Memlekette “kan gövdeyi götürüyor”! Elektrik, su, kendi çocuğunun ırzına geçip katleden manyak, Downer, “Temmuza kadar” meseleleri yetmezmiş gibi şimdi bir de Cemal Başkan Meselesi var… Lefkoşa Türk Belediyesi’nde çalışanların maaşlarını ödeyemeyen başkanın, sömürge zamanında bile uygulanmayan bir yasa maddesi dolayısıyla görevden alınacağı söyleniyor! Tabii burada meselenin asıl püf noktası, başkan ile hükümetin aynı partiye mensup olması! Normalde, partisi adamına sahip çıkar! Oysa söylenti o ki Lefkoşa Belediye Başkanı’na bu oyunu oynayan, kendi parti içi çekişmeleri nedeniyle, kendi partisinden birileri… Olur mu?

Bakın size bir eski hikâye anlatayım… Sonra olurunu olmazını tartışalım:

Çil Osman Olayı’nı biliyor musunuz? Hazret Kıbrıs’a vali olmak için, rüşvette kantarın topuzunu kaçırmış, bir de gelip bakmış ki adadaki vergi mükellefi, nerden baksan 11 bin kişi… Bunun bin kese altına ihtiyacı var!  O devirde de adada, zenginler 30 kuruş, orta halliler 20 kuruş, fakir fukara da 10 kuruş vergi veriyor. Yanlış bilmezsem 100 kuruş bir lira ediyor, bin lira da bir kese… Hadi topla bakalım o parayı da görelim… Adada, gâvuru müslümanı  “Yapma etme, yok bu millette öyle para, kime sordun da o kadar rüşvet verdin? Bu nasıl hesap? Deli mi oldun? Bu adanın kendi etmez kadar o parayı! Ne vergisi?” dese de tutmuş İstanbul’dan habersiz, ek vergiler koymuş. Piskoposları da sarayda oturmaya mecbur etmiş ki olmaya da kaçıp İstanbul’a gider de durumu anlatırlar! Mesele çok çetrefillidir ama ben kestirme gideceğim! Kıbrıslılar bu meseleyi çözdü…  Çil Osman ve 18 adamını öldürüp, hazinesini de soydular… İstanbul’dan meseleyi araştırmaya gönderilen iki yetkiliye de gerekli rüşvetleri verip, Rumlar 14 kuruş, Türkler ise 7 kuruş vergi’ye anlaştılar! O kadar… Olan, Çil Osman’a oldu…

Rumlar, vergilerini öderken; bizim Türkler, “biz Türküz, vergi mergi vermeyiz” diyerek,  Mesarya’da tahsildarların canına kastettiler… Yetmedi, dönüp isyan da çıkardılar… İlle vergiyi bedavaya getirecekler… Osmanlı iki tümen asker gönderip, isyanı bastırdı… Baktı ki kimi gönderse başa çıkamıyor, başımıza Kıbrıslı bir vali atadı: Klâvyalı Oduncu Kör Bâki… Bu ayrı bir melânet destanıdır ki yazsam yer yetmez… Sonucunda iki isyan ve iki tümen daha asker… Bunun masraflarını gerçi başpiskoposluk ödedi, Osmanlı’nın cebinden para çıkmadı ama, işe bakın… Valinin hesap bilmemesi, Osmanlı’ya 3 isyan ve 4 tümen askere mal oldu… Oduncu Kör Baki de durduğu yerde vali atandı… Yıl, 1745 idi galiba…

Şimdi bu meselenin bir başına bakın bir de sonuna! İler tutar yanı var mı?

Ben bunu neyin üzerine getirecektim? Bu memleketin entrikası, Bizans sarayını aşalı, nerede ise bin yıl oluyor… Beş yüzünde biz de buradaydık…

“Hükümet ne olacak”tan tutun; “Temmuz’dan önce” çözüm’e kadar gelin… Cemal Başkan’ın başına gelenleri de kapak yapın…

Mana mantık aramayın! Vardır ama iki yüz sene sonra anlaşılır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31