Öncelikle belirtmeliyim ki bugün burada sizinle paylaşacağım öykü, değiştirilmiş kahraman adları dışında gerçektir… Ve de, bu “Şeher” namlı köhne kentin nice yaşanmışlıklar zincirinin sıradan halkalarından biridir. Öykünün; ikisi de içten dostum olan kahramanlarının izni alınarak paylaşıma sunulduğunu da açıklamalıyım. İnancım o ki, bugün burada yazdıklarımdan en fazla duygulanacak olanlar da, kırık aşk öykülerini yazma iznini aldığım o iki genç insanımızdır…
    *       *       *
  
2006 nüfus sayımında görev almayı seve seve kabul etmişti Selim... 30. yaşını aşmış bu devlet görevlisi arkadaş, sayım görevinde bulunmanın, tekdüze yaşamına değişik bir renk katacağı düşüncesindeydi. Düşüncesinde ne denli haklı olduğunu da, sayım gününün saat 11.30’unda sayım sorgulamasını yapmak üzere ziline bastığı 15. hanenin kapısı açıldığında anladı. Sıcak bir gülüşü ta derinliklerinden kendi gözlerine saplayan o bir çift yeşil göz hiç de yabancısı değildi. Tam 25 gündür peşinde olduğu, beyninde çakılı kaldığı yerden söküp atamadığı yeşil gözlerle en sonunda işte bu rastlantıda ikinci kez buluşmuştu.
 
O günden sonra romantik bir tetiklenme sürecine girecek olan onların öyküsünü siyah renkli minik bir kedi yavrusu başlatmıştı. Kedicik, Köşklüçiftlik’in sokaklarından birinde Selim’in arabasının önüne çıkmıştı. Yolun bir yanından öteki yanına geçmeye çalışan kedi yavrusu arabayla karşılaşınca hızlanarak kaçacağına durmuş ve yolun ortasına oturmuştu. Frene yüklenen Selim, iki metre ötesindeki kediciği kaçırmak için klaksona bastı ama minik muhatabı hiç tınmadan yolun ortasında oturmayı sürdürdü. Tam o sırada arkadan gelen genç bir kız hızla koşup kediciği yerden kaldırdı ve özenli biçimde kaldırımdaki ağacın altına bıraktı. Saniyelerle sınırlı bir süreçte gerçekleşen bu olay sırasında genç kız direksiyondaki adama “her şey yolunda, sür arabanı” ifadeli sıcak bir gülücük göndermeyi de ihmal etmedi. İçi gülen yemyeşil gözler Selim’in belleğine o anda ateşli izini, silinmez biçimde bırakırken, genç kız enerjik adımlarla yoluna devam etti, kaybolup gitti.
  
Selim, 25 gün boyunca peşinde olduğu, uğruna yaya ve arabayla defalarca Köşklüçiftlik’i turladığı yeşil gözlerle işte hiç ummadığı bir anda yine Köşklüçiftlik’in bir apartmanında buluşmuştu. İçi gülen gözler, karşısındaki şaşkınlığa şaşmıştı. Sabahtan beridir beklenen sayım memuru sorularını soracak yerde şaşkınca kendisine bakmaktaydı. Memuru dairesinin girişine davet etti ve oturması için yer gösterdi genç kız… Gülen gözlerin ısrarlı bakışıyla kendine gelen Selim, klasik sayım sorularını arka arkaya sorarak notlarını elindeki sayfaya düşerken kalbinin yerinden sökülürcesine çarptığını hissediyordu. “Yıldırım aşkı bu olsa gerek” düşüncesindeydi. Bir taraftan da 25 günden beri unutamadığı kızın onu hiç anımsamamış olmasının burukluğunu yaşıyordu. Adını “Yeliz” diye açıklayan genç kız, apartman dairesinde o anda ağır gripten yatmakta olan emekli memur annesiyle birlikte yaşadığını, annesinden boşanan babasının ülke dışında olduğunu anlattı.
  
Selim, soruları bittikten sonra ayağa kalkarken Yeliz’in telefon numarasını da öğrenmek istedi. “Bu da nereden çıktı!” gibisinden baktı genç kız. Selim “Her apartmandan ya da sokaktan saydıklarımızdan birinin numarasını mutlaka alırız. İleride sayım bölgesiyle ilgili bir mesele çıkarsa arayabilelim diye” yanıtını verirken, bu denli hızlı gerekçe gösterebildiğinden dolayı da kendini kutladı!.. Bu açıklama üzerine Yeliz telefon numarasını duraksamadan verdi.
  
Arkadaşlıkları o gün orada alınan o telefon numarası sayesinde gelişti, büyüdü, içten bir aşk giderek dal budak saldı ve tam bir yıl sonra nikah masası aşamasına gelindi.
  
Bugün aradan beş yıl geçti. Yeni bir genel nüfus sayımı daha var. Selim yine sayım memurları arasında. Ama kesinlikle Köşklüçiftlik’te görev almak istemedi. Bu semte karşı içinde tarifsiz burukluklar var. Çünkü beş yıl önce Lefkoşa’nın bu ünlü semtinde tetiklenen beraberlik sekiz ay önce son buldu. Boşanma furyasının fırtınaları yeni bir yuvayı daha yerle bir etti… Çok güzel başlayan bir beraberlik, bir nüfus sayımından öteki nüfus sayımına dek dayanamadı. Aşılamayan sorunlar, Yeliz’le Selim’i birbirinden kopardı. Üç yaşına yaklaşan dünyalar güzeli bir kızları olmasına karşın…
  
Her ikisi de konuştuğum, hatta dertleştiğim insanlar. Büyük bir aşkla bezedikleri beraberliklerine neden son verdiklerini sorduğumda ikisi de aynı yanıtı veriyor. “İşte kahrolası, aşamadığımız birtakım sorunlar abi. Ve bu
sorunların yarattığı, gittikçe büyüyen, bizi bunaltan şiddetli geçimsizlik.”
    *      *      *
  
Romantik bir sayım öyküsünün ulaştığı bu hazin son beni son zamanların etkileyen sosyal olaylarından biri... Bugün yine yeni bir sayım günündeyiz ve sayım günü yazısı olarak Yeliz’le Selim’in kırık aşk öyküsünü okurlarımla paylaşmayı uygun gördüm. Evlilikleri yıkılmasına karşın Yeliz’le Selim hâlâ dost… Çiftler arasındaki böylesi uygar dostluklara karşın evliliklerin neden yaşayamadığını ben çözemiyorum. Çözebilen varsa, onlardan inandırıcı bir yanıt beklerim…   


Kaynak: Kıbrıs Gazetesi      

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31