Yıllar önceydi… Daha ortada kapı mapı meseleleri yok! Çalıştığım Cengiz Topel Hastanesi’nde her akşam telefon çalıyor, açana biri Rumca ana avrat dümdüz gidiyor! Nöbetçi olduğum bir gece, telefonu ben açtım… Karşıdaki ses gene başladı… İngilizce sordum: “Başka dil bilir misin?” Telefondaki ses, İngilizce’ye döndü: “Blirim, İngilizce” dedi…

“Burası hastanedir…”

“ Biliyorum… Sen kimsin?”

“ Nöbetçi doktorum… Ne söven be her gece telefon açarak?”

“ Konuşurum, cevap vermezler de onun için!”

“ Peki nasıl ulaşın bu numaraya?”

“ Numaranızı bilmem ya! Cepten 112’yi çevirdin, uydu en yakın hastaneyi bağlar…”

Meğer arkadaş Pirgo’dan ararmış! En yakın hastane de bizimki… İçip içip, alıyor eline cep telefonunu, bir Türkle konuşmaya hevesleniyor! Bizim kızların çoğu da Türkiye doğumlu, Rumca’yı duyunca, elleri ayakları dolaşıyor! Kıbrıslı biri telefona gidene kadar, Pirgo’lu sarhoş çuşu huruşa geliyor, sövmeye başlıyor!

“Yörikiyes’sin sen da İngilizce bilin?” dedi… “Yok, Kıbrıslı’yım… Lefkeli…”

Muhatabım bu defa, Lefke’den çıkıp, Pirgo’ya varana kadar, yolu tarif etmemi istedi… Ettim, inandı… Uzmanlığımı sordu, söyledim… Maaşımı sordu, aldığımın iki katını söyledim! “Sen delisin be badriodi” dedi, “O paraya işlenir? Gel bu tarafta en az iki katını kazanırsın!” Her şeyin para olmadığını, o tarafta iki kat para kazansam da toplumun dışında nasıl yaşayacağımı sordum!

“Ne toplumun dışı” dedi, “aha biz Pirgo Limanı’nda bira içerik, gel içelim… Keo isten yoksa Carlsberg? Sen gelene kadar söyleyeyim…”

Gerçekten de o kadar yakınız ama arada dağlar var! Başladım gülmeye… “Belki bir gün be badriodi…” dedim, kapattık…

Pirgolu kasap Koçço, cumaları, fırın kebabı koyarmış. Ta Yalya’dan almaya geliyorlar. Şimdilerde, Lefke’den de gelip alanlar zuhur etmeye başlamış! Geçen cuma akşamı, biz de duyup, gittik… Koçço bize kebap satmayı, reddetti. Evinde yemeğe çağırdı… Davetini kabul ettik… Böylece onbeş yıl gecikerek, Pirgo’da bira içtim… Sofrada oğlu Yanni ile sohbete daldık… Yanni’nin büyük bir derdi var:

“Yatre” dedi, “Ben bir futbol fanatiğiyim! Fena halde APOEL’i tutarım… Şimdi Lefke bizim ligde oynarsa, ben napacam? Kendi ilçemin takımını mı tutacam, Lefkoşa’nın APOEL’ini mi?”

Haklı! Lefke bütün buraların merkezi idi…

“Kararı sen vereceksin” dedim…

“ Verdim bile… Long live Lefkaaaaa… Bana mor beyaz bir atkı getir, yatre…”

Bu Pirgo’lular, adanın en fanatik Rumları idi… 1966’da bir gün o köyde berbat bir gün geçirmiştim, görevle Erenköy’e giderken…

Zamana bak!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31