“İşte benim saray, buyur gir evlat” dedi. Girdim, küçük bir giriş ve sol tarafa doğru uzayan salon. Koltuklar, bilgisayar ve bir yatak. Yatağın yanında sehpa. Sehpanın üstünde çeşit çeşit ilaç. İçi plaketlerle dolu eski ve önü camlı bir dolap. İlk izlenimim böyle oldu sarayım dediği evde. Gazetecilik mesleğine elli yılını vermiş, Göçmenköy’deki bu ev, bir motosiklet ve dolapta sergilediği plaketlerden başka bir şey kazanmamış mesleğinden. Sevgili Özcan Özcanhan. Büyük usta. Kıbrıs Türk Basın ve futbol dünyasının duayen ismi. Cumartesi günü aradım. Müsait olduğunu öğrenince de ziyaretine gittim. Kıbrıs konusu ve genel olarak gündemi güzel bir sohbet ortamında konuştuk.

“Kıbrıs konusunu sadece Kıbrıs Türk veya Rum tarafına mal edenler büyük yanılgı içindedir. Bu çok dar bir görüştür. Böyle düşünenler etrafımızda cereyan eden olaylardan, Amerika’nın, İngiliz’in, Türkiye’nin pozisyonundan bir haber demektir. Rum’un kafasına ENOSİS’i sokan, teşvik eden sonra bizi Taksim düşüncesine yönlendiren İngiliz’dir. İngiliz zamanında, Rumlara özerklik vermeyi kabul etti. Bunu zamana yayalım dedi. Rum hayır dedi. Hemen adanın Yunanistan’a bağlanmasını istediler. Üzerinde güneşin hiç batmadığı imparatorluktu İngiliz. Çünkü Hindistan, Avustralya kolonisiydi. Güneş bir sömürgesinde batarken, diğerinde doğardı. Artık sömürgecilik modası geçince, her yere özerklik verdiler. Kıbrıs’tan da üst alarak çıkmak için insanları birbirine düşürdüler. Bak, Amerika kendi çıkarları doğrultusunda Orta Doğuyu yeniden şekillendiriyor. Bunun için projeleri var. Şu an Türkiye’ye bu bölgede ihtiyaçlı. Şimdilik böyle gidecek. İşte her şeyi bu güçlerdir yapan. Amerika bu gün kendi çıkarları söz konusu olsa, Türkiye’ye Kıbrıs’tan çık dese ne yapacak? Çıkacak. Peki, Kuzey de Rum’un malına oturanlar çözüm ister mi? İstemezler. Kim gidecek tekrardan kerpiç evlere. Kıbrıs Cumhuriyeti BM’ye, AB’ye tam üye, 1 Temmuz’da dönem başkanlığını alacak. Ve bu Cumhuriyeti garanti ettik. Bağımsızlığını, Egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve ben garantörüm diyorsun e hani? Ödenen onca tazminat var. Bunları kabul ettiğin anda bu topraklar kimindir? Amerika Afganistan’a, Irak’a girdi. Dedi mi vatandaşlarına gelin alın bu toprakları, bu petrol kuyularını? Hayır. Hukuk ne der ona bakılmalı. Kimse beklemesin bu Kıbrıs görüşmeleri kolay kolay bitmez. Daha çok Temmuzlar göreceğiz”. 

İç konularla ilgili olarak ise görüşleri şöyle Sayın Özcan Özcanhan’ın “ Önce kendi içimizdeki parçalanmayı, ayrılmayı gidermeliyiz. Seçmen biziz, esas suç bizde. Bir kadına yaşı, erkeğe maaşı sorulmaz. Bizim Başbakanımıza herkesin önünde maaşını sordular. Zamanında Türkiye’den gelen bir subay dik durmadı diye bir arkadaşımıza tokat attı. Ben, kardeşim, uzun Turgut çıktık bir adım öne, attılar mücahitlikten. Ama dik durduk. Ya dik durun ya da istifa edin. Bir şeye ihtiyacınız mı var?”.

Spor ve elbette futbol; “1983 15 Kasım, Cumhuriyet ilan edilinceye kadar her şey normaldi. 1975’de biz Barış turnuvası düzenledik. Türkiye’nin büyük takımları katıldı. Gönyeli de final maçı yönettik. 1983’den sonra antrenmana bile gelmediler. Kıbrıs milli davaysa gelip maç yapın. Cezası varmış. Milli dava için cezanın önemi mi var?”.

Ve son olarak Kıbrıs Türk Basını “ Benim genç gazetecilere en önemli tavsiyem, vakıf olmadığınız konularda yorum yapmayın. Bir konuda uzmanlaşın. Hem siyasetten, hem ekonomiden, hem hukuktan bir haberi teyit etmeden yayınlamayın yazmayın. Tarafsız olun”.

Kıbrıs Türk Basınının önemli ismi Özcan Özcanhan. Artık yazmıyor. Buraya kadarmış,yoruldum dedi. Yaklaşık bir saat dolu dolu geçen sohbetimizden izlenimlerimi siz okuyucularımla paylaşmak istedim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31