Seçim sonrası en büyük deprem UBP ile TDP’de yaşandı...

Birisi tek başına iktidardan neredeyse tek başına muhalefete düşerken, diğeri ise barajı geçmekte oldukça zorlandı...

UBP Başkanı Küçük sandıkta kaldı…

TDP Başkanı Çakıcı ise, kıl payıyla sandıktan çıkmayı başardı...

Toplum her ikisine de gerekli mesajı vermiş durumda…

Ancak ne tesadüf ki, her iki partinin genel sekreteri de sandıktan çıkamadılar…

Yani halktan onay alamadılar...

Sanırım toplum bu süreçten sadece parti başkanlarını sorumlu tutmuyor…

Diğer yetkili kişilerinde sorumluluklarını kabul etmelerini ve yerlerini yeni kişilere bırakmalarını istiyorlar…

Ben çıkan sonuçtan bunu anladım…

Ancak seçim sonuçlarının hemen ardından, her iki partide de “günah keçisi” olarak parti başkanları gösterildi...

Ve anında istifaları istenildi...

Peki, bu istek de bulunanlar haksız mılar?

Sonuna kadar haklılar…

Sonuçta ortada bir başarısızlık var ve bunun sorumluları kimlerse, onlar bedel ödemeliler...

Zaten Sayın Çakıcı daha sandıkların tamamı açılmamışken istifa edeceğini kamuoyu ile paylaşmıştı...

Ve günün sonunda tükürdüğünü yalamayarak istifasını partisine sundu...

Yani Serdar Denktaş gibi önce “istifa edeceğim” deyip, sonra geri adım atmadı...

Sayın Küçük koltuğu bırakmakta biraz zorlansa da, yine de istifa etmeyi olsun başardı ve en nihayet koltuğu bir başkasına bıraktı...

Günlerce UBP’nin başına kim gelir tartışmaları yapıldı…

Ancak günün sonunda bu makama Hüseyin Özgürgün geldi ya da birileri tarafından getirtildi…

TDP ‘de ise gündem kurultay...

Şuana kadar parti başkanlığı için kesinleşen bir aday yok...

Ancak adaylığı kesin olarak görülen bir Cemal özyiğit var...

Seçim sonrası TDP adına en çok ortalıklarda görünen kişi...

Sol bir partinin genel sekreterine de bu yakışırdı zaten...

Fakat bu kadar yetkiye sahip bir makamı elinde bulunduran Özyiğit’in, TDP’nin aldığı bu hezimette hiçbir sorumluluğu yok mu?

Alınan hiçbir kararın altında imzası bulunmuyor mu?

Sayın Çakıcı bir diktatör gibi tüm kararları kendisi mi alıyordu...

Hiç mi Özyiğit’e danışmıyordu?

Eğer durum böyleyse, Cemal Hoca piyon olmayı kendi gururuna nasıl yedirmiştir…

Ha, “hayır efendim, tüm kararlarda benimde onayım var” diyorsa, o başka...

Ancak bunu söylüyorsa, çıkan sonuca da ortak olmuş demektir…

Kısacası, Cemal Özyiğit bir karar vermelidir...

Ya bu işte en az Sayın Çakıcı kadar sorumluluğu vardır, ya da genel sekreter olarak değil, daha çok bir piyon olarak görev almıştır...

TDP’deki diğer muhtemel adaylar ise, Mehmet Harmancı ve Suphi Hüdaoğlu…

Ben her ikisinin de aynı anda aday olmayacağını düşünüyorum…

Daha doğrusu biliyorum…

Suphi Hüdaoğlu aday olmaya karar verdiği anda Mehmet Harmancı onu destekleyecektir…

Ve muhtemelen de Hüdaoğlu Başkan seçilecektir…

İddialara göre, Sayın Çakıcı, “Hüdaoğlu aday olursa bende olurum” demiş…

Zeki Çeler’de, “partiden istifa ederim” tehdidinde bulunmuş…

Böyle bir şey varsa, her ikisine de yazık olur düşüncesindeyim…

Hüdaoğlu ve Harmancı bu parti için en iyi başkan adaylarıdır…

Güvercin yeniden yükseklere uçacaksa, bunu başarabilecek kişilerdirler…

Ben TDP’lilerin doğru olanı yapacaklarını biliyorum…

Çünkü onlar başları dik yürümeye alışmış bir kesimdir…

TKP ruhunun geri gelmesi için çözüm bellidir…

Aksi bir durum TDP’nin sonu olacaktır… 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31