Kaç gündür hem Kıbrıs’ın güneyinde ve hem de kuzeyinde gündemi sallamakta olan Mihail Sarris olayı bana 36 yıl önce patlayan ve günümüzde hâlâ tartışma konusu olan Roman Polanski skandalını anımsattı.
  
Yahudi kökenli ve Polonyalı çok ünlü bir sinema yönetmeni olan Polanski, Hollywood’u uçuran birbirinden güzel ve çarpıcı filmleriyle baş tacı edilirken, 40’lı yaşlarında birdenbire yere çakıldı. Çünkü görkemli partilerin verildiği aktör Jack Nicholson’un villasında, 14 yaşındaki bir kız çocuğuyla cinsel ilişkiye girmişti. Zorlamanın olmadığı bu olaya üstelik kızın annesi de tanık olmuş ve gördüklerini polise anlatmıştı.
  
Polanski gürültülü bir şekilde tutuklandı ve olayın yargı süreci başladı. Bu suçun cezası 50 yıl hapislikti. Geleceği parlak ünlü yönetmenin kariyeri mahvolmuştu. Yargı sürecinde yüklü bir kefaletle serbest bırakılmasından yararlanarak Amerika’dan firar etti. Bu firar, skandalın boyutlarını daha bir büyülttü. Polanski bir daha dönmeye cesaret edemeyeceği Amerika’nın en nefret edilen ünlüsü haline gelmişti. Sinemasal başarısından dolayı aldığı her ödüle ve yarattığı başyapıta işlediği büyük günahın gölgesi düştü.
    *       *       *
  
Mihail Sarris olayıyla Roman Polanski olayı arasındaki tartışılmaz benzerlik, her ikisinin partnerlerinin de 18 yaşından küçük çocukların olmasıdır. Oysa bakıyoruz da, bazı kesimler kişilerin cinsel tercihlerinin kamuoyunu ilgilendirmediği savından hareketle ortaya çeşitli tepkiler koyarken, olayın çocuk istismarcılığı boyutunu es geçmektedirler. Cinsel tercihin şıkları arasına çocuk istismarını da sıkıştırmak mümkün mü? Bu gerekçeyle insan hakları savunuculuğuna çıkanlar, kendi kendilerini çürüten bir aymazlık içindedirler.
  
Sarris’e getirilen suçlamanın kapsamında reşit olmayan çocuklarla cinsel ilişkiye girmek vardır. Olay yorumlanırken, bu temel unsurun göz ardı edilmemesi gerekir. Sarris, kendi ülkesi dahil, herhangi bir AB ülkesinde, ya da AB dışındaki bir başka ülkede aynı suçtan yargı huzuruna çıkarılsa, öngörülecek hapislik cezası 50 yıldan aşağı değildir. Çünkü bu uygar ülkelerde çocuk istismarı ve çocuk pornosu en ağır suçlar kapsamına girer.
  
Kendi ülkesinde ya da başka bir ülkede cesaret edemeyeceği çocuk istismarcılığı için KKTC’yi seçenler baltayı taşa vurmaktadırlar. Burası Tayland değildir. Uygarlığın ve çağdaşlığın gereği olan değerlere KKTC denen bu minik ülkede de duyarlılık ve saygı vardır. Üstelik, toplumsal ahlak anlayışı eşcinselliğin yasallaştırılmasına henüz hazır olmadığından, İngiliz yönetiminden miras kalan kanunların öngörüsüyle de olsa, eşcinsellik KKTC’de ahlaksal suç kapsamındadır.      
  
Sarris’in önemli bir toplumsal konumun sahibi olması, Annan Planı’na “evet” demesi, barış ve çözüm yandaşlığı, ya da müzakereler sürecindeki olumlu imajı itham edildiği suçun hafifletici nedenleri olamaz. Roman Polanski de, yarattığı skandalın hesabını vermeye çağrıldığında ABD imajını parlatan önemli kültür markalarından biriydi.
    *       *       *
  
Üzerine ciddiyetle gidilmesini gerektiren en önemli sosyal konularımızdan biri de, toplumdaki ahlak çöküntüsüdür. Bu çöküntüyü vurgulayan ürpertici belirtiler Sarris olayıyla da gün ışığına çıktı. Erkek çocukların bile pazarlanabildiği bir yeraltı fuhuş sektörü oluştu. Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel, fuhuş yaparak eve para götüren çocukların varlığından söz ederken sayı da veriyor. “47” sayısı onun saptayabildiği sayıdır. Çocuk pornosunun ve istismarcılığının batağında olup da henüz sayısı saptanamayanlar da var. Başel, bu çocukların pazarlandığı mekanların adreslerini de veriyor.
  
Kimi psikologlarımız da çocuk istismarcılığının bir başka iğrenç boyutu olan ensestte artış görüldüğüne sık sık vurgu yapmaktadırlar.
  
Polisin bütün bu açıklamaları ihbar kabul edip üzerine gitmesi gerekir. Tabii ki salt polisiye önlemler de yetersizdir. Sosyal sorumluluk bilinciyle bu istismarcılıkların ve fuhşun kökünü kazıyacak devletsel ve örgütsel etkin girişimlere ihtiyaç var.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31