Önce generaller, sonra gazeteciler.

 

Şimdi de taraftar sayısının 30 milyonu bulduğu iddia edilen Türkiye’nin en büyük takımının efsanevi başkanı gözaltında.

 

Türk yargısı büyük operasyonlarına aralıksız şekilde devam ediyor.

 

Operasyonlar çok büyük, iddialar bir o kadar da ciddi. Çünkü ne Aziz Yıldırım sıradan bir başkan, ne de Fenerbahçe sıradan bir spor kulübü.

 

Taraftarın gözünde Fenerbahçe sanki bir Cumhuriyet, Aziz Yıldırım da bu cumhuriyetin cumhurbaşkanı benzetmesiyle gönüllerde yer edinen büyük ve efsanevi bir başkan.  

 

Futbolla yatan, futbolla kalkan Türk halkı, bu soruşturmaların ardından öyle bir şaşkınlık yaşadı ki, şu an ülke genelinde ne Meclis’te yemin etmeyen milletvekilleri konuşuluyor, ne de değişecek olan anayasa.

 

Şu an ülkenin tek gündemi var, o da futbolda şike ve Fenerbahçe.

 

Emniyetin uzun soluklu takibinin ardından, gelinen noktada ise söz hakkı artık bağımsız Türk Yargı’sının.  

 

Gözaltına alınan kişi sayısı arttıkça, verilen ifadelere de bağlı olarak şike soruşturması daha da derinleşeceğe benziyor. Bir kere ok yaydan çıktı, şike soruşturmasında çok can yanacağa benziyor.

 

Federasyonun vereceği kararın ardından Fenerbahçe’nin şampiyonluğu elinden alınır mı, yoksa ligden düşürülür mü bilinmez ama şikesiz bir lig için artık düğmeye basıldı.

 

Lakin teşviksiz, şikesiz bir lig isteniyorsa Fenerbahçe’nin ve diğer takımların da geçmişteki diğer maçları ve şampiyonlukları da mercek altına alınmalıdır.

 

Şuan için herkes Fenerbahçe’nin şikeyle kazandığı şampiyonluğu konuşuyor.

 

Fakat Fenerbahçe’nin 2005-2006 ve 2009-2010 sezonlarında son haftada kaybettiği iki şampiyonluğu ise kimse ağzına bile almıyor.

 

O sezonlarda ne şike gündeme geldi ne de teşvik iddiaları. O dönemler konuşulan tek şey sosyal medyada geyik muhabbetine dönüşmüş olan Fenerbahçe’nin son dakikalarda kaybettiği şampiyonluklar oldu.

 

2005-2006 ve 2009-2010 sezonlarındaki bu kaybedilmiş şampiyonlukların arkasında da şike ve teşvik primleri var mıydı acaba?

 

Geçmişe yönelik araştırma yapılır da o dönemlerde de şike ve teşvik suçunun başka kulüplerce işlendiği ortaya çıkacak olursa geçmişe yönelik nasıl bir karar alınacak?

 

O dönemlerde görev yapan yöneticiler nasıl cezalandırılacak, kulüplere yönelik federasyon nasıl bir karar alacak?

 

Kulüplerin geçmişte elde ettikleri haksız şampiyonluklar ve hakkı yendiği için küme düşen takımların mağduriyetleri ne olacak?

 

Şike maçlara bu denli bulaştı ise, kulüplerin borsadaki işlemlerine ilişkin nasıl bir iddianame hazırlanacak?

 

Bu şike ve iddiaların bahislere de bulaşabileceği düşünüldüğünde soruşturmalar nereye ve kimlere kadar gidecek?

 

Dünü, bugünü şikelerle dolu bir futbol tarihimizin varlığı ortaya çıkacak olursa UEFA’nın Türkiye’ye ve Türk Futbolu’na bakışı nasıl ve hangi yönde olacak?

 

Söz hakkı artık bağımsız yargıda ve futbol federasyonunda.

 

Bekleyip görmek gerek

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31