Kıbrıs Türkü’nün tarihi lideri, KKTC’nin kurucu ve ilk Cumhurbaşkanı
Denktaş’ın ölümü ister istemez ölüm yaşam,
‘var’ ve ‘yok olmak’ üzerinde düşünmeme yol açtı.
Ölüm canlıların hayatlarının kesin olarak bitmesi diye açıklanıyor.
Bir anlamda yokluk hali.
Yaşam var olmakla, hayatla ilgili…
Yaşamı boyunca her zaman sokakta, meydanda ,
şaşırtıcı derecede halkın arasında var olan Denktaş şoförsüz ve korunmasız
arabasında Lefkoşa’dan Girne’ye giderken otostop çeken birkaç genci arabasına alıp
onları gidecekleri yere kadar bırakırdı.
Tabii yol boyunca da iyi bir Kıbrıs tarihi özeti yapardı.
Veya onu tek başına lale tarlalarında fotoğraf çekerken, kahvede sohbet ederken,
açılış konuşmasına erkenden gitmiş davetlilerle şakalaşırken... gördük.

Bir keresinde sormuşlar ;
“Cumhurbaşkanım böyle buralarda tek başınıza, koruma olmadan! Olur mu?”
O da demiş ki,
“işte benim korumam sizlersiniz/sevenlerim/beni düşünenler. Bundan daha iyi koruma mı olur?”
Bu yaşam tarzı onun halkla olan ilişkilerini canlı tuttu. Daha da önemlisi ona var etti. Hepimizin hayatında, sohbetinde, ziyaretinde, alışverişinde, albümünde, hatta otostopunda o vardı.

Sonra hastalandı. Hastanede kaldı. Çıktı. Yine girdi.
Derken acı haber geldi. Ölmüştü!
Yani artık yok muydu?
Yoo. Vardı. Yok olmadı.
Birden tüm gazeteler, radyo ve televizyon kanalları ondan söz etmeye başladı.
Hatta İngiltere ve Türkiye medyası bile ona büyük yer ayırdı.
Mecliste, toplantılarda BM’de yaptığı konuşmalar tekrardan yayınlandı.
Telefonlar, ‘facebook’ neredeyse tüm hafta onun için çalıştı.
Herkes ondan söz etti, onu izledi.
Hatta ‘billboardlar’da,
manşetlerdeydi.
Doğumu, ailesi, eğitimi, ilkeleri tekrardan anlatıldı,
üzerine yorumlar yapıldı.
Belki de son 6 yılda Denktaş medyada ve gündemimizde
bu derece yoğun bir şekilde yer almamıştı.
Sesi radyoda, görüntüsü televizyonda, hayatı da sohbetlerimizdeydi.
Hayatımın hiçbir evresinde Onu bu derece yoğun hissetmemiştim.

Öldükten sonra bu kadar çok ‘var olmak’ ironik değil mi?
Beden yok ama görüntüsü, sesi, yaşam öyküsü eskisinden de fazla var!
Demek ölüm yok olmak demek değildir.
Ancak Denktaş’ın ölümü bir ironiği daha yarattı.
Bu kadar çok halkın ve günlük hayatın içinde yaşayan bir liderin
Cenaze töreni halkla beraber ama halktan uzak gerçekleşti.
En azından TV’ye yansıyan görüntüler öyleydi.
Önde hep Türkiye’den gelen takım elbiseli liderler
Sonra Kıbrıslı politikacılar, ailesi ve ona en uzakta da halk vardı.
Tabii bu cenaze törenini hazırlayanların kurgusuydu.

Ölüm oldukça karmaşık bir durum olsa gerek.
Güç ve güçsüzlüğün farklı biçimlerde tekrardan var oluşun bir biçimi.
İçinde yok olmak kadar var olmak da var.
Yaşam ise ona hiç girmeyelim O tam bir karmaşa.
Bu kompleks, zor , sıkıcı, kışkırtıcı, heyecan verici kısa süreçte hepimize bol şanslar…

İyi günler

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31