<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gündem Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber</title>
    <link>https://www.gundemkibris.com</link>
    <description>Gündem Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gundemkibris.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 16 May 2026 11:57:18 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Özgöçmen: Hemşire yetiştirilmesine yönelik planlı devlet politikası oluşturulmalı]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/ozgocmen-hemsire-yetistirilmesine-yonelik-planli-devlet-politikasi-olusturulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/ozgocmen-hemsire-yetistirilmesine-yonelik-planli-devlet-politikasi-olusturulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Birliği Başkanı Ali Özgöçmen, ülkede hemşire yetiştirilmesine yönelik planlı devlet politikası oluşturulması ve gençlerin hemşireliğe teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özgöçmen, 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda artan nüfus ve sağlık hizmetlerine olan ihtiyacın büyümesi nedeniyle hemşirelerin ağır iş yükü altında görev yaptığını kaydetti.</p>

<p>Ülkede yeterli sayıda hemşire yetiştirilememesinin önemli bir sorun olduğunu belirten Özgöçmen, “Hemşire planlamasının yapılmaması ve hemşire yetiştirilmesine yönelik sürdürülebilir politikaların oluşturulmaması, çok yakın gelecekte sağlık sistemini ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya bırakacaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özgöçmen mesajında, insan yaşamına dokunan, sağlık hizmetlerinin temel taşı olan hemşirelerin günü olan 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü’nü kutlamanın gururunu yaşadıklarını kaydetti.</p>

<p>-“Vazgeçilmez bir role sahip”</p>

<p>Özgöçmen, “Modern hemşireliğin öncüsü Florence Nightingale’in doğum günü olan bu anlamlı günde fedakârlıkları, bilgi ve emekleriyle toplum sağlığını koruyan tüm hemşirelerimizi saygı ve minnetle selamlıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Hemşireler bireyin, ailenin ve toplumun sağlığını koruma, geliştirme ve iyileştirme sürecinde vazgeçilmez bir role sahip olduğuna vurgu yapan Özgöçmen, “Sağlık hizmetlerinin her aşamasında büyük özveriyle görev yapan hemşirelerimiz, yalnızca hastaların bakımını üstlenmekle kalmamakta aynı zamanda sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından da kritik bir görev yürütmektedir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ülkede hemşirelik mesleğinin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Özgöçmen, mesajında şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Artan nüfus, sağlık hizmetlerine olan ihtiyacın büyümesi ve mevcut personel eksikliği nedeniyle hemşireler ağır iş yükü altında görev yapmaktadır. En önemli sorunlardan biri ise ülkemizin yeterli sayıda hemşire yetiştirememesidir. Hemşire insan gücü planlamasının yapılmaması ve hemşire yetiştirilmesine yönelik sürdürülebilir politikaların oluşturulmaması, çok yakın gelecekte sağlık sistemini ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya bırakacaktır.</p>

<p>Bugün gerekli adımlar atılmazsa, önümüzdeki yıllarda hastanelerde ve tüm sağlık hizmetlerinde hemşire eksikliği daha da derinleşecek bu durum hem sağlık çalışanlarını hem de halkın sağlık hizmetine erişimini olumsuz etkileyecektir. Nitelikli sağlık hizmeti ancak yeterli sayıda, iyi eğitim almış ve desteklenen hemşirelerle mümkündür.</p>

<p>Bu nedenle, hemşirelik eğitimi kontenjanlarının artırılması, ülkede hemşire yetiştirilmesine yönelik planlı devlet politikalarının oluşturulması, gençlerin hemşirelik mesleğine teşvik edilmesi ,kamu sağlık sistemindeki hemşire kadrolarının güçlendirilmesi, çalışma koşulları ile özlük haklarının iyileştirilmesi acil ve kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.”</p>

<p>Özöçmen, hemşirelik mesleğinin güçlenmesi, toplum sağlığının korunması ve gelecekte sağlık sisteminde yaşanabilecek insan kaynağı krizinin önlenmesi adına mücadeleyi sürdürmeye devam edeceklerini belirtti.</p>

<p>Birlik Başkanı Özgöçmen, insan sağlığı için emek veren tüm hemşirelerin 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir meslek yaşamı diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/ozgocmen-hemsire-yetistirilmesine-yonelik-planli-devlet-politikasi-olusturulmali</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/1778573364253hemsireler-ve-ebeler-birligi.jpg" type="image/jpeg" length="82636"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hekimler Sendikası: Hemşireler artan iş yükü ve ağır çalışma koşullarıyla sağlık hizmetlerini sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/hekimler-sendikasi-hemsireler-artan-is-yuku-ve-agir-calisma-kosullariyla-saglik-hizmetlerini-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/hekimler-sendikasi-hemsireler-artan-is-yuku-ve-agir-calisma-kosullariyla-saglik-hizmetlerini-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası hemşirelerin “artan iş yüküne, personel eksikliğine, artan baskılara ve ağır çalışma koşullarına rağmen” sağlık hizmetini sürdürdüğünü kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sendika 12 Mayıs Hemşireler Günü dolayısıyla mesaj yayımlayarak tüm hemşirelerin gününü kutladı ve hemşirelere daha güvenli, daha insancıl ve emeğin karşılığını bulduğu çalışma koşulları sağlanmasını diledi.</p>

<p>Sağlık hizmetlerinin hekiminden hemşiresine, teknisyeninden destek personeline bir ekip işi olduğu vurgulanan mesajda, “Bu ekibin en güçlü parçalarından biri olan hemşirelerin emeği yalnızca bir meslek icrası değil, aynı zamanda büyük bir özveri ve insanlık sorumluluğudur.” denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/hekimler-sendikasi-hemsireler-artan-is-yuku-ve-agir-calisma-kosullariyla-saglik-hizmetlerini-surduruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/yeni-proje-6-16.jpg" type="image/jpeg" length="88203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dinçyürek:” Güçlü bir sağlık sistemi özverili sağlık çalışanlarıyla mümkün”]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/dincyurek-guclu-bir-saglik-sistemi-ozverili-saglik-calisanlariyla-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/dincyurek-guclu-bir-saglik-sistemi-ozverili-saglik-calisanlariyla-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mesajında hemşirelerin sağlık sisteminin vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayan Dinçyürek, fedakârca yürüttükleri görevleriyle toplum sağlığının korunmasında çok önemli bir rol üstlendiklerini ifade etti. Pandemi, doğal afetler ve olağanüstü süreçlerde hemşirelerin gösterdiği özveri ve emeğin toplum sağlığı açısından taşıdığı önemin bir kez daha açıkça görüldüğünü belirtti.</p>

<p>Dinçyürek, güçlü bir sağlık sisteminin özverili sağlık çalışanlarıyla mümkün olduğunu belirterek, hemşirelerin gece gündüz demeden büyük bir sorumluluk bilinciyle görev yaptığını ve sağlık hizmetlerinin her aşamasında hayati bir görev üstlendiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dinçyürek, “Önce insan” anlayışıyla görev yapan, sağlık bakımında öncü bir ses olan tüm hemşirelerin Hemşireler Günü’nü kutlayarak sevgi ve saygılarını sundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/dincyurek-guclu-bir-saglik-sistemi-ozverili-saglik-calisanlariyla-mumkun</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2024/05/dincyurekkkkk.jpg" type="image/jpeg" length="23573"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı Yaş Almak İstiyorum. Nereden Başlamalıyım?]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/saglikli-yas-almak-istiyorum-nereden-baslamaliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/saglikli-yas-almak-istiyorum-nereden-baslamaliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elite Hastanesi Anti-Aging ve Rejeneratif Tıp Uzmanı Ahmet Özyiğit, Gündem Kıbrıs Gazetesi okurları için kaleme aldığı yazısında, sağlıklı yaş almanın temel taşlarını ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarının önemini anlatıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu insan hayatının belirli dönemlerinde hayatını düzene koymak, daha sağlıklı kararlar vermek ve yaş alırken geleceğe daha iyi bir sağlık profiliyle girmek ister. Ancak modern yaşamın gerçekleri çoğu zaman bunu zorlaştırır. İş stresi, maddi kaygılar, aile sorumlulukları, düzensiz uyku, yoğun tempo ve kolay ulaşılabilen işlenmiş gıdalar zamanla bizi fark etmeden hareketsizliğe ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarına sürükleyebilir. Üstelik sosyal medya ve internet ortamında sürekli karşımıza çıkan “mükemmel diyet”, “kusursuz vücut”, “hiç kaçamak yapmadan yaşamak” gibi mesajlar da insanlarda gerçek dışı beklentiler oluşturabilir.</p>

<p><strong>“Sağlıklı Yaşam “Ya Hep Ya Hiç” Değildir”</strong></p>

<p>Bu noktada yapılan en büyük hatalardan biri, sağlıklı yaşamı “ya hep ya hiç” mantığıyla değerlendirmektir. İnsanlar çoğu zaman ya tamamen kusursuz besleneceklerine inanır ya da bunu sürdüremediklerinde “Nasıl olsa bozdum” diyerek tamamen kontrolden çıkarlar. Halbuki insan metabolizması bu kadar siyah-beyaz çalışan bir sistem değildir. Bilimsel veriler bize şunu çok net gösteriyor: Sağlığı belirleyen en önemli unsur, tek bir öğün veya tek bir kaçamak değil; uzun vadeli alışkanlıkların toplamıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Metabolizmayı Bozan Tek Bir Öğün Değil, Yaşam Tarzıdır</strong></p>

<p>Örneğin ara sıra yenilen bir hamburger ile her gün ultra işlenmiş gıdalarla beslenmek arasında metabolik açıdan çok büyük fark vardır. Benzer şekilde bir hafta sonu tatlı yemek ile her gün yüksek şekerli ve rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmek aynı şey değildir. Sürekli yüksek şeker ve yüksek kalorili beslenme; insülin direnci, kronik inflamasyon, trigliserid yüksekliği, karaciğer yağlanması ve damar hasarı gibi süreçleri zaman içerisinde hızlandırırken, arada yapılan kaçamakların etkisi çok daha sınırlıdır. Vücudumuzun belli ölçüde metabolik esnekliği vardır ve vücüdumuza verdiğimiz ufak zararları tölere edebilecek kapasitededir. Sorun, sağlıksız davranışların istisna değil yaşam tarzı haline gelmesi ve vücudumuza verdiğimiz ufak ufak zararların ciddi boyutlara gelip artık tölere edilemeyecek boyutta olmasıdır.</p>

<p><strong>Sürdürülebilir Beslenmede Önemli Olan Kusursuzluk Değil Dengedir</strong></p>

<p>Sürdürülebilir sağlık yaklaşımı tam da bu noktada başlar. Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Önemli olan, genel yönünüzün doğru olmasıdır.</p>

<p>Benim kendi hayatımda uygulamaya çalıştığım beslenme yaklaşımı da buna dayanır. Hafta içi mümkün olduğunca protein ve sebze ağırlıklı beslenmeye dikkat ederim. Özel bir gün, bir doğum günü veya bir event olmadıktan sonra, hafta arası örneğin büyük bir parça somon balığı, yanında zeytinyağlı haşlanmış sebzeler ve avokadolu bir salata oldukça doyurucu ve metabolik açıdan destekleyici bir öğün olabilir. Başka bir gün kaliteli bir kırmızı et, yanında sebze ve salata olabilir. Başka bir gün ızgara tavuk, yanında yumurtalı ağrelli olabilir. Yani özellikle hafta içi yüksek glisemik indeksli karbonhidratlardan tamamen uzak kalmaya çalışırım. Bunun nedeni bu tür karbonhidratların illa ki “kötü” olması değil; sürekli yüksek glukoz ve insülin dalgalanmalarının uzun vadede metabolik sağlığı bozabilmesidir. Ancak bu, hayat boyu hiç pizza yememek, hiç tatlı tüketmemek gerektiği anlamına da gelmez. İnsan psikolojisi açısından sürdürülebilir olmayan bir sistemin uzun vadede devam etmesi zaten çok zordur. Fakat bu tür daha sağlıksız besinlerin bile tüketimini 'daha az sağlıksız' hale getirebiliriz. Örneğin pizza yemek istediğimizde pizzadan önce bir miktar tavuklu salata tüketmek hem sebze ve protein ihtiyacımıza yanıt verir, hem de pizza'nın yaratacağı ani şeker ve insülin dalgalanmalarının da bir miktar azalmasını sağlar. Keza bu sayede pizza'dan da daha az tüketmiş oluruz.</p>

<p><strong>Bir Dakikalık Hareket Bile Hiç Yapmamaktan Daha Değerlidir</strong></p>

<p>Aynı durum egzersiz için de geçerlidir. Çoğu insan egzersizi gözünde büyüttüğü için hiç başlayamaz. Hastalarımdan sık duyduğum cümlelerden biri şudur: “Akşam eve gelince egzersiz yapmak için çok yorgun oluyorum”. Sonuç olarak insanlar, yeterince iyi yapamayacaklarını düşündükleri için hiçbir şey yapmamayı tercih ederler. Halbuki fizyoloji açısından bakıldığında 1 dakikalık hareket bile sıfır dakikadan çok daha değerlidir.</p>

<p><strong>“Atıştırmalık Egzersizler” Sağlıkta Yeni Dönem Başlattı</strong></p>

<p>Son yıllarda özellikle ‘exercise snacks’ yani ‘atıştırmalık egzersizler’ adı verilen yaklaşım dikkat çekicidir. Bu yaklaşımda uzun ve yorucu spor seansları yerine, gün içerisine yayılmış kısa ama yoğun hareket aralıkları uygulanır. Özellikle Martin Gibala ve ekibinin McMaster University’de 2014 yılında yaptığı Diabetologia dergisinde yayımlanan çalışmada, yemeklerden önce yapılan kısa süreli yoğun egzersizlerin, tek seferlik 30 dakikalık orta tempolu egzersize kıyasla kan şekeri kontrolünde daha etkili olabildiği gösterilmiştir. Katılımcıların günde 3 kez yaklaşık 1’er dakikalık yoğun hareket yapmaları sonucunda 24 saatlik glukoz kontrolünde belirgin iyileşme saptanmıştır. bu 1'er dakikalık yoğun hareket yerinde koşu, squat veya ağırlıkla yapılan ve bizi 1 dakikada yoran hareketlerden oluşabilir.</p>

<p>Benzer şekilde, uzun süre oturmanın gün boyunca metabolizmayı yavaşlattığı; ancak araya serpiştirilen kısa yürüyüşlerin, merdiven çıkmanın veya kısa yoğun hareketlerin insülin seviyelerini ve yemek sonrası şeker yükselmelerini azalttığı gösterilmiştir. Özellikle masa başı çalışan bireylerde, gün boyunca hareketsiz kalıp akşam tek sefer spor yapmaktansa, gün içine serpiştirilmiş kısa hareketlerin metabolik açıdan daha değerli olduğu gözlemlenmektedir.</p>

<p>***</p>

<p>Buradaki temel mantık şudur: Sağlıklı yaş almak, kusursuz olmak değildir. Amaç; dünden biraz daha iyi olmak, biraz daha hareket etmek, biraz daha bilinçli seçimler yapmaktır. Çünkü sağlık çoğu zaman dramatik değişimlerle değil, küçük ama sürdürülebilir alışkanlıkların yıllar içerisindeki birikimiyle şekillenir.</p>

<p>Bu noktada teknolojinin de faydalı yönleri olabilir. Özellikle wearable cihazlar; örneğin Apple Watch, WHOOP veya Hume Health gibi sistemler; aktivite düzeyi, uyku kalitesi, kalp ritmi, HRV ve günlük hareket miktarı gibi parametreleri takip etmemize yardımcı olabilir. İnsan zihni ölçebildiği şeyi geliştirmeye daha yatkındır. Günlük adım sayısını, uyku süresini veya aktivite düzeyini sayısal olarak görmek, çoğu kişide davranış değişikliğini kolaylaştırır. Çünkü takip edilmeyen şey zamanla gözden kaçma eğilimindedir.</p>

<p>Kısacası, önemli olan mükemmel olmak değil; devam edebilmektir. Arada kaçamak yapmak, bazen motive olamamak veya bazı günler planın dışına çıkmak insan olmanın bir parçasıdır. Önemli olan, o noktada tamamen vazgeçmek yerine ertesi gün tekrar yola devam edebilmektir. Uzun vadede sağlığı belirleyen şey tek bir kötü gün değil, çoğunlukla verdiğimiz küçük ama doğru kararlardır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/saglikli-yas-almak-istiyorum-nereden-baslamaliyim</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2025/05/ozyigit-ozel.jpg" type="image/jpeg" length="43110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı TSHD: “Halkımızın sağlığı için denetimler kesintisiz devam ediyor “]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/saglik-bakanligi-tshd-halkimizin-sagligi-icin-denetimler-kesintisiz-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/saglik-bakanligi-tshd-halkimizin-sagligi-icin-denetimler-kesintisiz-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’na bağlı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi amacıyla yürütülen su ve gıda güvenliği denetimlerinin titizlikle sürdürüldüğünü açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan açıklamada, toplum sağlığının korunmasında güvenli su ve hijyenik gıdaya erişimin büyük önem taşıdığı vurgulanarak, denetim ekiplerinin ülke genelinde çalışmalarına aralıksız devam ettiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, halk sağlığını tehdit edebilecek risklerin önceden tespit edilmesi amacıyla düzenli kontroller yapıldığı kaydedilerek, belirlenen hijyen ve sağlık standartlarını karşılayan işletmelere denetimler sonucunda “İşletme Kayıt Belgesi” verildiği ifade edildi. Bu standartların sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla denetimlerin periyodik olarak devam ettiği de aktarıldı.</p>

<p>Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, su ve gıda güvenliği kapsamında gerekli durumlarda fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapıldığını, böylece ürünlerin standartlara uygunluğunun kontrol edildiğini belirtti. Ayrıca dairenin denetim alanına giren imalathaneler, marketler ve toplu tüketim yerlerinde hijyen denetimlerinin sürdürüldüğü kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, “Sağlıklı Toplum, Güvenli Gelecek” anlayışıyla hareket edildiği vurgulanırken, denetimlerin yalnızca cezai bir süreç olmadığına dikkat çekildi. Denetimlerin aynı zamanda işletmelerin hijyen standartlarını yükseltmeye yönelik eğitici ve rehberlik edici bir süreç olduğu ifade edildi.</p>

<p>Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi açıklamasında şu ifadelere de yer verdi:</p>

<p>“Halkımızın sağlığı en büyük önceliğimizdir. Güvenli su ve sağlıklı gıdaya erişim bir ayrıcalık değil, en temel insan hakkıdır. Standartlara uymayan hiçbir uygulamanın halk sağlığını riske atmasına izin vermeyeceğimizi kararlılıkla vurguluyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/saglik-bakanligi-tshd-halkimizin-sagligi-icin-denetimler-kesintisiz-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/85602165-1d86-411f-8454-87dd4d1f0c5d.jpg" type="image/jpeg" length="80442"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Performansın Görünmez Kahramanı: Sporcu Beslenmesinde Doğru Bilinen Yanlışlar ve Altın Kurallar]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/performansin-gorunmez-kahramani-sporcu-beslenmesinde-dogru-bilinen-yanlislar-ve-altin-kurallar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/performansin-gorunmez-kahramani-sporcu-beslenmesinde-dogru-bilinen-yanlislar-ve-altin-kurallar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sporcuların performansını doğrudan etkileyen beslenme alışkanlıkları, başarı yolunda büyük önem taşıyor. Sporcu beslenmesinde doğru bilinen yanlışlar ve uygulanması gereken altın kuralları, Orhan Özdengiz tarafından Gündem Kıbrıs Gazetesi okurları için kaleme alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sporla ilgilenen, profesyonel veya amatör olarak fiziksel aktivite seviyesini artırmak isteyen herkesin eninde sonunda karşılaştığı bir gerçek vardır: Ne kadar antrenman yaparsanız yapın, mutfaktaki doğrularınız sahaya yansımadığı sürece potansiyelinizin tamamına ulaşmanız imkânsızdır. Sporcu beslenmesi, sadece kas yapmak veya kilo vermek amacıyla sınırlandırılamayacak kadar geniş, bilimsel ve kişiye özgü bir alandır. Bedeninizi yüksek performanslı bir spor otomobil olarak düşünmelisiniz; ona yanlış veya kalitesiz bir yakıt koyduğunuzda motorun tekleyeceğini, hızlanamayacağını ve en nihayetinde yolda kalacağını çok iyi bilirsiniz. İşte beslenme de sizin vücut motorunuzun en temel yakıtıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sporcu beslenmesinin temel amacı; antrenman verimliliğini maksimize etmek, yorgunluğu geciktirmek, doku onarımını hızlandırmak ve sporcunun genel sağlığını koruyarak sakatlanma riskini en aza indirmektir. Bu doğrultuda, beslenme programınızı oluştururken dikkat etmeniz gereken bazı temel yapı taşları bulunmaktadır. Şimdi gelin, bu yapı taşlarını ve performansınızı zirveye taşıyacak stratejileri birlikte inceleyelim.</p>

<p><strong>Makro Besinlerin Gücü: Yakıtınızı Doğru Seçin</strong></p>

<p><strong>1. Karbonhidratlar:</strong> Vücudunuzun Birincil Enerji Kaynağı Spor dünyasında karbonhidratlar zaman zaman haksız bir şekilde eleştirilse de, özellikle dayanıklılık ve yüksek yoğunluklu antrenmanlar söz konusu olduğunda karbonhidratlar sizin en büyük dostunuzdur. Tükettiğiniz karbonhidratlar, kaslarınızda ve karaciğerinizde glikojen olarak depolanır. Antrenman sırasında vücudunuz ilk olarak bu glikojen depolarına başvurur. Eğer antrenmanlara glikojen depolarınız boş bir şekilde başlarsanız, çok kısa sürede yorgunluk hissedecek ve performansınızda ciddi düşüşler yaşayacaksınız.</p>

<p>Beslenmenizde yulaf, esmer pirinç, tam buğdaylı ürünler, tatlı patates gibi kompleks karbonhidratlara yer vermelisiniz. Bu besinler kan şekerinizi dengede tutarak size uzun süreli enerji sağlar. Antrenman sonrasında ise boşalan depoları hızla doldurmak için daha hızlı sindirilen basit karbonhidratları (örneğin meyveler) tercih edebilirsiniz.</p>

<p><strong>2. Proteinler:</strong> İnşaat ve Onarım Malzemeleri Protein, kasların yapı taşıdır. Özellikle direnç antrenmanları (ağırlık kaldırma) sırasında kas liflerinizde mikro yırtıklar oluşur. Vücudunuzun bu yırtıkları onararak kasları daha güçlü ve hacimli bir şekilde yeniden inşa edebilmesi için yeterli miktarda proteine ihtiyacı vardır. Ancak burada dikkat etmeniz gereken çok önemli bir nokta var: "Daha fazla protein, daha fazla kas demek değildir." Vücudunuzun tek seferde sentezleyebileceği protein miktarı sınırlıdır. Bu nedenle, günlük ihtiyacınız olan proteini (ki bu genellikle kilonuz başına 1.2 ile 2.0 gram arasında değişmektedir) tüm öğünlerinize dengeli bir şekilde paylaştırmalısınız. Tavuk, hindi, balık, yumurta, lor peyniri gibi hayvansal kaynakların yanı sıra mercimek, nohut, fasulye gibi bitkisel protein kaynaklarını da beslenme planınıza mutlaka dahil etmelisiniz.</p>

<p><strong>3. Yağlar:</strong> Hormon Dengesi ve Uzun Süreli Enerji Sağlıklı yağlar, hücre zarı bütünlüğünü korumak, yağda çözünen vitaminlerin (A, D, E, K) emilimini sağlamak ve testosteron gibi kas gelişimi için kritik olan hormonların üretimini desteklemek için hayati öneme sahiptir. Özellikle düşük yoğunluklu ve uzun süreli egzersizlerde (örneğin uzun mesafe koşuları) vücut enerji için yağ yakımına yönelir. Diyetinizde zeytinyağı, avokado, ceviz, badem ve yağlı balıklar (somon gibi) bulunmasına özen göstermelisiniz. İşlenmiş gıdalardan ve trans yağlardan ise kesinlikle uzak durmalısınız.</p>

<p><strong>Besin Zamanlaması: Ne Zaman, Ne Yemelisiniz?</strong></p>

<p>Sporcu beslenmesinde sadece ne yediğiniz değil, ne zaman yediğiniz de büyük fark yaratır. Doğru bir zamanlama, antrenman performansınızı doğrudan etkiler.</p>

<p><strong>• Antrenman Öncesi:</strong> Egzersizden yaklaşık 3-4 saat önce, karbonhidrat ve protein içeren ana bir öğün tüketmelisiniz. Eğer antrenmana sadece 30-60 dakika kaldıysa, sindirimi kolay, sizi rahatsız etmeyecek küçük bir atıştırmalık (örneğin bir adet muz ve küçük bir avuç badem veya bir dilim tam tahıllı ekmek üzerine şekersiz fıstık ezmesi) tercih edebilirsiniz. Amacınız midenizi yormadan kan şekerinizi desteklemektir.</p>

<p><strong>• Antrenman Sırası:</strong> Eğer egzersiziniz 60 dakikadan kısa sürüyorsa, sadece su tüketmeniz yeterlidir. Ancak 90 dakikayı aşan, yüksek eforlu dayanıklılık antrenmanlarında vücudunuzun karbonhidrat ve elektrolit takviyesine ihtiyacı olabilmektedir.</p>

<p><strong>• Antrenman Sonrası:</strong> Antrenman bittikten sonraki süreç, "toparlanma (recovery)" evresidir. Yıpranan kasları onarmak ve boşalan glikojen depolarını doldurmak için antrenmanı takip eden ilk 1-2 saat içinde kaliteli bir protein ve karbonhidrat kaynağı tüketmelisiniz. Örneğin; ızgara tavuk ve pirinç pilavı, ya da pratik bir seçenek olarak yulaflı, sütlü ve meyveli bir protein smoothie harika bir tercih olacaktır.</p>

<p><strong>Hidrasyon: Performansın Gizli Anahtarı</strong></p>

<p>Sıvı tüketimi, sporcuların en çok ihmal ettiği ancak performansı en dramatik şekilde etkileyen unsurlardan biridir. Vücut ağırlığınızın sadece %2'si kadar sıvı kaybetmeniz bile, dayanıklılığınızda, gücünüzde ve odaklanma yeteneğinizde belirgin bir düşüşe yol açar. Terleme ile sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi kas kasılmalarında hayati rol oynayan elektrolitleri de kaybedersiniz.</p>

<p>Günlük su tüketiminizi aktivite seviyenize göre ayarlamalısınız. Antrenmandan yaklaşık 2 saat önce 400-500 ml su içmeli, antrenman sırasında ise her 15-20 dakikada bir yudum yudum su tüketmeye özen göstermelisiniz. Antrenman sonrasında kaybettiğiniz sıvıyı yerine koyduğunuzdan emin olmak için idrar renginizi kontrol edebilirsiniz; açık, uçuk sarı renk iyi bir hidrasyonun göstergesiyken, koyu sarı renk acilen su içmeniz gerektiğinin bir işaretidir.</p>

<p><strong>Mikro Besinler ve Takviyeler (Suplementler)</strong></p>

<p>Makro besinler kadar mikro besinler (vitaminler ve mineraller) de enerji metabolizması için gereklidir. Oksijen taşınmasında görev alan demir (özellikle kadın sporcular için kritiktir), kemik sağlığı ve kas fonksiyonları için kalsiyum ve D vitamini, hücresel stresi azaltmak için ise antioksidanlar (C ve E vitamini) bakımından zengin, renkli bir beslenme düzeni oluşturmalısınız.</p>

<p>Takviye edici gıdalara gelince; adından da anlaşılacağı gibi bunlar sadece "takviye"dir. Eğer temel beslenmeniz eksikse, dünyanın en pahalı tozları veya hapları sizi hedefinize ulaştıramaz.</p>

<p><strong>Toparlanma Sürecinin Gizli Silahı: Uyku ve Aktif Dinlenme</strong></p>

<p>Beslenme ve antrenman döngüsünün tam anlamıyla işe yaraması için üçüncü ve belki de en çok göz ardı edilen unsur olan "dinlenme" evresini son derece bilinçli yönetmeniz gerekmektedir. Vücudunuz antrenman yaparken ağırlıkların altında değil, siz dinlenirken ve özellikle derin uykudayken gelişir. Kaliteli bir gece uykusu, kas onarımından sorumlu olan büyüme hormonunun en üst seviyede salgılandığı kritik bir zaman dilimidir. Kronik uykusuzluk, stres hormonunuz olan kortizol seviyelerini artırarak kas yıkımına yol açabilir ve ertesi günkü antrenman performansınızı doğrudan, olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle, beslenmenize gösterdiğiniz titizliği uyku düzeninize de mutlaka yansıtmalısınız. Yatmadan hemen önce ağır sindirilen yemeklerden kaçınmalı, magnezyum açısından zengin besinler tüketerek sinir sisteminizin rahatlamasına ve uykuya daha kolay geçiş yapmanıza olanak tanımalısınız.</p>

<p><strong>Zihinsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilir Esneklik</strong></p>

<p>Beslenme planınızın sürdürülebilir olması, en az onun bilimsel doğruluğu kadar kritiktir. Kusursuz bir diyet programı bile, eğer yaşam tarzınıza uymuyorsa veya sizi psikolojik olarak baskı altına alıyorsa, uzun vadede ne yazık ki başarısız olmaya mahkumdur. Profesyonel sporcularda dahi zaman zaman bu kural esnetilir. Kendinizi sürekli olarak kısıtlanmış hissetmek yerine, temiz beslenmeyi bir yaşam tarzı haline dönüştürmeye odaklanmalısınız. Hedeflerinize uygun beslendiğiniz disiplinli bir rutinin içinde, kendinize ufak esneklik payları bırakmanız motivasyonunuzu her zaman diri tutacaktır. Unutmayınız ki bedeninize saygı duyup onu doğru yakıtla desteklediğiniz sürece, aşamayacağınız hiçbir fiziksel sınır yoktur.</p>

<p><strong>Özetle; Sizi Siz Yapan Detaylardır</strong></p>

<p>Sporcu beslenmesi basmakalıp diyet listelerinden ibaret değildir. Yaşınız, cinsiyetiniz, vücut kompozisyonunuz, yaptığınız sporun türü, süresi ve şiddeti gibi pek çok faktör sizin kişisel beslenme stratejinizi belirler. Antrenmanlarınıza gösterdiğiniz özeni mutfağınıza da taşıdığınızda, bedeninizin size nasıl teşekkür ettiğini aynada ve sahada göreceksiniz. Sabırlı olun, vücudunuzu dinleyin ve değişimin bir günde olmayacağını ama doğru adımlarla kaçınılmaz olduğunu unutmayın.</p>

<p>Sağlıklı ve yüksek performanslı günler dilerim!</p>

<p><strong>Diyetisyen Orhan Özdengiz</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/performansin-gorunmez-kahramani-sporcu-beslenmesinde-dogru-bilinen-yanlislar-ve-altin-kurallar</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2025/08/ozdengiz-ozel.jpg" type="image/jpeg" length="52686"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs pandemiye dönüşecek mi?]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bir yolcu gemisinde patlak veren hantavirüs salgınının yeni bir küresel pandemi anlamına gelmediğini açıkladı. DSÖ yetkilileri, virüsün yayılma şeklinin COVID-19'dan farklı olduğunu ve riskin düşük seviyede kalacağını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ salgın hastalıklar uzmanı Maria van Kerkhove, hantavirüsün COVID-19 gibi hava yoluyla değil, "yakın ve uzun süreli temasla" bulaştığını belirtti. Van Kerkhove, durumun altı yıl önceki COVID-19 başlangıcından tamamen farklı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Üç kişi hayatını kaybetti</p>

<p>Hollanda bandıralı MV Hondius adlı lüks yolcu gemisinde görülen salgında şimdiye kadar sekiz şüpheli vakadan beşi doğrulandı.</p>

<p>Virüs nedeniyle 69 yaşındaki Hollandalı bir kadın, eşi ve bir Alman vatandaşı olmak üzere toplam üç kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>Vakalar üzerindeki incelemeler devam ederken, virüsün insandan insana bulaşmasının bu salgınla birlikte ilk kez belgelendiği ifade edildi.</p>

<p>Temaslılar takip ediliyor</p>

<p>1 Nisan'da Arjantin'den yola çıkan ve 10 Mayıs'ta İspanya'nın Kanarya Adaları'na varması beklenen gemide, yaklaşık 150 yolcu ve mürettebat bulunduğu açıklandı.</p>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros Ghebreyesus, virüsü ilk kapan kişilerin Güney Amerika'da katıldıkları bir kuş gözlem turunda enfekte olmuş olabileceğini belirtti.</p>

<p>Hastalığın altı haftaya kadar sürebilen kuluçka süresi nedeniyle yeni vakaların görülebileceği uyarısı yapıldı.</p>

<p>Tahliye ve karantina süreci başladı</p>

<p>Gemiden daha önce St Helena Adası'nda ayrılan 29 yolcunun takibi için uluslararası düzeyde çalışma başlatıldı. İngiltere Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA), ülkeye dönen bazı yolcuların kendilerini izole ettiklerini bildirdi.</p>

<p>Öte yandan İspanyol yetkililer, geminin Tenerife'ye ulaşmasıyla birlikte İngiliz ve Amerikan vatandaşlarının özel uçaklarla tahliye edilmesi için Londra ve Washington ile görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hantavirüs</p>

<p>Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/hantavirus-pandemiye-donusecek-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/hanta-virus-2459282-1.jpg" type="image/jpeg" length="67137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Girne Belediyesi'nden ücretsiz işitme tarama testi]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/girne-belediyesinden-ucretsiz-isitme-tarama-testi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/girne-belediyesinden-ucretsiz-isitme-tarama-testi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne Belediyesi mayıs ve haziran ayları boyunca ücretsiz işitme tarama testi yapacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Tarama testleri, Girne Belediyesi Sosyal İşler Şube Amirliği öncülüğünde Odyolog Suzan Dayı'nın katkısıyla yapılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belediyeden verilen bilgiye göre, tarama her Perşembe 10.00-16.00 saatleri arasında farklı bir bölgede olacak.</p>

<p>İşitme sağlığıyla ilgili ön değerlendirme yapılacak vatandaşlar gerekirse ilgili yerlere yönlendirecek.</p>

<p>Ücretsiz tarama testi bugün Ozanköy Muhtarlığı’nda ; 14 Mayıs’ta Beylerbeyi, 21 Mayıs’ta Zeytinlik, 4 Haziran’da Edremit muhtarlıklarında, 11 Haziran’da Girne Belediyesi’nde olacak.</p>

<p>Hizmetten faydalanmak isteyen vatandaşlar 0392 650 01 00 numaralı telefonu arayıp dahili hatlardan (1047 ve 1041) randevu ve bilgi alabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/girne-belediyesinden-ucretsiz-isitme-tarama-testi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/isitme.jpg" type="image/jpeg" length="84585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aynı bedende üç farklı kalbin atışını hissetti… Çelik: Organ bağışıyla umut olun]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/ayni-bedende-uc-farkli-kalbin-atisini-hissetti-celik-organ-bagisiyla-umut-olun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/ayni-bedende-uc-farkli-kalbin-atisini-hissetti-celik-organ-bagisiyla-umut-olun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde 7 yıl arayla iki kez kalp nakli yapılan 56 yaşındaki Veli Çelik, “Bu kalbe dört elle sarılmam gerektiğini, başka şansım olmayacağını biliyorum. Herkesi organ bağışına duyarlı olmaya çağırıyorum. Birilerine umut olmak, hayat vermek çok güzel.” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) konuşan Veli Çelik ve nakli gerçekleştiren hekimlerden, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi, Kalp ve Damar Cerrahı Dr. Hasan Birtan, organ bağışının hayat kurtardığını vurguladı.</p>

<p>İlk kalp naklini 49 yaşındayken olan, 7 yıl sonra yeniden kalp yetmezliği yaşadığı için ikinci kez kalp nakli yapılan Çelik, “İlk nakle güle oynaya gittim, ikincisinde korktum. Yaşamadığımız, duymadığımız bir şeydi.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Hasan Birtan ise, aynı hastaya iki kez kalp nakli yapılmasının tıp literatüründe önemli bir yeri olduğunu belirterek, başarıyla gerçekleştirilen bu naklin Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki ekibin tecrübe ve birikiminin gücünü gösterdiğini söyledi.</p>

<p>Ülkenin organ bağışında Avrupa’nın çok gerisinde olduğunu da belirten Birtan, iki buçuk yıldır bağışçı bulunamadığı için kalp nakli yapılamadığını, bazı hastaların nakil beklerken hayatını kaybettiğini ifade etti.</p>

<p><strong>-Aynı bedende üç farklı kalp atımı...</strong></p>

<p>İlk kalp yetmezliğinde yaşadığı gibi yine çabuk yorulma, nefes darlığı gibi belirtileri olduğunu anlatan Veli Çelik, “Belki kendime tam dikkat edemedim, bilmiyorum. Kötü beslenmem, sigaram, alkolüm yok ama birkaç damarım bozulmuş” dedi.</p>

<p>İkinci nakil gündeme geldiğinde yaşadığı tedirginliği anlatan Çelik, ilk operasyondaki rahatlığının yerini bu kez ciddi bir korkunun aldığını ifade etti.</p>

<p>Dr. Hasan Birtan’ın kendisine cesaret verdiğini, ekibe de çok güvendiğini söyleyen Çelik, “Bu kararı verdiğime memnunum. İyileşmek için ciddi gayret sarf ediyorum.” dedi.</p>

<p><strong>- “Her şey kısmet”</strong></p>

<p>Evli ve iki kız babası olduğunu, uzun yıllar tır ve kamyon şoförlüğü yaptığını söyleyen Çelik, “Kendimi Allah’ın sevgili kulu olarak görüyorum. Allah beni çocuklarıma bağışladı. Hayatıma kaldığım yerden devam etmek, ailemle mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorum. Her şey kısmet…” diye konuştu.</p>

<p>Organ naklinin insana anlatması zor duygular hissettirdiğini belirten Veli Çelik, bağışçı aileye ve nakilde emeği geçenlere teşekkür, hayatını kaybeden hastaya da rahmet diledi.</p>

<p><strong>-Birtan: “6’ncı kalp nakli yapıldı”</strong></p>

<p>Veli Çelik’in durumuyla ilgili bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Birtan, kalp naklinden 7 yıl sonra yaygın damar hastalığı gelişen hastaya bilimin önerdiği altın tedaviyi uygulayarak, ikinci kez nakil yaptıklarını ifade etti.</p>

<p>Yaklaşık 12 saat süren ameliyatın riskli ve zor geçtiğini belirten Birtan, “Yoğun bakım sürecini iyi geçiren, 10 günün ardından servise çıkarılan hastamızın bu hafta içinde taburcu edilmesini planlıyoruz” dedi.</p>

<p>Veli Çelik’in dünyada çok ender karşılaşılan, literatüre girecek vakalardan biri olduğunu, uluslararası kongrelerde de bu konuda sunum yapacaklarını ifade eden Hasan Birtan, bu başarının kalp naklindeki cerrahi yetkinliğin uluslararası standartlarda olduğunun kanıtı olduğunu söyledi.</p>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Hasan Birtan, Devlet Hastanesi'nde kısa süre önce 5’inci kalp naklini 29 yaşında yapay kalple yaşayan bir hastaya yaptıklarını anımsatarak, Veli Çelik'in 6'ncı nakil hastası olduğunu söyledi.</p>

<p>Kalp nakliyle yetmezlikte olan hastaların hayatının kurtulabileceğini yineleyen Dr. Hasan Birtan, Avrupa’nın çok gerisinde olan organ bağışının artması, kalp yetmezliği yaşayan hastaların hastaneye müracaat ederek, nakil listesine girmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Çok komplike gibi görünse de kalp nakillerinde ince doku uyumuna bakılmadığını da kaydeden Birtan, bekleme listesindeki en uygun ve en kritik vakaya öncelik verildiğini belirtti.</p>

<p>Hasan Birtan, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Klinik Şefi Dr. Ozan Emiroğlu, operasyona katılan Akdeniz Üniversitesi uzmanlarından Prof. Dr. Ömer Bayezid’e ve nakil ekibine teşekkür ettiği konuşmasında, Ömer Bayezid’in kendilerine her zaman moral ve motivasyon sağladığını söyledi. Birtan, bu konuda yurt dışında eğitimlere katıldıklarını da aktardı.</p>

<p><strong>-Bağışçı olmak için Sağlık Bakanlığı’na başvurulabilir</strong></p>

<p>Organlarını bağışlamak isteyen vatandaşlar Sağlık Bakanlığı’nda form doldurarak, bağışta bulunabiliyor.</p>

<p>Bakanlığın resmi internet sitesi üzerinden de indirilebilen formda, böyle bir durumda aileden kiminle iletişime geçilmesi gerektiğiyle ilgili bilgiler de talep ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/ayni-bedende-uc-farkli-kalbin-atisini-hissetti-celik-organ-bagisiyla-umut-olun</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/1777790220720hasan-birtan-ile-roportaj-3-so.jpg" type="image/jpeg" length="45232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elite Hastanesi’nden Kızılbaş Parkı’nda sağlıklı yaşam etkinliği]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesinden-kizilbas-parkinda-saglikli-yasam-etkinligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesinden-kizilbas-parkinda-saglikli-yasam-etkinligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elite Hastanesi, sağlıklı ve uzun yaşam farkındalığını artırmak amacıyla 16 Mayıs’ta Lefkoşa’da bir etkinlik düzenliyor. Lefkoşa Türk Belediyesi iş birliğiyle Kızılbaş Parkı’nda gerçekleştirilecek etkinlikte, katılımcılar hem bilgilendirilecek hem de çeşitli sağlık kontrollerinden geçebilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elite Hastanesi, sağlıklı ve uzun yaşam farkındalığını artırmak amacıyla 16 Mayıs Cumartesi günü Lefkoşa’da açık hava etkinliği düzenliyor. Lefkoşa Türk Belediyesi iş birliğiyle Kızılbaş Parkı’nda gerçekleştirilecek etkinlik saat 08.30’da başlayacak.</p>

<p>Etkinlikte, Anti-Aging ve Rejeneratif Tıp alanında uzman Ahmet Özyiğit katılımcılarla bir araya gelerek sağlıklı yaşlanmanın bilimsel temellerini sade ve günlük hayata uygulanabilir önerilerle anlatacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program kapsamında tansiyon ve kan şekeri ölçümleri yapılacak, katılımcılar bireysel sağlık durumları hakkında bilgi alma fırsatı bulacak. Ayrıca beslenme alışkanlıkları, egzersiz düzeni ve yaşam tarzı değişiklikleri üzerine pratik öneriler paylaşılacak.</p>

<p>Açık havada sabah yürüyüşü ve interaktif sağlık sohbetlerinin de yer alacağı etkinlikte, elma sirkesinin etkileri, enerji yönetimi ve hastalıkların oluşmadan önlenmesi gibi konular ele alınacak.</p>

<p>Ücretsiz olarak gerçekleştirilecek etkinlik, toplumda sağlıklı yaşam bilincini artırmayı ve bireylerin kendi sağlıklarını daha bilinçli şekilde yönetmelerine katkı sağlamayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesinden-kizilbas-parkinda-saglikli-yasam-etkinligi</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/g-u-n-d-e-m-p-r-o-j-e-449.jpg" type="image/jpeg" length="13026"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Serbest Çalışan Hekimler: İş Yeri Hekimliği Tüzüğü yürürlüğe konulmalı]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/serbest-calisan-hekimler-is-yeri-hekimligi-tuzugu-yururluge-konulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/serbest-calisan-hekimler-is-yeri-hekimligi-tuzugu-yururluge-konulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Serbest Çalışan Hekimler Birliği (KTSÇHB), 2017 yılında hazırlanarak Bakanlığa sunulan İş Yeri Hekimliği Tüzüğü’nün yürürlüğe konulması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KTSÇHB Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, Birlik ve hukukçuların katkılarıyla hazırlanan tüzüğün, aradan geçen süreye rağmen neden yürürlüğe konulmadığının anlaşılamadığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, "iş sağlığı ve güvenliği alanında temel bir düzenleme" olduğu kaydedilen tüzüğün gecikmesinin sahada boşluk yarattığı savunularak, ülkede yaşanan iş kazaları ve işçi ölümlerinin bu eksiklikleri gösterdiği ileri sürüldü.</p>

<p>“İş yeri hekimliği uygulaması; çalışanların sağlık takibinin yapılması, meslek hastalıklarının erken tespiti ve iş kazalarının önlenmesi açısından gerekli bir unsurdur.” denilen açıklamada, tüzüğün daha fazla gecikmeden yürürlüğe konulması halinde, iş yeri hekimliği uygulamalarının yasal zemine oturtulmasına katkı sağlayacağı ifade edildi.</p>

<p>Kamu otoritelerinin iş sağlığı ve güvenliği alanındaki düzenlemeleri önceliklendirmesi ve mevcut eksiklikleri gidermesi gerektiği belirtilen açıklamada, KTSÇHB’nin sürecin takipçisi olmaya devam edeceği kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, yaklaşan 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı da kutlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/serbest-calisan-hekimler-is-yeri-hekimligi-tuzugu-yururluge-konulmali</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/hekim.webp" type="image/jpeg" length="67828"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta tam mesai dönemi: Vatandaş umutlu]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/saglikta-tam-mesai-donemi-vatandas-umutlu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/saglikta-tam-mesai-donemi-vatandas-umutlu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şubat 2026 itibarıyla yürürlüğe giren tam mesai uygulaması, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracağı beklentisiyle vatandaşta umut yarattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>-ÖZEL HABER-</strong></p>

<p>Şubat 2026 itibarıyla yürürlüğe giren sağlıkta tam mesai uygulaması, vatandaşlar arasında geniş yankı uyandırdı. Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırması beklenen düzenleme, birçok kişi tarafından olumlu karşılanırken, uygulamanın altyapı ve sistem eksiklikleri giderilmeden hayata geçirilmiş olması da eleştiri konusu oldu.</p>

<p>Gündem Kıbrıs’a konuşan vatandaşların büyük bölümü, tam mesai uygulamasının geç kalınmış ancak gerekli bir adım olduğu görüşünde birleşiyor. Özellikle polikliniklerde yaşanan yoğunluk, sınırlı hasta kabulü ve uzun süren tedavi süreçlerinin bu uygulama ile hafifleyeceği yönünde umut dile getiriliyor. Vatandaşlar, daha önce bir muayene, tahlil ve sonuç sürecinin günler sürdüğünü, yeni sistemle birlikte bu sürecin kısalmasını beklediklerini ifade ediyor.</p>

<p>Öte yandan bazı vatandaşlar ise uygulamanın tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekiyor. Hastanelerdeki altyapı eksiklikleri, yetersiz randevu sistemi ve ilaç erişiminde yaşanan sıkıntıların çözülmeden kalıcı bir iyileşme sağlanamayacağı vurgulanıyor. Özellikle doktorların çalışma koşulları ve maaşlarının da yeni sisteme uygun şekilde düzenlenmesi gerektiği yönünde görüşler öne çıkıyor.</p>

<p>Birçok kişi, geçmişte hastanelerde sınırlı sayıda hasta bakılması nedeniyle “bugün git yarın gel” anlayışının yaygın olduğunu, uzun bekleme süreleri ve işten izin alma zorunluluğunun ciddi mağduriyet yarattığını dile getiriyor. Tam mesai uygulamasının bu sorunları ortadan kaldırması beklenirken, hastanın hekime daha hızlı ulaşabilmesi en önemli kazanım olarak görülüyor.</p>

<p><strong>Vatandaşlar ne dedi?</strong></p>

<p><strong>Besim Farukcan:</strong> Sağlıkta tam mesai uygulamasını doğru bulmakla birlikte geç kalınmış bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Vatandaş polikliniklerde saat 12.00’ye kadar sıkıştırılarak bakılıyor. Gün yetmezse sonraki gün gitmek zorunda kalıyor. Ameliyat tarihleri geç veriliyor. Bu uygulama ile halkın sağlık hizmetlerine ulaşımı rahatlayacaktır diye umuyorum. Bu uygulama kesinlikle doğru.</p>

<p><strong>Ali Dereseven:</strong> Öncelikle sağlıkta tam mesaiye geçmiş olmak son derece doğru bir uygulama ama öncesinde doktorlarla konuşulması, gerekli düzenlemelerin yapılması gerekirdi. Tam mesai çalışan bir doktorun maaşı bence bir önceki sistemdeki maaşından farklı olmalı. Bugün normal devlet daresinde çalışan üst düzey bir memur 200 bin Türk Liralarında maaş alırken, tam mesai çalışan bir doktorun maaşı buna oranla farklı olmalıdır. Siyasiler bugün oturdukları yerden 500 bin TL maaş alıyor. Hastanede ter döken, insan sağlığı ellerinin arasında olan ve büyük emek harcayan doktorlarımızın da en az 500 bin TL maaş almaları gerekir.</p>

<p><strong>Ali Can:</strong> Uygulamayı çok doğru buluyorum. Tedavi için bugün hastaneye gitsek, tam sonuca ulaşmamız, doktor kontrolü, tahliller ve röntgenlerle birlikte 3-4 günü buluyor. Bu uygulama ile birlikte ben bu sürecin kısalacağı ve halkın daha rahat sağlık hizmeti alabileceği kanaatindeyim.</p>

<p><strong>Ali Bolat:</strong> Sağlıkta tam mesai uygulaması olumlu ve tam yerinde bir uygulama. Bunun yanında hastanelerdeki alt yapının da düzeltilmesi gerektiği kanaatindeyim. Hastanelerdeki sisteme de çeki düzen verilmeli.</p>

<p><strong>Selahattin Güngör:</strong> Sağlıkta tam mesai uygulaması çok doğru çünkü insan sağlığı çok önemli. Hastaneye gittiğiniz zaman doktor tarafından anında hizmet almanız önemli. Uygulamayı bu açıdan çok doğru buluyorum.</p>

<p><strong>Hasibe Türkkal:</strong> Sağlıkta tam mesai uygulaması çok önceden yapılmalıydı. Ben uygulamayı yerinde ve önemli görüyorum. Halkın devlet hastanelerinden hizmet alması daha da kolaylaşacaktır diye düşünüyorum. Tam mesaiye geçilmeden önce hekimler 12 hasta bakıyorlar, sonrası yok. Bu uygulama halka yarayacaktır iyi gelecektir. Hastanın hekime ulaşmasını kolaylaştıracaktır.</p>

<p><strong>Mustafa Değirmencioğlu:</strong> Hastanede alt yapı yok, sistem yok, ilaca erişim yok, randevu sistemi kötü. Kamusal sağlık dökülüyor. Bana göre tam mesaiden önce yapılması gereken çok iş vardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hacı Ali Kara:</strong> Sağlıkta tam mesai uygulaması bana göre yerinde. Olması gereken oldu. İnsanlar gidip kapıda bekliyordu bunun olmaması için mesailerin uzatılması çok önemliydi. Mantıklı bir uygulama ve yerinde.</p>

<p><strong>Abuzer Demir:</strong> Sağlıkta tam mesai uygulaması yerinde. Bunun yanında altyapı da önemli buna da bir el atılması gerektiği kanaatindeyim. Ancak hastanın hekime ulaşımı açısından uygulama anlamlı.</p>

<p><strong>Fethi Fatih:</strong> Sağlıkta tam mesai uygulaması gayet güzel, uzun zamandır olması gereken oldu diye düşünüyorum.</p>

<p><strong>Halime Ziyanoğlu:</strong> Çok güzel bir uygulama. Hastaneye gidiyoruz, doktoru yerinde bulamıyoruz. Bir teşhis konması tedaviye başlanması günlerce haftalarca sürüyordu. Bence bu uygulama halk açısından çok olumlu.</p>

<p><strong>Sultan Güngör:</strong> Hastaneye gidiyorduk, 12 kişiden fazlasına bakılmıyordu. Biz işten izin alıp hastaneye gidiyoruz. Bugün git yarın gel. Sağlığımız için gidiyoruz, sağlık bulamıyoruz, işten izin alırken de ayrı sorun yaşıyoruz. Umarım bu uygulama bu sorunların önüne geçer.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/saglikta-tam-mesai-donemi-vatandas-umutlu</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/g-u-n-d-e-m-p-r-o-j-e-kurtarildi-29.jpg" type="image/jpeg" length="69118"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[En ölümcül kanser için yeni umut... "Mucize" olarak tanımlanıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/en-olumcul-kanser-icin-yeni-umut-mucize-olarak-tanimlaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/en-olumcul-kanser-icin-yeni-umut-mucize-olarak-tanimlaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişiye özel geliştirilen deneysel mRNA aşısı, pankreas kanserinde olumlu sonuçlar vererek hastaların yaşam süresini uzattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de düzenlenen American Association for Cancer Research yıllık toplantısında paylaşılan verilere göre, pankreas <a href="https://www.ntv.com.tr/galeri/saglik/doktorlar-endiseli-bagirsak-kanseri-genclerde-neden-artti-1716820" rel="noopener noreferrer" target="_blank">kanseri</a> için geliştirilen deneysel kişiselleştirilmiş mRNA aşısı umut verici sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p><a href="https://www.ntv.com.tr/galeri/saglik/yillardir-gec-fark-ediliyordu-en-sinsi-kanser-turu-icin-yeni-kan-testi-1710462" rel="noopener noreferrer" target="_blank">Pankreas kanseri</a> , nadir görülmesine rağmen teşhis edilen hastaların yaklaşık yüzde 87’sinin beş yıl içinde hayatını kaybetmesi nedeniyle “en ölümcül kanser türlerinden biri” olarak kabul ediliyor.</p>

<p><strong>KİŞİYE ÖZEL AŞI NASIL ÇALIŞIYOR?</strong></p>

<p>Yeni <a href="https://www.ntv.com.tr/haberleri/asi" rel="noopener noreferrer" target="_blank">aşı</a>, her hasta için ayrı ayrı hazırlanıyor. Cerrahi operasyonla çıkarılan tümörlerden elde edilen genetik materyal kullanılarak geliştirilen aşı, bağışıklık sistemine kanser hücrelerini tanımayı ve hedef almayı öğretiyor.</p>

<p>Bu sayede, eğitilen bağışıklık hücrelerinin yıllarca vücutta kalarak hastalığın nüksetmesini engelleyebileceği düşünülüyor.</p>

<p><strong>6 YIL SONRA DİKKAT ÇEKEN DEĞİŞİM</strong></p>

<p>ABD’de yürütülen ve 16 hastayı kapsayan 1. faz klinik çalışmada, ameliyat edilebilir <a href="https://www.ntv.com.tr/haberleri/pankreas-kanseri" rel="noopener noreferrer" target="_blank">pankreas kanseri</a> hastalarına cerrahi sonrası aşı, immünoterapi ve kemoterapi birlikte uygulandı.</p>

<p>Araştırmanın sonuçlarını paylaşan onkolog Vinod Balachandran, bağışıklık yanıtı geliştiren hastaların yaklaşık yüzde 90’ının altı yıl sonra hala hayatta olduğunu açıkladı.</p>

<p><strong>HASTALAR “MUCİZE GİBİ” DİYOR</strong></p>

<p>Aşıya yanıt veren hastalardan biri, 66 yaşında teşhis aldıktan sonra dokuz doz aşı uygulandığını ve bugün 72 yaşında sağlıklı bir <a href="https://www.ntv.com.tr/yasam" rel="noopener noreferrer" target="_blank">yaşam</a> sürdüğünü belirterek, “Yapamayacağım hiçbir şey yok, benim için tam anlamıyla bir mucize.” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir başka hasta ise yaşadıklarını zaman zaman unuttuğunu ifade ederek, “Sadece her gün şanslı olduğumu düşünüyorum.” diye konuştu.</p>

<p><strong>SINIRLI AMA UMUT VERİCİ SONUÇLAR</strong></p>

<p>Uzmanlar, çalışmanın henüz erken aşamada olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Pankreas kanseri çoğu zaman geç teşhis edildiği için hastaların yaklaşık yüzde 90’ı ameliyat şansı bulamıyor. Bu nedenle aşının ileri evre hastalarda etkili olup olmayacağı henüz bilinmiyor.</p>

<p><strong>YENİ FAZ ÇALIŞMALARI BAŞLADI</strong></p>

<p>Araştırmacılar, kişiselleştirilmiş mRNA aşılarının yalnızca pankreas kanserinde değil, diğer kanser türlerinde de uygulanabileceğini değerlendiriyor. Bu kapsamda küresel ölçekte 2. faz klinik çalışmaların başlatıldığı bildirildi.</p>

<p>Uzmanlar, bağışıklık sisteminin eğitilmesine dayalı bu yaklaşımın kanser tedavisinde yeni bir dönemin kapısını aralayabileceği görüşünde.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/en-olumcul-kanser-icin-yeni-umut-mucize-olarak-tanimlaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 18:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/i-stock-680040354-5233792.webp" type="image/jpeg" length="16364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tabipler Birliği uyardı: Sağlıkta çöküş yaşanıyor]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/tabipler-birligi-uyardi-saglikta-cokus-yasaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/tabipler-birligi-uyardi-saglikta-cokus-yasaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tabipler Birliği Başkanı Ceyhun Dalkan, yurttaşların sağlık hizmetine erişemediğini belirterek sistemde çöküş yaşandığını ve kapsamlı reform gerektiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Birlik Başkanı Ceyhun Dalkan, sağlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Son dönemde yapılan kamuoyu araştırmalarına işaret edilen açıklamada, Kıbrıslı Türk toplumunun en önemli sorununun ekonomi olduğu, bunu yöneticilere güvensizlik ve yolsuzluk algısının izlediği belirtildi. Sağlığın ise her ankette olduğu gibi toplumun en temel sorunları arasında ilk 5’te yer aldığı kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, toplumun yaklaşık yüzde 70’inin ekonomik durumunun daha da kötüleşeceğini düşündüğü, yüzde 74,4’ünün ise sağlık harcamalarını karşılayabilme konusunda kaygı duyduğu ifade edilerek, bunun temel nedeninin yurttaşların kamusal sağlık hizmetlerine erişememesi ve sağlık hizmetini giderek daha fazla cebinden karşılamak zorunda kalması olduğu vurgulandı.</p>

<p>Sağlığın anayasal bir hak olduğuna dikkat çekilen açıklamada, zorunlu sosyal sigorta kesintileri içerisinde sağlık harcamaları yer almasına rağmen yurttaşların hizmete erişememesinin sistemin işlemediğinin açık göstergesi olduğu belirtildi.</p>

<p>2025 yılının “sağlık yılı”, 2026 yılının ise “sağlıkta atılım yılı” ilan edilmesine karşın sahadaki gerçekliğin bunun tam tersini gösterdiği ifade edilen açıklamada, Girne ve Güzelyurt hastanelerinin hâlâ tamamlanamadığı, açılış tarihlerinin sürekli açıklanmasına rağmen uygulanmadığı kaydedildi. Açıldığı ilan edilen servislerin ise yeterli personel ve planlama eksikliği nedeniyle işlevsiz kaldığı belirtildi.</p>

<p>Mevcut sağlık sisteminin parçalı, dağınık ve yetersiz yapısıyla sürdürülebilir, erişilebilir ve adil bir hizmet sunamadığı vurgulanan açıklamada, bunun bir kaynak sorunu değil, yönetim sorunu olduğu ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, ülkenin popülist söylemler yerine planlı ve takvimlendirilmiş bir sağlık reformuna ihtiyaç duyduğu belirtilerek, ilk 12 ayda güçlü bir birinci basamak sağlık sistemi kurulması, koruyucu sağlık hizmetleri ile tarama ve aşılama programlarının merkeze alınması gerektiği ifade edildi. Aynı süreçte dijital sağlık altyapısının tüm sistemi kapsayacak şekilde devreye girmesi ve yarım kalan hastanelerin tam kapasite ile hizmete açılması gerektiği kaydedildi.</p>

<p>Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin modernize edilerek sistemin referans merkezi haline getirilmesi gerektiği ifade edilen açıklamada, ikinci aşamada kamu ve özel sektör arasında denetlenebilir bir iş birliği modeli kurulması ve genel sağlık sigortasının sürdürülebilir bir finansman yapısıyla oluşturulması gerektiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üçüncü aşamada ise sistemin veriye dayalı olarak sürekli geliştirilmesi, sağlık politikalarının bilimsel temelde güncellenmesi ve hizmet kalitesinin artırılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Sağlık çalışanlarının güvencesiz çalışma koşullarına da dikkat çekilen açıklamada, bu durum sona erdirilmeden sistemin düzelmesinin mümkün olmadığı ifade edildi. Ayrıca denetimsiz büyüyen sağlık eğitimi alanının sistemin geleceğini tehdit ettiği belirtilerek, YÖDAK ile Sağlık Bakanlığı ve Tabipler Birliği iş birliğinde etkin denetim çağrısı yapıldı.</p>

<p>Açıklamada, sağlıkta yaşanan sorunların açık olduğu ve çözüm yollarının da bilindiği belirtilerek, eksik olanın siyasi irade, becerikli yöneticiler ve kararlı uygulama olduğu ifade edildi.</p>

<p>Kıbrıslı Türk hekimler adına yapılan açıklamada, “Sağlıkta yaşanan bu çöküş sürdürülebilir değildir. Gerekli adımlar atılmadığı takdirde bedelini toplum sağlığı ödeyecektir” denildi.</p>

<p>Sağlık sisteminin yeniden yapılandırılmasının ancak net hedefler, güçlü bir siyasi irade ve zamanlandırılmış bir uygulama planı ile mümkün olduğu belirtilen açıklamada, ülkede bu dönüşümü gerçekleştirecek insan gücü ve maddi kaynak bulunduğu, ancak mevcut yönetimin bunu yapamayacağı savunuldu. “Ülkede değişim şarttır” ifadeleri kullanıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/tabipler-birligi-uyardi-saglikta-cokus-yasaniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2024/10/ceyhundalkan.jpg" type="image/jpeg" length="46763"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Her şey normal…” dedi doktorunuz…]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesi-anti-aging-ve-rejeneratif-tip-hekimi-ahmet-ozyigit-gundem-kibris-gazetesi-icin-kaleme-aldigi-yazida-h</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesi-anti-aging-ve-rejeneratif-tip-hekimi-ahmet-ozyigit-gundem-kibris-gazetesi-icin-kaleme-aldigi-yazida-h" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elite Hastanesi Anti-Aging ve Rejeneratif Tıp Hekimi Ahmet Özyiğit, Gündem Kıbrıs gazetesi için kaleme aldığı yazıda, “her şey normal” denilen test sonuçlarının her zaman gerçeği yansıtmayabileceğini vurguluyor. Günlük hayatta sıkça yaşanan yorgunluk, enerji düşüklüğü ve uyku problemleri çoğu zaman göz ardı edilse de, bunlar vücudun verdiği önemli sinyaller olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GÜNDEM KIBRIS - ÖZEL</strong></p>

<p></p>

<p>Bir süredir kendinizi eskisi gibi hissetmediğiniz için doktora gittiniz. Aslında ortada net bir hastalık yok ama içinizde bir his var: Bir şeyler tam yolunda değil. Kendinizi biraz farklı hissediyorsunuz ama bunu tam olarak tarif etmek de kolay değil.</p>

<p>Belki spor yapmanıza ve beslenmenize dikkat etmenize rağmen kilo almaya başladınız. Enerjiniz eskisi gibi değil. Sabahları daha yorgun uyanıyorsunuz. Cinsel isteğinizde azalma fark ediyorsunuz ya da eskiden çok daha iyi olan odaklanma yeteneğinizin zayıfladığını hissediyorsunuz.</p>

<p>Tabii ki hayatın kendi stresi var. İş, ev, maddi konular, ilişkiler… Bunların hepsi sizi etkiliyor olabilir diye düşünüyorsunuz. Ama bir yandan da uyku düzeninizin değiştiğini fark ediyorsunuz ve bunun neden olduğunu tam olarak bilmiyorsunuz.</p>

<p>Sonra doktora gidiyorsunuz, muayene oluyorsunuz, bazı temel kan testleri yapılıyor ve sonuç geliyor:</p>

<p>“Her şey normal.”</p>

<p>Ama siz normal hissetmiyorsunuz çünkü vücudunuzda standardın dışında hissediyor olduğunuz bir durum var. Eskisi gibi değilsiniz. Aslında birçok insanın yaşadığı hikâye tam olarak burada başlıyor.</p>

<p>Bazen hastalarım beni görmeye geldiğinde “Aile hekimim testlerime baktı ve her şey normal dedi.” der. Bu cümleyi her duyduğumda biraz durup düşünürüm. Çünkü tıpta “normal” kelimesi her zaman “her şey yolunda” anlamına gelmez. Çoğu zaman bu yorum, tıp eğitiminde bize öğretilen klasik yaklaşıma dayanır: Yani testlerde belirgin bir hastalık ya da ciddi bir patoloji var mı, yok mu? Temel olarak bakılan şey budur. Ancak bu, o kişinin vücudunun optimal bir düzeyde ve en verimli şekilde çalışıyor mu sorusunun cevabı değildir.</p>

<p>Laboratuvarların verdiği referans aralıkları, tamamen toplum ortalamasına göre belirlenir. Yani binlerce insanın sonuçlarına bakılır, istatistiksel bir dağılım oluşturulur ve çoğunluğun bulunduğu aralık “normal” olarak kabul edilir. Bu yüzden zaten farklı laboratuvarlarda farklı normal aralıklar görürsünüz. Çünkü bu aralıklar “ideal değer” değildir; daha çok “bu değerlerde genellikle ciddi bir hastalık görülmez” anlamına gelir. Yani normal aralık, optimal aralık demek değildir ve popülasyonun sağlık düzeyine göre de farklılık gösterir. Sağlık düzeyi optimal olmayan modern bir toplum ortalaması sizin sağlık düzeyiniz için bir rehber olmayabilir.</p>

<p>Aynı zamanda, sadece referans aralıkları içerisinde olup olmamak değil, yıllar içerisindeki trend’ler de önemlidir. En son kan tahlilinde açlık kan şekerim 85 mg/dL iken, şimdi 99 mg/dL olmuşsa, hâlâ daha “normal” sınırlar içerisinde olsam da, vücudum bana verdiği sinyali doğru okumazsam, iki sene sonra bu “normal” değer artık normal olmaktan çıkacaktır. Açlık kan şekerinin kısa sürede 85’den 99’a ilerlemesinin “normal” olan bir yanı yoktur. Yapılan geniş kapsamlı cohort çalışmaları, 90 mg/dL üzerinde olan her 1 puan açlık kan şekerinin, tip 2 diyabet riskini %9 oranında artırdığını gösterir. Yani gayet “normal” olan 99 mg/dL kan şekeri, benim tip 2 diyabet sürecimin başladığını gösterir. Yani ideal kan şekeri, açlık halinde mutlaka 90 mg/dL seviyesinin altında olmalıdır.</p>

<p>Keza CRP için de benzer bir durum söz konusudur. Pek çok laboratuvar 0–5 mg/L aralığını “normal” olarak rapor eder. Ancak bu aralığın üst sınırına yakın değerler, akut bir enfeksiyon tablosu yoksa her zaman tamamen “fizyolojik” kabul edilmemelidir. Klinik olarak sağlıklı bireylerde CRP genellikle 1 mg/L’nin altındadır. Bu nedenle 1–3 mg/L aralığı düşük dereceli inflamasyonu düşündürebilirken, 3 mg/L’ye yaklaşan veya aşan değerler kronik, düşük düzeyli inflamatuvar süreçlerle ilişkili olabilir.</p>

<p>B12 vitamini açısından bakıldığında, laboratuvarların sunduğu referans aralıkları her zaman klinik yeterliliği doğru şekilde yansıtmaz. Pek çok merkez alt sınırı yaklaşık 180–200 pg/mL olarak kabul ederek bu değerleri “normal” olarak rapor eder. Ancak bu aralıklar istatistiksel dağılımlara dayanır ve optimal hücresel fonksiyonu garanti etmez. Klinik açıdan bakıldığında, birçok hasta 300 pg/mL’nin altındaki düzeylerde halsizlik, nörolojik yakınmalar ve kognitif değişiklikler gösterebilir. Bu yüzden pratikte daha güvenli bir yaklaşım olarak B12 düzeyinin en az 350–400 pg/mL üzerinde olması tercih edilir. Bu aralık, hem biyokimyasal belirteçlerin daha stabil olduğu hem de klinik semptomların daha az görüldüğü bir düzeyi temsil eder.</p>

<p>Tabii ki sadece bunlar değil, bunlar gibi onlarca örnek mevcuttur. Buradaki önemli nokta, ne yazık ki geleneksel tıp eğitiminde her zaman hastalık odaklı yaklaşımımız olduğudur. Eğer referans aralıklarını aşmamışsak, her şey “normal”dir. Geleneksel tıp sistemi akut hastalıkların teşhisi ve tedavisinde çok başarılıdır. Ama konu kronik hastalıkların önlenmesi, metabolik denge, hormon dengesi ve uzun vadeli sağlık olduğunda, klasik bakış açısının biraz değişmesi gerekir. Çünkü klasik yaklaşım genellikle hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmeye yöneliktir. Hastalık oluşmadan önceki küçük bozulmalar çoğu zaman gözden kaçar. Bu değişimler bizlere hastalıkların önüne geçebilmemize yardımcı olacak olan unsurlardır aslında. Bunun yanı sıra, beslenme, yaşam tarzı, uyku, stres gibi faktörler ise ne yazık ki çoğu zaman yeterince değerlendirilmez. Oysa bunlar hastalık ve sağlık arasındaki farkı belirleyecek olan unsurlardır.</p>

<p>Aynı zamanda kan tahlillerine tek tek bakmak da çoğu zaman yanıltıcıdır. Asıl önemli olan, değerlerin birbirleriyle olan ilişkisini görmek ve bu sonuçları hastanın şikayetleriyle birlikte değerlendirmektir. Bu hatayı en sık hormon testlerinde görürüz. Özellikle erkeklerde her şey testosterona indirgenmiş durumdadır. Sanki vücuttaki tek önemli hormon testosteronmuş gibi bir algı vardır. Kadınlarda da benzer şekilde bazı hormonlar üzerinden pazarlama yapılır. Oysa hormon sistemi bir zincir gibidir; birini değiştirdiğinizde diğerleri de etkilenir. Bu yüzden hormonlara tek tek değil, bir bütün olarak bakmak gerekir. Hatta sadece hormonlara değil, hormonların vücudunuzda nasıl metabolize olduğu, karaciğer detoksifikasyon yollarının nasıl çalıştığı ve bunların bir bütün olarak sizi nasıl etkilediğini anlamazsanız, çok yetersiz bir bakış açısına sahip olursunuz.</p>

<p>Hormonlarınızın vücudunuzda nasıl metabolize olduğu, kanser riskine kadar sizi etkileyen bir durumdur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki standart bir check-up sırasında aslında birçok önemli test hiç yapılmaz. Hastalarımda bunu çok görürüm. Sigorta şirketleri yılda bir kez check-up fırsatı verdiği için bu check-up’ı yaptırıp her şeyin yolunda olduğunu düşünürler, veya devlet hastanesinde bir akraba vasıtası ile yaptırılan testleri yaptırıp bana test sonuçları ile gelip her şeyin yolunda olup olmadığını bilmek isterler. Fakat bu bize hiçbir zaman komple bir durum analizi yapmamıza yardımcı olmaz. Çünkü çoğu sağlık sisteminin check-up’larda sunduğu testler, vücutta bir hastalık var mı yok mu diye bakmak için ister. Ama “Bu kişi ileride hastalık geliştirme riski taşıyor mu?”, “Metabolizması ne durumda?”, “İnflamasyon var mı?”, “Hormon dengesi optimal mi?”, “Kalp ve damar hastalıkları riski ne?” gibi sorular genelde sorulmaz. Bu da modern sağlık sisteminin en büyük eksiklerinden biridir.</p>

<p>Bu yüzden kan tahlillerine bakarken amaç sadece “normal mi değil mi” sorusunu sormak olmamalıdır. Asıl sorulması gereken soru şudur:</p>

<p>1- “Bu kişi için doğru testler yapıldı mı? Hastanın riskleri veya semptomlarını açıklamak için tüm veriler elimde mi?”</p>

<p>2- “Bu değerler bu kişi için gerçekten en iyi aralıkta mı? Bu vücut şu anda ne kadar dengeli çalışıyor?”</p>

<p>Doğru yorumlandığında kan tahlilleri bize sadece bugünü değil, geleceği de gösterir. Yani vücut, hastalık ortaya çıkmadan yıllar önce bazı sinyaller vermeye başlar. Önemli olan o sinyalleri okuyabilmektir.</p>

<p>Çünkü bazen her şey kağıt üzerinde normal görünebilir. Ama vücut size aslında normal olmadığını zaten hissettirir.</p>

<p>Çünkü her şey gerçekten “normal” olmayabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesi-anti-aging-ve-rejeneratif-tip-hekimi-ahmet-ozyigit-gundem-kibris-gazetesi-icin-kaleme-aldigi-yazida-h</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/ahmet-1.jpg" type="image/jpeg" length="81679"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Metabolik karaciğer hastalığı alarm veriyor: 2050'ye kadar 1,8 milyar kişi risk altında]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/metabolik-karaciger-hastaligi-alarm-veriyor-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-risk-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/metabolik-karaciger-hastaligi-alarm-veriyor-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-risk-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırmaya göre metabolik karaciğer hastalığı dünya genelinde hızla artmaya başladı. Uzmanlar, obezite ve yüksek kan şekerinin etkisiyle 2050'ye kadar 1,8 milyar kişinin bu hastalıktan etkilenebileceğini belirtti. Araştırmaya göre vaka sayısı son 30 yılda yüzde 143 oranında arttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel araştırmalar,<strong> metabolik karaciğer hastalığının</strong> küresel ölçekte hızla yayıldığını ortaya koydu. <strong>Karaciğer yağlanması</strong> olarak da bilinen ve son zamanlarda <strong>Metabolik Disfonksiyonla İlişkili Steatotik Karaciğer Hastalığı</strong> (MASLD) olarak adlandırılan hastalığın, 2050 yılına kadar yaklaşık 1,8 milyar kişiyi etkilemesi bekleniyor.</p>

<p>Önceden literatürde 'alkol dışı yağlı karaciğer hastalığı' olarak isimlendirilen bu hastalık, günümüzde en yaygın ve en hızlı artan karaciğer rahatsızlıkları arasında yer almakta.</p>

<h2 id="1104996437-1">Vaka sayısı 30 yılda katlandı</h2>

<p><strong>Washington Üniversitesi'</strong>ne bağlı küresel sağlık sorunları üzerinde bağımsız araştırma yapan Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsü (IHME) tarafından yürütülen ve The Lancet Gastroenteroloji &amp; Hepatoloji dergisinde yayımlanan araştırmaya göre:</p>

<p>1990’da yaklaşık 500 milyon kişi hastalıkla yaşıyordu</p>

<p>2023’te bu sayı 1,3 milyara yükseldi</p>

<p><strong>2050’de ise 1,8 milyara ulaşması bekleniyor</strong></p>

<p>Bu da <strong>son 30 yılda yüzde 143’lük bir artış</strong> anlamına geliyor. Günümüzde her <strong>6 kişiden biri (yaklaşık yüzde 16) bu hastalıktan </strong>etkileniyor.</p>

<h2 id="1104996437-2">Artışın temel nedenleri neler?</h2>

<p>Araştırmaya göre hastalığın yayılmasının başlıca nedenleri:</p>

<p><strong>Yükselen obezite oranları</strong></p>

<p><strong>Yüksek kan şekeri</strong></p>

<p><strong>Nüfus artışı</strong></p>

<p><strong>Sağlıksız yaşam tarzı alışkanlıkları</strong></p>

<p>Özellikle<strong> yüksek kan şekeri</strong>, MASLD’ye bağlı sağlık sorunlarının en önemli tetikleyicisi olarak öne çıkıyor. Bu durum, hastalığın <strong>Tip-2 Diyabet</strong> ve <strong>obezite </strong>ile güçlü bağlantısını ortaya koyuyor.</p>

<h2 id="1104996437-3">Hangi yaş grupları daha riskli?</h2>

<p>Araştırma, hastalığın <strong>en sık ileri yaş grubunda (80-84 yaş)</strong> görüldüğünü ortaya koyarken, toplam vaka sayısının daha genç yaş gruplarında yoğunlaştığını gösteriyor:</p>

<p><strong>Erkeklerde en fazla 35-39 yaş</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kadınlarda en fazla 55-59 yaş</strong></p>

<h2 id="1104996437-4">Belirti göstermeden ilerleyebiliyor</h2>

<p>Karaciğer yağlanması çoğu zaman belirti göstermeden ilerliyor. Bu nedenle birçok kişi hastalığa sahip olduğunu fark etmiyor.</p>

<p>Olası belirtiler arasında:</p>

<p><strong>Sürekli yorgunluk</strong></p>

<p><strong>Genel halsizlik</strong></p>

<p><strong>Kaburgaların sağ altında ağrı veya rahatsızlık</strong></p>

<p>yer aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/metabolik-karaciger-hastaligi-alarm-veriyor-2050ye-kadar-18-milyar-kisi-risk-altinda</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 22:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/1055959560-1600-900-1920x0-80-75a180d728410e66f84b38b7fdd24cc7jpg.webp" type="image/jpeg" length="23627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi aslında 'geliyorum' diyor: Bu sinyallere dikkat]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizi her ne kadar aniden gelişen bir durum olarak bilinse de aslında aylar öncesinden vücutta çeşitli belirtilerle sinyal verebiliyor. Özellikle eforla gelen göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi "geliyorum" diyen uyarıların erken fark edilmesi hayati önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, kalp krizinin çoğu zaman aniden gelişen bir durum gibi algılansa da bazı hastalarda aylar öncesinden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini belirtti.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kalp ve damar hastalıklarının dünyada ve Türkiye'de en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını ifade eden Abacı, kalp krizinin çoğu zaman kalbi besleyen koroner damarların ani tıkanmasıyla ortaya çıktığını kaydetti.</p>

<p>Kalp krizinin bazı hastalarda önceden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini vurgulayan Abacı, özellikle eforla ortaya çıkan göğüs ağrılarının önemli bir uyarı olabileceğini anlattı.</p>

<p>Abacı, kalp krizinin en önemli belirtilerinden birinin göğüs ağrısı olduğunu belirterek, "Bu <a href="https://www.trthaber.com/etiket/agri/" rel="nofollow" target="_blank">ağrı</a> çoğu zaman göğsün ortasında baskı ya da sıkışma şeklinde hissedilir. Özellikle eforla ortaya çıkıp dinlenmekle geçen göğüs ağrıları kalp damarlarında darlık olabileceğinin önemli bir göstergesidir." değerlendirmelerinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı hastalarda ağrının çeneye, sol kola, omuza ya da sırta yayılabildiğine dikkati çeken Abacı, "Bununla birlikte nefes darlığı, çabuk yorulma, terleme ve <a href="https://www.trthaber.com/etiket/mide/" rel="nofollow" target="_blank">mide</a> bulantısı gibi belirtiler de kalp damar hastalıklarının habercisi olabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"Sessiz kalp krizi"</h2>

<p>Kalp krizinin her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabileceğine işaret eden Abacı, özellikle <a href="https://www.trthaber.com/etiket/diyabet/" rel="nofollow" target="_blank">diyabet</a> hastalarında "sessiz kalp krizi" olarak adlandırılan durumun görülebildiğini kaydetti.</p>

<p>Abacı, diyabeti olan bazı kişilerde kalp krizinin belirgin göğüs ağrısı olmadan da gelişebildiğini aktararak, bu nedenle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli kardiyoloji kontrollerini yaptırmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde bazı risk faktörlerinin önemli rol oynadığını belirten Abacı, "Sigara kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, hareketsiz yaşam ve aşırı kilo kalp krizi riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli <a href="https://www.trthaber.com/etiket/egzersiz/" rel="nofollow" target="_blank">egzersiz</a> ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması kalp sağlığını korumada oldukça önemlidir." değerlendirmelerini yaptı.</p>

<p>Abacı, göğüs ağrısı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini kaydederek, özellikle eforla ortaya çıkan ve tekrarlayan şikayetlerde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 22:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/kalp-2174449.jpg" type="image/jpeg" length="63687"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dinçyürek: Mağusa Devlet Hastanesi’nde Anjiyo Merkezi hizmete hazır]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/dincyurek-magusa-devlet-hastanesinde-anjiyo-merkezi-hizmete-hazir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/dincyurek-magusa-devlet-hastanesinde-anjiyo-merkezi-hizmete-hazir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Gazimağusa Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek kısa süre önce kurulan anjiyo merkezinde incelemelerde bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 1-2 hafta öncesine kadar inşaat halinde olan alanın hızla tamamlanarak anjiyo ünitesinin kurulduğunu ve çalışır hale getirildiğini belirten Dinçyürek, dün itibariyle birinci kademe eğitim çalışmalarının da tamamlandığını açıkladı.</p>

<p>Bakan Dinçyürek, çok kısa süre içerisinde Mağusa Devlet Hastanesi’nde hem planlı (selektif) hem de acil anjiyo işlemlerinin başlayacağını ifade etti. Ziyaret kapsamında başhekimlik, kardiyoloji klinik şefliği, kardiyologlar ve hemşirelerle birlikte yerinde değerlendirme yaptıklarını belirten Dinçyürek, merkezin her yönüyle adım adım hazır hale geldiğini vurguladı.</p>

<p>Kalp ve damar cerrahisi alanındaki altyapının da güçlendirildiğini kaydeden Dinçyürek, kalp damar cerrahisi ameliyathanesi ile kalp-akciğer pompasının da kurulma aşamasında olduğunu ve çalışmaların hızla sürdüğünü söyledi.</p>

<p>Bu süreçte Türkiye’nin katkılarına da dikkat çeken Dinçyürek, “Her zaman yanımızda olan ana vatan Türkiye’ye hem şahsım, hem bakanlığım hem de Kıbrıs Türk halkı adına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göksu:” 20 yıllık hayal gerçekleşiyor “</p>

<p>Başhekim Yardımcısı Dr. Eyüp Göksu ise anjiyo merkezinin kurulmasını “20 yıllık bir hayalin gerçekleşmesi” olarak nitelendirerek, devlete, Sağlık Bakanlığı’na ve Bakan Dinçyürek’e teşekkür etti.</p>

<p>Göksu, merkezin çok yakın zamanda Mağusa ve bölge halkına hizmet vereceğini belirtti.</p>

<p>Debeş :” Önemli bir eksiklik gideriliyor “<br />
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hakan Debeş de Mağusa’nın yanı sıra Karpaz bölgesini de kapsayan geniş bir alanda uzun süredir anjiyo ihtiyacı bulunduğunu ifade ederek, bu yatırımla önemli bir eksikliğin giderildiğini söyledi ve katkı koyanlara teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/dincyurek-magusa-devlet-hastanesinde-anjiyo-merkezi-hizmete-hazir</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/99a83948-f39a-46c1-b9f5-d9ffb7a297fe.jpg" type="image/jpeg" length="21419"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kendi Biyolojik Yaşınızı Kendiniz Belirleyin!]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/kendi-biyolojik-yasinizi-kendiniz-belirleyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/kendi-biyolojik-yasinizi-kendiniz-belirleyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elit Hastanesi hekimi ve Anti-Aging ile Metabolik Tıp Fellow’u Ahmet Özyiğit, Gündem Kıbrıs için kaleme aldığı yazısında, kronolojik yaşın ötesine geçerek vücudun gerçek yaşlanma hızını belirleyen biyolojik yaş kavramının önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kimliğimizdeki yaş ile vücudumuzun gerçek yaşlanma hızı her zaman aynı değildir. Takvim yaşı, yani kronolojik yaş, yalnızca doğumdan bu yana geçen süreyi anlatır. Biyolojik yaş ise hücrelerimizin, damarlarımızın, kaslarımızın, beynimizin ve metabolizmamızın ne kadar “yıprandığını” gösteren daha işlevsel bir kavramdır. Son yıllarda geliştirilen biyolojik yaş ölçüm yöntemleri ve “aging clock” çalışmaları da bu olguyu destekleyen ciddi verileri ortaya koyar ve bu da bize gösterir ki aynı kronolojik yaşta iki kişi, sağlık durumu, fonksiyonel kapasite ve hastalık riski açısından birbirinden çok farklı olabilir.</p>

<p>Daha da önemlisi, biyolojik yaş sabit bir kader veya yalnızca genetik mirasın bir sonucu değildir. Genetik faktörler yaşam süresi üzerinde önemli bir rol oynasa da, bilimsel çalışmalar yaşam süresindeki farklılıkların yalnızca bir kısmının genetikle açıklandığını, geri kalan kısmın ise yaşam tarzı, çevresel faktörler ve metabolik sağlık ile ilişkili olduğunu göstermektedir (Passarino et al., 2016; Shenhar et al., 2026). Başka bir deyişle genetik bize bir başlangıç noktası verir, ancak ne kadar hızlı yaşlanacağımızı büyük ölçüde nasıl yaşadığımız belirler.</p>

<p>Birçok çalışma, sağlıklı yaşam tarzı faktörlerinin (sigara içmemek, sağlıklı kilo, düzenli egzersiz, iyi beslenme, iyi uyku) yalnızca yaşam süresini değil, özellikle kronik hastalıksız geçirilen yaşam süresini belirgin şekilde uzattığını göstermektedir. Yani hedef sadece daha uzun yaşamak değil, daha geç hastalanmak ve kronik hastalıklara uzun süre maruz kalmadan yaşamak olmalıdır. Kardiyometabolik hastalıkların geciktirilmesi ile hem yaşam süresinin hem de sağlıklı geçirilen yılların arttığı birçok kohort çalışmasında gösterilmiştir (Xia et al., 2023; Wang et al., 2024). Bu nedenle biyolojik yaş kavramı aslında tam olarak bunu anlatır: Kaç yaşında olduğumuz değil, vücudumuzun kaç yaşında gibi davrandığı önemlidir.</p>

<p>Bu ayrımın pratikteki anlamı çok büyüktür. Çünkü insanı yaşlandıran şey yalnızca yılların geçmesi değildir; aynı zamanda yıllar içinde biriken metabolik hasar, inflamasyon, damar sertliği, kas kaybı, mitokondriyal yavaşlama ve nörodejeneratif süreçlerdir. Bu nedenle modern tıpta artık yaşlanma sadece takvimle ölçülen bir süreç olarak değil, biyolojik sistemlerin yavaş yavaş fonksiyon kaybettiği bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Bu süreci hızlandıran en önemli faktörlerin başında kronik kardiyometabolik hastalıklar gelir. İnsülin direnci, tip 2 diyabet, hipertansiyon, viseral obezite ve damar sertliği gibi durumlar yalnızca belirli organları etkileyen hastalıklar değildir; aynı zamanda tüm vücutta inflamasyonu artıran, damar yapısını bozan, mitokondri fonksiyonunu azaltan ve hücresel yaşlanmayı hızlandıran sistemik süreçlerdir. Bu nedenle kardiyometabolik hastalıkları sadece hastalık olarak değil, aynı zamanda hızlandırılmış yaşlanma durumu olarak da görmek gerekir. Benzer şekilde nörodejeneratif hastalıklar da yalnızca ileri yaşta görülen hastalıklar değil, aslında yıllar süren inflamasyon, metabolik bozukluk ve vasküler hasarın bir sonucu olarak ortaya çıkan beyin yaşlanması tablolarıdır. Bu hastalıkların ortak noktası, çoğunun yaşam tarzı ile yakından ilişkili olmasıdır ve bu da bize çok önemli bir fırsat sunar: Yaşlanma hızımızın önemli bir kısmı değiştirilebilir.</p>

<p>Burada aslında hedef kronik hastalıkları elimizden gelebildiğince ertelemek ve 70'li ve 80'li yaşlarda da daha kaliteli yaşamaksa, gençlik ve orta yaş dönemlerinde de önümüzde önemli bir hedef vardır: vücudu optimal fizyolojik dengede tutmak. Yani sadece “hasta olmamak” değil; iyi çalışan bir glukoz metabolizması, güçlü bir kas sistemi, iyi çalışan mitokondriler, dengeli bir bağışıklık sistemi ve düşük inflamasyon düzeyi bizim yaşlılık öncesi hedefimizdir. Longevity alanında amaç yaşam süresini uzatmak kadar, sağlıklı ve fonksiyonel yaşanan süreyi uzatmaktır. Yani 80 yaşında hayatta olmak değil, 80 yaşında egzersiz yapabiliyor olmak, düşmeden merdiven çıkabilmek, zihinsel olarak üretken kalabilmek ve günlük hayatını bağımsız sürdürebilmektir.</p>

<p>Vücudumuzun güçlü olması, bağışıklığımızın iyi bir düzeyde olması, hücre hasarlarının onarılabilmesi ve mitokondrilerimizin sağlıklı düzeylerde enerji üretebilmesi için ufak streslere ihtiyacı vardır. Burada devreye çok önemli bir kavram girer: Hormesis. Hormesis, vücudun küçük ve yönetilebilir streslere maruz kaldığında daha güçlü hale gelmesi anlamına gelir. Bu biyolojinin en ilginç prensiplerinden biridir çünkü ilk bakışta zararlı gibi görünen bazı şeyler, doğru dozda uygulandığında vücut için faydalı hale gelir. Mesela egzersiz kas için bir stresdir ama kası güçlendirir. Kardiyo egzersizi mitokondriler için bir stresdir ama mitokondri sayısını artırır. Sauna bir ısı stresidir ama damar fonksiyonunu ve kardiyovasküler sistemi olumlu etkiler. Soğuk maruziyeti metabolik bir stresdir ama metabolik adaptasyonu artırır. Belirli sürelerde aç kalmak bir enerji stresidir ama hücresel onarım mekanizmalarını aktive eder. Yani kontrollü stres, biyolojik olarak bir “onarım ve güçlenme” sinyalidir (Mattson, 2012; Laukkanen et al., 2018). Sizi öldürmeyen şey güçlendirir gibi de düşünebiliriz!</p>

<p>Ne yazık ki günümüzde modern hayat, insan vücudunun evrimsel olarak alışık olduğu fiziksel streslerin büyük kısmını ortadan kaldırmış durumdadır. Daha fazla oturuyoruz, daha az yürüyoruz, fiziksel güç gerektirmeyen masa başı işlerde çalışıyoruz, gün boyu sürekli bir şeyler yiyoruz, gerçek açlık hissini neredeyse hiç yaşamıyoruz, sıcak-soğuk değişimlerine çok az maruz kalıyoruz ve günün büyük bölümünü ekran karşısında geçiriyoruz. Konforlu bir hayat yaşıyoruz, ancak biyolojik olarak bu konforun bir bedeli var. Çünkü insan vücudu konfor altında değil, adaptasyon altında gelişen bir sistemdir. Kas kullanılmadığında erir, kemik yük taşımadığında zayıflar, kalp zorlanmadığında kapasitesi düşer, bağışıklık sistemi uyarılmadığında zayıflar, mitokondriler kullanılmadığında sayısı ve verimliliği azalır. Biyolojide çok temel bir kural vardır: Kullan ya da kaybet. Kullanılmayan sistemlerimizi kaybettiğimiz için daha fazla hastalanıyoruz, daha fazla şişmanlıyoruz, daha yorgun oluyoruz ve daha fazla kalp-damar hastalıklarına maruz kalıyoruz.</p>

<p>Bu durum yaşlanma biyolojisi ile yakından ilişkilidir. Yaşlanma yalnızca zamanın geçmesi değildir; aynı zamanda hücresel onarım mekanizmalarının yavaşlaması, mitokondri fonksiyonunun azalması, kronik inflamasyonun artması ve metabolik esnekliğin kaybolmasıdır. Modern yaşam tarzı ise tam olarak bu süreçleri hızlandıran bir ortam oluşturur: sürekli yüksek insülin, sürekli düşük hareket, düşük kas kütlesi, yüksek inflamasyon ve düşük mitokondriyal aktivite. Bu nedenle günümüzde en büyük problemin “yaşlanmak” değil, “hızlandırılmış yaşlanma” olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p><strong>Peki bu konuda ne yapabiliriz?</strong></p>

<p>Özellikle egzersiz bu konuda en güçlü müdahalelerden biridir. Düzenli fiziksel aktivitenin yalnızca kasları değil, mitokondrileri, insülin duyarlılığını, damar yapısını ve hatta beyin sağlığını olumlu yönde etkilediği çok sayıda çalışmada gösterilmiştir. Hatta bazı araştırmacılar egzersizi “en güçlü anti-aging ilacı” olarak tanımlamaktadır çünkü aynı anda birçok yaşlanma mekanizması üzerine etki eder (Booth et al., 2012).</p>

<p>Yoğun ve uzun süreli egzersiz yapacak zaman bulamayan çok insan var. Ancak son yıllarda yapılan önemli çalışmalar, egzersizin süresinden çok yoğunluğunun önemli olabileceğini göstermeye başladı.</p>

<p>Özellikle yeni çalışmalar, günde birkaç kez yapılan çok kısa ama yoğun egzersizlerin, kalp ve damar sağlığı açısından oldukça etkili olabileceğini gösteriyor. Nature dergisinde 2025 yılında yayınlanan ve 73,000 kişi üzerinde yapılan bu çalışma, 1 dakika yüksek yoğunluklu egzersizin yaklaşık 9 dakika orta tempolu egzersize ve yaklaşık 50–60 dakika yürüyüşe benzer kardiyovasküler ve şeker dengesi faydaları sağlayabildiğini göstermektedir. Spor salonuna gitmeye vaktiniz olmasa bile, gün içinde 4 kez 1’er dakikalık yoğun egzersiz yapmak sağlığınız için ciddi bir fark yaratabilir. Bu egzersizler kalp sağlığını destekler, insülin direncini azaltmaya yardımcı olur, kondisyonu artırır ve metabolizmayı hızlandırır.</p>

<p><strong><u>Peki bu 1 dakikalık egzersizler ne olabilir?</u></strong></p>

<p>Amaç bu 1 dakika boyunca nefes nefese kalacak kadar kendinizi zorlamak ve kalp ritminizi yükseltmektir.</p>

<p>Örnekler:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li>Çok hızlı merdiven çıkmak</li>
 <li>Olduğunuz yerde hızlı koşu (high knees)</li>
 <li>Burpee yapmak</li>
 <li>İp atlamak</li>
 <li>Squat veya lunge hareketlerini hızlı yapmak</li>
 <li>Şınav</li>
 <li>Sabit bisiklette çok hızlı pedal çevirmek</li>
 <li>Yokuş yukarı hızlı yürümek</li>
</ul>

<p>Benzer şekilde belirli sürelerde açlık, yani zaman kısıtlı beslenme veya aralıklı açlık, metabolik esnekliği artırır. Metabolik esneklik, vücudun gerektiğinde glukoz, gerektiğinde yağ yakabilme kapasitesidir. Sürekli yemek yenen bir düzende vücut neredeyse sadece glukoz yakan bir sistem haline gelir ve bu durum insülin direnci ve metabolik hastalık riskini artırır. Belirli sürelerde açlık ise insülin seviyelerinin düşmesine, yağ yakımının artmasına ve hücresel onarım mekanizmalarının aktive olmasına katkıda bulunur (Longo and Panda, 2016).</p>

<p>Eskiden diyetisyenler birçok ara öğün önerirdi çünkü kan şekerinin düşmemesi gerektiği düşünülürdü. Ancak bugün biliyoruz ki sürekli yemek yemek, insülinin gün boyu yüksek kalmasına neden olur. İnsülin sadece kan şekerini düşüren bir hormon değildir; aynı zamanda yağ depolanmasını artıran ve yağ yakımını durduran bir hormondur. Bu nedenle gün boyu sık sık yemek yemek, özellikle insülin direnci olan kişilerde kilo vermeyi zorlaştırabilir.</p>

<p>Zaman kısıtlı beslenmede ise vücut günün belirli saatlerinde yemek yer, geri kalan saatlerde ise insülin düşer ve vücut enerji için yağ yakmaya başlar. Bu süreçte sadece yağ yakımı değil, aynı zamanda hücrelerin kendini temizleme ve yenileme mekanizmaları da devreye girer. Bu mekanizmaya otofaji denir ve yaşlanma, kanser, Alzheimer ve metabolik hastalıklarla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Açlık dönemleri, vücudu hafif bir stres altına sokarak tamir ve yenilenme mekanizmalarını aktive eder. Aslında vücut biraz zorlukla karşılaştığında daha güçlü hale gelir.</p>

<p><strong><u>Peki nasıl beslenmeliyim?</u></strong></p>

<p>Eğer ciddi bir sağlık probleminiz yoksa ve sık aralıklarla yemek yemenizi gerektiren özel bir durum bulunmuyorsa, gün içinde belirli süreler aç kalmak daha dinç hissetmeye, enerji seviyelerinin dengelenmesine ve metabolizmanın daha esnek çalışmasına yardımcı olabilir. Metabolik esneklik, vücudun sadece sürekli glukoz yakan bir sistem olmaktan çıkıp gerektiğinde yağ yakabilen bir sisteme dönüşmesidir. Bu geçiş sağlandığında insülin seviyeleri daha dengeli olur, yağ yakımı kolaylaşır, enerji dalgalanmaları azalır ve birçok kişi gün içinde daha net bir zihinsel performans ve daha stabil bir enerji hissi tarif eder.</p>

<p>Aynı zamanda bilmek gerekir ki yediğimiz gıdalar sadece kalori alımı ile alakalı değildir. Farklı gıdaların vücutta şeker seviyeleri üzerinde farklı etkileri olabilir. Bazı gıdalar vücuttaki inflamasyon düzeyini artırıcı özellikte olabilir. Ultra işlenmiş gıdalar, rafine karbonhidratlar ve düşük lifli beslenme; bağırsak geçirgenliğini artırarak kana geçen lipopolisakkarit (LPS) miktarını artırabilir. Bu durum düşük dereceli kronik inflamasyon ile ilişkilidir ve bu inflamasyon hem kardiyometabolik hastalıkların hem de nörodejeneratif hastalıkların temel mekanizmalarından biri olarak kabul edilmektedir (Cani et al., 2007).</p>

<p>Buna karşılık sebze, lif, zeytinyağı, polifenol ve antioksidan açısından zengin beslenme; inflamasyonu azaltan ve hücresel savunma mekanizmalarını aktive eden bir biyolojik ortam oluşturur. Özellikle NRF2 adı verilen hücresel savunma yolunun aktive olması, hücrelerin oksidatif stres ve inflamasyon karşısında daha dayanıklı hale gelmesini sağlar. Bu yol, turpgiller (brokoli, karnabahar), yeşil yapraklı sebzeler, zeytinyağı, yeşil çay ve birçok bitkisel besin tarafından aktive edilebilir (Hybertson et al., 2011).</p>

<p>Yani, gün içerisinde kısa kısa yoğun tempolu egzersizler ve belirli sürelerde açlık vücudumuzun savunma mekanizmalarını aktive ederek bizleri daha dayanıklı yapmak için elimizde olan iki güçlü silahtır.</p>

<p>Kısacası insan vücudu konfor altında değil, adaptasyon altında genç kalır...</p>

<p><strong>Haftaya: 'Herşey normal... dedi doktor...'</strong></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/kendi-biyolojik-yasinizi-kendiniz-belirleyin</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/g-u-n-d-e-m-p-r-o-j-e-391.jpg" type="image/jpeg" length="83237"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Özyiğit’ten çağrı: Kendi ayağımıza kurşun sıkmayalım]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/ozyigitten-cagri-kendi-ayagimiza-kursun-sikmayalim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/ozyigitten-cagri-kendi-ayagimiza-kursun-sikmayalim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üreme Tıbbı Derneği Başkanı, Elite Hastanesi Başhekimi Doktor Savaş Özyiğit, BBC’nin tüp bebek haberine sert tepki göstererek iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve resmi soruşturma sonuçlarının beklenmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>-ÖZEL HABER-</strong></p>

<p>Üreme Tıbbı Derneği Başkanı ve Elit Hastanesi Başhekimi Savaş Özyiğit, Gündem Kıbrıs Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, BBC’de yayımlanan tüp bebek haberiyle ilgili kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Özyiğit, öncelikle BBC’nin haberinde kullanılan giriş ifadesine tepki gösterdi. Haberde yer alan “işgal altındaki KKTC’de yapılan tüp bebek vakaları” ifadesinin yanlış olduğunu vurgulayan Özyiğit, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin işgal edilmiş bir bölge olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi.</p>

<p>KKTC’de demokratik bir yapı bulunduğunu belirten Özyiğit, genel seçimlerin yapıldığını, halkın özgür iradesiyle sandığa gittiğini, bunun sonucunda yasama organının oluştuğunu ve yürütmenin belirlendiğini ifade etti. Yargının da bağımsız şekilde görev yaptığını vurgulayan Özyiğit, bu unsurların KKTC’de demokrasinin varlığını gösterdiğini dile getirdi.</p>

<p>BBC muhabirinin kullandığı ifadeyi bu nedenle “başlangıçtan itibaren reddettiğini” söyleyen Özyiğit, “KKTC işgal altındadır” şeklindeki değerlendirmeyi şiddetle reddettiğini kaydetti.</p>

<p>Türkiye ile KKTC arasındaki yakın ilişkilere de değinen Özyiğit, bunun doğal olduğunu kaydetti. KKTC’nin savunması konusunda Türkiye’den başka dayanabileceği bir ülke bulunmadığını ifade eden Özyiğit, Kıbrıs Türk halkının Türkiye ile sıkı ilişkiler içinde olmasının olağan olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Savaş Özyiğit: Tüp bebek iddiaları yetkili kurumlarca araştırılıyor</strong></p>

<p>Üreme Tıbbı Derneği Başkanı ve Elite Hastanesi Başhekimi Doktor Savaş Özyiğit, BBC’de yayımlanan tüp bebek haberiyle ilgili vakaların eski yıllara ait olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>BBC muhabirinin 2011 ve 2014 yıllarında iki kadına uygulanan tüp bebek tedavilerini 2026 yılında yeniden gündeme taşıdığını belirten Özyiğit, söz konusu iki kadının da KKTC’ye gelerek sperm donasyonu yoluyla çocuk sahibi olduğunu ve istedikleri sonuca ulaştıklarını ifade etti.</p>

<p>Vakaların birinde, iddialara göre sperm seçiminde hata yapıldığı ve aynı sperm yerine farklı bir sperm kullanıldığı yönünde şikâyet bulunduğunu aktaran Özyiğit, bunun henüz kanıtlanmış bir durum olmadığını vurguladı. “Bu bir iddiadır ve araştırılması gerekir” diyen Özyiğit, konunun değerlendirilmesi gereken yerin BBC değil, KKTC’deki yetkili kurumlar olduğunu söyledi.</p>

<p>Özyiğit, bu tür iddiaların KKTC Üreme Tıbbı Derneği, Sağlık Bakanlığı ve bağımsız mahkemeler tarafından incelenmesi gerektiğini belirterek, bu kurumlara başvurulmadan doğrudan yabancı basına gidilmesini eleştirdi. BBC’nin haber dilinin KKTC’yi tüp bebek konusunda olumsuz bir şekilde yansıttığını savunan Özyiğit, bunun yanlış bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Haberde art niyet olabileceğine dair kişisel şüphelerini de paylaşan Özyiğit, yazılanların doğruluğunun Sağlık Bakanlığı tarafından araştırılması gerektiğini, sonuçlar ortaya çıktıktan sonra değerlendirme yapılmasının daha sağlıklı olacağını ifade etti.</p>

<p>Yerel basının da konuyu yoğun şekilde gündeme taşımasını eleştiren Özyiğit, bu yaklaşımın “kendi kendimize zarar verir nitelikte” olduğunu söyledi.</p>

<p><strong>Özyiğit: KKTC’de tüp bebek alanında elde edilen başarılar görmezden gelinmemeli</strong></p>

<p>Kıbrıs’ta tüp bebek uygulamalarının dünya genelinde bilinen ve tercih edilen bir noktaya ulaştığını vurgulayan Özyiğit, bu seviyeye gelmenin uzun yıllar süren yoğun çalışmalar sonucunda mümkün olduğunu ifade etti. Yaklaşık 25-26 yıldır bu alanda emek verildiğini belirten Özyiğit, tedavilerin hem düzgün hem de başarılı bir şekilde sunulması için büyük çaba harcandığını söyledi.</p>

<p>Bu çalışmaların sonucunda KKTC’nin tüp bebek konusunda dünya çapında bilinir hale geldiğini dile getiren Özyiğit, “Bugün dünyada ‘KKTC’de tüp bebek’ denildiğinde bu alanın bilindiğini görüyoruz” dedi.</p>

<p>Son dönemde ortaya atılan iddialar ve tartışmaların bu birikimi zedeleyebileceğini belirten Özyiğit, elde edilen başarıların kısa sürede yok sayılmaya çalışılmasını eleştirdi. Bu yöndeki girişimlerin yanlış olduğunu ifade eden Özyiğit, sektörün itibarının korunması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Savaş Özyiğit: Miracle Hospital’ın iddialarla ilgisi yok</strong></p>

<p>Üreme Tıbbı Derneği Başkanı ve Elit Hastanesi Başhekimi Doktor Savaş Özyiğit, BBC’de yer alan tüp bebek haberinde adı geçen Miracle Hospital hakkında da açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Özyiğit, söz konusu hastanenin 2019 yılında kurulduğunu hatırlatarak, haberde bahsedilen 2011 ve 2014 yıllarına ait olaylarla ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını söyledi. “Nasıl oldu da bu hastane bu işin içine bulaştırılıyor, bu mümkün değil” diyen Özyiğit, burada açık bir yanlışlık olduğunu ifade etti.</p>

<p>Olaylarda adı geçen doktorlardan birinin şu anda Miracle Hospital bünyesinde görev yaptığını belirten Özyiğit, bunun hastanenin söz konusu iddialarla bağlantılı olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.</p>

<p>Miracle Hospital’ın iddialarla hiçbir ilgisi olmadığını dile getiren Özyiğit, kamuoyunun bu konuda doğru bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Savaş Özyiğit: Sağlık Bakanlığı’nın sonucu beklenmeli</strong></p>

<p>Özyiğit, hem yerel basının hem de bazı milletvekilleri ile çeşitli kurumların, konuyla ilgili yorum yapmadan önce Sağlık Bakanlığı’nın yürüteceği araştırmanın sonucunu beklemesi gerektiğini ifade etti. Açıklamaların, ancak resmi inceleme tamamlandıktan sonra yapılmasının daha sağlıklı olacağını belirtti.</p>

<p>BBC’de yayımlanan haberin doğruluğunun da sorgulanması gerektiğini dile getiren Özyiğit, “BBC’nin her söylediği doğru mu, muhabirin her aktardığı doğru mu?” sorularını gündeme getirdi. Söz konusu olayların yıllar sonra yeniden gündeme taşınmasının da dikkat çekici olduğunu vurguladı.</p>

<p>Tüm bu unsurlar değerlendirildiğinde art niyet olabileceğine dair endişe taşıdığını ifade eden Özyiğit, sürecin sağduyulu bir şekilde ve resmi sonuçlara dayanarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Savaş Özyiğit: Cinsiyet seçimi tartışmaları çarpıtılıyor</strong></p>

<p>Üreme Tıbbı Derneği Başkanı ve Elit Hastanesi Başhekimi Savaş Özyiğit, BBC’de yer alan haberde KKTC’de cinsiyet seçimi yapıldığı yönündeki iddialara da yanıt verdi.</p>

<p>Özyiğit, BBC muhabirinin konuyla ilgisi olmamasına rağmen cinsiyet seçimi meselesini gündeme taşıdığını belirterek, KKTC’de bu konuda genel bir uygulama olmadığını ve yasal olarak da sınırlamalar bulunduğunu ifade etti. İngiltere ve bazı Avrupa ülkelerinde de cinsiyet seçiminin etik bulunmadığını ve uygulanmadığını hatırlatan Özyiğit, bu durumun özellikle tıbbi gereklilikler dışında geçerli olduğunu söyledi.</p>

<p>Cinsiyet seçiminin bazı genetik hastalıkların önlenmesi amacıyla kullanıldığını belirten Özyiğit, özellikle X kromozomu ile taşınan hastalıklarda bu yöntemin hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu gibi durumlarda, sağlıklı bir çocuğun dünyaya gelmesi için cinsiyet seçiminin tıbbi bir zorunluluk olarak uygulanabildiğini dile getirdi.</p>

<p>Genel uygulamada ise KKTC’de cinsiyet seçiminin yaygın bir şekilde yapılmadığını belirten Özyiğit, BBC’nin bu konuyu gündeme getirerek KKTC’yi bu alanda olumsuz göstermeye çalıştığını savundu.</p>

<p>Özyiğit, ayrıca konuyla ilgili kişisel görüşünü de paylaşarak, bireylerin çocuk sahibi olma sürecine ilişkin bazı tercih haklarının bulunduğunu ifade etti. Ailelerin belirli koşullar altında farklı cinsiyette çocuk sahibi olma isteğinin de bir hak olarak değerlendirilebileceğini dile getiren Özyiğit, bu görüşün kendisine ait olduğunu vurguladı.</p>

<p>BBC haberinde yer alan iddiaların tekil bir vakaya dayandığını ifade eden Özyiğit, buna rağmen KKTC’nin genel olarak cinsiyet seçimi üzerinden eleştirilmesinin doğru olmadığını belirtti.</p>

<p><strong>Savaş Özyiğit: KKTC’de tüp bebekte ciddi bir hata yaşanmadı</strong></p>

<p>Özyiğit, tüp bebek uygulamalarıyla ilgili tartışmalara ilişkin açıklamalarını sürdürerek, KKTC’de bugüne kadar ciddi bir hataya dair bir vakaya rastlanmadığını söyledi.</p>

<p>Özyiğit, dünyada benzer hataların farklı ülkelerde yaşandığını belirterek, ABD ve Avrupa’da tüp bebek uygulamalarında ciddi sorunların ortaya çıktığı örnekler bulunduğunu ifade etti. Buna karşın KKTC’de bugüne kadar bu ölçekte bir hatanın yaşanmadığını vurguladı.</p>

<p>KKTC’ye gelen hastaların genel olarak memnun ayrıldığını dile getiren Özyiğit, hasta memnuniyetinin bu alandaki başarının en önemli göstergesi olduğunu söyledi. “Eğer memnuniyet olmasaydı bu kadar hasta buraya gelmezdi” diyen Özyiğit, elde edilen başarı sayesinde hastaların yeniden KKTC’yi tercih etmeyi düşündüğünü belirtti.</p>

<p>Toplumda oluşan tartışma ortamına da değinen Özyiğit, infiale gerek olmadığını ifade ederek, herkesin Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan soruşturmanın sonucunu beklemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Soruşturma sürecinin ardından gerekli değerlendirmelerin yapılacağını belirten Özyiğit, gerekirse Bakanlıkla birlikte konunun ele alınacağını ve bir sonuca varılacağını söyledi. Açıklamasında, sürecin sağduyulu yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Özyiğit, “Kendi ayağımıza kurşun sıkmayalım” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Savaş Özyiğit: Tüp bebek merkezleri denetimsiz değil</strong></p>

<p>Üreme Tıbbı Derneği Başkanı ve Elit Hastanesi Başhekimi Savaş Özyiğit, Sağlık Bakanlığı’nın denetimlerine yönelik eleştirilere de yanıt verdi.</p>

<p>Özyiğit, bazı çevreler tarafından dile getirilen “Bakanlık denetim yapmıyor” yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, Sağlık Bakanlığı’nın tüp bebek merkezlerini düzenli olarak kontrol ettiğini ifade etti.</p>

<p>Bakanlığın ruhsatlandırma süreçlerini yürüttüğünü ve gerekli denetimleri gerçekleştirdiğini vurgulayan Özyiğit, “Sağlık Bakanlığı görevini tam olarak yapmaktadır” dedi.</p>

<p>Tüp bebek merkezlerinin denetimsiz olmadığını dile getiren Özyiğit, tüm merkezlerin belirli standartlar çerçevesinde denetimden geçtiğini ve sistemin kontrol altında olduğunu söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/ozyigitten-cagri-kendi-ayagimiza-kursun-sikmayalim</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/04/g-u-n-d-e-m-p-r-o-j-e-389.jpg" type="image/jpeg" length="34392"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
