“Ya zamanı geçerse” diye erken davranmıştım bu sene…

Eminönü’ne koşarak ilk fidelerden hem de pahalıya almıştım…

Amaç “doğal” sayılacak sebzeyi bahçemde yetiştirmek…

Oysaki alınan tohumlar bile sakat olabilirdi.

Her neyse…

Pahalıya aldığım fideleri ektikten yaklaşık 1 ay sonra içinde en az 50 adet fide olan domates ile biber fidesini sadece 2.5 TL’ye alarak bahçenin diğer taraflarına ektim…

Şu anda…

Ucuza aldığım fideler avuç içini dolduracak büyüklükte domates vermişken diğerleri hala çiçek safhasında.

Bu sabah şöyle bir gezdim bahçede…

Kaç haftadır onlara yatırım yaptım…

“Tepeden” bakmalıydım.

Baktım da…

Kendi kedine gelişen enginarları gördüm…

Tohuma kaçmadan topladım hepsini de.

Koydum torbaya götürdüm iş yerine.

Malum bugünlerde işler de tatile girmiş…

Zaman bol.

Temizlemek için torbayı açtım ki kaçışan onlarca makas böceği yüzlerce karınca…

Al bir sorun daha.

Öldürsem yazık.

Toplayabildiğim kadarını camdan attım…

Arabalar bassa bile ölmeyeceklerdi, ancak düşünce aldı…

Hiç asfaltı bilmeyen bu yaratıklar orada ne yeycekler…

Ne ot vardı etrafta ne de yuva yapacakları toprak…

Gerisin geriye alıp bahçeye mi götürseydim?

Karıncaları iyice düşündüm…

Baf’ta neyseler İstanbul’da da oydular…

Karakterleri var mıydı?

Duygusallıkları?

Hırçınlıkları?

Açı varsa doyumsuzu da olmalı, insanlar gibi…

Sonra şu geldi aklıma…

Ta Bahçeşehirde yaşayan karınca Bağcılarda yaşayan bir karınca ile aynı ortamı paylaşabilir miydi?

Birbirlerini daha önce hiç görmemişler…

Göz renklerinden, yürüyüş biçimlerinden, seslenişlerinden birbirlerini ayırt edebiliyorlar belki de…

Attığım Bahçeşehirli karıncalar yeni yerlerinde bir yuva kuramazlarsa gidip oranın yerli karıncalarının yuvalarına yerleşirler miydiler?

Kısaca bizdeki yerleşikler gibi dalıp, “bura en daha bizim” derler miydiler?

Hiç sanmam…

Çünkü…

Karınca yuvalarını bir yerde okumuştum…

Dehlizler var…

Havalandırma boruları…

Ve her kanalın belli yerlerinde odacıkları…

Muhtemelen yeni gelen yabancı karınca o yuvalardan birisine yerleşemez.

Kendini kabul ettiremez oraya…

Onu yerler.

Dün…

İrsen, halktan kıstığı para ile iki uçak dolusu  “vatanseveri” sineksavar gibi AB’nin göbeğine gönderdi.

Bizim geçici de olsa AB başkanlığımızı protesto etmeleri için…

Bizimkiler de yaya olarak Lefkoşa sokaklarında buluşarak AB’yi protesto edenleri protesto ettiler.

Açtıkları “Kıbrıslıtürkler Türkiye’nin alt yönetimi olmayı reddeder” pankartı ile…

İçimden…

“Eh be gavvolem” dedim, “Karıncalar bile tıpa tıplarını kabul etmezlerken biz hala kendi evimize sahip çıkamadık…

Ve “alt yönetim olmak istemiyoruz” diye yürüyoruz.

Oysaki sormak gerekirdi, “işiniz bitmedi mi da hala burada dolanıyorsunuz”?

Sanırım karıncalar hiç bir şey sormazlar.

Yabancıları direkt sepetlerler…

Biz hala pankartlarla savaşıyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31