zürih Antlaşmalarıyla oluşturulacak olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurucu eşit ortaklığına doğru yol almaya başlamaları, direnişin getirdiği sonuçtu.
1958, isyan eden şahinlerin yılıydı. Şahinler yılını kan ve can pahasına yaratan 58 kuşağının önünde saygıyla eğilelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5