Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın 7 yıldır hazırlattığı “Kuzey Kıbrıs Ekonomisi Rekabet Edebilirlik Raporu”nun sonuncusu geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Yerel Kuruluş temsilcileri, bürokrat, Bazı bakanlar ve yabancı elçilik mensuplarının da hazır bulunduğu raporu yorumlamak, araya güncelliğini kaybedebilir konular girdiği için bu yazıma kaldı. Raporun aslında gerçek özetini bir cümleyle ekonomist ve bu raporların hazırlayıcılarından Mustafa Besim yaptı. Besim “Yıllardır bu raporu hazırlıyoruz. Yıllardır ayni sorunlara dikkat çekmek ve ayni sorunları yorumlamaktan usandık, gına geldi. Ancak raporda geçen sorunlara çözüm getirecek olanlardan bugüne kadar olumlu bir adım atılmadı. Bundan dolayı artık bugünden sonra yeni bir hikâye yazmak gerekir” diyerek sitemini belirtti.

                                      ***

Ancak sunumda hazır bulunan Maliye Bakanı, Başbakan Yardımcısı ve Başbakan sıkılıp sineceklerine, kendilerine konuşma hakkı verilince bizi kandırdıklarını zannettikleri için, bahanelerle dolu konuşmalarını yaptılar. Konuşurlarken, az önce kendilerine sunulan KKTC Ekonomisi Rekabet Edebilirlik puanına göre, 144 dünya ekonomisi arasında yönettiklerini zannettikleri KKTC’nin 114. sırada olduğunu ve nedenlerini görmezden geldiler. Bundan dolayıdır ki, Eğer Besim bu yıl da bir rapor hazırlayacaksa, yeni hazırlanacak olan rapor da bugünkünün tıpkısının aynisi olacaktır. Dolayısı ile de Besim’in hayal ettiği yeni hikâye de bir başka yıla kalacaktır.

                                       ***

Aslında KKTC’nin Rekabet Edebilirlikte 144 ülke ekonomisi içinde en sonda olması gerekirdi. Çünkü bu raporu hazırlayanların KKTC Resmi Kurumlarından elde ettikleri ve KKTC’ni rekabet edebilirlikte daha üst sıralara taşıyan veriler sahte ve yalandır. Örneğin fert başına düşen milli gelirin 15 bin dolar olması. Nüfusunu bile bilmeyenler fert başına milli geliri nasıl hesaplıyorlar? Yine örneğin DPÖ’nin açıkladığı büyüme hızları da, enflâsyon rakamlarları da hespi yalandır, uydurmadır. Rekabet Edebilirlikte olmazsa olmaz olan kurumlara, alt yapıya, makro istikrara ve kamu borcuna baktığımızda en sonlardayız. Ancak tartışmalı sağlık ve ilk öğretime baktığımız zaman, iyi göründüğümüzden (iyi olduğumuzdan değil) alt sıralarda yer almadığımız gibi, buralardaki sıralanmamız bizi rekabet edebilirlikte daha üst sıralara taşımaktadır. KKTC’de ilkokul mecburi olduğundan %100’e varan bir kayıt olma durumu vardır. Sağlıkta ise verem ve sıtma hastalıkları görülmediğinden, yine yapay olarak daha üst sıralara çıkmaktayız. Buna mukabil sağlık ve eğitimin kalitesi son derece düşüktür. Mülkiyetteki belirsizlik ise başlıbaşına bir sorundur. Verimsiz bürokrasi çarkı adeta rüşvetsiz dönemez durumdadır. Halkın ise siyasilerle siyaset kurumuna güveni sıfırdır. Kamunun borcunu ise hiç irdelemeyelim. Ancak şunu belirtmeliyim. Türkiye’den alınan krediler dolar bazında alındığı ve dolar cinsinden işlendiği için, hiç faiz işlemese ve Türkiye’den başka borç almasak bile, kur farkından dolayı Türkiye’ye olan borcumuz sadece 2013 yılında 2 milyar TL artmıştır. Her yıl da katlanarak artacaktır. Bu şartlarda KKTC’nin Rekabet Edebilirliği nasıl artacaktır? Nitekim sunumda hazır bulunan Almanya’nın Ticaret Ataşesi, Başbabakan Yardımcısı Denktaş’a “Ülkenize yatırım yapmak istiyorum. Ülkenize yatırım yapmak için bana bir neden gösterin” diye sordu. Denktaş’ın cevabı tam bir fecaat idi. Denktaş “Macera olsun diye” cevap verdi. Böyle bir yönetim anlayışı ile nereye gidebiliriz ki?       

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31