Toplum mühendisliği…

Tam anlamıyla yüzyılın mesleği. Yeni dünyayı adım adım şekillendiren gizli simalar, gizli olaylar ve ilginç gelişmeler.

İşte bu mühendislerin yeni aracı uzun zamandır toplumla iç içe.

Hızla aramıza karıştı, ailemizden birisi oldu. İcatları mühendislik tarihinin en büyük icadına dönüştü.

Öyle bir kanıksandı ki, siyaset üstü, dinler üstü bir yapıyla herkesin, her kültürün beğenisini çok kısa zamanda kazandı.

Etkisi bölgesel olmaktan çıkarak sınır ötesi bir hale büründü.

Bu toplum mühendislerinin hedefinde tek bir ülke değil, aslında bütün bir dünya vardı. Oldukça eski bir geçmişe sahip olan bu mühendisler şimdi de en büyük icatlarıyla topluma yön veriyor.

Gelişmiş, gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde farklı yansımalar bulan toplum mühendislerinin bu yeni icatları, bütün bir dünyayı da hızla yeniden şekillendiriyor.

Bu icadın adı ise: “Teknoloji”.

Öncelikle şunu belirteyim, yazacaklarımdan dolayı kimse beni teknoloji düşmanlığı ile suçlamasın. Amacım, kontrolsüz bir gücün daha kontrollü hale getirilmesi adına bir gayrettir.

Bu mühendisler toplumların harcını değiştirdi, çimento olarak biraz tüketim çılgınlığını kullandı. Tuğla olarak eğitimsizliği ve sonradan görmüşlüğü üst üste koyuverdi.

Çivi olarak da magazin kültürünü ve bireylerin içlerindeki sosyal yalnızlığı topluma çakıverdi. Popüler kültürü de hedef göstererek toplumlara yeni umutlar sattı. Gelinen nokta ise, tam bir toplumsal çöküş.

Eğitim seviyesinin yetersizliği, anne babaların geçmişte sahip olamadıkları imkânları kendi çocuklarına sunmak arzusu da kontrolün kaybedildiği ana dönüştü.

Toplum üretmekten çok tüketir hale geldi ve hatta getirildi. Sanal ortam hayatımızın en büyük gerçeğine dönüştü. Kimi zaman sanal ortamda dertleşecek bir sırdaş arandı. Kimi zaman da arkadaşlık isteğini kabul eden ama cinsiyeti dahi bilinmeyen bu insanlara, en mahrem sorunlar bile rahatça anlatılabildi.  

İnsanlar sanal ortamla birlikte, yatak odalarının kapılarını ailelerine kapatırken, bilgisayarlarla gizli kapılar keşfetti ve bu kapıları başkalarına çekinmeden aralarken, başkalarının da kendi kapılarını aralamalarına izin verdi.  

Karşıdaki insanın güveni sorgulanırken de, kimileri güven sınama aracı olarak web kameralarını kullandı.

Kimi evleneceği insanı sanal ortamda aradı. Kimileri facebooktaki fotoğrafları inceledikten sonra, fiziki olarak hoşlandığı kişiye bir davet göndererek o insana sanal âlemde görücüye bile gitti.

Kimi sınırları daha da bir zorladı, sanal âlemde bekâretini açık arttırma ile satılığa bile çıkardı. Kimileri ünlü aktör Anthony Hopkins tarafından canlandırılan film karakteri "Hannibal Lecter"a özenip yamyam oldu ve yiyebileceği bir insana ulaşmak için internete reklam bile verdi.

Slovakya’daki 43 yaşındaki adamın bu ilginç ilanına İsviçre’deki bir vatandaştan gecikmeden yanıt da geldi. Birisi yamyam olmak istedi, diğeri de canlı canlı başkası tarafından yenmeyi kabul edebildi. Hayaller sınır tanımadı, istekler anında görücüye çıktı.

Bütün bunlar yaşanırken, aileler bir yandan geçim derdiyle boğuşup diğer yandan ise bilinçli birer ebeveyn olmak için çabalar sarf etti. Fakat teknolojiyle gelen bu tehlikeyi kimi zaman bilgisayarla, kimi zaman da televizyon ve cep telefonlarıyla doğum günü hediyesi olarak bilinçsiz bir şekilde çocuklarına sunabildi.

Anne ve baba olmak kolay değildi. Aslında her şey yavrularının iyiliği içindi. Hatta ve hatta çocukları güvende olsun diye, güvenlik kontrolünün de yoğun olduğu kolejleri tercih edip çocukları için maddi fedakârlıktan da sakınmadılar.

Devlet okullarındaki yavruların okul önlerindeki güvenliğini sağlamak içinse, emniyet güçlerine bağlı ekipler, kimi zaman resmi, kimi zaman da sivil olarak nöbet tuttular.

Amaç aslında hepsinde aynıydı. Amaç çocukların, toplum mühendislerince yaratılan kötü insanlarla, kötü gruplarla, çirkin olaylarla muhatap olmasının önüne geçebilmekti.   

Fakat çocukları adına kaygılı olan aileler, kontrolsüz ve bilinçsiz kullanılan bir teknoloji ile toplum mühendislerini kendi çocuklarıyla birebir muhatap olacakları şekilde, evlerinde yatak odalarında farkında olmadan misafir ettiler.

Kimi bilmediği bir sosyal gruba dâhil oldu, kimileri de resmi makamlarca aranan kişilerle sanal ortamda farkında olmadan birebir sohbetler bile etti.  

Bu teknoloji, toplumla o kadar bir etkileşim içerisindeydi ki TV programları bile facebook ve twitter hesabı olmadan seyircisine ulaşamaz hale geldi.

Kimi zaman, bu sosyal medya kullanılarak atılan mailler ve bu maillerin kime ait olduğu konusu ve tartışması haber oldu, milyonların zihninde şaşkınlık ve karışıklık yarattı.

Milletvekili adayıysan, parti genel başkanlığına talipsen, aydınsan, yazarsan, çizersen, hele  hele bir de teknolojinin bilinçli kullanımının gerçekleşmediği bir ülkede yaşıyorsan, işte o zaman toplum mühendislerinin de hediyesi olan teknoloji daha bir tehlikeli hale büründü.

Tehlike, bu teknolojinin bütün bir dünyada aynı anda geçerlilik bulduğu bir hukuk sistemi ile denetlenmeyişinden, yazışmaların ve mail içeriklerinin başkaları tarafından da görülebilecek olmasından kaynaklanıyordu.

Size ait görünen ama sürekli başkaları tarafından denetlenen, takip edilen bir sistemde oynanan bir özgürlük oyunuydu aslında bu yaşananlar. Birilerinin yönettiği sonsuz sanallıktaki kayıtsız şartsız garip bir güven(!)

Bu teknolojiyi sorgulamadan kullanan bir toplum ise bilinçsiz kullanıcı olarak toplum mühendislerinin en büyük gücü ve silahı konumuna dönüşebilmekteydi.   

Toplumun bu kendini kaptırmışlığı o kadar bir yoğundu ki, milletvekili adayları da sosyal medyayı kullanarak -bu yığınsal kalabalığa- halka daha fazla ulaşmanın yollarını aramaya başladı. Bu avantajı kullanmak isteyen vekil adayları, zaman zaman bu sosyal medyanın en büyük felaketlerine de maruz kalabildi. Çünkü gizli eller tarafından çekilen farklı görüntüler, bu sosyal medya aracılığıyla bırakın bir şehre ulaşmayı, milyonlara saniyeler içerisinde ulaşabildi.

İşin özü, teknoloji, hayatımıza girdi girmesine, lakin öyle bir hızla gerçekleşti ki bu süreç, bütün değerleri de hallaç pamuğuna çevirdi.

Toplumca kontrol edilemeyen bu büyük gücün; kuvvetinin, işlevinin, nasıl çalıştığının, hukuki yükümlülüklerinin neler olduğunu kimler biliyor acaba?

Herkesin bir e-mail ve bir sosyal medya hesabı var. Çünkü kimileri facebook bağımlısı, kimileri twitter sevdalısı.

Toplum olarak nerdeyiz, nasıl bir sorunla yüz yüzeyiz! Toplum mühendislerinin çalışmaları yakından takip edilebilmeli, ön görüde bulunabilmeli, ortaya çıkan teknolojinin sınırları da doğru bir şekilde tespit edilebilmelidir. Hukuki zemini tam olarak netleştirilmeli, aileler, çocuklar ve gençler bir anda ortaya çıkan bu yeni icatlar konusunda tam anlamıyla bilinçlendirilmelidir. Yoksa, bu iş içinden daha da çıkılamaz bir hal alır.  

Amacımız elbette özgürlüklerin kısıtlanması değil, var olan hakların bilinçli bir şekilde kendimize ve toplumumuza zarar vermeden kullanılabilmesidir.

Eğer ki bu toplum mühendislerinin çalışmaları, yenidünya düzeninin psiko-politik yeni mücadelesi ise, bunlara karşı mücadeleyi kim ve nasıl verecek?

Toplumun teknolojiyi yanlış kullanması da bu mühendislerinin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şeye yaramıyorsa, bu süreç tahmin edilenden de daha büyük bir önem kazanmaktadır.

Şayet yaşananlar ve bu inşa süreci, toplum mühendislerinin bir oyunundan ibaretse, bu oyun gerçekten çok tehlikeli ve dikkat edilmesi gereken bir oyundur.

Bu oyunda devlet nerede olmalı, aile nerede durmalı, özgürlükler ne kadar kullanılmalı?

Bu sorulara, toplum olarak yanıt arama zamanı, sanırım geldi de geçiyor bile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31