“Bizde ne varsa sizde de olacak” dediler ya…

Bir koşu gittim internetin başına…

Açtım Google’u…

Baktım nelerimiz olacak…

Önce Boğaz geldi karşıma.

Çok keyiflendim.

Üsküdar yakınlarından daldım Boğaz’a…

Karaköy’e bir el attım.

Sonra salına salına Arnavutköy, Anadolu Hisar’ı, Yeniköy, Bebek, Emirgan…

Orhan Veli’ye selâm verdim, geçtim…

Derken Rumeli ve karşısında Anadolu Kavağı…

Rakı, balık, roka…

Boğaz’a karşı nasıl da içilir.

Nasıl da keyiflenilir…

Fener’e, oradan Karadeniz’e açılmaya gerek yok.

Karadeniz nasılsa bizde de olacak.

Karadeniz’in tütünü, çayı, yaylaları…

Tertemiz akan dereleri…

Yemyeşil tepeleri…

Hep bizde de olacak.

Artık gidip Karadeniz turlarına para vermeye gerek kalmayacak.

Orada ne varsa, bizde de olacak ya…

Üniversiteleri bizde, liseleri bizde, konservatuarları bizde…

Kömür madenleri, barajları, elektrik santralleri…

Araba fabrikaları, küçük, büyük sanayi atölyeleri…

Sanatçıları, zanaatkârları, işçileri, patronları…

Hep bizde.

Bankalar, konfeksiyon imalathaneleri, her türlü iş yerleri bizde.

Sonra İzmir’in sahilleri…

Ayvalık örneğin.

Gideceksin Şeytan Sofrasına.

Şeytanın bastığı yere basacaksın.

Aşağıya bakacaksın.

Aşağıda şirin bir liman sana bakıyor olacak.

Limanda bolca sandal ve tekne…

Balıkçılar orada, turistler orada, zeytin bahçeleri orada.

Hepsi bizde de olacak…

Koyacak yerimiz mi yok?

Dert değil ki…

Takacaksın boruyu, yer taşıyacaksın Girne’ye, yer.

Bildiğin yer…

Taşıyla, toprağıyla, molozuyla…

Ormanıyla, arazisiyle, tarlasıyla…

Taşıyacaksın.

Alıştık bir kere borulara.

Tak boruları, bitir işi.

Getir.

Yeter ki istensin.

Nasıl ki hiç yokken gemiler dolusu asker geldi, çıktı ve artık “gitmem” dedi yerleşti…

Feribotlar dolusu yeni vatandaş koştu geldi, onlar da yerleşti…

Toprak da gelmeli.

Kaya da taş da kum da.

Taşı taşı doldur villaları, orada nasılsa aynen buraya da.

Ve doldur her tarafı, orada ne varsa.

Meğer…

Öyle değilmiş mesele…

Meğer aklımıza gelmeyenler başımıza gelecekmiş.

Örülen çorap başımızı delecekmiş.

Kısaca yanlış açıdan bakmışız olaya.

Üniversite, Konservatuar yerine ilahiyat, medrese ve cami getireceklermiş buraya…

Yeşillik, doğallık yerine yıkım, yangın ve çoraklık…

Ve zenginlik yerine fakirlik…

Doldur bardağı artık ne varsa…

Rakı mı olur ustam, Kıbrıs şarabı mı?

 Nasılsa bu saatten sonra orada ne varsa bizde de olduktan sonra hiç fark etmez…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31