Çok bilinen bir kuraldır ekonomide… “Yüksek faiz, eşittir yüksek risk!”

Banker Kastelli’yi hatırlar mısınız? Yüksek faizle çalışan finans kurumları, tarihte bir gecede ansızın batmaları ile meşhurdur! Bizim 2002 Krizi’ni hatırlayın! Çok uzağa gitmeye gerek yok! 1929’da Wall Street’in batmasını ve kocaman ABD’de hükümetin açları doyurmak için her sokağa bir çorba kazanı gönderdiği günleri… Son ABD finans krizini… Hani dünya halâ yakayı kurtarmaya çalışıyor…

Bankalar battı… Neden?

Verdikleri kredinin geri dönüşünü sağlayamadıklarından! Bunun yüz türlü sebebi olabilir! Ama en meşhuru, “ödenebilir” olmaktan, çıkmasıdır!

Diyelim ki adama mazbata çıkardınız, ödeyemiyor diye attınız içeri… Cebinize ne girer? Hiç! Yatar, çıkar, bu defa hiç ödeyemez; yallah gene içeri! Ne oldu? Kredi geri mi döndü? Para gene mafiş… Alâ… El koyunuz malına, satınız! Müşteri nerde? 4 Katrilyon bütçesi olan memlekette, likit para 2 katrilyon, piyasanın üstünde döndüğü para da 260 Trilyon (eski) TL iken, kime satacaksınız? Verdiğiniz toplam kredi %30 reel faizle, üç ayda bir konsolide olarak, katlana katlana gidiyor ama ortadaki para, sadece 260 Trilyoncuk! Nasıl geri döndüreceksiniz? Nitekim, sondan bir önceki Merkez Bankası Raporu’na göre, verilen kredilerin ancak %36’sı geri dönebiliyordu! Sonuncuda durum daha iyi…

Aslında iyi bilinen ama hiç konuşulmayan bir örnek vereceğim: Diyelim ki bu toplum 10 kişiden ibarettir ve her birinin 10 lirası var! Her biri, bir hafta boyunca, hiç para harcamadı! Toplumun 100 lirası vardır ama piyasada hiç para yoktur! Sıfır… Her birinin, onar liralarını, bir haftada harcayıp, geri gene 10’ar lira kazandıklarını düşünün… Toplumun gene 100 lirası vardır ama bir haftada piyasaya düşüp, geri dönen para, yani üretilen değer 700 lira olur… Sürenin üç güne düştüğünü varsayın! Dönen para? 1400 küsur lira… Değer, 14 kat artar… Süreyi daha da aşağı çekin, 10 kişi, 10’ar liralarını her gün harcayıp, her gün tekrardan 10’ar lira kazanıyorlar! Bir haftada ortada dönen para, olur size 4900 lira!Eldeki “likit” sadece 100 lira… Ama değeri, 4900 lira…

Gerçi Modası geçti(!) Karl Marx buna Paranın Dolaşım Hızı derdi… Daha diyen de var ama ben ilk defa ondan okuduydum!

Adamın birine, çok yüksek faizle kredi verip de geri almak için mahkemelere düşmek, aslında sanıldığı gibi kârlı bir iş değildir! Mutluluk zinciri koptuğu anda batarsınız! Nitekim bizim bankalar da 2002’de topu attı, battı… Ama birine ödeyebileceği faiz oranı ile kredi verip, erken zamanda geri alarak, paraya devr-i daim yaptırmak, çok daha kârlı ve çok daha garanti bir ekonomik yöntemdir! Bırakın bir üniversitede ekonomi okumayı, siyasetle ilgisi yüzünden, dönen dolabı anlamak üzere, birkaç ekonomi kitabı okuyan herkes, Paranın Dolaşım Hızı’nın ekonomi içindeki değerini, bilir…

Faizler, dünyadaki düzeyine behemahal indirilmelidir, dediğimizde, “bankaları mı batıracaksın?” diyenler, ya cahildir veya kötü niyetli! Asıl böyle batar! 2002’de battı da… Ve ancak piyasadaki 260 milyon nakiti ne kadar hızlı çevirirsek, o kadar garantide olurlar…

Bankalara düşman falan değilim… Ödenemeyecek boyutta bir borcum da yok! En basit ekonomik aklı hatırlatmaya çalışıyorum, o kadar… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31