Yıllar önceydi…

-Yürü gidelim, dedim eşime…

Amaç ihtisasa başlayana kadar Londra’da tanıdıkların yanında gapgacak yıkayıp, İstanbul’da mavi plakalı bir araba sahibi olmak…

Ya üç ay çalışacaktım orada bunun için ya beş ay…

Dün gibi hatırlarım o bas gezisini…

Elimizde -o zaman başka şansımız yoktu- geçici TC Pasaportu, vurduk kendimizi yollara.

Bas feribotla Mersin’e, oradan İstanbul’a sonra Bulgaristan ve bildik diğer ülkeler…

-Ne zaman geleceyik be dayı? Diye sordu yolculardan birisi daha Edirne’ye varmadan…

 -Aha bu tepeciği geçtiğimizde, demişti muavin dalgasını geçerek.

Yol boyunca kafamda, “ya bizi geri çevirirlerse “ kaygısı vardı.

Çünkü ne cepte para vardı dönecek, ne de güç kalacaktı bir daha o yolu almaya.

Yolda, “Gidince ilk işim Kıbrıs elçiliğine gidip kendi ülkemin pasaportunu çıkartacağım” dedim.

Üzerinde üç dilden de bilgiler yazan, cüzdanımda itina ile sakladığım eskimiş, mavi renkli doğum belgesini iyi ki almıştım…

Biraz korkarak, biraz çekinerek girdim Londra’daki elçilikten içeriye…

Derdimi anlattım…

Dinlediler…

Yüzlerine, “Git kardeşim” derler mi acaba kaygısıyla baktım…

Öyle bakmadılar.

Hangi evrakları istediklerini söylediler...

Tak diye masaya koydum hepsini de…

Hangi pasaportla geldin? Diye sordular, TC’yi gösterdim…

Onu da aldılar…

“10 gün sonra gel al” dediler…

Gıcır gıcır kokusunu bile özlediğim pasaportum elimdeydi…

Hatırlıyorsunuz değil mi kendine has kokuyu?

Eşim kızmış, “Yasak niye alıyorsun” demişti…

O almadı…

Dönüşte…

Arabayı kullanan bendim…

Yanımda oturan eşim…

Bende Kıbrıs Pasaportu, onda TC.

Tüm yol boyu kaç sınır kapısından geçtiysek, ben selam, eşim kontrol aldı…

O zaman bizlere unutturulmaya çalışılan gerçek kimliğime kavuşmuştum…

Derken beş yıl çabuk geçti, pasaportun süresi bitti…

Uzatmak veya yenisini çıkartacaktım…

Çıkartamadım çünkü gittiğim geziler ya kısaydı ya tatil dükkânlar kapalıydı…

Ve gezilere hep TC ve hep vize ile gittim…

 Ki 2003 kapılar açılına kadar.

Kapılar açıldığında ilk işim çocuklara da kendi gerçek kimliklerinden almak…

Dernek olarak-KIBES- Yunanistan’a gitmiştik iki toplumlu bir etkinlik için…

Atina havaalanındaki gümrük polisi, kimlik kartıma uzaktan bakarak “hoş geldin” demişti…

Bunları neden anlattım…

Çünkü birileri şimdilik kamuda çalışanlara gerçek pasaportlarımızla seyahat etmeyi yasaklayarak bizlere gerçek kimliğimizi tekrardan unutturmaya çalışmaktadırlar…

Ve buna Kıbrıs Türk Sanayi Odası da alet olmaktadır…

Bu sefer başaramayacaklar çünkü sis kalktı, göz gözü görmeye başladı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31