Elinde kâğıt koşarak geldi…

Bak dedi kapı gibi…

Neymiş o kapı gibi olan?

“Ateşkes” anlaşması…

Hani meşhur Çanakkale savaşları vardı…

On binler ölmüştü o çarpışmada…

Cephede birbirine kurşun sıkanlar ağaçların gövdelerini vurduklarını sanıyorlardı.

Attığı kurşunun bir kayaya çarpacağını, orada parçalanacağını, sonunda kimseye zarar vermeden kaybolup gideceğini düşünülüyorlardı.

Bilmeden ateş açtıkları tarafta kendileri gibi bekleyenleri olan genç insanların varlığından habersizdiler.

Çoğunun yeni doğmuş bebeği…

Parmağına birkaç gün önce takılmış yüzüğüyle bekleyen nişanlısı olabileceği akıllarına gelmiyordu.

Gürültü vardı sadece.

Hava karaydı.

Beyinler hiçbir şeyi düşünemeyecek kadar kapalıydı.

Havanın sıcak olduğu o günlerde…

Etrafları kendi silah arkadaşlarının vurulmuş cesetleri ile dolup taşmıştı…

Farkında değillerdi.

Sadece ölenlerin yerine yenileri geliyordu cepheye.

Ateş devam edecekti.

Hava sıcaktı.

Cesetler kokmaya başladı.

Ne kötüydü o gün…

Çarpışan askerler kokudan dayanamaz oldular…

Arkadaşları az ileride yatıyordu.

Onlara ulaşamıyorlardı.

O anda, “Ateşkes ilan edildi” dediler…

Birkaç saatliğineydi bu ateşkes…

Ve ateş durdu.

Mermiler havada asılı kaldılar.

Silahlar soğudu.

Erler kendilerini yerlere attılar.

Dinlendiler.

Sonra arkadaşlarını toplayıp defnetmeye yürüdüler.

Baktılar karşıdan kendileri gibi iki ayak üzerinde yürüyen sefil askerler geliyordu.

Yüzleri kan içindeydi.

Elbiseleri ter…

Birbirlerine dokunma mesafesine gelince anladılar.

Kurşunların hedeflerinde ne ağaç ne kaya vardı.

Kurşun parçalanıp, kimseye zarar vermeden sönmüyordu…

Ve dönüp parmaklarına baktılar.

O parmaklar tetiğe asılırken nice hayatları söndürmüşlerdi.

Ve anlaşıldı ki savaşların kaderleri işte böyle değişebiliyordu.

Ateşkes güzel bir eylemdir.

Göz göze bakınca…

Konuşma fırsatı bulunca.

Düşünür insan o arada.

Mal da toprak da bir yana…

Yaşamak en güzeliydi oysa.

Ne yapıyoruz der akıl sahipleri…

Ve baruttan uzaklaşmak adına geri adım atmasını düşünmeye başlarlar…

İşte Çanakkale savaşlarında yaşanan birkaç saatlik ateşkesler bizde 40 yıldır devam ediyor.

Ve akıl, ateşkesin sonlanması, barışın gelmesi adına adım atamıyor…

Kitrea, Beyköy, Abohor, Eksomedoş, Yeniceköy, Kuru Manastır, Kalavaç.

Hepsi de Mesarya köyleri…

Asker, bölgelerine yerleşecek, sularını bitirecek, hayvancılığı, tarımı ve yaşam standartlarını düşürecek diye şikâyetçiler.

Oysa Kıbrıs’ın kuzeyi askeri yasak bölge…

Ve 40 yıldır ateşkes hali devam ediyor…

Keşke tüm Kıbrıs, Mesarya köylülerinin şikâyetini duysa…

Ve öncelikle barış isteseler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31