Şirket Türkiye’den…

Ciddi yatırımları var ve bir el de KKTC’ye atalım demiş ve burada şirket de kurmuş.

Projesi de çok büyük…

Yüz küsur milyon dolarlık dev bir tesis yapacaklar.

Adı şimdilik bizde saklı olan bu şirket, Kıbrıs’ın en büyük alış veriş merkezini yapmaya hazırlanıyor.

Hazırlanıyor ama, bu ülkede iki dakikada şirket kurup, işe soyunmak kolay mı?

Haklı ya da haksız bilmem kaç milyon dolarlık alışveriş merkezi için dönümlerce arazi gerek.

Sadece arazi yetmez, sonra teşvik de olmalı!

Biz de Türkiye’den yada dünyanın her hangi bir yerinden büyük bir şirket ülkeye yatırım yapmaya gelince, hemen birileri türer ve para kokusunu hemen alıverirler.

Bu kez de aynı olmuş ve bu kez de şimdiki görevine atanması çok olmayan bir zatı muhterem çıkmış ve gönüllü olarak bu şirkete yardımcı olmak istediğini söylemiş.

Kelli felli bir saygın bir bürokrat olduğu için de önce kendisinin iyi niyetli olduğunu zannetmişler.

Sonra bu bürokratın, İstanbul ziyaretlerini sıklaştırdığı fark edilmiş.

Nasıl olsa bir kurumun önemli isimlerinden birisi, uçak parası yok, otel parası yok, bunun yanında yüklüce de bir yolluk parası alıyor.

Ve bundan yaklaşık bir ay kadar önce;

Yine bir İstanbul ziyaretinde patlatmış bombasını, bu görünüşte çok mülayim, saygın ve muhterem kişi.

Şirket yetkililerine her şeyin tıkırında gideceğini, hiçbir bürokratik engelle karşılaşmayacaklarını, tereyağından kıl çeker gibi bütün işlerinin yolunda gideceği sözünü vermiş.

Tek mazuratı da bütün bunlar için, şirketin kendisine 150 bin sterlin gibi komik bir paranın ödenmesi olduğunu da söyleyivermiş.

Ve işte o günden sonra, her şey alt üst olmuş!

İlgili şirket böyle bir teklif karşısında önce şok olmuş, sonra telefonlar işlemeye başlamış ve bu muhterem beyefendinin yaptığı ahlaksız teklif buralarda da konuşulmaya başlamış.

Sonra çalışma arkadaşları çekmişler bunu bir köşeye, nedir bu 150 bin sterlin hikayesi diye sormuşlar.

Bir panik, bir korku ve bir endişe…

Partim için istedim, deyivermiş!

Kendim için bir şey istediysem namerdim dile de eklemiş…

Tabi ki arkadaşlarının da gözleri yaşarmış, parti için büyük işler yapmak isteyen arkadaşlarını görünce.

Konu bizim bilgimize gelince biraz deşelim dedik…

Deştikçe pis kokular çıktı arkasından.

İstanbul’u kendine bu uğurda mesken eden bir bürokrat ve istenen 150 bin sterlin haraç, sonra da ortaya çıkınca, kendi için değil bu parayı partisi için istediğini söyleyen bir zavallı…

Ve çok daha da önemlisi, ilgili şirketin elinde İstanbul’da yapılan bir toplantının ses ve görüntü kayıtları…

Yine bizim aldığımız duyumlar ahlaksız teklifi yapan bürokratın dosyasının Başbakan Küçük’ün masasına gelmek üzere olduğu.

Kim bilir belki Başbakan bu kişinin kimliğini bizden önce öğrenmiştir, eğer ögrenmediyse bugün yarın öğrenecektir.

Sevgili okurlar;

Bu ülkede nereye el atsanız böyle kirli işleri görmek artık adetten hale gelmiştir.

Kendilerini en namuslu, en dürüst ve en milliyetçi olarak göstermeyi başaranlar bile artık önce kendilerine, sonra da işin aslı öğrenilince ‘partiye haraç’ diye bu işten sıyrılmaya çalışabiliyorlar.

Sözümüz elbette ki hükümetin başı Başbakan İrsen Küçük’edir.

Kendisi ne kadar iyi niyetli, ne kadar dürüst ve paraya pula karnı tok biri olsa da, çok yakınındakiler ve sırtını döndüğü kişiler altını kazdıkça kazıyorlar.

Şahsi menfaat ve avanta için, sağda solda kendilerini başbakana yakın olarak lanse edenler, bu sayede ülkede yatırım yapmaya gelenlere kan kusturuyorlar.

Başbakan ise bir çoğundan habersiz, kimseye ‘hayır’ diyemeyen bir görüntü çizmeye devam ederken, kendisini gelecekte nelerin beklediğinden bile habersiz.

Hiç kuşkunuz olmasın ki bu konuyu takip etmeye devam edeceğiz.

 

MESAJ KUTUSU

Sayın İrsen KÜÇÜK, bu akşam kulağınıza  partisi için haraç isteyen kelli felli atama bürokratınızın ismini fısıldayacağım. Ama eminim ki bu konuda benden önce sizin önünüze gelmiştir. Sizin için iyi bir sınav olacaktır.

Sayın Ahmet KAŞİF, Mağusa Devlet Hastanesi’ne atadığınız ustabaşı önümüzdeki günlerde başınıza bir takım işler açacak. Özellikle tahsil hanesinin boş olması çok konuşuluyor, bilesiniz.

Sayın Turgay AVCI, son istifalardan sonra dün partide genişletilmiş bir MYK toplantısı yapmış ve durum değerlendirmişsiniz. Bu arada parti tabanından kurultayınızı ne zaman yapacağınızı soranlar da var haberiniz olsun.

Sayın Halil ORUN, bölgedeki cenaze törenlerine katılan partili vekil ve bakan sayısı her geçen gün azalıyormuş. Özellikle istihdamlar konusu mezarlıklarda bile konuşulup parti yetkilileri zor anlar yaşıyormuş. Bir süre düğün ve cenaze işleri sizin başınıza kaldı desenize.

Sayın Ünal ÜSTEL, çevre kirliliği turistlerin birinci sorunu haline gelmiş bakanlıktan hala doğru dürüst bir icraat yok. Ülke çapında bir seferberlik başlatmayı düşünmüyor musunuz?

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Turizm Bakanlığı’na çok yakın bir yere seyyar tuvalet koyan esnafı ben sizin yerinize olsam ödüllendirirdim. Her ne kadar Serhat İncirli buraya girmekte zorlansa da devletin yapamadığını başaran esnaf her türlü övgüyü hak ediyor.

Sayın Hüseyin KASAPOĞLU, cezaevi konusunda bir televizyon Kanalına yaptığınız açıklamalar büyük ses getirmiş diyorlar. Ha keşke bugün söylediklerinizi emekli olmadan da söyleseydiniz diyoruz. Yine de zararın neresinden dönülse kardır değil mi?

Sayın Osman KORAHAN, bağımsızlık konusundaki açıklamalarınıza kamuoyundan büyük destek geldi. Ancak şimdi de vatandaş yasal olmayan istihdamlar konusunda bir çalışma başlatmanızı istiyor, bizden iletmesi.

Sayın Dilek KIRGIN babanızın vefatını üzüntü ile öğrendik. Merhuma tanrı’dan rahmet, size ve yaslı aileye sabır ve başsağlığı dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin.

Sayın Hüseyin ALANLI, yine aktif siyasete girdiniz ya siz de hiç akıl fikir kalmadı mı yani? Ne güzel kurduğunuz dershanede işler tıkırında giderken, umarız hayal kırıklığına uğramazsınız.

Sayın Kenan AKIN, Lefkoşa’da pahalı bir daire satın almak için sokak sokak gezerken görülmüşsünüz. Hayırdır, devlet piyangosunun bayram büyük ikramiyesi yoksa size mi isabet etti?

Sayın Ayşe DÖNMEZER, KITOB için büyük bir nimetsiniz. Umarız kıymetinizi bilirler ve siyasetteki gibi bir kaderi yaşamazsınız. Ancak ankette bir eksiğiniz var turistlere adaya bir daha gelip gelmeyeceklerini sormamışsınız.

Sayın Servet BULUTOĞLULARI, menüsküs ameliyatı geçirdiğinizi ve şu anda istirahatta olduğunu öğrendik büyük geçmiş olsun.  Eşiniz de ev işlerinden anlamız ki, Allah kolaylık ve sabırlar versin artık.

Sayın Barış BAŞEL, bakanlığı ilgilendiren yaptığınız her açıklama eksi hanenize yazılıyor ve yakında hakkınızda soruşturma başlatılacağını öğrendik. Yapacağını açıklamalarda bakanlıkla istişare halinde olursanız başınız ağrımayacaktır, bizden bir tavsiye.

Sayın Ertuğrul HASİPOĞLU, parti içinde yapılan yanlışlıklar genelde sizin başınıza patlıyor ve partililer kapınızda kuyruk oluşturuyormuş. Denizde balık tutup mangal keyfi yapmak varken, hala bıkmadınız mı siyasetten? Kefenin cebi yok unutmamak lazım değil mi?

Sayın Atilla SAMUR, hayırdır müziğe son günlerde yoğun ilgi duyduğunuz gözlemleniyor. Sazı almak kolay da çalmak biraz beceri ister bilirsiniz değil mi? Komşuların sabrını mı denemek istiyorsunuz yoksa?

Sayın Metin ŞADİ, Londra stüdyolarınız hayırlı ve uğurlu olsun. Biz de diyorduk son zamanlarda Londra ziyaretleri niçin bu kadar sıklaştı. Demek bir bildiğiniz varmış.

Sayın Talip ATALAY, bazı imamlarınız konusunda akıl almaz şikayetler gelmeye başladı. Yoldan çıkanlar için bir önlem almayı düşünüyor musunuz? İpin ucunu bir kere kaçırırsanız bir daha yakalayamazsınız ona göre…

Sayın Mustafa KAYKAKAMZADE, Zeytinlik’teki arazi kiralaması tam bir arap saçına döndü. Bazı yönetim kurulu üyelerinin istifanın eşiğine geldiği söyleniyor. Yakında olay basında patlayabilir haberiniz olsun.

     

Günün Fıkrası : Erkek milleti 

Adamın birine sayısaldan büyük ikramiye çıkıyor.
Karısına bile söylemiyor.
Sabaha karşı ikramiyeyi almak için yola çıkıyor.
Tam yarı yola gelmişken bir telefon.
Arayan kayınbiraderi...
- Nerdesin enişte ?
- Dışarıdayım hayırdır?
- Çabuk eve gel
- Ne oldu ? Çok mu acil?
- Hemen gel !... Ablam !...
- Yoksa hasta mı ?
- Yok sizlere ömür!... Başımız sağ olsun....
Telefonu kapattıktan sonra adam bulunduğu yere çöküyor....
Ve gülmekten kendini alamıyor,
'Ey güzel Allah'ım, verdikçe veriyor, verdikçe veriyor '

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31