Başkan, “Adaylığı düşünecek kadar vaktim yok” dedi ya…

Anladım, Kıbrıs meselesine iyice angaje olmuş.

Gözü sadece çözümü görüyor.

Beyni çözümde.

Kulağı çözümle ilgili söylenenlerde.

Kısaca her şeyi ile Anastasiadis’’e ve RTE’den gelecek emirlerde…

Böyle de yaşanmaz ki…

İnsan ne işle meşgul olursa olsun.

İşi ne kadar zor olursa olsun.

Ciddiyetle işini yaparken bile kendisine yetecek dinlenmeye zaman ayırmalı.

Gezmeli mesela.

Hafta sonları, akşamları, bayram zamanları…

Değerlendirmeli her boşluğu…

Oysa halkın malı olmuş makamdakilere zor.

Pikniğe bile gidemiyorlar.

Bekleyecek ki Karadenizliler yayla şenlikleri yapsınlar…

Birkaç hamsi çiğnesin.

Nerde eski pikniklerde yenilen şeftali kebapları, şiş kebapları…

Bir kuzu etçiği, bir kuyrucuk.

Düşünmesi bile sulandırıyor ağızları.

Hele pide arası olursa…

Bol ekşi, maydanoz, soğanlısı…

Bir de ağaç altında içilen zivaniyalar, Anglialar…

Anglia dedim de köylerdeki düğünleri anımsadım…

Masalar bahçeye dizilirdi.

Üzerlerine beyaz örtüler konurdu…

Uzun masanın iki tarafına bembeyaz tabaklar…

Tabakların etraflarına pironlar…

Ortada kerevizli, sirkeli, garayağlı salata…

Ve ile ki köy ekmeği sepetleri…

Gelinden önce başlardı ziyafet.

Bazen herse, bazen furun kebapları…

Pilavsız olur muydu hiç?

Eskiden başkaydı hayat.

Kıbrıs dendi mi huzur gelmeli akla…

Saygı, güven düşünülmeli.

Bırak kapı üzerinde ipliciği, evde olmadığın anlaşılsın.

Mahalleli bilsin nereye gittiğini.

Evine sahip çıkılsın.

TC’den gelenler sayesinde sakinlik bitti.

Kaynaklar tükendi, paylaşım zorlaştı.

Onların sayesinde eskiden otel sandığımız apartmanlarda yaşam başladı…

En güzel kıyı kentlerimizde havalar kirlendi…

Trafiğin ne olduğunu gördük.

Komşuyu tanımadan ev değiştirmeye alıştık.

Ve sabahları selamsız geçen günlerimiz oldu.

Şimdi çevremize bakıyorum.

Gördüklerim hiç de iyi değil…

Elini sallasan akıl veren TC’li gazeteci dolu…

Siyasetçi…

Muhabir.

TC’den gelip yol gösterici.

İş yapanlar…

İş kovalayanlar.

İş getirenler.

Kamyonlar vızır vızır…

Mal taşıyanlar.

Yaşayanlar.

Oysa ülke üniversite ülkesiymiş.

Bilim adamları burada olmalıymış.

Buradan dünyaya beyin yetiştiriliyormuş…

Beynim bir türlü anlayamıyor…

Nasıl oluyor da beyin yetiştirdiği söylenen ülkede, gelecek suyu bile yönetemeyeceğimizi söyleyen zihniyetler başkan diye makam işgal ediyorlar…

Anlaşılmıyor…

Başkan, “Benim adaylığı düşünecek kadar vaktim yok” dedi ya…

Anladım ki aslında işi yok…

Zamanı bol…

İşleri başkaları yaparken ona oturmak kalıyor.

Oturmaktan yorulmuş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31