Bir ay kadar, ülkeden ve bu sütundan uzak kaldım.

Tabii ki hayat durmadı ve birçok olay yaşandı.
   
Tüm geçmiş olaylara dönüp yorum yapmanın ya da ahkâm kesmenin elbette ki anlamı yok!
   
Yine de bazı düşüncelerimi sizinle paylaşmazsam, bizim o güzel Kıbrıs ağzındaki deyimle “patlarım.”

İlle De Çoğulcu Demokrasi… İnsan Hakları… Hukuk Devleti…

Kıbrıs Türk Halkı’nın huzurunu, Devlet’in saygınlığını ve kamu düzenini sağlamanın, bu arada Devlet’in varlığına yönelik kalkışmalara göğüs gerebilmenin; en iyi biçimde, çoğulcu demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde ve bu ilkelerden ödün vermeden yapılabileceğine inancım vardır.

Eğer çoğulcu demokrasiyi yaşam biçimi olarak kabul etmişseniz, ulusal/toplumsal değerleri koruma ve ortak bellek yaratmanın, halkın huzuru ile Devlet’in bütünlüğünü sağlayıp korumanın yolunun da bu olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Belki burası tam yeri değil ama KKTC’nin siyasal, mali ve ekonomik yaşayabilirliğini / sürdürülebilirliğini sağlayacak reformların; demokrasi, insan hakları, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü, hak ve adalet ilkelerine uygun hareket etmeden halka mal edilemeyeceğine ve kamu vijdanını rahatlatamayacağını da belirtmeden edemeyeceğim.

Devletin Güç Kullanma Hakkı Var Ama…

Diğer yandan, çağdaş hukuk anlayışında kişinin güç/şiddet kullanması, yalnız ve ancak “meşru müdafaa” durumunda anlayışla karşılanabilir.

Buna karşın, Devlet’in yaptırım, bu bağlamda güç/şiddet kullanma hakkı olduğunu, bu konuda düşünce üreten herkes kabul eder. Ancak çağdaş hukuk ve anlayışa göre, devletin kaçınılmaz olarak güç/şiddet kullanmasını meşru kılacak haklı nedenler olmalı; kullanılan güç/uygulanan şiddet, karşılaşılan güç/şiddet ile orantılı olmalıdır.

Buna, yaygın biçimde kullanıldığı gibi, orantısız güç kullanılmamalıdır da diyebiliriz.  
Değişik görüşlere ve bu görüşlerin anayasa ve yasaların verdiği haklar çerçevede ifade edilmesine saygılı davranmak, Devlet’e zarar vermez, buna karşın polisiye önlemler, orantısızsa, bumerang örneği dönüp Devlet’in temellerini sarsabilirler.
 
Bu bağlamda kamu düzenini sağlama, kişilerin ya da bazı kesimlerin yasal çerçevenin dışına çıktığı savı/saptaması, provokasyon yapıldığı ve/veya şiddet var gerekçesi, ya da başka neden ve gerekçeler, Devlet’in veya Devlet adına yetki kullananlara orantısız güç kullanma ve demokratik ve yasal çerçeve dışına çıkma hakkı ve lüksü vermez ve vermemelidir.

Son Olarak
   
Orantılı/orantısız güç kullanma konusu, son bir aylık süre içinde toplumda çok tartışılan konulardan biri oldu.
   
İşin doğrusu, tartışılan olayların görüntülerini seyrettiğimde şaşırdım.
Bu görüntüler benim ülkemden mi diye tereddüt bile ettim.
   
İşler bu aşamaya gelmemeliydi.
   
İnsan, bu görüntülerin kişisel davranışlardan kaynaklandığını, Devlet’in söz konusu olmadığına inanmak istiyor.   
   
Bu konuda Devlet’in, kamu vijdanını rahatlatacak bir açıklama borcu olduğunu düşünüyorum.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31