İki konuda KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün dikkatini çekmek istiyorum. Kendisinden önce o mevkide görev yapanların ilk görevleri, Anavatan Türkiye ile  dostane ilişkilerin sürmesini sağlamaktı.Bunun temelinde de Türkiye Cumhuriyeti resmi makamlarını ve Türk Ulusunu,”Kıbrıs Milli Davamız” konusunda sür’atle aydınlatmaktı. Bunu da başardıkları Milli Mücadelemiz'in doruk noktası olan iki başarıdan anlaşılmaktadır:

1. Enosis'i gerçekleştirmek için Rum ve Yunanlı'nın silâhlı 15 Temmuz 1974 Harekatı'na doğru teşhis koymak, anında Türkiye’yi uyarmak, doğru karar alınmasına yardımcı olmaktı. 20 Temmuz 1974’in başarısının ana etkeni budur.

2. Kipriyanu Yönetimi'nin, Mayıs 1983’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda aldırtmış olduğu karar “1960 rejimini silâhla tasfiye eden, devlete ortak Türk Halkını silâhla buradan uzaklaştıran ve 11 yıl iki mil karelik toprak parçalarında yokluk içinde yaşamaya mahkûm eden işgâlci Rum ve Yunanlı'nın egemenliğinin Kuzey Kıbrıs topraklarında da sürmekte” olduğunu içermekte idi. Bir adım sonrası BM’de Kuzey'in işgâlcilere teslim kararı olacaktı.

İşte bu karar “KKTC’nin ilânını” tetikledi. Bu adımın atılmasının gerekliliği zamanın Ankara Hükümeti'ne başarıyla anlatıldı. O ciddi adım disiplin ve kusursuz bir plânla uygulandı.

İşte bu iki önemli olay, zamanın  Devlet Başkanı Rauf Denktaş ve zamanın Dışişleri Bakanlarının ve Örgütün başarısıdır. Bunu o dönemin hükümetlerinde görev yüklenerek  yaşadım. Biliyorum, çünkü o gerçekleri bire bir yaşadım.
                   
Şimdi günümüze gelelim. Dikkat ediniz, bir yerlere doğru sürüklenmekteyiz. Bu noktada Türk Kamuoyunun desteğinin arkamızdan çekilmesidir. Ufukta yeni bir “Annan Plânı” görünürken, büyük çapta KKTC içinden kaynaklanan bir kampanyanın sürmekte olduğu gözlemlenmektedir. Rum medyası ve politikacısı bu gelişmelere  buzuki çalmakta ve kutlamaktadır. Çünkü Türk Kamuoyu öyle veya böyle yanlış bilgilendirilmektedir. Mitingde taşınan Türkiye karşıtı yaftalar, bu işin tuzu biberi oldu.

İşte bu noktada, KKTC Dışişleri Bakanlığı'na düşen görev demir çarığı ayağa çekerek, iyi bir plânlama ile Türk resmi makamlarını, Türk medyasını ve Türk Ulusunu aydınlatmaktır. Tanıtma birimi, Enformasyon örgütü, TAK ajansı ve elbette Dışişleri Bakanlığı Örgütü bununla görevlidir. Adada iftihar duyduğumuz üniversitelerimizden de yararlanarak, Kıbrıs Türk Medyasını ve  gereken Sivil Kitle Örgütlerini de devreye sokarak, yanlış anlamaları düzeltmek, Milli Davaya zarar verilmesini engellemek sizin görevinizdir.

Hazır “Turizm Bakanlığı” da 2011 yılını Türkiye’de “KKTC yılı” ilân etmişken, 81 vilâyette  ciddi etkinlik göstererek Anavatan ve KKTC Halkının birbirini yeniden tanımasını sağlayabilirsiniz.
                       
Sayın Özgürgün, gençsiniz, yorgunluk sizi geri çekemez. KKTC Dışişleri Bakanları'ndan ısrarla istediğim bir görevi yerine getirirseniz, tarihe damganızı vurursunuz.

1. Kıbrıs Türkü, kökü 4 Haziran 1878 tarihine uzanan dışa göç içinde erozyona uğradı. Bu göç önce Anadolu'ya, hatta Filistin’e; İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da öncelikle İngiltere ve Avustralya’ya, gizli bir plân çerçevesinde göç ettirildi. Bu EOKA faaliyete geçtikten sonra hızlandı. Başka ülkelere de yayıldı.

2.Bugün, yeni kuşaklarla birçok ülkede çoğaldık. Türkiye’de 500 bin Kıbrıs kökenli Türk'ten söz edebiliriz. İngiltere’de 150 binlik potansiyel vardır. Avustralya’da bunun 50 bin olduğu belirtilmektedir. Avrupa, ABD, Balkanlar, Ortadoğu, Asya Türk Cumhuriyetleri’nde, 50 bin kabul edebiliriz. Avrupa, ABD ve Asya Türk Cumhuriyetleri’ne yakın geçmişte ve de genç, nitelikli nufus göç ettiğini işaret etme gereğini duyuyorum.

Bundan da görev çıkarırsak, KKTC Dışişleri Bakanlığının “İletişim olanağı yüksek ortama” bakarak, bu ülkelerde çalışma yapması, elektronik ortamda bağ kurması, onlarla bire bir ortak çalışmalar yapması zorunluğu vardır. Orada, bir yerde, binlerce  insanımız sizi beklemektedir Sayın Bakan. Bunu  sadece Dışişleri Örgütü menupları ile başaramazsınız. O ülkedeki “Sivil Kitle Örgütleri” ile omuz omuza çalışma yapılmalıdır. Bugün internette sayfası olan binlerce Türk sitesi vardır. Onları da KKTC’nin resmi kayıt görevlisi addederek 750 bin insanımıza ulaşabilirsiniz. Bu 750 bin KKTC elçisi demektir.

Ayrıca Kıbrıs davasına omuz veren Türklük coğrafyasına da yayılarak oradaki örgütleri ve internet sitelerini kullanmak yolumuzu kısaltır. Milli davamıza güç katar. Gerçek bilgilerin akımını sağlar. Yıkımın önüne geçer.

KKTC Dışişleri Bakanlığı sorumluluğunu yerine getirme kararı verirse  KKTC’deki “Sivil Kitle Örgütlerinin" önemli  kısmı bu çalışmaya omuz verecektir.                   
    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31