Bu memleketin çivisi çıktı diyenler ya da dingili koptu diyenler haklı çıktı.

Ne çivi kaldı ne dingil!

Son bombayı Ömer Kalyoncu patlattı;

Polise de güvenmiyormuş, yargıya da…

Siyasileri unutmuş olmalı!

Ülkede bakanlık seviyesine kadar gelmiş birisi bunları söylüyorsa, ha keşke bu ortamı yaratanların siyasiler olduğunu da açıklama cesaretini gösterseydi.

Kalyoncu’nun iddiasına göre Halil Falyalı kendisini tehdit etmiş…

Böyle bir tehdit söz konusuysa Falyalı dahil, her kim ne sebeple olursa olsun birisini ölümle tehdit ediyorsa,  kimsenin göz yaşına bakmadan ülkenin mahkemeleri de polisi de devreye girmeli.

Ama bunun bir eski bakan tarafından kamuoyuna, hem de dokunulmazlık zırhına örtünerek duyurulması hoş olmadı…

Hele de böyle bir ülkede yaşamaktan utanç duyduğunu söylemek, üstüne karabiber oldu!

Kalyoncu birkaç kemiyle de olsa öfkesini kustu ve ‘ağır abi’ olmaktan öteye bir tablo sergiledi…

Kalyoncu, polise gitmiş ve durumu bildirmiş, ancak şikayetçi olmamış!

Ya buna ne demeli?

Hapishaneye gidip adam uçurmaktan bahseden birisi, niçin polise şikayetçi olmaz ki?

Evet bu ülkenin yargı ve polisi ağabeyle artık tartışılır bir hale gelmiştir ama devletin tepesinde görevde bulunan birisi, hem de halen milletin vekili ise, bundan şikayetçi olacağına çözüm yolunu seçmeliydi…

Yok Ömer bey vitrine oynamayı yeğlediyse o da kendi bileceği bir iştir…

Kalyoncu, sadece yargı ve polise değil basına da dil uzatmış…

Hatta bize de atıfta bulunarak, dedikoducu gazetenin yazılarını okumam demiş…

Üzüldük doğrusu!

Emeğin en yüce değer olduğunu düşünen, ya da bu düşünceye destek verdiğini iddia eden birine yakışmadı…

Açsın sözlüğü ‘dedikodu’ ne demek öğrensin önce…

Bu sayfada kimsenin ardından değil yüzüne karşı, hatta kamuoyunun önünde yazılar yazılır…

Bundan da herkes nasibini alır…

Burada adı her geçtiğinde, telefona sarılıp bizi arıyorsa nasıl olur da bizi okumaz!

Şimdi kendisine sorarım;

Eğer biz burada dedikodu yapıyorsak, Başbakan’ın kızının üzerine alınan bir arsanın ücretinin bir işadamı tarafından alındığını söylemek hem de hiç araştırma yapmadan kulaktan duyma bilgilerle bunu meclis kürsüsünde dillendirmek nedir?

Varsa böyle yolsuzluklar peşine düşüp işi yargıya havale edeceksiniz…

Sadece ahkam keserseniz, sizi  koltuğa oturtanlara ihanet etmiş sayılırsınız…

 

Barbet; Gelinim devlette değil, kooperatifte istihdam edildi

Biz devlette istihdam edildiğini yazmamıştık ama, Muhtarlar Birliği Başkanı Hüseyin Barbet, gelininin devlette istihdam edilmediğini, Dikmen Kalkınma Kooperatifinde istihdam edildiğini bunun da üç aylık bir süre olduğunu belirtti.

Oğlu Yusuf Barbet’in ayın kooperatifin yönetim kurulu üyesi olduğunu ve diğer 4 yönetim kurulu üyesi ile anlaşarak bu istihdamın gerçekleştiğini de söyleyen Barbet, amaçlarının CTP döneminde işten durdurulan 26 muhtar çocuğunun UBP döneminde istihdam edilmesi olduğunu ifade etti.

 

Stockholm’de ofisimiz var, ama boş!

İsveç’in başkenti Stockholm’de KKTC temsilciliğinin açılması elbette ki hepimiz için gurur meselesidir…

Her ne kadar dış temsilciliklerin görevlerini yeteri kadar yapamadığını sürekli vurgulasak da, ülkenin imajı bakımından önemlidir dış ofisler…

Ayrıca gönül ister ki, dünyanın neresinde olursa olsun  böyle temsilcilikler açılsın ve sesimiz soluğumuz olsun…

Ama dış ülkede temsilcilik açmak yeterli değil…

İçini de dolduracaksınız…

Masayla, sandalyeyle, araç gereçle…

Yani, Stockholm temsilciliği açıldı ama içi boş!

Tek bir eşya bile yok…

İster inanın isterse inanmayın…

levent.20110924015840.jpg

MESAJ KUTUSU

Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, Stockhol temsilciliğimiz vatana ve millete hayırlı olsun. Olsun da içine eşya koyamadıktan sonra neye yarar. Ben de eski bir masa var, vatandaş gönlünden kopanı verirse iki günde cillop gibi bir temsilciliğimiz olur, ne dersiniz?

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, süt kurumunun başına ilgisiz birinin atanması konusunda ‘olur böyle şeyler ben de tarımdan anlamam’ demişsiniz. Ne siz söylemiş olun böyle bir sözü ne de biz duymuş olalım. Şimdilik aramızda kalsın olur mu?

Sayın Hasan SÖZMENER, bir vekil bu ülkede yargıya güvenmediğini açıklıyorsa, artık ayağa kalkmanın sırası gelmedi mi? Herkes kendi mesleğine sahip çıksın lütfen…

Sayın Zorlu TÖRE, sizi ve ailenizi tehdit eden eski sendika başkanı kim? Siz de artık bu ülkede yaşamaktan nefret ediyor musunuz? Yargı ve polise güveniniz hala tam mı?

Sayın Hüda AKSOY, istihdam konularında tek yetkilinin sizin olduğunuz iddia ediliyor. Dolayısıyla biraz da günah keçisi oluyorsunuz. Bir açıklama yapma ihtiyacı hissederseniz dükkan sizin…

Sayın Sümer AYGIN, en kirli kent sizin kent çıkmış. Geçmişi boş verin artık geleceğe bakıp bu nadide kentimizi el birliğiyle kurtaralım. Yok sizi aşar diyorsanız, bu işi artık bir bilene devredin…

Sayın Ersin TATAR, bu sıralar fazlasıyla keyifsiz olduğunuz gözlemleniyormuş. Nerde kaldı sizin o yeri göğü inleten kahkahalarınız. Asık surat size hiç yakışmıyor doğrusu…

Sayın Ali ÖNCÜ, komşu belediyelerle biraz daha ilişkileri yoğunlaştırmakta yarar var. Onların tecrübelerinden pek ala yararlanabilirsiniz. Biraz soğuk ve uzak kalıyormuşsunuz.

Sayın Mustafa ÇOBANOĞLU, kaçak içki ve sigara konusunda büyük bir başarıya imza attınız. Ancak sadece marketlerde değil bazı büyük tanınmış restoranlara da operasyon gerçekleştirirseniz gördüklerinize siz bile inanamayacaksınız.

Sayın Öner ÖZERDEM, okullarda satılan fast food türü yiyeceklerle asitli içeceklerin yasaklanması konusundaki açıklamalarınız veliler tarafından tam destek gördü ancak devlet her nedense böyle ciddi konuların üstüne gidemiyor. Biraz daha bu şirketlerle ortak olduğuna inanmaya başlayacağız.

Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, gerekirse devletin adının bile değiştirilebileceği yönünde açıklamalarınız artık sizde de bir değişimin başladığı yönünde yorumlandı. Siz hiç merak etmeyin bir süre sonra Kıbrıs Türk Devleti isimlendirmesini çok daha gazla telaffuz etmeye başlayacağız.

Sayın Ahmet BENLİ, Kiler marketin gaz tüpleri konusunda artık ben de işkillenmeye başladım. Bu işi biraz sürüncemede bıraktınız gibi geliyor bana. O tüpler orada bakanlık izni alınmadan duruyor ayrıca mesafe konusu da yasaların çok altında.

Sayın Serdar DENKTAŞ; dün akşam bir grup gazeteci ve köşe yazarı ile evinizde akıl fırtınası gerçekleştirmişsiniz. Petrol konusu konuşulurken epey de alkol tüketilmiş diyorlar doğru mu? Afiyet olsun…

Sayın Mehmet SAYDAM, sigorta primlerinin yatırılmaması konusunda yaptığınız çağrı, halkı isyana teşvik olarak algılanabilir. Yakında kelepçeleyip götürürlerse sakın şaşırmayın olur mu?

Sayın Mustafa TOKAY, sabah yürüyüşlerinde konuşulan tek konu siyasetmiş. Bari spor yaparken siyaset konuşmasanız olmaz mı? Genlerinizde var değil mi? Sağlıklı günler dileriz…

Sayın Mesut GÜNSEV, Türk donanması nihayet yola çıkmış ve adaya doğru geliyormuş. Artık gelişlerinde muhteşem bir karşılama töreni düzenlemeniz bekleniyor.? Hey gidi gençlik hey, neydi o günler değil mi?

Sayın Cevdet KOPAR, sizin komşular çiğ köfte partisini ne zaman yapılacağını merak etmişler bize soruyorlar. Yoksa bazı komşularınızdan gizli mi yapıyorsunuz partileri?

Sayın Ali BARDAK, yeni mağazanız hayırlı ve uğurlu olsun. Biz genelde açılışlarda bakanlara alışığızdır ama bu kez tam tersi oldu ve sadece muhalefet davet edildi. Hayırlı işler bol müşteriler dileriz…

Sayın Özbir AKBAŞAK, kırsal kesime sağlık yatırımı yaparak hem riske girdiniz hem de iyi bir örnek teşkil ettiniz. Umarız devletten de gerekli desteği görürsünüz.

 

Günün Fıkrası : Vergi dağılımı 

Bizim Temel uluslararası ekonomi toplantısına katılır. Devletin topladığı vergi dağılımını tartışırlar. Konuşmacılardan biri Amerikalı, biri Avrupalı, biri de Temel. Ortaya bir fikir atılır. Halktan toplanan vergiler nasıl dağılım yapılacak.
Amerikan vatandaşı söz alır:
-"Bizim Amerika’da önce yere bir çizgi çizeriz ve sonra topladığımız vergileri havaya atarız. Çizginin soluna düşen paraları halka hizmet olarak geri veririz, sağ tarafta kalan devlete kalır, yatırım yaparız..."
Derken Avrupalı söz alır ve:
-"Bizim Avrupa’da başka ama ona benzer bir uygulama yaparız. Önce yere bir daire çizeriz. Halktan toplanan vergileri havaya atarız. Dairenin dışında kalan halka hizmet olarak geri döner, dairenin içine düşenleri devlet harcamalarına kullanırız... "
Sıra bizim Temel’e gelir ve başlar anlatmaya:
-"Ula uşaklar ne güzel anlattunuz. Keşke bizde sizun
çirkefluklerunuzi değil da habu çalışkanluğunuzi alsak... İnanun bizum öyle bir uygulamamız yok. Bizde daha kısa oluyi... Bi kere öyle yere çizgi çizmezuk. Bizde hükümet halktan toplar vergileri. Atar havaya. Yere düşenleri kendilerine harcama yaparlar. Havaya kalanlar halka hizmet olarak geri döner..."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31