ALTERNATİF

Özellikle son dönemlerde kimileri bizlere “KKTC için ortaya çözüm önerinizi koyun”,diyorlar!..

Kendi yarattıkları sistemsizliğin içerisinde nemalandırılırken belli çevreler, halka ve siyasi düşüncelere de deniyor ki “bizim ekonomik planımızı, programımızı ve paketimizi beğenmiyorsanız kendi planınızı hazırlayın o zaman”!..

Yıllar itibarı ile üretimden kopartılan halkımız; yoğun bir biçimde kaçak ucuz emek gücü ithali karşısında çalışacak  iş bulamayan insanlarımız; partizanca ve seçimlere endeksli bir biçimde kamuya yapılan istihdamlar neticesinde olağan üstü şişirilen ve devletten alacağı maaşa endekslenen memurlarımız; ürettiğini satamayan üreticilerimiz; ve en nihayetinde cari bütçesini dahi karşılayabilmek için Türkiye’den gelecek kredilere endekslenen bütçe karşısında,  başı öne eğdirilmeye çalışıılan, bu düzene karşı koymaya çalışan siyasi partilere dönük olarak halkta yaratılan  “Türkiye olmasa biz ne yaparız? Türkiye’siz olmaz! Kim gelse başa, Türkiye ile iyi geçinmek ve Türkiye ne derse onu yapmak durumundadır...”  ve benzeri düşüncelerle toplumun var oluşunu ilerletmeye çalışan siyasi partiler dahi kendi öz iradelerini ortaya koyamamakta, bu nedenle de kendi programlarını ortaya koysalar da kaynak sıkıntısı çekildiğinden Türkiye’nin istediği rotaya oturtulmaya zorlanmaktadırlar...

DA...

Evet şu son günlerde de köşeye sıkıştırılmış bir durumda olan tüm sivil toplum örgütlerine, sendikalara, siyasal partilere ve düşünen insanlara dönük olarak “siz kendi planınızı, programınızı ve ekonomik paketinizi hazırlayın eğer bizimkini beğenmiyorsanız” diyorlar ama “aba altından sopayı da göstermekten” kaçınmıyorlar!..

Evet, bize programınızı siz kendiniz hazırlayın diyorlar da...


Da'sı şu:


Bilgi kaynaklarımız bile maalesef yeterli değil. Sadece birilerinin bize verilmesini uygun gördükleri bilgilere  ulaşabilmekteyiz, yoksa her türlü mâlûmat emrimize amade olsa; kendi kendimizi yönetme konusunda ve yurdumuzda özne olma anlamında elimizden alınan iradeyi geri alsak; nüfusumuzu ve demografik yapımızı bilebilsek; kendi kararlarımızı kendimiz verebilsek gerçek anlamda; programlarımızı hayata geçirecek kaynağı sağlamak amacı ile bağımsız bir biçimde kredi alma olanağımız olsa; devlet içerisinde devlet var algısını yaşatarak hissettiren “yardım heyeti” türünden yapılanmalar olmasa; ülkeye giriş çıkışları sivil otorite olarak biz kendimiz denetleyebilsek; çözüm sürecinde federal çözüm fırsatlarını Kıbrıslı Türklerin menfaatlerine dönük olarak kaçırmama konusunda irademizi ortaya koyabilsek; kapalı kapılar ardındaki planlardan haberdar olsak yeterince; şüphesiz koyarız çözüm önerimizi..

KIBRISLI TÜRKLER İÇİN...

Ancak KKTC için değilse de Kıbrıslı Türkler için çözüm önerimizin Birleşik Federal Kıbrıs olduğunu açık ve net bir ifade ile söyleyebilirz; ki bunu Kıbrıs Türk halkı da 24 Nisan 2004’te yapılan referandumda ortaya koymuştur güçlü bir biçimde...Bugün olsa yine de koyar her türlü manipülasyona rağmen...Bunun yanı sıra toplumsal, sosyal ve ekonomik programımızı da koyarız, eğer hayata geçirmemiz konusunda Türkiye ile sağlıklı ilişkiler yürüyebilse...

Ayrıca; sizinle şunu açık yüreklilikle paylaşabilirim ki; ben KKTC için Kıbrıs’ta hemen her dönemde etkili olan İktidar Bloku tarafından ortaya  konulan teşhislerle hiçbir zaman hemfikir olmadım.

İDEOLOJİ DEĞİL PSİKOLOJİ...

Yâni; açıkcası, KKTC’de KKTC için ortaya konan ve öncelikle Kıbrıs Türk halkının  menfaatlerini savunan bir ideoloji yoktur  kanımca ve hiç de olmamıştır; ancak Kıbrıslı Türkler üzerinde oynanan ve yaratılan bir olumsuz  psikoloji vardır ve bu psikoloji de kendi kendini yok eden bir haleti ruhiye yaratmakta, insanlarımızı öğrenilmiş çaresizliğe sürüklemektedir kanısındayım .

Öyle bir haleti ruhiye içerisine sürüklendik ki Kıbrıs Türk halkı olarak,  halen daha  ganimet psikolojisinden kurtulamadık...

‘80’Lİ VE ‘90’LI YILLAR SONRASI...

Öyle ki, daha duvara toslatıldığımız ilk yıllar olan  12 Eylül 1980 sonrası ve demokratik bir düzen için sokaklara döküldüğümüz  ‘90'lardan ve somut seçim müdahaleleriyle karşılaştığımız ’90’ların sonuçlarından  dahi hiç bir zaman çıkamadık..

1990'dan beri demokrasi diye diye, bu düzenin yaratıcılarından olan ve sistemsizlikten nemalandıkları için sürekli olarak eleştirdiğimiz siyaseti yeniden ve yeniden  iktidara ve iktidar bloku içerisine taşımaya devam ettik hepimizin beyinlerine riayet ettirilen öğrenilmiş çaresizlik ve ganimet psikolojisi altında....

Sıradan insanların entelektüelleri politikadan kaçırması 1990'lara denk düşüyor;  sistematik bilginin reddi;  akademisyenlerin  çaptan düşürülmesi; toplumsal ve üretime dayalı ekonominin yok edilerek bunun yerini ganimet ekonomisinin alması; öğrencilerin müşteri haline gelmesi; yaşamın değerinin “para” ile ölçülmesi; kültürel değerlerin alabora edilmesi; üretimden koparılmak; göçlerin yaşanması; emeğin giderek daha da sömürülmesi; kendi iş insanlarımızın rekabet edemez duruma getirilmesi; insanca yaşamanın değerlerinin yerle bir edilmesi; kamuya ait taşın toprağın dahi satılması, peşkeş çekilmesi; sağlığın bile parayla ölçülür olması; sosyal devlet anlayışından her geçen gün daha da uzaklaşılması...hepsi de ‘90’lardan sonra giderek daha da artmıştır, artmaya da devam etmektedir...

DÜNYA TERSİNE DÖNMEZ...

KKTC, entelektüel altyapısı olmayan ve hedeflenmeyen bir projeydi; matematiksiz ekonomi, biyolojisiz çevre, notasız müzik olmaz, olamaz. Mümkün değil...

Bütün bunları yerine oturtamadığınız sürece de; dünya hiçbir şekilde tersine dönmez; ve dönmeyecek....Bunu yaratacak olan ve dünyaymızı kendimize uygunlaştıracak olan potansiyel bizde vardır, yeter ki kazanmak için birşeyleri elimizden çıkarmayı göze alalım toplum olarak. Unutmayalım ki kimseler bizlere tepsi içerisinde özgürlüğümüzü ve irademizi sunmayacaktır. Bunun için örgütlü olmak, mücadele etmek, düşünce üretmek, projelerimizi geliştirmek ve kaybetmemek için mücadele etmekten vaz geçmemek gerekir. Unutmayalım ki kaybetmemek için vaz geçmemek gerekir. Özgür olmak için fedakarlık etmek ve feragat etmek oldukça önemlidir.

........

.........

.........
Ve özgürlük, bir artı bir'in iki olduğunu söyleyebilmekle başlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31