Tülin Berova yazdı…
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yasama, yürütme ve yargı organları kendi görev alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Polis teşkilatı, mahkemeler, savcılık, ilgili bakanlıklar ve kamu kurumları toplum güvenliğine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmektedir. Son dönemde yaşanan olayların ardından iktidar yetkilileri gerekli açıklamaları yapmış, alınan ve alınacak tedbirleri kamuoyuyla paylaşmıştır. Değişen ihtiyaçlar doğrultusunda yeni önlemlere yönelik çalışmalar da devam etmektedir.
Trafikte kaybettiğimiz her insan, şiddete uğrayan her kadın ve suçun hedefi olan her genç hepimizin ortak kaygısıdır. Suç türlerinin toplumsal boyutu ele alınmalı ve olayların nedenleri araştırılmalıdır. Ancak her üzücü gelişmeden hareketle ülkede güvenlik kalmamış gibi bir tablo çizilmesi, yürütülen çalışmaları gölgelediği gibi halkımıza ve ülkemize gelecek insanlara da gereksiz yere korku vermektedir.
Muhalefetin Cumhuriyet Meclisi’ni 17 Ağustos’ta toplum güvenliği gündemiyle olağanüstü toplantıya çağırması demokratik bir haktır. Ancak Meclis’e bu konuda somut bir önerge sunulmaması, toplantının hangi sonucu hedeflediği sorusunu beraberinde getirmektedir. Yaşanan olayların Meclis kürsüsünden yeniden sıralanması neyi değiştirecekti? Amaç, alınan önlemlere katkı sağlayacak yeni görüşlerin tartışılması mıydı, yoksa toplum güvenliği üzerinden siyasi propaganda yapılması mıydı? Olağanüstü toplantı çağrısı, ortaya konulacak içeriğin ciddiyetiyle anlam kazanabilirdi.
Meclis, anayasal takvim gereği ekim ayının ilk iş gününde kendiliğinden toplanarak yasama faaliyetlerine devam edecektir. Komiteler ise çalışmalarını sürdürmektedir. Ekim ayına kısa bir süre kalmışken böyle bir toplantının gerekliliği, çağrının kendisiyle değil, ülkeye sağlayacağı katkıyla değerlendirilmelidir.
Önümüzde yerel ve genel seçim takvimlerinin belirleneceği önemli bir dönem bulunmaktadır. Yerel seçimlerin Aralık 2026’da, genel seçimin ise Ocak 2027’de yapılması gerekmektedir. İktidar milletvekilleri arasında bazı görüş ayrılıkları olsa da genel seçimin bir miktar erkene alınarak iki seçimin aynı gün yapılması yönündeki yaklaşım ağırlığını korumaktadır. Bir ay arayla iki kez sandık kurulması, kamu kaynaklarının iki kez kullanılmasına yol açacaktır. Birbirini takip edecek seçim yasaklarının ekonomik hayat üzerindeki etkileri de göz ardı edilmemelidir.
Aralık ayı, aynı zamanda yeni bütçenin görüşüleceği ve on üçüncü maaşlar dâhil önemli mali yükümlülüklerin yerine getirileceği bir dönemdir. Seçim tarihi belirlenirken siyasi beklentilerin yanı sıra mali takvim ve vatandaşın beklentileri de dikkate alınmalıdır.
Muhalefet genel seçimin erkene alınmasını isterken karma oyun kaldırılması konusunda aynı açıklıkta bir irade ortaya koymamaktadır. “26’yı bulsunlar, karma oyu kaldırsınlar” denilerek Meclis nisabına işaret edilirken, daha sandık kurulmadan “enkaz devralacağız” söyleminin kullanılması dikkat çekmektedir. Oysa seçimin sonucunu bugünden hiç kimse belirleyemez. Seçmen, muhalefetin geçmiş iktidar döneminde yaşananları da değerlendirecek ve son sözünü sandıkta söyleyecektir. Bu nedenle seçim sonrasına ilişkin kesin ifadeler kullanmak yerine halkın iradesine saygı göstermek gerekir.
Genel seçimin erkene alınmasını isteyenlerin, seçim sistemini daha anlaşılır hâle getirecek düzenlemelere katkı koyması da beklenmektedir. Karma oy nedeniyle geçersiz sayılan oyların seçmen iradesi üzerindeki olumsuz etkisi ortadadır. Buna çözüm getirecek düzenlemenin farklı gerekçelerle ertelenmesi, siyasi tutarlılık açısından sorgulanmalıdır.
Muhalefetin görevi denetlemek, eleştirmek ve gerektiğinde hesap sormaktır. Ancak demokratik siyasetin sorumluluğu bununla sınırlı değildir. Eleştirinin inandırıcılığı, uygulanabilir öneriler ve tutarlı bir duruşla güçlenir. Toplum güvenliği ve seçim tartışmaları, günlük siyasi hesapların gölgesinde bırakılmamalıdır.
Ülkenin ihtiyacı, ekonomiyi gözeten, kamu kaynaklarını koruyan ve istikrarı sürdüren sonuç odaklı adımlardır. Siyasette sözü çoğaltmak kolaydır. Asıl olan sorumluluk almak ve ülkeye katkı sağlamaktır. Ülkenin lafügüzafla geçirilecek zamanı yoktur.