Mısır’ın başkenti Kahire’de insanlar yollarda, meydanlarda yaralandı.
Birçok insan öldü! Yerlerde sürüklendi ve biz o yere düşen tekme yiyen insanları
evimizdeki televizyonlardan –canlı yayınlarda- izliyoruz.
Hele bir de internetteki görüntüler var ki...!

Sokaklarda, herkesin gözü önünde süren bu çatışmalarda
toplam kaç kişinin canını kaybettiği net olarak bilinmiyor.
Mısır’ın resmi kayıtları sayıyı az tutarken
Reuters sayının hergün arttığını söylüyor.
Mısırlılar değişim için, yeni bir düzen için
gözler, kameralar önünde ölüyorlar.

Liderler, başkanlar, tarih bize hep bunu söyledi zaten.
Daha iyi bir yaşam için,
özgürlük için ölüm gerekebilir.
Galiba Mısır'da da olan şu anda budur.
Daha iyi bir yaşamın ölümle yaratılabileceğine inanılıyor.
Ölümün ne yaratabileceği konusunda net bir fikrim yok!

Ancak yaşarken ölü gibi hissedenlerin fizksel ölümden korkmadığını ve
ölümün bir şekilde yaşamı sorgulatan bir yanı olduğunu düşünüyorum.
Bazı ölüler geride bıraktıkları sözlerle, melodilerle bize can katarlar.
Nasıl yaşanması gerektiği ölümü duyduğumuz anda akla gelen ilk şeylerden biri olur.
Ama kimin ölü kimin canlı olduğu her zaman pek de net değildir.
Kısacası ölüm ve yaşamın ilginç bir ilişkisi vardır.

Kral TV’de Vj’lik yapmış, çeşitli dizilerde rol almış,
Sihirli Annem’de çocukların kahramanı haline dönüşmüş
en çok ilgiyi de yarışmacı olarak katıldığı
Yok Böyle Dans Yarışması'nda yakalamış olan
Defne Joy Foster’in ölümü de
nasıl yaşamalıyız,
anne, eş, arkadaşlıklar nasıl olmalı
cenazede en çok kim ağlamalı
acı nasıl çekilmeli,
aslım hastalığı nedir?
gibi yaşama dair konuların tanımlarının
tekrar tekrar yapılmasına, sorgulanmasına yol açtı.
Bu ölümle beraber sorulmaya başlanan temel soru,
İyi/güzel bir hayatın nasıl yaşanması gerektiğiydi.

İzlediğim ve okuduğum tüm bu ölüm haberlerinden anladığım
Yaşamak kadar ölmenin de zor olduğuydu.
Evde ölümün, sokaktaki ölümden biraz daha fazla kafa karıştırıcı olabileceği ve
ayrıca bir kadının ölümünün
bir erkeğinkinden daha farklı olduğuydu.
Kadının eşini aldatma ihtimalinin çok ilgi çekici bir konu olduğu ve
o kadının ölümü hak ettiğini düşünen bir zihniyetin varlığıydı.

Ayrıca anladım ki, vatan için ölenlerin sayısı asla net olarak bilinmiyor,
İnsanlar birbirlerini meydanda da, kalabalıkta da, kameraların önünde de öldürebiliyor,
Ölüm hiç beklenmedik bir zamanda ve hiç unmadık bir yerde gerçekleşebiliyor
Televizyon, internet ve gazete ölümü farklı şekillerde tanımlıyor, gösteriyor....

Ve hala daha ne ölümle ne de yaşamla nasıl baş edeceğimizi bilmiyoruz!

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31