Polis’teki terfiler konusunda araştırma başlatılacakmış… Başlatılmalı… Neden? Haksızlık olma olasılığı çok yüksekmiş…

 

Lefkoşa Türk Belediyesi, geçmiş başkan döneminde alınan borçla ilgili olarak mahkemeye başvurmuş… Devleti veya eski hükümeti aslında dava ediyor “borç veren” de tanık olarak dinlendi ama medyaya sanki “borç veren”e karşı dava açılmış gibi yansıdı mesele. Evet, belediye dava açmalı…

Lefkoşa Türk Belediyesi; bu konu bence en hassas olanı; bazı “kaçak” beripteroyu yıkma kararı almış…

Gelin en baştan başlayalım…

Polisteki terfiler haksızlık mı?

Peki, bu ülkede terfi veya atamalarda daha önce “hak” mı arandı… Liyakata mı bakıldı? Kalibreye ve kaliteye mi bakıldı? Usulüne göre münhal açıldı ve tüm sınavlar usulüne uygun mu yapıldı?

Bana soracak olursanız; 1958’den beri; yani aslında bir anlamda kendi kendimizi yönetirmişiz gibi yaptığımız TMT zamanından bu yana her atama ve her münhalde “salya” bir durum vardır…

Önceleri atananlar Teşkilat’ın adamıydı.

Sonra atananlar Denktaş’ın adamları oldu.

Ardından UBP’nin…

Akabinde CTP’nin…

Sonra gene UBP’nin…

Belki Derviş Bey’in…

Kesinlikle İrsen Bey’in…

Akabinde şimdi CTP ve DP – UG’nin…

Bakın DP – UG Genel Sekreteri açık açık yüzüme ne dedi?

“… Atamalar konusunda partide sıkıntı var… Çekişme var… Eski DP’liler ile sonradan gelenler arasında kavganın sebebi bu!”…

Ve bakın, CTP – BG’nin bakanı yine yüzüme, “Güzelyurt Kaymakamı kim oluyor?” sorusu ile ilgili olarak nasıl yanıt verdi:

“… Partide bu konu konuşuluyor…”

Kısacası; atamalar – müdürlükler – terfiler – tayinler – baş hekimler (Mesela Mağusa Hastanesi) gibi konularda bizim daha gitmemiz gereken bir kaç bin fersah yola ve tüketmemiz gereken bir milyon fırın da ekmeğe ihtiyacımız var…

Tüm müdür ve müsteşarlar şimdi şaibe altında kaldı!

Tüm baş hekimler de…

Bir kere bu yazı, her hangi bir şahsı, bir polisi, bir müdür ya da müsteşarı hedef almamaktadır… Kaldı ki; bu satırların yazarı; KKTC’de her hangi bir makama atanacak kişilerin kim olduğu ya da olacağıyla asla ilgilenmemektedir… Beni ilgilendiren; sistemin mutlaka değişmeye ihtiyacı olduğudur… Haaa, CTP’nin programında bu konuda ciddi değişiklik vaadi var ama ben bunun gerçekleşeceğine inanmıyorum… Örnekler ortada çünkü!

Gelelim ikinci konuya…

Çangar’dan belediye borç aldı… Bu borç yasal mı değil mi? Mahkeme kararı var mı? Sayıştay’ın raporu ne kadar “yaptırım” gücü olan bir rapordur?

Bir kere şunu belirtmeden geçmeyelim… Çangar Finans’tan her hangi biri; geçmiş belediye yönetiminden her hangi birinin kafasına silah dayayıp, “uleyn alacaksın bu borcu” diye zorladı mı?

Hayır!

Dolayısıyla, bu konuda Çangar’ı aklamak ve mağdur olmamasını sağlamak; değil yargının bence Allah’ın emri! Bu kurumun zerre kadar suçu yok bence… Abi işi bu! Borç vermek… Ve kaşrılığında kâr elde etmek…

Eski hükümet?

Suçlu mu? Suç mu işledi?

Yargılayın… Yargılatın… İşi gücü bırakın; bu konuya asılın… Bakın aralarında dokunulmazlık zırhına sığınamayacak olanlar da var… Toplumu, insanları, vergi mükelleflerini bu kadar ağır bir sıkıntıya sokanları sallanırken görmek beni rahatsız eder mi? Etmez!

Peki bunu CTP – DP ve BG – UG ortaklarından bekler misiniz?

Açık söyleyeyim; asla beklemiyorum…

Ve gelelim üçüncü konuya…

Kaçak beripteroları anlarım… Adam kimseden izin almadan gelip de olur olmaz bir yere barakacık ya da ahşaptan bir galifcik kurup içinde hijyenden yoksun yemek – içecek satıyorsa yık!

Amaaaaa; eğer adam bir önceki yönetimden iznini aldıysa; yaşamını riske sokup borçlanarak yatırım da yaptıysa; otur bir çözüm bul… Vatandaşı mağdur etme… Stres yaratma… Stres, kalp krizi sebepleri arasındadır… Yarın olur da Kıbrs sorunu çözülürse; bazı ölümlerin hesabını sorarlar… Avrupa mahkemelerinde hesap verirsiniz…

Son bir not:

Bu ülke “adam” olur mu?

Ya da hep söylendiği şekliyle soralım:

“Bu ülkede kendi içimizi temizleyebilme şansımız var mı?”

Cevap veriyorum:

Mevcut sistemle hayır… Ya Türkiye bir Kaymakam ya da desteban atayacak ve burasını Mersin’in bir ilçesi yapacak; ya da Kıbrıs sorunu çözülecek… Bir önerim daha var ama çok az insan kabul ediyor bunu… Ne midir? Kuzey Kore modeli bir sistem…

Mesela bana verin yetkiyi… Kansız bir devrimle… 1958’den beri üst düzey yöneticilik yapanların ve hayatta olanların tümünü sürgüne göndereceğim… Çok ciddi – ağır ihmal ve suçu olanları asacağım… Görün bakalım düzelir mi düzelmez mi? Herkese aynı tip kıyafet… Sabah sporu… Özel mülkiyet yok… (Şaka yaptım, şaka yaptım… İyi pazarlar, korkmayın; komisyonculuğa devam edin da tamamdır – düzelteceksiniz içimizi)…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31