İlkokullarda patates baskısı vardı.

Çok zaman geçti üstünden.

Unutuldu mu artık o dönemdeki öğretmenler de baskılar gibi bilemem.

Matbaanın ilk hali öyle olmalıydı.

Kalıplara harfler dizilir…

Aynı yazılar, aynı mürekkebe batırılır.

Sonra kâğıda baskıları yapılırdı.

Al sana hep aynı, hep benzer şeyler.

Yüzlerce bas…

Dağıt…

Herkes okusun…

Okuyan hep aynını görsün.

Nedense Davutoğlu RTE tarafından TC Başbakanlığına atandıktan sonra, ilk dış ülke ziyareti diye  “Mersin 10 Turkey” mıntıkasına gelip atıp tutunca aklıma geldi, patates baskısı…

Yıllardır yaşanır bu ziyaretler.

TC’de kim seçilirse seçilsin.

Kim başa geçerse geçsin…

Kimse lütuf yaptıya getirmesin…

Gelecekleri ilk yer burasıdır…

Mersin 10 Turkey…

Sonra ezbere bildiğimiz ziyaretlerde yaşananlar hep aynı olur…

Değişmez.

Bizde cumhurbaşkanı kimse geleni misafir eder.

Ağırlar.

Basın toplantısı, gizli görüşmeler yapar.

Sonra birkaç yere ziyarette bulunulur.

Mesajlar verilir…

Ve gerisin geriye misafir gönderilir.

Atanmış Davutoğlu’nun, atayanının hemen ertesinde gelmesi de bu ziyaretlerin tıpatıp aynısı oldu.

Ne bir eksik, ne bir fazla…

Verdiği mesajlar da öyle…

Ve onun gelişiyle, gidişine kadar kurulan açık tartışma programları…

Hep aynı…

Al birini, vur ötekisine…

Hani 10 yıl önceki televizyon programlarından seçip bugün olmuş gibi yayınlansa…

Kişiler de aynıysa herkes o gün yaşananları bugünmüş gibi yutacaktır.

Ziyaretler incelenecek olursa..

Gelenlerin hepsi barış, çözüm mesajı verdi.

Yapacaklardı.

En önde onlar olacaktı…

Hatta bir adım kadar yaklaşmıştı RTE..

Ve onlarca yıl geçti üstünden.

Dönüp baktığımızda…

Çözümden vazgeçtik, çözümün kıyısı bile görünmüyor.

 Oysa çözümsüzlüğe verilen bu mesajlar doğru okunabilinse…

Doğru yazılabilse…

Belki de durduğumuz yer, bulunduğumuz yer olmayacaktı…

Davutoğlu’nun söylediklerinden bir cümleyi öne çıkartıp düşündüm.

Yunanistan Başbakanı’nı çaya davet ediyor: “Gel” diyor, “seninle önce güneye, sonra kuzeye geçelim, çözüm yapalım”…

Atanmış TC Başbakanı bunu söylerken, inceden inceye “çözümsüzlüğe mahkûmsunuz” dediğini kim fark etti?

İyi bir şey söylediğini sanıyoruz oysa.

Çözümsüzlüğe yapılan bu ziyaretlerin bugüne kadar tek bir faydasının olmadığını ne yazık göremedik.

Göremediğimiz gibi gelenlerin söylediklerinin 1974’ten beridir TC’nin Kıbrıslılar için yaptırdığı patates baskısından çıktığını bilemedik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31