Eskiden Ercan Devlet Hava Alanına inen ve oradan uğurlanan turistlerin Haspolat Arıtma Tesisleri’nin kokusuyla ağırlanmasının (!) ayıbını yaşar ve bunu eleştirirdik. Şimdilerde ise dayanılmaz lâğım kokuları artık bu hassas bölgemizle sınırlı kalmadı. Haspolat Arıtma Tesislerini yönetme acizliğimizden ve genel kanalizasyon projesini fiyaskoya dönüştürmemizden dolayı dayanılmaz lâğım kokuları yangın gibi ülkenin her yanına yayıldı. Burnumuz kırılıyor bu dayanılmaz pis kokulardan. 

   Tabii ki ortaya çıkan manzaralar da en az burnumuzu kıran pis kokular kadar iğrenç…  Her yanda dere gibi lâğım suları akmakta, kanalizasyon kapaklarından fıskiyeler misali çirkef ve insan dışkısı fışkırmakta. 

   Toplumsal tarihimizin en büyük ayıplarından birini yaşamaktayız ama bu gösterilen tepkiler yetersiz. Öylesine kökleşmiş bir kanıksama huyumuz var ki, her şeye alışıyoruz. Şimdi de pis kokular içinde yaşamayı sanki kaderimizmiş gibi algılayan bir eğilime girdik. Biraz yakınıyoruz, söyleniyoruz, sonra da “adam sen de” havasına girip pis kokuları da, iğrenç manzaraları da sineye çekiyoruz.     Atık sulardaki kötü koku sorununun çözümünü başka ülkeler çoktan keşfettiler oysa… Ama onların keşiflerini ülkemize getirme çabasına dahi girmiyoruz. Nerede İçişleri Bakanlığı?.. Nerede Turizm ve Çevre Bakanlığı? Nerede Belediyeler Birliği?..

       *       *       *

   Tarihe meraklı olanlarımız bilirler ki, yöneticilerin henüz halk tarafından demokratik yöntemlerle iş başına getirilmediği feodal anlayışlı Orta Çağ’da bile, halkın kanalizasyon kokularından rahatsız olmaması için, zamanın olanakları çerçevesinde bir şeyler yapılırdı. İnsanlar bireysel önlemlerini de alırlar, pis kokulardan uzak durabilme adına üzerlerine parfümler sıkarlar, bedenlerine hoş kokulu pudralar sürerlerdi. 

   Ülkemizin yorulmak bilmez çevrecilerinden Yüksek Tarım Mühendisi Dr. Orhan Aydeniz’le konuşuyordum geçenlerde. Tabii ki konumuz çevre sorunları ve özellikle sarmalına fena halde girdiğimiz şu pis kokulu atık sular… Henüz kanalizasyon tekniğini bile öğrenememiş Ortaçağ insanlığının sokaklarda akıp giden atıkların o pis kokularıyla nasıl başa çıkabildiklerine geldi söz... Bu konuda şunları söyle Dr. Aydeniz:  

   “Vallahi bu sorunla mücadele etmekte Ortaçağ yönetimleri bizden daha duyarlı ve başarılıydılar. Örneğin,16’nci yüzyılda Paris sokaklarında halkın kanalizasyon kokularından rahatsız olmaması için vanilya kullanılırdı. Rivayete göre, İngiltere’de ise Kral Yedinci Henri ve Kraliçe Elizabeth döneminde insanların kanalizasyon kokularından rahatsız olmaması için, ‘halka açık yerlere’ parfüm sıkılırdı.

   Bizde ise vatandaşlarımızın ve Ercan Devlet Uçak Alanını kullanan yabancıların rahatsız olması önemsenmediği için, teknolojik olanaklara rağmen sorunun çözümüne kimse ilgi göstermiyor.”

        *       *      *

   O pis kokular sorununun teknolojik çözümünün bilincinde olan yabancılar bakalım ülkemize gelip gittikçe bizi ne kadar ayıplamaktadırlar… Ve bakalım bizi uygarlığın hangi seviyesine koyup yargılamaktadırlar…

   Görünen o ki, yer üstünde akıp gitmekte olan lâğım sularıyla kısa sürede başa çıkmamız mümkün olmayacak. Ama teknolojik olanaklar var mademki hiç değilse bu lâğım sularının pis kokularıyla başa çıkacak önlemlere başvurulsun…

   Tekrar soruyorum: Nerede İçişleri Bakanlığı?.. Nerede Turizm ve Çevre Bakanlığı?.. nerede Belediyeler Birliği?... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31