Güney Kıbrıs’ta Pazar günü miiletvekilliği seçimi var. Ayni adada yaşamamıza rağmen, ne biz Kıbrıs Rum partilerini doğru dürüst tanırız, ne de onlar bizi… Bu bakımdan her iki taraftan da ötekine bakınca, yapılan siyasi yorumlar, kendi bakış açımızın yansıtılmasından başka bir işe yaramaz.

Bilindiği gibi, Bizans’tan beri, adanın en önemli gücü, Kıbrıs Kilisesi’dir. St. Barnabas İncili’ni buldukları için, Bizans İmparatoru tarafından özerklik verilmiş olan bu kilise, özellikle Osmanlı döneminde, başpiskopos’um Etnarh, yâni milletin başı atanmasıyla, gücüne güç katarak, bugüne gelmiştir. Daha geçenlerde, “ben milletin de başıyım” diyerek, seçilmiş cumhurbaşkanı ve hükümete meydan okumaktan çekinmeyen başpiskoposun kilisesi, Osmanlı artığı olarak, adanın en büyük toprak sahibi, en büyük vergi mükellefi, en büyük işvereni ve en büyük işletmelerinin de sahibidir. Tarihsel ve moral değerlerin yanında, zamanında Makarios’u n gücü de aslında bu idi…

Günümüzdeki siyasal ayrışma da modern toplumlarda görüldüğü gibi değil, ne yazık ki bu pre modern kilise siyaseti üzerindendir. Adanın en eski siyasi partisi olan AKEL ki 1926’da kurulan Kıbrıs Komünist Partisi’nin, 1943’de yeniden legale çıkan mirasçısıdır ama bu ayrışmadan bağımsız değildir. Bunun iki kanıtından ilki, 1931 İsyanı esnasında, parti lideri Vatiliodis’in eline Helen bayrağını alıp, papazların elini öpmeye koşmasıdır. İkinciye biraz sonra geliriz. Ancak bilinmelidir ki Kıbrıs bağımsız olduğu zaman, güneyde görünürde iki siyasi kamp vardı: Komünistler ve Milli Cephe… Bir de milliyetçi olmakla beraber, Makarios’a muhalif olan, yaşlı politikacılar. Makarios bundan dolayı, deyim yerinde ise “çocuklardan” ibaret bir hükümet kurmuştur. Bakanlarının en “yaşlısı” 28 yaşındaki Kliridis idi… AKEL’in Makarios’la flörtü de o dönemde, doruğa çıkmıştır. Bu da ikinci… Yorgacis’in, Atina diktatörü Papadopulos’a suikast düzenlemesinin meydana çıkması ve hükümetten zorla atılması üzerine, ilk seçimde Makarios ona verdiği sözleri tutmadığı için, partileşmeye karar verdiğinde, yanında Kliridis ve Tasos Papadopulos’u bulan Yorgacis öldürülünce, yoldaşlarının da yolları ayrılmıştır. Çünkü o süreçte, Makarios yakın arkadaşı ve doktoru Dr. Lissaridis’e “sol” bir parti kurdurmuştur: EDEK… Sağda ise üçlü bir bölünme yaşanmıştır: Makariosçular, Makarios karşıtı ılımlılar ve Makarios karşıtı faşistler… Yorgacis’in yolundan giden Spiros Kiprianu’nun DİKO’su, varlığını bugün de sürdüren Samson Tipi faşistlerle Grivasçılar ve önceleri EOKA B içinde yer almakla beraber, 74 sonrasında ılımlı liberal bir çizgi izleyerek, Kliridis’in peşine takılanların DİSİ’si…

Tablo budur… Makariosçu AKEL, EDEK ve DİKO ile Makarios karşıtlarının partisi, DİSİ… Ayrıntıları boş verin… Pazar akşamı, durumu değerlendirirken, bu bilgi işe yarayabilir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31