Burası ülkenin başkenti… 4000 yıllık bilinen tarihi olan Lefkoşa, geçmişinin hiçbir döneminde bu kadar kirlenmedi…

   Lefkoşa zaten oldum olasıya temiz bir kent değildi. Kirleten kirletene, çok talihsiz bir durumu vardı… Grevler ise bu geleneksel kirliliğe daha bir tuz–biber ekti.

   Arka arkaya gelen belediye grevleri, başkente en çok da kirlenme açısından darbesini vurdu. İlk grevde günlerce toplanmayan çöplerin başkente yaydığı kirlilik daha temizlenmeden ikinci grev dalgası geldi. Daha önce yayılmış olan kirlenmenin yanına bir kat da ikinci grevin kirleri eklendi.  

   Çöp yığınları elbet gün gele toplanacak… Ama kentin kıyısına bucağına bu yığınlardan yayılan pisliklerin toplanması o kadar da kolay olmayacak… Kenti kıyı bucak temizleyebilecek ruh da yok, ekipler de yok…

     *       *       *   

   Ben özellikle başkentteki sağlık kurumlarının, hastanelerin, kliniklerin yanından geçerken iliklerime dek ürperdim. Tıbbi atıklar bile bu kurumların civarında yığıldıkça yığılmakta… Hiçbir uygar ülkede izin verilemeyecek bu durum, halk sağlığının ne denli hafife alındığın göstergesi. “Tıbbi atık” dediğimiz, anında kaldırılmayı ve imha edilmeyi gerektiren en sakıncalı çöplerdir. Çünkü bunlar ölümcül salgınların ve hastalıkların kaynağıdır. 

   Günler boyu süren Lefkoşa belediye grevi, ne büyük bir yönetim boşluğu içinde bulunduğumuzu en karamsar duygularla bizlere yeniden duyumsattı. Başkent Lefkoşa’da çöp tepeleri oluşurken ve her yan kirlendikçe kirlenirken her şeyi oluruna bırakan bir vurdumduymazlıkla yüzleştik. Uzlaşıyı getirecek, halkın ve ülkenin yüce çıkarlarını gözeten adımları atması gerekenler köşelerine çekilip “dur bakalım ne olacak” moduna girdiler.

   Daha da kötüsü, ülkede her şey güllük gülistanlıkmış gibi ve kendi resmi makam mekânları bile çöp yığınlarının gittikçe yoğunlaşan kuşatması altına girerken; yöneticilerimiz hem yurt dışı ve hem de yurt içi gezilerde keyiflerince dolaşıp durdular, nutuklar attılar, etrafa gülücükler saçtılar…Temel görevlerinin başkenti sarmalına alan bu tehlikeli kirlenmeyle ilgilenmek olduğunu unutarak!..

     *      *      *

   Çevre ve sağlık örgütlerimizin kayıtsızlığı da bir başka rahatsızlık nedenimiz. Mutasavver petrol dolum tesisi hayaline odaklanan çevre ve sağlık örgütlerimiz, bu bağlamda şov üstüne şov yaparken, Karpaz sahillerinde büyük katılımlı, büyük söylemli piknikler düzenlerken, Lefkoşa’yı pislik götürüyordu…

   Mutasavver projelere odaklananlar başkentin somut gerçeklerine gözlerini kapattılar. Bu bağlamda tek bir bildiri bile yayımlamadılar.

   Karpaz’a petrol dolum tesisi inşa edilebileceğine ben hiç inanmadım. Ortada elle tutulur bir proje bile yok. İşte öyle bir düşünce ortaya atıldı, nabızlar yoklandı ama kararlılıkla bu düşüncenin peşinden gidilmedi. Çevrecilerimiz ve sağlıkçılarımız ise varlıklarını duyumsatabilme adına hayal aşamasındaki bu olay için bir kaşık suda fırtına kopardılar. Bu konuyu ülkenin tek meselesi haline getirdiler.

   Oysa ortada ciddiyetle ilgilenilmesi gereken çok somut bir gerçek var. Lefkoşa’nın tarihinde görülmemiş biçimde kirlenmesi gerçeği… Bu konuda neden suskun kalmayı yeğlediler?.. Petrol dolum tesisinin kurulacağı öne sürülen Karpaz mekânı orada tertemiz ve bakir duruyor ama, şu Lefkoşa’nın haline bakınız…

   Çevreci ve sağlıkçı örgütlerimizin duyarsız kaldıkları bir başka somut gerçeğimiz de antik Girne Limanı’nın gittikçe tükenmekte olması… Bizim nesle emanet edilen bu dünya kültür mirası çürütüldü, yozlaştırıldı, kokuşturuldu. Emanet, her gün biraz daha fazla ellerimizden kayıp gitmekte… Ama bu konuda da çevreci ve sağlıkçı örgütlerimizden tık yok… Onlar için güncel ve vazgeçilmez konu, hayalini ufukta bile göremediğimiz mutasavver petrol dolum tesisi!.. Olamaz böyle bir şey!..   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31