<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gündem Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber</title>
    <link>https://www.gundemkibris.com</link>
    <description>Gündem Kıbrıs Gazetesi - Kıbrıs Haber</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gundemkibris.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 17 Jun 2026 11:33:37 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Görünmeyen tehlike gençlerin içinde…]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/gorunmeyen-tehlike-genclerin-icinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/gorunmeyen-tehlike-genclerin-icinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikolojik Danışman Afet Karasalih, Gündem Kıbrıs okurları için kaleme aldığı yazısında ergenlik döneminde gençlerin ruh sağlığını etkileyen faktörlere dikkat çekti. Karasalih, aile desteğinin, sağlıklı iletişimin ve erken müdahalenin gençlerin yaşadığı duygusal zorluklarla baş etmesinde önemli rol oynadığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaşamın olumlu ve olumsuz unsurlarına karşı insanın sığınabileceği en güvenli barınak; çocuk, genç ve yetişkinler için ailedir. Çocukluk dönemi ile ergenlik dönemi arasında duygusal yönden en belirgin fark: çocuklarda; öfke, kızgınlık ve sevinç gibi duyguların daha açık davranışlarla ve anında (Spontane olarak) ifade edilmesi, buna karşılık ergenlikte; bu duyguların daha fazla gizlenip maskelenmesidir.</p>

<p>Ergenlikte genel olarak kızların, erkeklerden daha erken duygusal olgunluğa ulaştıkları söylenebilir. Böylece; kız ergenin, erkek ergene göre duygularını veya öfkelerini kontrol etme bakımından daha olgun davranacağı ileri sürülebilir. Çocuk ve ergenlerde duygusal gelişimin ihtiyaçları ve kaygıları da değişebilir. Çocuklar; karamsarlık, huzursuzluk ve öfke gibi hoşa gitmeyen duygulardan bunalır. Kendisine güven verecek ve bu duygusal durumlarının, içinde bulundukları çağa has ve de geçici olduğunu anlatacak bir anne babaya ihtiyaç duyarlar. Anne babanın gencin beklentisi dışında bir şey istemesi, onu aşağılaması, sık sık eleştirmesi başkalarıyla kıyaslaması genci kaygılandıran ebeveyn ilişkisini meydana getirebilmektedir.</p>

<p><strong>Aile içi sorunlar ve ruhsal riskler</strong></p>

<p>Anne ve baba arasında yaşanan şiddet ve şiddet olaylarına şahit olan çocuk, psikolojik uyum ve davranış bozuklukları gösterebilir. Yapılan birçok araştırmada; psikolojik ve de psikiyatrik yönden sorunlu aile ortamlarının kendine zarar verme davranışı için güçlü bir hazırlayıcı faktör olarak ele alındığı gözlemlenmiştir. Yetersiz aile desteği ve aile bütünlüğü bozulmuş kişilerde, kendine zarar verme davranışı riskinin yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Okul sorunları ve stres toleransı düşük olan ortamlar çocuğu aşırı riske itebilir. Bunlar; kendine güvensizlik, gururun incinmesi, kendini yalnız hissetme ve ümitsizlik gibi olumsuz duyguları besler. Böylece çocuk, kendine zarar verme davranışın engellenmesindeki en önemli duygusal desteklerden yoksun kalır.</p>

<p>Aile düzensizliği, gençlerde kendine zarar verme davranışı düşüncesi ve girişimleriyle ilişkilendirilen önemli bir faktördür. Boşanma, ayrılık, ebeveynlerden birinin veya her ikisinin ölümü gibi durumlar gençlerin yeterli ilgi ve desteği alamamasına neden olabilir. Ayrıca alkol bağımlılığı ve aile içi şiddetin bulunduğu ortamlarda büyüyen gençler, karşılaştıkları sorunlarla baş etmekte zorlanabilir ve bu nedenle kendine zarar verme davranışı bir çıkış yolu olarak görebilirler. Araştırmalar, anne ve babası ayrılmış gençlerde kendine zarar verme davranışı oranının daha yüksek olduğunu ve kendine zarar verme davranışı girişiminde bulunan ya da kendine zarar verme davranışı eden kişilerin ailelerinde veya yakın çevrelerinde daha sık kendine zarar verme davranışı vakalarına rastlandığını göstermektedir.</p>

<p><strong>İletişim eksikliği ve yalnızlık duygusu</strong></p>

<p>Aile veya yakın çevrede gerçekleşen kendine zarar verme davranışılar, çocuk ve ergenleri güçlü biçimde etkileyebilir; taklit etme eğilimi nedeniyle kendine zarar verme davranışı normal veya kabul edilebilir bir davranış olarak görmelerine yol açabilir. Bu durumun temel nedeni genetik faktörlerden çok, aile içi ilişkilerin niteliği ve aile ortamının özellikleri olarak değerlendirilmektedir. Kendine zarar verme davranışı riski taşıyan gençlerde öfke, yalnızlık, gelecek kaygısı, umutsuzluk, değersizlik duyguları ve depresyon sık görülür. Kendine zarar verme davranışı düşüncesi genellikle uzun süren bir bunalım sürecinin sonunda ortaya çıkar.</p>

<p>Gençler kendine zarar verme davranışı girişiminden önce sözlü veya davranışsal uyarılar verebilir; tehditler, kendine zarar verme davranışı jestleri ve girişimler önemli risk işaretleridir. Ayrıca aşırı duygusallık, psikolojik ve fiziksel sorunlar ile gelişimsel güçlükler, çocuk ve ergenlerde kendine zarar verme davranışı riskini artıran faktörlerdir. Gençlerle ebeveynler arasındaki iletişim eksikliği ve karşılıklı anlayışsızlık, sorunların çözümünü zorlaştırabilir ve kendine zarar verme davranışı riskini etkileyebilir. Toplumun kültürel değerleri ve sosyal izolasyon biçimi de kendine zarar verme davranışı üzerinde önemli bir rol oynar. Bu nedenle geleneksel değerlerin ve güçlü sosyal bağların korunması riski azaltabilir. Ailelerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları, onları dinlemeleri, Ebeveynlerin ergen ve gençlerle paylaşmayı öğrenmesi, onlarla iyi iletişim kurabilmeleri, çocuklarını tanımaları ve onları dinlemeyi öğrenmeleri de önemlidir. Gençlik sorunları yaşayan aileler suçlu aramak yerine; kendilerini sorgulamak ve sorunu çözmek için sorumluluk almak zorundadırlar. Çocuğun ifade etmesine izin vererek, samimi ve güven duygusunu hissettirmelidirler. Yaşa uygun hitap etme, soyut açıklamalardan kaçma gibi bilişsel becerilerine süre tanımak önemli bir etkendir.</p>

<p>Genellikle, çözümsüzlük hissi, şiddetli stres ve başa çıkma mekanizmalarının yetersiz kalmasının bir sonucudur.</p>

<p><strong>Krizleri tetikleyen faktörler</strong></p>

<p>Bu duruma yol açan temel faktörler arasında; Kimlik bunalımları, akran zorbalığı, ailevi problemleri, dijital çağın getirdiği sosyal izolasyon ve tedavi edilmemiş psikolojik rahatsızlıklar yer alır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlerin kendilerine zarar verme eylemine zemin hazırlayan temel etkenleri şöyle sıralayabiliriz:</p>

<p>· Psikolojik rahatsızlıklar</p>

<p>· Aile içi iletişimsizlik ve baskı</p>

<p>· Akran zorbalığı ve dışlanma</p>

<p>· Kimlik karmaşası ve gelecek kaygısı</p>

<p>· Madde bağımlılığı</p>

<p>· Sosyal medya ve izolasyon</p>

<p><strong>Uyarı işaretleri göz ardı edilmemeli</strong></p>

<p>Gençlerin bu süreçten çıkış bulamadıklarında anlık krizlere sürüklenebildikleri görülmektedir. Çevresindeki insanlarda bu eğilimi fark edenlerin veya kendisi bu düşüncelerle mücadele edenlerin vakit kaybetmeden profesyonel destek almaları kritik önem taşır.</p>

<p>Yaşamla bağın zayıflaması eğilimi olan bir bireyin yaşamla bağının zayıfladığını gösteren önemli bir uyarı sinyalidir, zamanında fark edilmediğinde ölümle sonuçlanabilecek ciddi bir risk oluşturur. Özellikle ergenlik ve gençlik döneminde, duygusal dalgalanmalar, kimlik arayışı, aile veya okul kaynaklı baskılar, sosyal medya etkisi gibi faktörler kendine zarar verme düşüncesini tetikleyebilir.</p>

<p><strong>Depresyon ve duygusal krizler</strong></p>

<p>Gençlerde kendine zarar verme davranışı, depresyonun en ağır belirtilerinden biri olarak değerlendirir. Bu nedenle depresyon kavramını gençlerin duygusal dünyasıyla birlikte ele almak gerekir. Ruhsal bozukluklar içinde kendine zarar verme özellikle majör depresif bozukluk ve anksiyete bozukluklarıyla sık biçimde görülür. Erken fark edilen kendine zarar verme düşünceleri uygun psikoterapi yöntemleri ve aile desteğiyle büyük ölçüde önlenebilir. Bu nedenle değersizlik hissi veya ölüm temalı konuşmalar asla göz ardı edilmemelidir.</p>

<p><strong>Umutsuzluk duygusunun etkisi</strong></p>

<p>Kendine zarar vermenin temelinde çoğu zaman “umutsuzluk” duygusu yer alır. Umutsuzluk; geleceğe dair beklentinin kaybolması, çaresizlik hissi ve yaşamın anlamını yitirme düşüncesinin en güçlü psikolojik belirleyicilerinden biridir.</p>

<p>Bununla birlikte, kendine zarar verme yalnızca tek bir nedene dayanmaz. Genellikle psikolojik, biyolojik, çevresel ve sosyal faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar.</p>

<p>Aile içi çatışmalar, akran zorbalığı, sosyal medya baskısı, başarısızlık korkusu veya değer görmeme hissi gibi çevresel etkenler de bu düşünceleri besleyebilir. Her gencin yaşam öyküsü ve stres faktörleri farklı olduğundan kendine zarar verme nedenlerinin değerlendirilmesinde bireysel psikolojik durum mutlaka dikkate alınmalıdır.</p>

<p><strong>Destek ve erken müdahalenin önemi</strong></p>

<p>Kendine zarar vermeyi önleme yolları arasında öncelikle işaretleri doğru okumak gelir. Kişiyi bu eyleme sevk eden şeyin nedenini bulduğunuzda onu fikrinden vazgeçirmek daha kolay olabilir. Zorlandığı konularda ona destek olmak, psikoterapi alması konusunda cesaretlendirmek, ailesiyle iletişime geçerek onun yanında olmalarına yardım etmek bu konuda etkili olabilir. Destek gruplarına ve psikolojik yardıma yönlendirmek, aile ve arkadaş desteğinde bulunmak kişinin kendini iyi hissetmesine yardım edebilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/gorunmeyen-tehlike-genclerin-icinde</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/06/g-u-n-d-e-m-p-r-o-j-e-532.jpg" type="image/jpeg" length="28547"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tabipler Birliği: Sağlık Hizmetleri Yasası seçim hesaplarına kurban edilemez]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/tabipler-birligi-saglik-hizmetleri-yasasi-secim-hesaplarina-kurban-edilemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/tabipler-birligi-saglik-hizmetleri-yasasi-secim-hesaplarina-kurban-edilemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tabipler Birliği, Sağlık Hizmetleri Yasası’nda yapılması gündemde olan değişikliklerin seçim hesaplarıyla şekillendirilmemesi gerektiğini belirterek, Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun etkisizleştirilmesine yönelik girişimlerin sağlık sisteminin geleceğine zarar vereceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), Sağlık Hizmetleri Yasası’nda yapılması tartışılan değişikliklere ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Birlik, özellikle Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun (TUK) yasa kapsamından çıkarılması veya yetkisiz hale getirilmesine yönelik girişimlere karşı çıktı.</p>

<p>Açıklamada, sağlık sisteminde olduğu gibi 112 Acil Sağlık Hizmetleri’nde de ciddi personel ve sistem sorunları bulunduğu belirtilerek, son dönemde gündeme gelen sorunların önemli bir bölümünün çalışanların özlük hakları, çalışma koşulları, kadro yetersizliği ve Sağlık Bakanlığı’nın uzun süredir çözüm üretmediği yönetimsel eksikliklerden kaynaklandığı ifade edildi.</p>

<p>KTTB, son günlerde yeniden gündeme getirilen ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri’ni de kapsayan Sağlık Hizmetleri Yasası’na ilişkin değişiklik tartışmalarını kaygıyla takip ettiklerini belirterek, Birliğin de paydaşlarından biri olduğu yasanın yaklaşan erken genel seçim ve yerel seçim sürecinde siyasi hesaplara kurban edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>“DENETİMSİZ UZMANLIK EĞİTİMİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”</strong></p>

<p>Açıklamada, "daha fazla oy elde etme kaygısıyla" Sağlık Hizmetleri Yasası’nın değiştirilerek Tıpta Uzmanlık Kurulu’nun yasa kapsamından çıkarılması ya da göstermelik ve yetkisiz bir yapıya dönüştürülmesinin, ülke sağlık sisteminin geleceğine vurulacak ağır bir darbe olacağı savunuldu.</p>

<p>Uzmanlık eğitimi süreçlerinde yaşanan denetim eksiklikleri ile asistan hekim alımlarındaki sorunların ortada olduğuna dikkat çeken KTTB, bu alanda güçlü yasal denetim mekanizmalarının oluşturulmasına karşı gösterilen direncin kabul edilemez olduğunu belirtti.</p>

<p>Birlik açıklamasında, plansızlık, denetimsizlik ve kurumsal başıboşluğu derinleştirecek adımların ileride telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunularak, "Bir kez kaybedilen denetim ve standartların yeniden tesis edilmesi çok daha zor olacaktır" denildi.</p>

<p><strong>“HALK SAĞLIĞINI İLGİLENDİREN YASALAR SEÇİM HESAPLARIYLA ŞEKİLLENDİRİLEMEZ”</strong></p>

<p>KTTB, halk sağlığını ilgilendiren düzenlemelerin günü kurtarmaya yönelik siyasi hamlelerle değil; bilimsel veriler, kurumsal akıl ve toplum yararı gözetilerek hazırlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Açıklamada, "Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği olarak açıkça ifade ediyoruz ki; halk sağlığını ilgilendiren yasalar seçim hesaplarıyla şekillendirilemez. Sağlık politikaları, ilgili tüm tarafların iş birliğiyle oluşturulmalıdır" ifadelerine yer verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Birlik, hükümeti, milletvekillerini ve ilgili tüm tarafları sağlık sisteminin geleceğini riske atacak popülist adımlardan kaçınmaya, halk sağlığını siyasi çıkarların üzerinde tutmaya ve sağlık politikalarını bilimsel temeller üzerinde şekillendirmeye davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/tabipler-birligi-saglik-hizmetleri-yasasi-secim-hesaplarina-kurban-edilemez</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2023/09/tabipler-birligi3.jpg" type="image/jpeg" length="44013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dinçyürek: Yeni Lefkoşa ve Karpaz Hastanesi yapımı hızla devam ediyor]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/dincyurek-yeni-lefkosa-ve-karpaz-hastanesi-yapimi-hizla-devam-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/dincyurek-yeni-lefkosa-ve-karpaz-hastanesi-yapimi-hizla-devam-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, bugün yapımı devam eden Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi şantiye alanında incelemelerde bulundu. Dinçyürek’e ziyaret sırasında inşaat yapımını üstlenen yüklenici firma yetkilileri ile Sağlık Bakanlığı bürokratları eşlik etti. Bakan Dinçyürek, çalışmaların geldiği son aşama hakkında yerinde bilgi aldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İncelemelerin ardından açıklama yapan Dinçyürek, şantiye alanında yüklenici firmada tarafından Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi ve Karpaz Hastanesi hakkında kendisine detaylı bir bilgilendirme yapıldığını, “Mevcut projelerin hem idari hem de teknik açıdan gelişmesini ve önümüzdeki süreçleri değerlendirdiklerini kaydetti.</p>

<p>Hem Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi hem de Karpaz Hastanesi projelerinde çalışmaların planlandığı şekilde ilerlediğini ifade eden Dinçyürek, “Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, hem Lefkoşa Devlet Hastanesi hem Karpaz Hastanesi tam hız inşaata bitime doğru yol alıyor. Bizler önceden planladığımız tarihlerden belki birkaç ay daha erken bu inşaatları bitirme noktasında olacağız” şeklinde konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hedeflerinin hastaneleri en kısa sürede tamamlayarak halkın hizmetine sunmak olduğunu vurgulayan Dinçyürek, inşaat sürecinde güvenlik ve konfor unsurlarına büyük önem verildiğini söyledi.</p>

<p>“Bu inşaatlar yapılırken hem binanın mekanik olarak, statik olarak en güvenli halde olabileceği şekilde tasarlanıp inşa edildi” diyen Dinçyürek, mimari açıdan da hasta ve refakatçi odaklı bir yaklaşım benimsendiğini belirtti. Dinçyürek, “Mimari anlamda ise de hasta odaklı ve refakatçi odaklı konforlu odalar yaratılarak tasarlandı. Bunların bir an önce halkımızın hizmetine geçmesi önceliğimizdir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Projenin bugüne gelmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Dinçyürek, başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği’ne, KEİ Ofisi’ne ve yüklenici firmaya teşekkürlerini iletti.</p>

<p>Yeni Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin 2027 yılı sonunda, Karpaz Hastanesi’nin ise 2026 yılı sonunda tamamlanacağını açıklayan Dinçyürek, “Şimdiden halkımıza hayırlı olsun” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/dincyurek-yeni-lefkosa-ve-karpaz-hastanesi-yapimi-hizla-devam-ediyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/06/whats-app-image-2026-06-12-at-150758-1024x768.jpeg" type="image/jpeg" length="56122"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dinçyürek: Fizyoterapi hizmetlerinin yaygınlaştırılması için ortak yol haritası belirlendi]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/dincyurek-fizyoterapi-hizmetlerinin-yayginlastirilmasi-icin-ortak-yol-haritasi-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/dincyurek-fizyoterapi-hizmetlerinin-yayginlastirilmasi-icin-ortak-yol-haritasi-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Kıbrıs Türk Fizyoterapistler Derneği Başkanı Batuhan Dericioğlu ve beraberindeki yönetim kurulu üyelerini kabul etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Görüşmede, Cumhuriyet Meclisi'nden geçen Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasası kapsamında fizyoterapist istihdamı, hizmetlerin yaygınlaştırılması ve Sağlık Bakanlığı ile dernek arasında geliştirilebilecek iş birlikleri ele alındı.</p>

<p>Kabulde konuşan Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, fizyoterapist istihdamı sürecinin nasıl yürütüleceği konusunda değerlendirmelerde bulunduklarını belirterek, fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında Bakanlık ile dernek arasında kurulabilecek geniş kapsamlı iş birliklerini görüştüklerini söyledi.</p>

<p>Dinçyürek, eğitim programları ve konferansların düzenlenmesi konusunda da fikir alışverişinde bulunulduğunu ifade ederek, belirlenen yol haritasının kısa süre içerisinde yazılı bir çerçeveye dönüştürüleceğini kaydetti.</p>

<p>Ada genelinde sunulan tüm sağlık hizmetleri bizim için önem taşımaktadır</p>

<p>Halkın sağlık hizmetlerine daha kolay erişebilmesi ve daha kaliteli sağlık hizmeti alabilmesi amacıyla ortak çalışmaların sürdürüleceğini vurgulayan Dinçyürek, “Sağlık bizim için KKTC’nin bütününü kapsayan bir anlayıştır. Sadece devlet çatısı altında sunulan sağlık hizmetleri değil, ada genelinde verilen tüm sağlık hizmetleri bizim için önemlidir. Bu anlayış doğrultusunda iş birliğimizin çerçevesini belirledik” dedi.</p>

<p>Fizyoterapistlerin hem topluma hem de mesleklerine daha fazla katkı koyabilmeleri için Bakanlık olarak iş birliğine hazır olduklarını belirten Dinçyürek, atılacak adımların yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.</p>

<p>Dericioğlu: Yıllardır beklediğimiz düzenleme hayata geçti</p>

<p>Kıbrıs Türk Fizyoterapistler Derneği Başkanı Batuhan Dericioğlu ise ziyaretin bir teşekkür ziyareti olduğunu belirterek, Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasası kapsamında yapılan düzenlemeler nedeniyle Sağlık Bakanlığı, hükümet ve ilgili tüm yetkililere teşekkür etti.</p>

<p>Dericioğlu, fizyoterapi hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasını uzun yıllardır arzuladıklarını ifade ederek, söz konusu düzenlemenin bu hedefe ulaşılmasında önemli bir adım olduğunu söyledi.</p>

<p>Yeni düzenleme sayesinde vatandaşların yaşadıkları bölgelerde daha erken dönemde ve daha erişilebilir şekilde fizyoterapi hizmetlerinden yararlanabileceğini belirten Dericioğlu, fizyoterapistlerin koruyucu sağlık hizmetlerindeki rollerini de daha etkin şekilde yerine getirebileceğini kaydetti.</p>

<p>Bu gelişmenin hem meslektaşları hem de toplum açısından son derece önemli sonuçlar doğuracağına inandıklarını ifade eden Dericioğlu, sürecin detayları ve uygulama takviminin ilerleyen günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.</p>

<p>Münhal süreci için yetki yazısı talep edildi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dericioğlu ayrıca görüşme sırasında önemli bir gelişmeyi de öğrendiklerini belirterek, fizyoterapist istihdamına yönelik münhallerin açılabilmesi için gerekli yetki yazısının Sağlık Bakanlığı tarafından talep edildiği bilgisini aldıklarını açıkladı.</p>

<p>Bu gelişmenin meslek camiası açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Dericioğlu, “Bu güzel ve hızlı gelişmeyi tüm meslektaşlarımız ve toplumumuzla paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz. Sayın Sağlık Bakanımıza ve emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ederiz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/dincyurek-fizyoterapi-hizmetlerinin-yayginlastirilmasi-icin-ortak-yol-haritasi-belirlendi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-11-at-135514.jpeg" type="image/jpeg" length="67418"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ, 2 Mayıs'tan bu yana hantavirüsle ilgili yeni ölüm bildirilmediğini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/dso-2-mayistan-bu-yana-hantavirusle-ilgili-yeni-olum-bildirilmedigini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/dso-2-mayistan-bu-yana-hantavirusle-ilgili-yeni-olum-bildirilmedigini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 2 Mayıs'tan bu yana hantavirüsle ilgili yeni ölüm bildirilmediğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ghebreyesus, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından, Hollanda bandıralı "MV Hondius" yolcu gemisinde tespit edilen hantavirüs vakalarına ilişkin paylaşımda bulundu.</p>

<p>İngiltere hükümetinin, denizaşırı toprakları Tristan da Cunha'da daha önce virüsün yayıldığı "MV Hondius" gemisinde maruz kalma olasılığı bulunan bir kişide doğrulanmış vaka bildirdiğini aktaran Ghebreyesus, "10 Haziran itibarıyla toplam vaka sayısı 13 olarak kaldı ve bunlardan 3'ü ölümle sonuçlandı." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ghebreyesus, 2 Mayıs'tan bu yana yeni ölüm bildirilmediğini belirtti.</p>

<p>DSÖ, Arjantin'den yola çıkan ve 10 Mayıs'ta Kanarya Adaları'nın Tenerife kentinde yolcuları tahliye edilen Hollanda bandıralı "MV Hondius" yolcu gemisinde belirlenen ve hızla dünya gündemine oturan hantavirüs vakalarında artış yaşanabileceğini ancak bir salgın riski görülmediğini bildirmişti.</p>

<h2>Hantavirüs</h2>

<p>Hantavirüsün çoğunlukla kemirgenlerden bulaştığı biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen hastalık, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/dso-2-mayistan-bu-yana-hantavirusle-ilgili-yeni-olum-bildirilmedigini-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 20:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-f6f86ea025a64ef2699b03b038ef12df.jpg" type="image/jpeg" length="32469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kansere karşı dünyada bir ilk: Yeni mRNA aşısı geliştirildi]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/kansere-karsi-dunyada-bir-ilk-yeni-mrna-asisi-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/kansere-karsi-dunyada-bir-ilk-yeni-mrna-asisi-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oxford Üniversitesi ve Moderna iş birliğiyle geliştirilen yeni nesil aşı, genetik risk taşıyan kişilerde bağırsak ve yumurtalık kanserini daha başlamadan durdurmayı hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz bilim insanları, kanser tedavisinde çığır açacak devrim niteliğinde bir aşı geliştirdi. Oxford Üniversitesi ile ilaç firması Moderna ortaklığında yürütülen çalışmada, özellikle genetik olarak yüksek kanser riski taşıyan bireylerde bağırsak ve yumurtalık kanserinin önlenmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Covid-19 aşılarında başarısını kanıtlayan mRNA teknolojisinin ilk kez kanseri önleme amacıyla kullanılacağı bu tarihi deneme için ilk hasta uygulamalarının bu yaz başlaması planlanıyor.</p>

<p><strong>Hedefte gizli tehlike "Lynch Sendromu" var</strong><br />
Geliştirilen aşı, öncelikli olarak "Lynch sendromu" adı verilen kalıtsal bir rahatsızlığa sahip kişileri korumayı hedefliyor. İngiltere’de her 300 kişiden birinde görülen bu genetik durum, DNA’yı onarmakla görevli genlerin hasarlı olmasından kaynaklanıyor.</p>

<p>Bu sendroma sahip bireylerin hayat boyu bağırsak kanserine yakalanma riski yaklaşık yüzde 80 artarken; yumurtalık, rahim, mide ve pankreas gibi diğer kanser türlerine yakalanma ihtimalleri de çok yüksek seyrediyor. Üstelik bu geni taşıyan tahmini 175 bin kişiden yalnızca yüzde 5'i durumun farkında. Aşı, bu kişilerin vücudunda kanser hücreleri henüz oluşmadan, "kanser öncesi" evredeki anormallikleri tespit etmek üzere tasarlandı.</p>

<p><strong>Bağışıklık sistemine "kanserle mücadele kılavuzu"</strong><br />
mRNA teknolojisiyle üretilen aşı, geleneksel aşılardan farklı bir yöntemle çalışıyor. Vücuda doğrudan zayıflatılmış virüs vermek yerine, hücrelere bağışıklık yanıtı oluşturması için genetik talimatlar iletiyor. Uzmanlar, aşının adeta bir "kullanım kılavuzu" gibi hareket ederek bağışıklık sistemini eğittiğini belirtiyor.</p>

<p>Bu sayede savunma mekanizması, Lynch sendromunun tetiklediği hücre mutasyonlarını henüz kansere dönüşmeden fark edip yok edecek. Aşının zaman içinde gücünü koruması için belirli aralıklarla hatırlatma dozlarının yapılması gerekebilecek.</p>

<p><strong>Gelecekte tüm kanser türleri için umut olabilir</strong><br />
Bu yaz başlatılacak olan ilk aşamada, hastalar üzerinde en doğru dozaj belirlenecek ve aşının güvenliği test edilecek. Çalışmanın çok merkezli ikinci aşamasının ise 2027 yılında genişletilmesi öngörülüyor. Bilim insanları, aşının sadece Lynch sendromlu hastaları korumakla kalmayacağını, aynı zamanda daha önce kanser atlatmış kişilerin ikinci bir kansere yakalanmasını da önleyebileceğini vurguluyor.</p>

<p>Araştırma ekibi, bu denemeden elde edilecek başarı ve bağışıklık verilerinin, gelecekte genetik bağlamı olmayan diğer yaygın kanser türlerine karşı da aşı geliştirilmesinin önünü açacağını ifade ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kaynak: TRT Haber</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/kansere-karsi-dunyada-bir-ilk-yeni-mrna-asisi-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2025/11/kanser-1.jpg" type="image/jpeg" length="62326"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsülin Direnci ve Sağlıklı Bir Yaşama Açılan Beslenme Kapısı]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/insulin-direnci-ve-saglikli-bir-yasama-acilan-beslenme-kapisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/insulin-direnci-ve-saglikli-bir-yasama-acilan-beslenme-kapisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyetisyen Orhan Özdengiz yazdı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın getirdiği hız, sofralarımızdan yaşam alışkanlıklarımıza kadar pek çok şeyi değiştirdi. Bu değişimin faturasını ise çoğu zaman bedenimiz ödüyor. Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz, belki de bizzat mücadele ettiğiniz bir sağlık sorunu var: İnsülin direnci. Peki, sürekli yorgun hissetmenizin, yemeklerden sonra gelen o dayanılmaz uyku halinin veya bel çevrenizdeki inatçı yağlanmanın asıl sorumlusu bu olabilir mi?</p>

<p>Eğer siz de gün içinde ani tatlı krizleri yaşıyor, kilo vermekte zorlanıyor ve enerjinizi bir türlü toparlayamıyorsanız, vücudunuz size bir mesaj vermeye çalışıyor olabilir. İnsülin direnci, sadece bir "kilo verememe" problemi değil, aynı zamanda Tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları ve daha pek çok kronik rahatsızlığın habercisi olan sessiz bir salgındır. Ancak karamsarlığa kapılmanıza hiç gerek yok. Bu tabloyu tersine çevirmek, bilinçli bir beslenme stratejisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle tamamen sizin elinizde.</p>

<p><strong>İnsülin Direnci Tam Olarak Nedir?</strong></p>

<p>Bu durumu anlamak için öncelikle vücudunuzun nasıl çalıştığına yakından bakmalısınız. Yemek yediğinizde, besinler sindirim sisteminizde parçalanır ve kan şekeriniz (glukoz) yükselir. Kan şekerinin yükselmesi, pankreasınıza bir sinyal gönderir ve pankreasınız "insülin" adı verilen bir hormon salgılar. İnsülini, hücrelerinizin kapısını açan ve kandaki şekerin içeri girmesini sağlayan bir "anahtar" olarak düşünebilirsiniz. Hücreler bu şekeri enerjiye dönüştürür ve böylece hayatınıza devam edersiniz.</p>

<p>Ancak insülin direnciniz varsa, bu mekanizma bozulmaya başlar. Hücreleriniz (özellikle kas, yağ ve karaciğer hücreleri) insülinin çağrısına yanıt vermemeye, yani kapıdaki kilidin paslanması gibi anahtarı tanımamaya başlar. Kanınızdaki şeker hücre içine giremediği için damarlarınızda dolaşmaya devam eder. Pankreasınız durumu kurtarmak ve kan şekerini düşürmek için "Daha fazla anahtar üretmeliyim!" diyerek giderek artan miktarda insülin salgılar. Sonuç olarak kanınızda hem yüksek şeker hem de yüksek insülin dolaşmaya başlar. Bu kısır döngü, müdahale edilmediğinde metabolizmanızı yavaş yavaş yıpratır.</p>

<p><strong>Vücudunuzun Size Verdiği Sinyalleri Doğru Okuyun</strong></p>

<p>İnsülin direnci, bir gecede ortaya çıkmaz; yıllar içinde sessizce gelişir. Vücudunuzun size gönderdiği şu sinyallere dikkat etmelisiniz:</p>

<ul style="list-style-type:disc" type="disc">
 <li><strong>Yemek Sonrası Uyku Hali:</strong> Özellikle karbonhidrat ağırlıklı bir öğünün ardından üzerinize çöken ağırlık ve uyuklama isteği.</li>
 <li><strong>Bitmek Bilmeyen Tatlı Krizleri:</strong> Kan şekerinizdeki ani dalgalanmalar nedeniyle sürekli tatlı veya hamur işi yeme ihtiyacı hissetmeniz.</li>
 <li><strong>Bel Çevresinde Yağlanma:</strong> Kilo aldığınızda bu kiloların özellikle göbek ve bel çevresinde toplanması (bu bölgedeki yağlanma, organ yağlanmasının da en büyük göstergesidir).</li>
 <li><strong>Açlığa Tahammülsüzlük:</strong> Öğün araları uzadığında sinirlilik, el titremesi ve soğuk terleme yaşamanız.</li>
 <li><strong>Ciltteki Değişimler:</strong> Boyun, koltuk altı veya kasık gibi kıvrım yerlerinde "Acanthosis Nigricans" adı verilen esmerleşme ve kadifemsi cilt kalınlaşmaları.</li>
</ul>

<p>Eğer bu belirtilerin birkaçını kendinizde gözlemliyorsanız, bir sağlık profesyoneline başvurarak kan değerlerinizi kontrol ettirmeniz sizin için en doğru adım olacaktır.</p>

<p><strong>Beslenme: İnsülin Direncini Kıracak En Güçlü Silahınız</strong></p>

<p>İnsülin direncinin tedavisinde tıbbi destek elbette önemlidir, ancak hiçbir ilaç tek başına mucize yaratamaz. Gerçek iyileşme, mutfağınızda başlar. Yediklerinizi yeniden düzenleyerek hücrelerinizin insüline karşı olan duyarlılığını geri kazanmasını sağlayabilirsiniz. İşte mutfağınızda ve sofranızda uygulamanız gereken temel stratejiler:</p>

<p><strong>1. Basit Karbonhidratlarla Vedalaşın</strong></p>

<p>Beyaz un, beyaz şeker, paketli atıştırmalıklar, asitli içecekler ve hazır meyve suları, kan şekerinizi bir roket gibi fırlatır. Pankreasınız bu ani yükselişe cevap vermek için aşırı insülin pompalamak zorunda kalır. Hayatınızdan bu "basit ve boş" kalorileri çıkarmalısınız. Bunun yerine kan şekerini yavaş ve dengeli yükselten tam tahılları (yulaf, karabuğday, esmer pirinç), kuru baklagilleri ve lif oranı yüksek sebzeleri tercih etmelisiniz.</p>

<p><strong>2. Lif (Posa) Alımını Artırın</strong></p>

<p>Lif, insülin direnciyle savaşta en yakın dostunuzdur. Sindirilmeyen bir karbonhidrat türü olan lif, midenizde hacim kaplayarak uzun süre tok kalmanızı sağlar ve şeker moleküllerinin kana karışma hızını yavaşlatır. Günde en az 25-30 gram lif tüketmeyi hedeflemelisiniz. Öğünlerinize mutlaka bol yeşillikli salatalar, keten tohumu, chia tohumu ve ceviz, badem gibi kuruyemişler eklemeye özen gösterin.</p>

<p><strong>3. Sağlıklı Yağların Gücünden Faydalanın</strong></p>

<p>Yağlardan korkmamalısınız; ancak "hangi" yağı tükettiğiniz hayati önem taşır. Margarin ve ayçiçek yağı gibi işlenmiş yağlar vücutta hücresel iltihaplanmayı (inflamasyon) artırarak insülin direncini tetikler. Mutfağınızda sızma zeytinyağına başköşeyi vermelisiniz. Ayrıca avokado, ceviz, fındık ve özellikle somon, sardalya gibi Omega-3 deposu yağlı balıklar, hücre zarlarınızı onararak insülinin hücreye girişini kolaylaştırır.</p>

<p><strong>4. Protein Dengesini Kurun</strong></p>

<p>Her ana öğününüzde mutlaka kaliteli bir protein kaynağı bulunmasına dikkat etmelisiniz. Yumurta, peynir, balık, organik tavuk eti veya kuru baklagiller, midenizi geç terk ederek tokluk hissini uzatır. Karbonhidratları tek başlarına değil, her zaman bir protein veya sağlıklı yağ kaynağı ile birlikte tüketmelisiniz. Örneğin; bir porsiyon meyve yiyeceğinizde, yanına birkaç yarım ceviz veya bir kaşık şekersiz fıstık ezmesi eklemek, kan şekerinizdeki ani sıçramayı önleyecektir.</p>

<p></p>

<p><strong>Yaşam Tarzınızı Yeniden Şekillendirin</strong></p>

<p>Beslenme tek başına harikalar yaratsa da, insülin direncini tamamen alt etmek bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Sadece diyet yaparak kalıcı sonuçlar elde etmek zordur; yaşam tarzınızdaki diğer unsurları da gözden geçirmelisiniz.</p>

<p><strong>Hareket Berekettir</strong></p>

<p>Kaslarınız, kan şekerini tüketen en büyük fırınlardır. Siz hareket ettikçe, kas hücreleriniz enerjiye ihtiyaç duyar ve insülinden bağımsız olarak kandan şeker çeker. Düzenli egzersiz, hücrelerin insüline olan duyarlılığını artırmanın en doğal yoludur. Haftada en az 150 dakika orta tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi kardiyo egzersizleri yapmalısınız. Buna ek olarak, haftada iki gün kas kütlenizi koruyacak hafif ağırlık antrenmanları eklemek, metabolizma hızınızı ciddi oranda artıracaktır. Egzersizi bir zorunluluk değil, kendinize ayırdığınız kaliteli bir zaman olarak görmelisiniz.</p>

<p><strong>Uyku ve Stres Yönetimi</strong></p>

<p>Bazen sadece uykusuzluk bile sabah yüksek kan şekeri ile uyanmanıza neden olabilir. Vücudunuz uykusuz kaldığında, stres hormonu olan "kortizol" seviyelerini artırır. Yüksek kortizol, doğrudan kan şekerini yükseltir ve insülin direncini tetikler. Her gece 7-8 saat kesintisiz ve kaliteli bir uyku uyumaya özen göstermelisiniz. Benzer şekilde, kronik stres de metabolizmanızın baş düşmanıdır. Günlük koşturmaca içinde nefes egzersizleri, yoga veya doğa yürüyüşleri gibi sizi rahatlatacak aktivitelere mutlaka zaman ayırmalısınız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Değişime Bugünden Başlayın</strong></p>

<p>İnsülin direnci, kaderiniz değildir. Vücudunuzun inanılmaz bir kendini onarma kapasitesi vardır. Yeter ki ona ihtiyacı olan doğru malzemeleri verin ve zarar veren alışkanlıklardan uzak durun. Sofranızdan şekeri ve işlenmiş gıdaları eksilterek yerine doğanın bize sunduğu gerçek, renkli ve besleyici gıdaları koyduğunuzda; düzenli hareket edip stresinizi yönettiğinizde, sadece bel çevrenizin inceldiğini değil, yaşam enerjinizin de geri geldiğini göreceksiniz.</p>

<p>Unutmamalısınız ki sağlıklı yaşam, bir varış noktası değil, ömür boyu sürecek keyifli bir yolculuktur. Kendinize ve bedeninize yapacağınız bu yatırım, gelecekteki en büyük güvenceniz olacaktır. Değişime yarın değil, hemen bugünkü ilk öğününüzle başlamaya ne dersiniz?</p>

<p></p>

<p>Diyetisyen Orhan Özdengiz</p>

<p><img height="37" src="file:///C:/Users/User/AppData/Local/Temp/msohtmlclip1/01/clip_image002.png" v:shapes="Picture_x0020_1" width="182" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/insulin-direnci-ve-saglikli-bir-yasama-acilan-beslenme-kapisi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2025/08/ozdengiz-ozel.jpg" type="image/jpeg" length="55944"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıpta yeni dönem: Genetik saatle ömrü bilmek gerçek olabilir]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/tipta-yeni-donem-genetik-saatle-omru-bilmek-gercek-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/tipta-yeni-donem-genetik-saatle-omru-bilmek-gercek-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları, gen aktivitelerini inceleyerek insanların ve memeli hayvanların biyolojik yaşını hesaplayan ve ne kadar ömürleri kaldığını tahmin edebilen yeni bir genetik saat modeli geliştirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanın doğum günlerinin sayısı olan kronolojik yaş ile organ ve hücrelerinin ne kadar yıprandığını gösteren biyolojik yaş arasındaki farkı ölçmek, uzun süredir tıp dünyasının en büyük hedeflerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Harvard Tıp Fakültesi'nden biyoenformatik uzmanı Alexander Tyshkovskiy liderliğindeki bir <a href="https://www.trthaber.com/etiket/arastirma/" rel="nofollow" target="_blank">araştırma</a> ekibi, hücrelerde hangi genlerin açılıp kapandığını kontrol eden RNA moleküllerini inceleyen ve "transkriptomik saat" adı verilen çığır açıcı bir algoritma geliştirdi.</p>

<p>Saygın bilim dergisi Nature'da yayımlanan araştırmaya göre bu yeni biyolojik saat, bir insanın ya da hayvanın yaşam yolculuğunun neresinde olduğunu ve kronik hastalık risklerini yüksek bir doğruluk payıyla tahmin etmeyi başarıyor.</p>

<h2>Farelerde ve insanlarda ortak <a href="https://www.trthaber.com/etiket/genetik/" rel="nofollow" target="_blank">genetik</a> yaşlanma keşfedildi</h2>

<p>Geliştirilen bu yeni teknolojinin en büyük inovasyonu; fareler, sıçanlar, makak maymunları ve insanlardan alınan 11 binden fazla doku örneğinin incelenip karşılaştırılmasıyla ortaya çıkması oldu.</p>

<p>Araştırmacılar, hücrelerin fonksiyonları ve kökenleri birbirinden tamamen farklı olsa bile, yaşlanma biyobelirteçlerinin memeliler arasında şaşırtıcı bir biçimde ortak olduğunu keşfetti.</p>

<p>Örneğin, bir sıçanın karaciğer ve kalbi ile bir insanın karaciğer ve kalbindeki aynı genlerin yaşlanmayla birlikte benzer sinyaller verdiği görüldü.</p>

<p>Hücre bölünmesi ve yara iyileşmesini yöneten genlerin aktif olduğu bünyelerde moleküler yaşlanmanın yavaş seyrettiği; hücre ölümü ve kronik iltihaplanma ile ilişkili genlerin baskın olduğu durumlarda ise biyolojik yaşlanmanın hızlandığı ve ölüm riskinin arttığı belgelendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Laboratuvar testlerini ve klinik deneyleri hızlandıracak</h2>

<p>Uzmanlar, bu yeni genetik saatin 2013 yılından beri kullanılan geleneksel kimyasal DNA analizlerine (epigenetik saatler) kıyasla çok daha pratik bilgiler sunduğunu belirtiyor. Sağlıklı bir diyetin biyolojik saati yavaşlattığı, kronik hastalıklar ve çevre kirliliğinin ise hızlandırdığı zaten biliniyor; ancak bu yeni algoritma sayesinde geliştirilen ilaçların veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşlanma üzerindeki etkileri artık yıllarca süren klinik deneylere gerek kalmadan erkenden ölçülebilecek.</p>

<p>Birmingham Üniversitesi'nden moleküler biyolog João Pedro de Magalhaes gibi bazı bilim insanları bu genetik değişimlerin yaşlanmanın doğrudan sebebi mi yoksa vücudun yaşlanmaya karşı bir savunma mekanizması mı olduğu konusunda temkinli yaklaşsa da, yeni yöntemin hücresel yaşlanmayı takip etmede tıp dünyasına çok güçlü bir kaynak sağlayacağı vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/tipta-yeni-donem-genetik-saatle-omru-bilmek-gercek-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 21:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/06/yaslilik-cocuk-getty-2420044-2.jpg" type="image/jpeg" length="82569"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tabipler Birliği’nden Ebola salgınına karşı ulusal eylem planı çağrısı]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/tabipler-birliginden-ebola-salginina-karsi-ulusal-eylem-plani-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/tabipler-birliginden-ebola-salginina-karsi-ulusal-eylem-plani-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB), Ebola salgını nedeniyle Sağlık Bakanlığı’nın ulusal eylem planı hazırlaması, tüm süreçleri yazılı şekilde ilgili kurumlara paylaşması ve sağlık çalışanlarını bilgilendirmesi çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Birlikten yapılan açıklamada, Ebola vakalarının görüldüğü ülkelerden KKTC’ye eğitim, çalışma veya başka nedenlerle gelen kişiler bulunduğuna işaret edilerek, hastalığın yüksek ölüm oranına sahip olması nedeniyle olası vakaların erken tespiti ve uygun şekilde yönetilmesi için hazırlık yapılması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün Mayıs ayında Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da görülen Ebola salgını nedeniyle “Uluslararası Öneme Sahip Halk Sağlığı Acil Durumu” ilan ettiği hatırlatıldı.</p>

<p>Salgının Ebola virüsünün nadir görülen Bundibugyo türünden kaynaklandığı belirtilen açıklamada, Ebola’nın enfekte kişilerin kanı ve vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşan ciddi bir viral hastalık olduğu ifade edildi; bu tür için yaygın kullanıma girmiş onaylı özgül bir aşı veya tedavi bulunmadığı belirtildi.</p>

<p>-"Alınacak önlemler açıklanmalı"</p>

<p>Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu’nun açıklamasının halk sağlığını korumaya yönelik somut bir hazırlık ve önlem planı ortaya koymadığı savunulan açıklamada, halkın ve sağlık çalışanlarının hangi belirtiler ve risk faktörleri varlığında Ebola’dan şüphelenmesi gerektiğine ilişkin bilgilendirme yapılmadığı, vaka tanımlarının paylaşılmadığı ifade edildi.</p>

<p>Ülkeye giriş noktalarında uygulanacak tarama, bildirim ve yönlendirme süreçlerinin de açıklanmadığı belirtilen açıklamada, olası vaka ve temaslıların nerede değerlendirileceği, izole edileceği, takip edileceği veya tedavi göreceğinin net olmadığı, sağlık çalışanlarının kullanacağı koruyucu ekipman, numune alma ve hasta yönetimiyle ilgili eğitim ve hazırlık planlarının açıklanmadığı kaydedildi.</p>

<p>- KTTB’nin önerileri... “Halk bilgilendirilmeli ve danışma hattı oluşturulmalı”</p>

<p>Birliğin önerilerine de yer verilen açıklamada, halkın yazılı, görsel ve dijital medya aracılığıyla çeşitli dillerde bilgilendirilmesi ve Sağlık Bakanlığı tarafından danışma hattı oluşturulması önerisi paylaşıldı. Özellikle son 21 gün içinde salgın bölgelerinde bulunmuş ateşli kişilerin sağlık hizmeti veren birimlere ulaşmadan önce danışma hattını araması gerektiği kaydedildi.</p>

<p>Açıklamada, kurumlar arası koordinasyona dikkat çekilerek, üniversiteler, Muhaceret Dairesi, hava yolu şirketleri ve ilgili kurumlarla görev ve sorumlulukların belirlenmesi için toplantılar düzenlenerek koordinasyon kurulması istendi.</p>

<p></p>

<p>-"Giriş noktalarında risk değerlendirmesi yapılmalı"</p>

<p>Giriş noktalarında risk değerlendirmesi yapılması çağrısında bulunulan açıklamada, Ebola konusunda Türkçe, İngilizce, Arapça ve Fransızca dillerinde bilgilendirme materyalleri dağıtılması, riskli bölgelerden gelen kişilere sağlık hizmetlerine nasıl ulaşacaklarının anlatılması önerildi. Riskli ülkelerden gelen ancak temas öyküsü bulunmayan öğrencilerin üniversiteler aracılığıyla 21 gün süreyle ateş takibine alınması da talep edilen açıklamada, bu kişilerin önceden belirlenen referans merkeze güvenli naklinin sağlanması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Havaalanları ve diğer giriş noktalarında sağlık gözetiminin güçlendirilmesinin önemine işaret edilen açıklamada, termal kameraların yardımcı araç olarak değerlendirilmesi, ancak esas olarak seyahat öyküsü, risk değerlendirmesi ve semptom sorgulamasına dayalı bir sistem kurulması talep edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>- “İzolasyon alanları belirlenmeli, sağlık personeli eğitilmeli”</p>

<p>Açıklamada, hastanelerde ve gerekirse üniversite kampüslerinde olası vakaların değerlendirilmesi için uygun izolasyon odalarının önceden belirlenmesi çağrısı da yapıldı. Birlik açıklamasında, olası Ebola vakalarının değerlendirilmesi ve takibinden sorumlu sağlık ekiplerinin önceden belirlenmesi, bu ekiplere düzenli eğitim verilmesi ve acil servis, ambulans ve sağlık çalışanlarına yönelik hizmet içi eğitim programları düzenlenmesi gerektiği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/tabipler-birliginden-ebola-salginina-karsi-ulusal-eylem-plani-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/ebola.jpg" type="image/jpeg" length="74099"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ebola’ya karşı yeni önlemler: Numuneler Türkiye’ye gönderilecek]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/ebolaya-karsi-yeni-onlemler-numuneler-turkiyeye-gonderilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/ebolaya-karsi-yeni-onlemler-numuneler-turkiyeye-gonderilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, Ebola virüsüne karşı alınan önlemler kapsamında şüpheli vakalardan alınacak numunelerin Türkiye’deki referans laboratuvarına gönderilmesine karar verildiğini açıkladı. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçların temini için de girişim başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, Ebola virüsüne ilişkin yazılı açıklama yaptı.</p>

<p>Açıklamada, Ebola'nın nadir görülmesine rağmen hayatı tehdit edebilen bulaşıcı viral bir enfeksiyon olduğu belirtilerek, hastalığın enfekte hayvanlar ile insanların vücut sıvıları yoluyla bulaşabildiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Komite, Ebola enfeksiyonunda ateş, üşüme, titreme, baş ve kas ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal ve döküntü gibi belirtilerin görülebildiğini belirtti. Hastalığın ilerleyen evrelerinde ise mukozal kanamalar, septik şok, çoklu organ yetmezliği ve ölüme kadar varabilen ciddi komplikasyonların gelişebileceği ifade edildi.</p>

<p>Açıklamada, Ebola virüsünün tanısının konulabilmesi amacıyla alınacak numunelerin Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Ulusal Halk Sağlığı Referans Laboratuvarı’na gönderilmesine karar verildiği bildirildi.</p>

<p>Ayrıca hastalığın tedavisinde kullanılan monoklonal antikor ilaçları olan Ebanga (ansuvimab-zykl) ve Inmazeb’in temin edilmesi amacıyla İlaç ve Eczacılık Dairesi tarafından gerekli girişimlerin başlatıldığı kaydedildi.</p>

<p>Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi, uluslararası sağlık kuruluşlarının konuya ilişkin açıklama ve kararlarını yakından takip etmeyi sürdürdüklerini belirterek, ek tedbir alınmasını gerektirecek herhangi bir gelişme yaşanması halinde kamuoyunun bilgilendirileceğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/ebolaya-karsi-yeni-onlemler-numuneler-turkiyeye-gonderilecek</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 20:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2024/09/saglikbakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="37806"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı Sonrası Sağlıklı Yaşama Dönüş Rehberi: Bedeninizi Yeniden Dengeleyin]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/kurban-bayrami-sonrasi-saglikli-yasama-donus-rehberi-bedeninizi-yeniden-dengeleyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/kurban-bayrami-sonrasi-saglikli-yasama-donus-rehberi-bedeninizi-yeniden-dengeleyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı boyunca değişen beslenme düzeni ve artan et tüketiminin ardından sağlıklı yaşama dönüş süreci önem kazanıyor. Diyetisyen Orhan Özdengiz, Gündem Kıbrıs Gazetesi okurları için kaleme aldığı yazısında, bayram sonrası vücudu dengelemenin yollarını anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıymetli okurlarımız, sevdiklerinizle bir araya geldiğiniz, zengin sofraların ve geleneksel lezzetlerin başrolde olduğu bir Kurban Bayramı’nı daha geride bıraktık. Bayramlar, birlik ve beraberliğimizin pekiştiği, kültürümüzün en güzel şekilde yaşatıldığı özel günlerdir. Ancak bu dönemde kurulan sofralarda genellikle kırmızı et ve şerbetli tatlı tüketimi büyük ölçüde artmaktadır. Kavurmaların, sarmaların, böreklerin ve baklavaların peş peşe tüketildiği bu birkaç günlük sürecin ardından, vücudunuzun doğal dengesine kavuşması ve dinlenmesi büyük bir önem taşımaktadır.</p>

<p>Yüksek oranda hayvansal protein, doymuş yağ ve rafine şeker alımı; sindirim sisteminizi, karaciğerinizi ve böbreklerinizi normalden çok daha fazla çalışmaya zorlamaktadır. Bayram sonrasında yaşayabileceğiniz yorgunluk, hazımsızlık, şişkinlik ve uyku hali gibi şikayetlerin temelinde de bu yoğun beslenme temposu yatmaktadır. Bu sebeple, bayramın hemen ardından bedeninizi arındıracak ve metabolizmanızı yeniden düzene sokacak adımlar atmanız sağlığınız açısından elzemdir.</p>

<p>Aşağıda, bayram sonrası beslenme düzeninizi sağlıklı bir zemine oturtmanız ve bedeninizi yenilemeniz için dikkate almanız gereken temel önerileri bulabilirsiniz.</p>

<p><strong>1. Kırmızı Et Tüketimini Azaltın ve Bitkisel Gıdalara Yöneliniz</strong></p>

<p>Kurban Bayramı boyunca vücudunuza yüksek miktarda hayvansal protein ve doymuş yağ aldınız. Sindirimi en zor besin gruplarından biri olan kırmızı et, midede uzun süre kalır ve bağırsak fonksiyonlarını yavaşlatabilir. Ayrıca etin sindirimi sırasında ortaya çıkan ürik asit ve diğer metabolik atıklar, böbreklerinizi ve karaciğerinizi yormaktadır.</p>

<p>Bu yükü hafifletmek adına, bayramı takip eden en az bir hafta boyunca kırmızı et tüketimini azaltmanız tavsiye edilmektedir. Protein ihtiyacınızı karşılamak için hayvansal kaynaklar yerine bitkisel proteinlere yönelebilirsiniz. Yeşil mercimek, nohut, kuru fasulye gibi kurubaklagiller hem yüksek protein içerikleri hem de bağırsak dostu lif yapılarıyla ideal alternatiflerdir. Eğer hayvansal protein tüketmek isterseniz, haftanın ilerleyen günlerinde balık veya ızgara tavuk gibi daha hafif, beyaz et seçeneklerini tercih edebilirsiniz.</p>

<p><strong>2. Bağırsak Floranızı Lifli Gıdalarla Onarınız</strong></p>

<p>Yoğun et ve hamur işi tüketimi, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına ve kabızlık gibi sindirim sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Bağırsak sağlığınızı yeniden tesis etmek için beslenmenizde lif (posa) oranını artırmanız gerekmektedir.</p>

<p><strong>• Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler:</strong> Ispanak, pazı, semizotu ve roka gibi sebzeler içerdikleri yüksek vitamin, mineral ve su oranıyla sindirim sisteminizi temizleyici bir etki yaratır.</p>

<p><strong>• Çiğ Sebze Tüketimi: </strong>Öğle ve akşam yemeklerinizin yanında mutlaka büyük bir kase mevsim salatası bulundurunuz. Salatanıza ekleyeceğiniz bir tatlı kaşığı zeytinyağı ve taze sıkılmış limon suyu, yağda çözünen vitaminlerin emilimini artıracaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>• Meyveler:</strong> Sindirimi hızlandırmak için ara öğünlerde elma, armut, ananas ve kivi gibi lif oranı yüksek meyveler tüketiniz.</p>

<p><strong>3. Su Tüketiminizi Artırınız ve Sıvı Dengesini Sağlayınız</strong></p>

<p>Vücudunuzun bayram boyunca biriken toksinlerden ve ödemden kurtulmasının en etkili yolu su içmektir. Yüksek proteinli beslenme, vücudun suya olan ihtiyacını ciddi şekilde artırır. Bu dönemde günlük su tüketiminizi mutlaka 2.5 - 3 litre seviyesine çıkarmanız gerekmektedir.</p>

<p>Sıvı alımını desteklemek ve metabolizmanızı rahatlatmak için suyun yanı sıra bitki çaylarından da faydalanabilirsiniz. Özellikle yeşil çay, rezene, papatya ve beyaz çay, hazımsızlığı gidermede ve vücuttaki ödemin atılmasında son derece etkilidir. Midenizi rahatlatmak için yemeklerden sonra şekersiz nane veya rezene çayı tüketebilirsiniz. Ayrıca asitli içeceklerden, aşırı çay ve kahve tüketiminden bu süreçte kaçınmanız, vücudunuzun sıvı dengesini korumasına yardımcı olacaktır.</p>

<p><strong>4. Şeker Dengesini Kurunuz ve Tatlı Krizlerini Yönetiniz</strong></p>

<p>Bayram ziyaretlerinde ikram edilen şerbetli tatlılar, çikolatalar ve şekerlemeler kan şekerinizde ani dalgalanmalara yol açmış olabilir. Bu durum, bayram sonrasında da tatlı krizleri yaşamanıza ve sürekli açlık hissetmenize neden olabilir. Kan şekerinizi dengelemek ve insülin seviyenizi normale döndürmek için rafine şekeri hayatınızdan tamamen çıkarmalısınız.</p>

<p>Tatlı ihtiyacınızı doğal yollardan karşılamak için porsiyon kontrolüne dikkat ederek taze veya kuru meyveleri tercih ediniz. Meyvelerin yanında tüketeceğiniz bir avuç çiğ badem, fındık veya ceviz, kan şekerinizin daha yavaş yükselmesini sağlayacaktır. Ayrıca yoğurdunuzun veya sütünüzün içine ekleyeceğiniz bir miktar toz tarçın, kan şekeri regülasyonunda size büyük destek sunacaktır.</p>

<p><strong>5. Pişirme Yöntemlerinizi Değiştiriniz</strong></p>

<p>Bayramda genellikle kavurma veya kızartma gibi yağlı pişirme yöntemleri tercih edilir. Bu durum fazladan kalori almanıza ve mide rahatsızlıklarına yol açar. Bayram sonrasında ise mutfağınızda sağlıklı pişirme yöntemlerine geçiş yapmalısınız. Yemeklerinizi hazırlarken haşlama, fırınlama, ızgara veya buğulama gibi yöntemleri kullanınız. Özellikle sebze yemeklerini az suyla, kendi suyunda pişirmek ve zeytinyağını yemek piştikten sonra çiğden eklemek, besin değerlerinin korunması açısından çok daha faydalıdır.</p>

<p><strong>6. Probiyotik ve Prebiyotik Alımını Destekleyiniz</strong></p>

<p>Sindirim sisteminin ana merkezi olan bağırsakların onarımı, genel vücut sağlığınız için kritik bir role sahiptir. Bayram sürecinde bozulan bağırsak mikrobiyotasını iyileştirmek için probiyotik kaynaklarına günlük beslenmenizde yer vermelisiniz. Ev yapımı yoğurt ve kefir, içerdikleri yararlı bakteriler sayesinde sindirimi kolaylaştırır ve bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Ara öğünlerde bir bardak sade kefir içmek veya kahvaltıda yoğurt tüketmek, bağırsak floranızın hızla toparlanmasına yardımcı olacaktır.</p>

<p><strong>7. Harekete Geçiniz ve Metabolizmanızı Canlandırınız</strong></p>

<p>Beslenme alışkanlıklarınızı düzeltmenin yanı sıra, fiziksel aktivitenizi artırmak da bu arınma sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bayram boyunca hareketsiz kaldıysanız, birdenbire ağır antrenmanlara başlamak yerine hafif tempolu egzersizleri tercih etmelisiniz. Günde en az 45 dakikalık tempolu yürüyüşler yapmak, hem bağırsak hareketlerinizi hızlandıracak hem de metabolizmanızı canlandırarak bayramda alınan fazla kalorilerin yakılmasını destekleyecektir. Düzenli yürüyüş, aynı zamanda stres seviyenizi azaltarak daha kaliteli bir uyku uyumanıza da olanak tanır.</p>

<p><strong>8. Uyku Düzeninizi Yeniden Kurunuz</strong></p>

<p>Bayram süresince değişen uyku saatleri, metabolizmanızın biyolojik ritmini yani sirkadiyen ritmini doğrudan etkilemektedir. Geç saatlere kadar süren aile sohbetleri, geç yenen yemekler ve öğün saatlerinin kayması, vücudunuzun yağ yakımından sorumlu olan hormonların dengesini ciddi anlamda bozabilir. Bedeninizi hızla toparlamak için uyku düzeninizi vakit kaybetmeden eski rutinine döndürmelisiniz. Her gece ortalama 7-8 saat kesintisiz uyumaya ve özellikle gece 23:00 ile 03:00 saatleri arasında karanlık bir odada uykuda olmaya özen gösteriniz. Bu saatlerde salgılanan melatonin hormonu, hücre yenilenmesini destekleyerek bayramın üzerinizde bıraktığı fiziksel ve zihinsel stresi ortadan kaldıracaktır. Ayrıca kaliteli ve yeterli bir uyku, ertesi gün yaşayabileceğiniz iştah ataklarını, duygusal açlığı ve tatlı krizlerini önlemede en güçlü yardımcılarınızdan biridir.</p>

<p><strong>9. Bölgesel Yağlanmaya Karşı Profesyonel Adımlar Atınız</strong></p>

<p>Bayram gibi uzun tatil dönemlerinde alınan fazla kaloriler, yoğun karbonhidrat tüketimi ve hareketsizlik, genellikle karın, bel ve basen çevresinde bölgesel yağlanma olarak kendini göstermektedir. Bu inatçı yağ dokularından kurtulmak için beslenme ve açık hava yürüyüş programlarınızı destekleyici yenilikçi klinik uygulamalardan da faydalanabilirsiniz. Sağlıklı ve dengeli bir diyet programını, bölgesel incelme sağlayan yeni nesil teknolojilerle desteklemek, metabolizmanızı şaşırtarak lokalize yağ yakımını büyük ölçüde hızlandırmaktadır.</p>

<p>Özellikle ses dalgalarıyla yağ kırma işlemleri ve vakumlu kızılötesi destekli yenilikçi yürüyüş bantları gibi profesyonel vücut şekillendirme sistemleri, dokulardaki kan dolaşımını artırarak yerleşmiş ödemin atılmasını ve yağ hücrelerinin kalıcı olarak küçülmesini sağlamaktadır. Klinik ortamlarda, uzman kontrolünde gerçekleştirilen bu tür teknolojik ve destekleyici uygulamalar, sağlıklı beslenme programınızın etkinliğini maksimize ederek hedeflediğiniz fiziksel incelmeye çok daha hızlı ulaşmanıza olanak tanır.</p>

<p><strong>Sağlıklı Günlere Sağlam Adımlarla İlerleyin</strong></p>

<p>Bayram sonrası yaşanabilen bu geçiş dönemi, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu dinlenme fırsatını ona sunmak için harika bir zamandır. Kendinize yüklenmeden, katı ve zorlayıcı diyetlerden kaçınarak; yeterli su tüketimi, sebze ağırlıklı beslenme ve düzenli hareket ile kısa sürede eski enerjinize ve zindeliğinize kavuşabilirsiniz. Bedeniniz, ona gösterdiğiniz bu özeni en iyi şekilde ödüllendirecek ve sağlıklı işleyişine hızla geri dönecektir.</p>

<p>Hepinize sağlık, huzur ve enerji dolu günler dilerim.</p>

<p>Diyetisyen Orhan Özdengiz</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/kurban-bayrami-sonrasi-saglikli-yasama-donus-rehberi-bedeninizi-yeniden-dengeleyin</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/06/g-u-n-d-e-m-p-r-o-j-e-331.webp" type="image/jpeg" length="40073"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öksüz'den EBOLA açıklaması: Panik yaratacak bir tablo “şimdilik” söz konusu değil, ancak dikkatli olmalıyız]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/oksuzden-ebola-aciklamasi-panik-yaratacak-bir-tablo-simdilik-soz-konusu-degil-ancak-dikkatli-olmaliyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/oksuzden-ebola-aciklamasi-panik-yaratacak-bir-tablo-simdilik-soz-konusu-degil-ancak-dikkatli-olmaliyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eczacı Umut Öksüz, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da görülen Ebola salgınına ilişkin Dünya Sağlık Örgütü’nün uluslararası halk sağlığı acil durumu ilan ettiğini belirterek, "Panik yaratacak bir tablo 'şimdilik' söz konusu değil, ancak dikkatli olmalıyız" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eczacı Umut Öksüz, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da, Bundibugyo virüsünün yol açtığı Ebola salgınının sürdüğünü açıkladı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), söz konusu salgını “uluslararası boyutta halk sağlığı acil durumu” (PHEIC) olarak ilan etti.</p>

<p>Güncel tabloya göre (29 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla), iki ülkede toplam bin 200’ü aşkın şüpheli ve doğrulanmış vaka ile 240’tan fazla ölüm bildirildi. Gerçek sayının daha yüksek olabileceği değerlendiriliyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da acil durum yönetiminin sürdüğü ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öksüz, KKTC’ye Afrika kıtası ve uluslararası aktarma noktalarından yoğun giriş çıkış olması nedeniyle başta Ercan Havalimanı olmak üzere tedbirlerin gözden geçirilmesinin önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Ebola virüsünün bulaş yoluna da değinen Öksüz, hastalığın grip gibi hava yoluyla kolay yayılmadığını, çoğunlukla hasta kişinin kanı ve vücut sıvılarıyla yakın temas sonucu bulaştığını ifade etti.</p>

<p>Son 21 gün içinde Ebola vakası bildirilen bölgelere seyahat edenlerin veya bu bölgelerden gelen kişilerle temas kuranların dikkatli olması gerektiği kaydedildi.</p>

<p>Hastalığın belirtileri arasında ateş, halsizlik, kusma, ishal, kas ağrısı ve açıklanamayan kanamanın yer aldığı, bu belirtileri taşıyanların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiği belirtildi.</p>

<p>Öksüz, eczacıların toplum sağlığına en yakın ilk temas noktalarından biri olduğuna dikkat çekerek meslektaşlara yönelik bilgilendirme çalışmalarının başlatıldığını söyledi.</p>

<p>Bilimsel bilgi, sakinlik ve doğru yönlendirme ile halk sağlığının korunmaya devam edileceğini ifade eden Öksüz, KKTC’de şu an için panik yaratacak bir tablonun bulunmadığını ancak hazırlıklı, dikkatli ve koordineli olunması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Öksüz, “Panik yok, rehavet yok, bilimsel takip ve erken uyarı var” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Öksüz açıklamasında, Verilerin Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık otoritelerinin 29 Mayıs 2026 tarihli kaynaklarına dayandığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/oksuzden-ebola-aciklamasi-panik-yaratacak-bir-tablo-simdilik-soz-konusu-degil-ancak-dikkatli-olmaliyiz</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/01/umut-oksuz-1024x576.webp" type="image/jpeg" length="82817"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Jale Refik Rogers'tan Ebola uyarısı: Bulaşıcı Hastalıklar Yasası'nı işaret etti]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/jale-refik-rogerstan-ebola-uyarisi-bulasici-hastaliklar-yasasini-isaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/jale-refik-rogerstan-ebola-uyarisi-bulasici-hastaliklar-yasasini-isaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers, Afrika’da süren Ebola salgınına dikkat çekerek, ülkeye olası risklere karşı 45/2018 sayılı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’nın uygulanması ve erken tedbir alınması çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bağımsız Milletvekili Jale Refik Rogers, Afrika’da Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda’da devam eden Ebola salgınına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rogers, bölgede yeni bir Ebola alt tipinin hızla yayıldığını, mevcut verilere göre yaklaşık 1000 şüpheli vaka ve 200’ün üzerinde ölüm bulunduğunu belirtti. Salgının henüz kontrol altına alınamadığını ifade etti.</p>

<p>Kıbrıs’taki üniversitelerde söz konusu bölgelerden gelen yüzlerce öğrencinin eğitim gördüğüne dikkat çeken Rogers, konunun panik yaratmadan ancak ciddi bir halk sağlığı meselesi olarak ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Rogers, 45/2018 sayılı Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’na işaret ederek, bu kapsamda Sağlık Bakanlığı ve Bakanlar Kurulu’nun sorumluluklarına dikkat çekti. Salgının sürdüğü bölgelerin “enfekte olmuş bölge” ilan edilmesi gerektiğini belirten Rogers, bu bölgelerden ülkeye giriş yapacak kişiler için bildirim, takip ve gerektiğinde karantina uygulamalarının devreye alınabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede erken önlemin önemine dikkat çeken Rogers, “kriz kapıya dayanmadan önce risk dışarıdayken tedbir alınması gerektiğini” söyledi.</p>

<p>Rogers ayrıca hükümete çağrıda bulunarak, yasayı uygulama ve halk sağlığını koruma yönünde somut adım atılıp atılmayacağını kamuoyunun merak ettiğini dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/jale-refik-rogerstan-ebola-uyarisi-bulasici-hastaliklar-yasasini-isaret-etti</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2023/09/jale-refik-rogers-1575040942.png" type="image/jpeg" length="72240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ: Tütün kullanımı her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/dso-tutun-kullanimi-her-yil-7-milyondan-fazla-kisinin-olumune-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/dso-tutun-kullanimi-her-yil-7-milyondan-fazla-kisinin-olumune-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tütün kullanımının her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olduğunu bildirerek, hükümetlere "gençleri tütün ve nikotin ürünlerine bağımlılıktan koruma" çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ, "31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü" dolayısıyla yeni rapor yayımladı.</p>

<p>"Dünya genelinde 13-15 yaş aralığındaki en az 40 milyon çocuk, <a href="https://www.trthaber.com/etiket/tutun/" rel="nofollow" target="_blank">tütün</a> ürünleri kullanıyor. Gençlerin elektronik <a href="https://www.trthaber.com/etiket/sigara/" rel="nofollow" target="_blank">sigara</a> ve nikotin poşeti kullanımı artmaya devam ediyor." ifadelerinin kullanıldığı raporda, dünya genelindeki hükümetlere "yeni nesli tütün ve nikotin ürünlerine bağımlı olmaktan koruma" çağrısı yapıldı.</p>

<p>Tütün ve nikotin şirketlerinin, özellikle ergenler ve genç yetişkinler için ürünlerini daha çekici, kullanımı daha kolay ve bırakılması daha zor hale getirmek üzere kasıtlı olarak tasarladıklarına işaret edilen raporda, nikotinin beyinleri hala gelişmekte olan çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler için son derece bağımlılık yapıcı ve zararlı olduğu vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Raporda, "Hükümetler, aromalı ürünleri yasaklayarak, reklam, tanıtım ve sponsorluk faaliyetlerini engelleyerek, kapalı kamusal alanları tamamen sigara ve elektronik sigaradan arındırarak ve denetimi artırarak insanları koruyabilir." değerlendirmesi yapıldı.</p>

<p>Kısa süre önce piyasadaki en hızlı büyüyen nikotin ürünlerinden biri olan nikotin poşetlerine ilişkin sosyal <a href="https://www.trthaber.com/etiket/medya/" rel="nofollow" target="_blank">medya</a> fenomenlerinin de desteğiyle yoğun bir tanıtım kampanyası yapıldığına işaret edilen raporda, DSÖ'nün nikotin poşetlerine ilişkin raporunun, dünya genelinde hızla artan satışlara rağmen yaklaşık 160 ülkede nikotin poşetleri için özel bir düzenleme bulunmadığını ve milyonlarca insanın korunmasız kaldığını ortaya koyduğu hatırlatıldı.</p>

<h2>Tütün kullanımı birçok hastalıkla bağlantılı</h2>

<p>Raporda, "Tütün kullanımı, her yıl 7 milyondan fazla kişinin ölümüne neden oluyor, küresel olarak önlenebilir ölümlerin önde gelen nedenlerinden biri olmaya devam ediyor. (Tütün kullanımı) Kardiyovasküler hastalıklar, solunum yolu hastalıkları ve 20'den fazla farklı <a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" rel="nofollow" target="_blank">kanser</a> türü veya alt türüyle bağlantılı." ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Dünyada 1 milyardan fazla tütün, elektronik sigara ve nikotin poşeti kullanıcısı olduğu belirtilen raporda, bu kişilere bağımlılıktan kurtulmak adına çağrı yapıldı.</p>

<p>Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Sağlık Belirleyicileri, Tanıtım ve Önleme Departmanı Direktörü Dr. Etienne Krug, tütünün milyonlarca insanı öldürmeye devam ettiğine dikkati çekti.</p>

<p>Krug, "Büyük tütün şirketleri, iş modellerini yeniden şekillendiriyor, ölümcül sigaralardan kar sağlamaya devam ederken, bir yandan da yeni nesli bağımlı hale getirmeyi amaçlayan aromalı elektronik sigaraları, nikotin poşetlerini ve diğer nikotin ürünlerini agresif şekilde pazarlıyorlar." ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/dso-tutun-kullanimi-her-yil-7-milyondan-fazla-kisinin-olumune-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 29 May 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/sigara-depo-2458505.jpg" type="image/jpeg" length="87517"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GMO kurban eti konusunda uyardı: Hijyen kurallarına uyulmalı]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/gmo-kurban-eti-konusunda-uyardi-hijyen-kurallarina-uyulmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/gmo-kurban-eti-konusunda-uyardi-hijyen-kurallarina-uyulmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (KTMMOB) Gıda Mühendisleri Odası Kurban Bayramı yaklaşırken gıda güvenliği ve halk sağlığıyla ilgili bazı uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Beste Oymen tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kurban Bayramı’ndaki hayvan kesimlerinin bireysel uygulamalar olarak değil gıda güvenliği, halk sağlığı, çevre koruma ve hayvan refahı açısından çok yönlü değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Özellikle kesim sonrası etin taşınması, parçalanması, dinlendirilmesi ve saklanması aşamalarında yapılan hataların halk sağlığını doğrudan tehdit edecek sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunan açıklamada, tüm süreçlerin hijyen kurallarına, bilimsel ilkelere ve uzman görüşlerine uygun yürütülmesinin önem taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>- Kurbanlık hayvan seçimi</p>

<p>Kurbanlık hayvanların veteriner kontrolünden geçmiş, resmi kayıtlarının bulunması ve sağlıklı görünümlü hayvanlar arasından seçilmesinin büyük önem taşıdığı belirtilen açıklamada, güvenli gıda tüketimi ve halk sağlığının korunması açısından hastalık belirtisi gösteren, aşırı zayıf veya genel sağlık durumu uygun olmayan hayvanların tercih edilmemesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>-Hijyenik kesim koşulları</p>

<p>Kurban kesimlerinin, mutlaka yetkili kurumların belirlediği kesim alanlarında yapılması gerektiğine; gelişi güzel, uygun olmayan koşullarda yapılan kesimlerin hem çevre kirliliğine hem de ciddi halk sağlığı risklerine yol açtığına dikkat çekilen açıklamada kesim alanlarıyla ilgili şu uyarı yapıldı:</p>

<p>“Yüzeyler ve ekipmanlar temizlenebilir ve dezenfekte edilebilir olmalıdır. Kesim sırasında temiz su temini sağlanmalıdır. Atık yönetimi (kan, iç organ, deri vb.) uygun şekilde planlanmalı, çevreye zarar verilmemelidir. Çapraz bulaşmayı önleyecek düzenlemeler yapılmalıdır (örneğin temiz alan/kirli alan ayrımı). Kesim yapan personelin kişisel hijyen kurallarına uyması sağlanmalıdır. Uzman kişilerce kesim yapılmalı: Hem hayvana eziyetin önlenmesi hem de hijyen koşullarının sağlanması için ehil kişiler tarafından kesim gerçekleştirilmelidir.”</p>

<p>-Etlerin muhafazasında soğuk zincire dikkat edilmeli</p>

<p>Sağlıklı şartlarda kesim yapılsa bile daha sonra elde edilen etin uygun şekilde muhafaza edilmemesi halinde ette bozulma meydana gelebileceğine ve bu eti tüketen kişilerde sağlık açısından riskler ortaya çıkabileceğine dikkat çekilen açıklamada, etlerin muhafazasında dikkat edilmesi gerekenler hakkında şu uyarılarda bulunuldu:</p>

<p>“Hayvan kesildikten sonra etinin hemen buzdolabına konulmaması önemlidir. Kesimden hemen sonra etler, güneş altında bırakılmadan, serin ve hava alan bir ortamda dinlendirilmelidir. Yaz aylarına rast gelen bu dönemde daha dikkatli olmak gerekmektedir. Yüksek ortam sıcaklığında etlerde bozulma çok daha hızlı gerçekleşebileceğinden, mümkün olduğu kadar kısa sürede dışarıda bekletilmeli ve sonrasında üzeri açık kaplarda buzdolabı şartlarına (+4 °C) alınıp 5-12 saat bekletilmelidir. Sakatat ile etler aynı ortamda bulundurulmamalı ya da muhafaza edilmemelidir.</p>

<p>Kurbanlık etler henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına poşet içinde veya hava alamayacak bir durumda büyük parçalar halinde üst üste konulmamalıdır. Aksi takdirde buzdolabı sıcaklığı etin iç kısımlarını soğutmaya yetmeyeceğinden; etin hava almayan kısımlarında çok kısa sürede (2'nci gün) bozulma ve kokuşma hatta yeşillenme görülecek ve bu durum gıda zehirlenmesine yol açacaktır.</p>

<p>Böyle etler kesinlikle tüketilmeyip atılmalıdır. Ayrıca bu durum buzdolabında bulunan diğer gıdaların da sıcaklık dengesini olumsuz etkileyerek mikrobiyolojik risk oluşturabilir.</p>

<p>Eti direkt dondurmamamız gerekmektedir. Dondurduğumuz zaman biyokimyasal reaksiyonlar da durmakta ve eti çözündürme sırasında bu reaksiyonlar gelişeceğinden istenmeyen kusurlar ( etin çok su salması, salınan bu su ile vitamin ve mineral kaybı, etin kısalması tatsız et vb) meydana gelecektir. Bu nedenle eti önce buzdolabı sıcaklığında (+4 °C) bu reaksiyonlar tamamlanıncaya kadar bekletilip daha sonra dondurma aşamasına geçilmelidir.</p>

<p>Donmuş etler çözdürüldükten sonra hemen tüketilmeli, asla tekrar dondurulmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurbanlık etin dayanma süresi, kesim kalitesine ve parçaların büyüklüğüne göre değişmekle beraber normal buzdolabı koşullarında en fazla 3-4 gündür. Kıymada ise bu süre 1-2 gündür. Uzun süreli muhafazalarda ise etler (dondurucuda) -18 °C‘de muhafaza edilmelidir. Dondurulmuş etlerin saklama süresi 4-6 aydan fazla olmamalıdır.</p>

<p>Etlerin mümkün olduğunca serin ortamda taşınması, soğutucu çanta veya buz akülü saklama kapları kullanılması gıda güvenliği açısından önerilmektedir.”</p>

<p>- “Az pişmiş et tüketimi risk oluşturabilir”</p>

<p>Oda, et tüketimi konusunda ise şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>“Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, etin merkezi de tam olarak pişene kadar (en az 75 derece), işlem devam etmelidir. Çiğ etle temas eden mutfak yüzeyleri, kesme tahtaları ve bıçaklar ayrılmalı veya iyice temizlenmelidir. Çapraz bulaşmayı önlemek amacıyla çiğ ve pişmiş ürünler birbirinden ayrılmalıdır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/gmo-kurban-eti-konusunda-uyardi-hijyen-kurallarina-uyulmali</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2024/06/kurban-bayrami-1.jpg" type="image/jpeg" length="10975"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni Girne Hastanesi’nde son aşama: Tıbbi Cihazlar hastaneye teslim edilmeye başlandı]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/yeni-girne-hastanesinde-son-asama-tibbi-cihazlar-hastaneye-teslim-edilmeye-baslandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/yeni-girne-hastanesinde-son-asama-tibbi-cihazlar-hastaneye-teslim-edilmeye-baslandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Yeni Girne Hastanesi projesinde artık son aşamaya gelindiğini belirterek, hastanenin inşaatının tamamlandığını ve tıbbi cihazlarla mefruşat teslimatlarının başladığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Girne Hastanesi inşaat alanına giderek incelemelerde bulunan Dinçyürek, çalışmalardaki son durum hakkında yetkililerden bilgi aldı. Hastane önünde açıklamalarda bulunan Dinçyürek, uzun süren çalışmalar ve yoğun iş birlikleri sonucunda önemli bir sürecin tamamlandığını ifade ederek, “Yeni Girne Hastanesi'nin inşaatı tamamlanmıştır.</p>

<p>Planlandığı gibi tıbbi cihazlar, ağır büyük cihazlar ve mefruşat kısmı bir bir hastaneye gelip teslim edilmeye başlanmıştır” dedi.<br />
Bakan Dinçyürek, adaya ulaşan ağır cihazların ilk bölümünün teslim alındığını belirterek, bayram sonrası montaj işlemlerinin başlayacağını söyledi. Teslimatların Haziran ayı boyunca devam edeceğini kaydeden Dinçyürek, tüm montajların planlamalar doğrultusunda tamamlanmasının ardından hastanenin en erken zamanda hizmete açılacağını vurguladı.</p>

<p>Cihazların temin edilmesinde Türkiye’nin büyük katkısı bulunduğunu dile getiren Dinçyürek, “Bu cihazların kazanılmasında ana vatan Türkiye'nin çok büyük destekleri vardır. Bizlere bu cihazları ülkemizin insanına, sağlığına hizmet vermesi açısından hibe eden ana vatan Türkiye'ye sonsuz teşekkürlerimizi sunarız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yeni Girne Hastanesi projesinin, Başbakanın iradesiyle yarım kalan bir projeden geliştirilerek daha kapsamlı bir sağlık yatırımına dönüştürüldüğünü söyleyen Dinçyürek, hastanenin daha geniş kesimlere ve daha üst düzey sağlık hizmeti sunacak şekilde planlandığını belirtti.</p>

<p>Yoğun çalışmalar sonucunda hastanenin tamamlandığını ifade eden Dinçyürek, artık cihazların yerleştirilmesi, montajların yapılması ve hastanenin sağlık hizmeti verecek noktaya getirilmesi aşamasında olduklarını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanı Dinçyürek, projeye katkı koyan ve emeği geçen herkese teşekkür ederek, Yeni Girne Hastanesi’nin ülkeye ve halka hayırlı olmasını temenni etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/yeni-girne-hastanesinde-son-asama-tibbi-cihazlar-hastaneye-teslim-edilmeye-baslandi</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/c6a9d359-e92b-4f25-903d-7f41512f2202.jpg" type="image/jpeg" length="89812"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sindirim Sisteminizin Şifresi: Kabızlık ve Beslenme Arasındaki Güçlü Bağ]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/sindirim-sisteminizin-sifresi-kabizlik-ve-beslenme-arasindaki-guclu-bag</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/sindirim-sisteminizin-sifresi-kabizlik-ve-beslenme-arasindaki-guclu-bag" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Toplumda en sık görülen sağlık problemlerinden biri olan kabızlık, yalnızca günlük yaşam konforunu değil, genel sağlık durumunu da olumsuz etkiliyor. Diyetisyen Orhan Özdengiz, Gündem Kıbrıs Gazetesi okurları için kaleme aldığı yazısında, kabızlık ile beslenme arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çekerek sindirim sisteminin sağlıklı çalışması için önemli bilgiler paylaştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern çağın hızına ayak uydurmaya çalışırken, vücudumuzun bize verdiği en önemli sinyalleri çoğu zaman gözden kaçırabiliyoruz. İş koşuşturmacası, strese bağlı yaşam tarzı ve elbette ayaküstü beslenme alışkanlıkları, en temel bedensel fonksiyonlarımızdan biri olan sindirim sistemimizi derinden etkiliyor. Toplumda konuşulması genellikle tabu olarak görülen, ancak yaşam kalitesini doğrudan ve şiddetli bir şekilde düşüren kabızlık, günümüzde her yaştan insanın karşılaştığı en yaygın sağlık sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Sabahları yorgun uyanıyor, gün boyu açıklanamayan bir şişkinlik hissediyor ve ruh halinizde ani dalgalanmalar yaşıyorsanız, sorunun kaynağı doğrudan bağırsaklarınızda yatıyor olabilir. "İkinci beynimiz" olarak adlandırılan bağırsakların düzenli çalışmaması, sadece fiziksel değil, psikolojik sağlığınızı da etkilemektedir. Ancak bu sorunla yaşamak kaderiniz değil; doğru beslenme stratejileri ve ufak yaşam tarzı değişiklikleriyle sindirim sisteminizi yeniden programlamanız oldukça mümkündür.</p>

<p><strong>Kabızlık Tam Olarak Nedir ve Neden Olur?</strong></p>

<p>Tıbbi bir tanımla ifade etmek gerekirse, haftada üç kereden daha az bağırsak hareketine sahip olmak veya dışkılama sırasında ciddi zorluk yaşamak kabızlık olarak adlandırılır. Bağırsaklardaki kasılmaların (peristaltik hareketler) yavaşlaması sonucunda, sindirilmiş gıda atıkları kalın bağırsakta çok uzun süre kalır. Kalın bağırsağın temel görevlerinden biri atıklardaki suyu emmektir; atıklar bağırsakta gereğinden fazla kaldığında suları tamamen emilir, bu da dışkının sertleşmesine ve vücuttan atılmasının zorlaşmasına neden olur.</p>

<p>Bunun temel nedenleri arasında hareketsiz bir yaşam tarzı, kronik stres, bazı ilaçların yan etkileri ve tiroid problemleri gibi tıbbi durumlar yer alabilir. Ancak uzmanların üzerinde ortaklaştığı en büyük ve en yaygın etken, hatalı beslenme alışkanlıklarıdır.</p>

<p>"Tabağınızdaki yiyecekler, bağırsaklarınızın çalışma hızını belirleyen en önemli yakıttır. Doğru yakıtı seçtiğinizde, sistemin kendi kendini onardığını göreceksiniz."</p>

<p><strong>Beslenmenin Dönüştürücü Gücü: Tabaklarınızda Neler Değişmeli?</strong></p>

<p>İlaçlara veya geçici rahatlama sağlayan müshillere yönelmeden önce, mutfağınızı ve sofra alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz büyük önem taşır. Zira sürekli olarak dışarıdan müdahale etmek, bağırsakların tembelleşmesine yol açabilir. Çözüm, doğanın bize sunduğu besinlerde gizlidir.</p>

<p><strong>Lif: Bağırsakların En İyi Dostu</strong></p>

<p>Kabızlıkla mücadelenin en güçlü silahı kesinlikle diyet lifidir. Lif, bitkisel gıdalarda bulunan ve insan vücudu tarafından sindirilemeyen karbonhidrat türüdür. Sindirilemediği için bağırsaklardan geçerken adeta bir süpürge görevi görür. Lifleri iki ana kategoride incelemek gerekir:</p>

<p><strong>Çözünür Lifler:</strong> Su ile birleştiğinde jelimsi bir kıvam alırlar. Yulaf, elma, narenciye, havuç ve arpa gibi besinlerde bolca bulunur. Dışkıyı yumuşatarak bağırsaktan geçişini kolaylaştırır.</p>

<p><strong>Çözünmez Lifler:</strong> Suda çözünmezler ve dışkıya hacim kazandırırlar. Tam buğday unu, buğday kepeği, fındık, fasulye ve karnabahar gibi sebzelerde yer alırlar. Bağırsak hareketlerini hızlandırma konusunda uzmandırlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günlük beslenmenizde her iki lif türüne de yer vermelisiniz. Yetişkin bir bireyin günlük olarak ortalama 25 ila 30 gram lif tüketmesi önerilmektedir. Ancak lif tüketimini artırırken bunu aniden değil, kademeli olarak yapmalısınız. Aksi takdirde geçici gaz ve şişkinlik problemleri yaşayabilirsiniz.</p>

<p><strong>Mutfaktaki Doğal İlaçlar: Hangi Besinleri Tüketmelisiniz?</strong></p>

<p>Doğru besinleri seçerek sindirim sisteminize adeta nazik bir masaj yapabilirsiniz. İşte mutfağınızda mutlaka bulundurmanız gereken sindirim dostu gıdalar:</p>

<p><strong>1 Kuru Erik ve Kuru İncir: </strong>Yüzyıllardır bilinen bu geleneksel çözüm, bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Özellikle kuru erik, içerdiği yüksek lifin yanı sıra doğal bir müshil etkisi gösteren sorbitol adlı bir şeker alkolü barındırır. Sabahları aç karnına ılık su ile tüketilen iki-üç adet kuru erik veya incir, bağırsakları uyandırmanın en doğal yoludur.</p>

<p><strong>2 Keten Tohumu ve Chia Tohumu:</strong> Bu küçük tohumlar suyla temas ettiklerinde kendi hacimlerinin katbekat fazlası su çekerek jelimsi bir yapı oluştururlar. Yoğurtlarınıza, salatalarınıza veya sabah yulaflarınıza ekleyeceğiniz birer yemek kaşığı keten veya chia tohumu, bağırsak yolculuğunu inanılmaz derecede kolaylaştıracaktır.</p>

<p><strong>3 Zeytinyağı:</strong> Sağlıklı yağlar, bağırsak duvarlarını kayganlaştırarak atıkların çok daha rahat ilerlemesini sağlar. Sabahları aç karnına içeceğiniz bir tatlı kaşığı kaliteli sızma zeytinyağı (dilerseniz birkaç damla limon ile) sindirim sisteminizi hızla harekete geçirecektir.</p>

<p><strong>4 Kefir ve Probiyotik Yoğurtlar:</strong> Bağırsak florasındaki iyi bakterilerin sayısını artırmak, kalıcı çözümün anahtarıdır. Fermente gıdalar olan kefir ve ev yapımı yoğurt, içerdiği canlı mikroorganizmalar (probiyotikler) sayesinde bağırsak mikrobiyomunuzu iyileştirir ve kabızlığı önler.</p>

<p><strong>Su Tüketimi: Hayati Bir Zorunluluk</strong></p>

<p>Yukarıda bahsedilen tüm lifli gıdaları tüketiyor olmanıza rağmen hala kabızlık çekiyorsanız, denklemin en hayati parçasını eksik bırakıyorsunuz demektir: Su.</p>

<p>Lif, bağırsaklarda suyu emerek çalışır. Eğer yeterli su içmezseniz, tükettiğiniz yüksek miktardaki lif bağırsaklarınızda adeta bir beton gibi sertleşerek mevcut kabızlığınızı daha da kötüleştirebilir. Günde ortalama 2 ila 2.5 litre su tüketmeyi bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Çay veya kahve suyun yerini tutmaz; aksine idrar söktürücü (diüretik) etkileri nedeniyle vücuttan su atılımına neden olarak kabızlığı tetikleyebilirler. Sabah uyanır uyanmaz içeceğiniz büyük bir bardak ılık su, gastrokolik refleksi uyararak bağırsakları güne hazırlayan mükemmel bir rutindir.</p>

<p><strong>Magnezyumun Sessiz Etkisi</strong></p>

<p>Beslenmede genellikle göz ardı edilen minerallerden biri de magnezyumdur. Magnezyum, bağırsak kaslarının rahatlamasına ve kasılıp gevşeme hareketlerinin düzene girmesine yardımcı olur. Ayrıca bağırsaklara su çekerek dışkının yumuşamasını sağlar. Koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı), kabak çekirdeği, badem ve avokado gibi magnezyum açısından zengin gıdaları diyetinize eklemek, sindirim sisteminizde gözle görülür bir fark yaratacaktır.</p>

<p><strong>Masum Görünen Tuzaklar: Nelerden Uzak Durmalısınız?</strong></p>

<p>Tüketmeniz gerekenler kadar, diyetinizden çıkarmanız gereken besinler de büyük önem taşır. Sindirim sistemini yavaşlatan ve kabızlığa zemin hazırlayan başlıca besinler şunlardır:</p>

<p><strong>İşlenmiş Gıdalar ve Beyaz Un:</strong> Lif açısından tamamen fakir olan beyaz ekmek, hamur işleri, bisküviler ve paketli atıştırmalıklar sindirim sisteminde yavaş ilerler ve tıkanıklığa yol açar.</p>

<p><strong>Fazla Kırmızı Et:</strong> Kırmızı et protein ve demir açısından zengin olsa da, lif içermez. Çok fazla tüketilmesi, hele ki yanında bol sebze veya salata tercih edilmiyorsa, kabızlığın baş mimarı olabilir.</p>

<p><strong>Süt ve Süt Ürünleri (Bazı bünyelerde): </strong>Süt proteinlerine duyarlı olan veya laktoz intoleransı bulunan bazı kişilerde, peynir ve inek sütü gibi gıdalar bağırsak hareketlerini yavaşlatabilmektedir. Durumunuzu gözlemleyerek porsiyon kontrolü yapmanız faydalı olacaktır.</p>

<p><strong>Aşırı Kafein:</strong> Makul miktarda kahve bazı insanlarda bağırsakları çalıştırsa da, aşırı kafein tüketimi vücudu susuz bırakarak (dehidrasyon) tam tersi bir etkiyle dışkının kurumasına neden olabilir.</p>

<p><strong>Günlük Yaşam İçin Altın Kurallar</strong></p>

<p>Beslenmenizi düzenlerken, ona eşlik edecek küçük yaşam tarzı alışkanlıklarıyla başarınızı kalıcı hale getirebilirsiniz.</p>

<p>Öncelikle bedeninizi dinlemeyi öğrenmelisiniz. Tuvalet ihtiyacınız geldiğinde bunu ertelemek, suyun bağırsakta daha fazla emilmesine ve dışkının sertleşmesine neden olur. Bu dürtüyü görmezden gelmemelisiniz. Tuvalet postürü de fizyolojik olarak çok önemlidir. Modern klozetler, insanın doğal dışkılama açısına tam uygun değildir. Tuvaletteyken ayaklarınızın altına küçük bir tabure koyarak dizlerinizi kalça seviyenizin üzerine kaldırmak (çömelme pozisyonuna yaklaşmak), rektum açısını düzelterek çok daha rahat bir dışkılama sağlayacaktır.</p>

<p>Son olarak, hareket etmeyi ihmal etmeyin. Siz hareket ettikçe bağırsaklarınız da hareket eder. Günde yapacağınız 30 dakikalık tempolu bir yürüyüş bile bağırsak kaslarınızı uyararak sindiriminizi hızlandırmaya yetecektir. Öğünlerinizi her gün aynı saatlerde yemeye gayret etmek de biyolojik saatinizi ve sindirim ritminizi düzene sokar.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p>Kabızlık, vücudunuzun size "bazı şeyleri değiştirme vakti geldi" deme şeklidir. Sadece diyetinizde yapacağınız bilinçli ve istikrarlı değişikliklerle, sindirim sisteminizi fabrika ayarlarına döndürmeniz tamamen sizin elinizdedir. Doğanın sunduğu lifli gıdalarla dost olun, suyun mucizevi gücüne inanın ve bedeninizi hareketli kılın. Unutmayınız ki; sağlıklı ve huzurlu bir yaşamın yolu, mutlu bağırsaklardan geçer.</p>

<p>Eğer beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine rağmen şikayetleriniz uzun süre devam ediyorsa, altta yatan başka bir tıbbi neden olabileceğini göz önünde bulundurarak mutlaka uzman bir hekime başvurmalısınız.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/sindirim-sisteminizin-sifresi-kabizlik-ve-beslenme-arasindaki-guclu-bag</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2025/08/ozdengiz-ozel.jpg" type="image/jpeg" length="75180"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Robotik Cerrahi Teknolojisi ile son 2 günde 4 ameliyat başarı ile yapıldı]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/robotik-cerrahi-teknolojisi-ile-son-2-gunde-4-ameliyat-basari-ile-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/robotik-cerrahi-teknolojisi-ile-son-2-gunde-4-ameliyat-basari-ile-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’de robotik cerrahi dönemi başladı. Son 2 günde 4 ameliyat başarı ile yapıldı, sağlıkta yeni çağın kapıları aralandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sağlık alanında tarihi bir dönüm noktasına tanıklık ediyor. Dünyada modern cerrahinin en ileri teknolojilerinden biri olarak kabul edilen robot yardımlı cerrahiler, artık KKTC’de de başarıyla uygulanıyor. Gerçekleştirilen ilk operasyonlarla birlikte, sağlık hizmetlerinde yeni bir çağın kapıları aralandı.</p>

<p>Geçtiğimiz son iki günde Üroloji Uzmanı Op. Dr. Eralp Kubilay ve ekibi, Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi’nden Prof.Dr. Ömer Gülpınar ve Prof.Dr. Evren Süer’in destekleri ile başarılı 4 ameliyata imza attı.</p>

<p>Robotik cerrahi; yüksek hassasiyet, gelişmiş görüntüleme teknolojisi ve minimal invaziv yaklaşımı sayesinde hem cerrahlara hem de hastalara büyük avantajlar sunuyor. Milimetrik hareket kabiliyeti sağlayan robotik sistemler sayesinde operasyonlar çok daha kontrollü gerçekleştirilebiliyor. Bu teknoloji, özellikle üroloji, kadın hastalıkları ve genel cerrahi gibi alanlarda başarı oranlarını artırırken, ameliyat sırasında oluşabilecek riskleri de en aza indiriyor.</p>

<p>Hastalar açısından bakıldığında ise robotik cerrahinin en önemli avantajları; daha küçük kesiler, daha az ağrı, düşük kan kaybı, enfeksiyon riskinin azalması ve çok daha hızlı iyileşme süreci olarak öne çıkıyor. Geleneksel açık ameliyatlara kıyasla hastaların günlük yaşamlarına dönüş süresi önemli ölçüde kısalıyor.</p>

<p>KKTC’de gerçekleştirilen ilk robotik cerrahi operasyonları, yalnızca teknolojik bir gelişme değil; aynı zamanda ülke sağlık sisteminin ulaştığı yüksek standardın da güçlü bir göstergesi oldu. Operasyonların başarısında görev alan cerrahlar, anestezi ekipleri, hemşireler ve tüm sağlık çalışanları, disiplinli ekip çalışmasıyla bu tarihi başarıya imza attı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Robotik cerrahinin KKTC’de uygulanmaya başlanması, hem ülke halkı hem de bölge sağlık turizmi açısından büyük önem taşıyor. Uzmanlar, bu teknolojinin önümüzdeki dönemde birçok farklı branşta yaygınlaşacağını ve KKTC’nin sağlık alanında bölgesel bir merkez haline gelmesine önemli katkı sağlayacağını belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/robotik-cerrahi-teknolojisi-ile-son-2-gunde-4-ameliyat-basari-ile-yapildi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/v2yeniproje-2026-05-20t172320811-1779287024.webp" type="image/jpeg" length="46187"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tabipler Birliği'nden Dünya Obezite Günü mesajı...]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/tabipler-birliginden-dunya-obezite-gunu-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/tabipler-birliginden-dunya-obezite-gunu-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tabipler Birliği, Dünya Obezite Günü kapsamında yaptığı açıklamada, çocukluk çağı obezitesinin hem dünyada hem de ülkede giderek artan ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, hareketsiz yaşam, düzensiz beslenme ve yüksek kalorili hazır gıda tüketiminin çocuklarda kilo problemlerini artırdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, 16 Mayıs Dünya Obezite Günü kapsamında yaptığı açıklamada çocukluk çağı obezitesine dikkat çekti.</p>

<p>Açıklamada, obezitenin hem dünyada hem de ülkede giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu belirtildi.</p>

<p>Tabipler Birliği tarafından Obezite Günü hakkındaki açıklamanın tamamı şu şekilde:</p>

<p>"Çocukluk çağı obezitesi hem dünyada hem ülkemizde giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü’ne (World Health Organization WHO) göre son 20 yılda çocuk ve ergenlerde obezite sıklığı yaklaşık 3 kat artmıştır. Türkiye’de de her 5 çocuktan yaklaşık 1’inin fazla kilolu veya obez olduğu bildirilmektedir.</p>

<p>Obezite; diyabet, hipertansiyon, karaciğer yağlanması ve kalp-damar hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiği için erken dönemde fark edilmesi ve önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Teknolojinin günlük yaşamda daha fazla yer alması, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme alışkanlıkları ve yüksek kalorili hazır gıdaların tüketiminin artması, çocuklarda kilo l problemlerini ciddi boyutlara taşımaktadır</p>

<p><strong>OBEZİTE NEDİR?</strong></p>

<p>Çocukluk çağı obezitesi; vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikmesi durumudur. Çocuklarda kilo değerlendirmesi yaş ve cinsiyete göre yapılır. Bu nedenle erişkinlerdeki gibi yalnızca kilo değil, “vücut kitle indeksi (VKİ) ” kullanılır.<br />
Bir çocuğun VKİ’sinin yaş ve cinsiyetine göre:</p>

<ul>
 <li>
 <p>%85–95 persentil arasında olması “fazla kilolu”,</p>
 </li>
 <li>
 <p>%95 persentilin üzerinde olması ise “obezite” olarak değerlendirilir.</p>
 </li>
</ul>

<p>Obezite yalnızca estetik bir sorun değil; diyabet, hipertansiyon, karaciğer yağlanması, uyku problemleri ve psikolojik sorunlara yol açabilen ciddi bir sağlık problemidir. Günümüzde çocukluk çağı obezitesinin erken dönemde fark edilip doğru yaklaşılması büyük önem taşır.</p>

<p><strong>PEDİATRİK OBEZİTEYE YAKLAŞIM</strong></p>

<p>Pediatrik obezite tedavisinde amaç yalnızca kilo vermek değil, sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmaktır. Yaklaşım mutlaka çocuk, aile ve sağlık ekibi birlikte yürütülmelidir.</p>

<p>Çocukluk çağı obezitesinin başlıca nedenleri şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Fast food ve paketli gıda tüketiminin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Şekerli içeceklerin sık tüketilmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tablet, telefon ve bilgisayar karşısında uzun süre geçirilmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Fiziksel aktivitenin azalması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Düzensiz uyku alışkanlığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailede obezite öyküsü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bazı hormonal ve genetik hastalıklar</p>
 </li>
</ul>

<p><strong>HANGİ BELİRTİLER ÖNEMLİ?</strong></p>

<p>Ailelerin şu durumlarda dikkatli olması gerekiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Hızlı kilo artışı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre belirgin kilolu görünüm</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nefes darlığı veya çabuk yorulma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Horlama ve uyku problemleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Boyun ve koltuk altlarında koyu renkli cilt kalınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Erken ergenlik belirtileri</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu bulgular, altta yatan metabolik veya hormonal problemlerin habercisi olabilir.</p>

<p><strong>ERKEN MÜDAHALE ÇOK ÖNEMLİ</strong></p>

<ul>
 <li>
 <p>Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı kazanılması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Şekerli içecekler ve işlenmiş gıdaların azaltılması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Günlük fiziksel aktivitenin artırılması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ekran süresinin sınırlandırılması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Düzenli uyku alışkanlığı oluşturulması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Çocuğun büyüme ve gelişiminin düzenli takip edilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda kilo artışının dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Obeziteye eşlik eden hormonal/genetik nedenler bulunabileceği için çocuk endokrinoloji değerlendirmesi gereklidir.Her kilolu çocuk obez olmayabilir; ancak hızlı kilo artışı mutlaka uzman kontrolü gerektirir"</p>

<p>Açıklama, Dr. Keziban Toksoy Adıgüzel ile Dr. Sevim Onguner imzasıyla paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/tabipler-birliginden-dunya-obezite-gunu-mesaji</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2024/03/morbid-obezite-1704114499.jpg" type="image/jpeg" length="51467"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elite Hastanesi’nden Sağlıklı Yaşam Farkındalık Etkinliği...]]></title>
      <link>https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesinden-saglikli-yasam-farkindalik-etkinligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesinden-saglikli-yasam-farkindalik-etkinligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elite Hastanesi, sağlıklı ve uzun yaşam farkındalığını artırmak amacıyla Lefkoşa’da etkinlik düzenledi. Lefkoşa Türk Belediyesi iş birliğiyle Kızılbaş Parkı’nda gerçekleşen etkinlikte, katılımcılar hem bilgilendirildi hem de çeşitli sağlık kontrollerinden geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elite Hastanesi, sağlıklı ve uzun yaşam farkındalığını artırmak amacıyla Lefkoşa’da açık hava etkinliği düzenledi. Lefkoşa Türk Belediyesi iş birliğiyle Kızılbaş Parkı’nda gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar çeşitli sağlık kontrollerinden geçirilirken, Anti-Aging ve Rejeneratif Tıp Uzmanı Ahmet Özyiğit de sağlıklı yaşlanmanın bilimsel temellerini anlattı.</p>

<p><strong>Özyiğit: Vücudu parçalara bölerek anlamaya çalışmak yetersiz kalıyor</strong></p>

<p>Modern tıbbın organ sistemlerini ayrı ayrı değerlendirdiğini belirten Dr. Özyiğit, longevity yaklaşımının ise insan organizmasını bir bütün olarak ele aldığını söyledi. Kardiyoloji, nöroloji, endokrinoloji gibi branşların belirli organlara odaklandığını ifade eden Özyiğit, akut hastalıkların tedavisinde bunun başarılı olduğunu ancak yaşlanma, metabolik sağlık ve kronik hastalıklar söz konusu olduğunda vücudu bölümlere ayırarak değerlendirmenin çoğu zaman yeterli olmadığını kaydetti.</p>

<p>İnsan vücudunun bir organlar topluluğundan çok, sürekli iletişim halinde çalışan bir ağ sistemi olduğunu söyleyen Özyiğit, hormonlar, bağışıklık sistemi, sinir sistemi, bağırsak mikrobiyotası ve damar sisteminin birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğunu anlattı. Bağırsakta başlayan bir inflamasyonun zamanla tüm vücudu etkileyebileceğini ifade eden Özyiğit, bunun insülin direnci, hormonal bozukluklar ve nörolojik sorunlara kadar uzanabileceğini belirtti.</p>

<p><strong>“Yaşlanma tek bir organın yaşlanması değildir”</strong></p>

<p>“Bugün artık biliyoruz ki yaşlanma dediğimiz süreç aslında tek bir organın yaşlanması değildir” diyen Özyiğit, yaşlanmanın kronik inflamasyon, hücresel hasar, hormonal değişim ve metabolik esnekliğin kaybı gibi birçok sürecin birleşimi olduğunu söyledi.</p>

<p>Longevity yaklaşımının yalnızca tek bir organı tedavi etmeye ya da tek bir kan değerini düzeltmeye odaklanmadığını belirten Özyiğit, amaçlarının tüm sistemi daha dengeli, dayanıklı ve verimli çalışır hale getirmek olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>“Kas dokusu sadece hareket için değildir”</strong></p>

<p>Kas dokusunun yalnızca hareket etmeyi sağlayan bir yapı olmadığını vurgulayan Özyiğit, egzersiz sırasında kaslardan salgılanan “myokin” isimli moleküllerin beyin fonksiyonlarını olumlu etkilediğini, inflamasyonu azalttığını ve insülin hassasiyetini artırdığını anlattı.</p>

<p>Kas sağlığının aslında beyin sağlığı, metabolik sağlık ve bağışıklık sistemiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade eden Özyiğit, yağ dokusunun da sadece enerji depolayan bir yapı olmadığını, metabolizma üzerinde etkili hormon benzeri maddeler salgıladığını söyledi.</p>

<p><strong>“Yüksek şeker vücudu yavaş yavaş yaşlandırıyor”</strong></p>

<p>Kan şekerinin yalnızca diyabet açısından değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Özyiğit, uzun süre yüksek seyreden şekerin damarları, kalbi, cildi ve böbrekleri yavaş yavaş yaşlandırdığını belirtti.</p>

<p>Şeker moleküllerinin proteinlere yapışarak dokuların sertleşmesine neden olduğunu anlatan Özyiğit, bunun zamanla kalp yetmezliği, damar sertliği ve metabolik hastalıklara zemin hazırladığını ifade etti. “Normal test sonuçları her zaman optimal anlamına gelmez” diyen Özyiğit, küçük bozulmaların yıllar içinde ciddi hastalıklara dönüşebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>“Amaç daha uzun değil, daha sağlıklı yaşamak”</strong></p>

<p>Longevity tıbbının temel amacının hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek değil, sistem bozulmaya başladığı anda bunu fark ederek önlem almak olduğunu belirten Özyiğit, hedefin sadece yaşam süresini uzatmak değil, sağlıklı yaşam süresini artırmak olduğunu söyledi.</p>

<p>“Yaşlanma kaçınılmaz ama modifiye edilebilir bir biyolojik süreçtir” ifadelerini kullanan Özyiğit, gerçek longevity yaklaşımının hızlı çözümlerden değil; ölçüm, analiz, kişiselleştirme ve uzun vadeli stratejilerden oluştuğunu kaydetti.</p>

<p><strong>Dr. Özyiğit: Egzersiz en güçlü ilaçlardan biri</strong></p>

<p>Ahmet Özyiğit, modern yaşamın insan vücudunu hızlandırılmış yaşlanmaya sürüklediğini belirterek, düzenli egzersizin yalnızca kasları değil, beyin sağlığından metabolizmaya kadar birçok sistemi doğrudan etkilediğini söyledi.</p>

<p>Kimlikte yazan yaş ile biyolojik yaşın aynı olmadığını ifade eden Özyiğit, yaşlanmanın yalnızca yılların geçmesiyle değil; inflamasyon, damar sertliği, kas kaybı ve metabolik bozulmalarla hızlandığını anlattı. Özellikle modern yaşam tarzının hareketsizlik, sürekli yemek yeme ve düşük fiziksel aktivite nedeniyle bu süreci hızlandırdığını kaydetti.</p>

<p><strong>“İnsan vücudu konfor altında değil, adaptasyon altında gelişir”</strong></p>

<p>Vücudun güçlü kalabilmesi için kontrollü streslere ihtiyaç duyduğunu belirten Özyiğit, bu sürecin biyolojide “hormesis” olarak adlandırıldığını söyledi.</p>

<p>“Egzersiz kas için bir strestir ama kası güçlendirir. Kardiyo egzersizi mitokondriler için bir strestir ama mitokondri sayısını artırır” diyen Özyiğit, sauna, soğuk maruziyeti ve belirli süre aç kalmanın da vücutta onarım mekanizmalarını aktive ettiğini ifade etti.</p>

<p>Modern hayatın insan bedeninin alışık olduğu fiziksel stresleri büyük ölçüde ortadan kaldırdığını vurgulayan Özyiğit, “Kas kullanılmadığında erir, kemik yük taşımadığında zayıflar, kalp zorlanmadığında kapasitesi düşer. Biyolojide temel kural kullan ya da kaybettir” dedi.</p>

<p><strong>“Egzersiz aynı anda birçok yaşlanma mekanizmasını etkiliyor”</strong></p>

<p>Düzenli fiziksel aktivitenin yalnızca kasları değil; mitokondrileri, insülin duyarlılığını, damar yapısını ve beyin sağlığını olumlu etkilediğini belirten Özyiğit, bazı araştırmacıların egzersizi “en güçlü anti-aging ilacı” olarak tanımladığını söyledi.</p>

<p>Yoğun ve uzun süreli spor yapmaya vakit bulamayan kişiler için de önemli bilgiler paylaşan Özyiğit, son yıllardaki çalışmaların egzersizin süresinden çok yoğunluğunun önemli olabileceğini gösterdiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“1 Dakikalık yoğun egzersiz bile büyük fark yaratabilir”</strong></p>

<p>Nature dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırmaya dikkat çeken Özyiğit, günde birkaç kez yapılan kısa ama yoğun egzersizlerin kalp ve damar sağlığı üzerinde ciddi etkileri olduğunu anlattı.</p>

<p>Özyiğit, “1 dakikalık yüksek yoğunluklu egzersiz yaklaşık 50-60 dakikalık yürüyüşe benzer kardiyovasküler fayda sağlayabiliyor. Spor salonuna gitmeye zamanınız olmasa bile gün içinde 4 kez 1’er dakikalık yoğun egzersiz yapmak sağlığınız için ciddi fark yaratabilir” dedi.</p>

<p><strong>“Amaç nefes nefese kalacak kadar zorlamak”</strong></p>

<p>Kısa süreli yoğun egzersizlerde hedefin kalp ritmini yükseltmek olduğunu belirten Özyiğit, örnek olarak hızlı merdiven çıkma, olduğu yerde koşu, burpee, ip atlama, squat, lunge, şınav, sabit bisiklette hızlı pedal çevirme ve yokuş yukarı hızlı yürüyüşü gösterdi.</p>

<p>Bu tür egzersizlerin kalp sağlığını desteklediğini, insülin direncini azaltabildiğini ve metabolizmayı hızlandırdığını kaydeden Özyiğit, “İnsan vücudu konfor altında değil, adaptasyon altında genç kalır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Vatandaşlara tansiyon ve kan şekeri kontrolü yapıldı</strong></p>

<p>Program kapsamında tansiyon ve kan şekeri ölçümleri yapıldı, katılımcılar bireysel sağlık durumları hakkında bilgi alma fırsatı buldu. Ayrıca beslenme alışkanlıkları, egzersiz düzeni ve yaşam tarzı değişiklikleri üzerine pratik öneriler paylaşıldı.</p>

<p><strong>Dr. Özyiğit: Takviyeler gençlik iksiri değil, sağlıklı yaş almanın destekleyici parçalarıdır</strong></p>

<p>Ahmet Özyiğit, sağlıklı yaş alma sürecinde vitamin ve destek ürünlerinin önemine dikkat çekerek, özellikle multivitaminler, omega-3 yağ asitleri, D vitamini ve magnezyumun son yıllarda bilimsel çalışmalarla daha fazla önem kazandığını söyledi.</p>

<p>Takviyelerin tek başına mucizevi çözümler olmadığını vurgulayan Özyiğit, eksikliklerin giderilmesi ve hücresel fonksiyonların desteklenmesinin sağlıklı yaş alma stratejisinin önemli bir parçası olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“Multivitaminler bilişsel yaşı gençleştirebilir”</strong></p>

<p>Özellikle son yıllarda yayımlanan COSMOS çalışmasına dikkat çeken Özyiğit, düzenli multivitamin kullanımının ileri yaş bireylerde bilişsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.</p>

<p>Özyiğit, araştırmalarda üç yıllık düzenli multivitamin kullanımının beyin ve bilişsel yaşı yaklaşık iki yıl kadar gençleştirebildiğinin gösterildiğini ifade etti.</p>

<p><strong>“Omega-3 sadece kolesterol meselesi değil”</strong></p>

<p>Omega-3 yağ asitlerinin de sağlıklı yaş alma sürecinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Özyiğit, düşük omega-3 indeksinin bazı çalışmalarda sigara kullanımı kadar güçlü bir ölüm riski ile ilişkilendirildiğini söyledi.</p>

<p>Burada konunun yalnızca kolesterol değerlerinden ibaret olmadığını ifade eden Özyiğit, omega-3’ün hücre zarları, inflamasyon düzeyi, damar sağlığı ve metabolik denge üzerinde etkili olduğunu kaydetti.</p>

<p><strong>“Kreatin artık sadece sporcular için değil”</strong></p>

<p>Son dönemde kreatinin yalnızca sporcular için kullanılan bir destek olmaktan çıktığını belirten Özyiğit, kreatinin özellikle genel sağlık ve beyin sağlığı açısından dikkat çekmeye başladığını söyledi.</p>

<p>Kreatinin hücresel enerji üretiminde görev alan önemli bir molekül olduğunu ifade eden Özyiğit, kas performansı üzerindeki etkilerinin uzun süredir bilindiğini ancak son yıllarda bilişsel performans, zihinsel yorgunluk ve nörolojik dayanıklılık üzerindeki etkilerinin de araştırıldığını kaydetti.</p>

<p>Yaş alma sürecinde enerji üretimindeki azalmanın önemli bir problem olduğunu söyleyen Özyiğit, bu nedenle kreatinin artık daha geniş bir sağlık perspektifi içinde değerlendirildiğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.gundemkibris.com/elite-hastanesinden-saglikli-yasam-farkindalik-etkinligi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 13:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gundemkibriscom.teimg.com/crop/1280x720/gundemkibris-com/uploads/2026/05/g-u-n-d-e-m-p-r-o-j-e-474.jpg" type="image/jpeg" length="51536"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
