09 Kasım 2014 Pazar 15:11
'Doğalgazı çözümden önce Kıbrıslı Türklerle görüşmeyi kabul edemeyiz'
banner10

Haftalık Kathimerini, Kasulidis’le yaptığı söyleşiyi “Çözümden Önce Doğalgazın Ortaklaşa Yönetimi Görüşme Dışı... Kıbrıs’ın Barbaros’la Krizi Göğüsleme Planı, İsrail’le İstişare ve Yunanistan ve Mısır İle İstikrar Cephesi Kurmak” başlık ve spotlarıyla aktardı.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin Türkiye ve Yunanistan’la da görüştükten sonra iki lidere sunduğu formülün, doğalgazın çözümden önce görüşülmesini de içerdiğinin hatırlatılması ve Rum yönetiminin tavrının ne olduğunun sorulmasına karşılık Kasulidis, “Mesele öyle zannedildiği veya gösterildiği kadar basit değil” dedi, şunları ekledi:

“Doğalgazın, Kıbrıs sorununun çözümünden önce görüşülmesi ne demek? Biz, doğalgazın, on yıldan önce beklenmeyen gelirinin yaratacağı refah ve ilerlemenin herkes için teşvik olarak kalması, halen karmaşık olan çözüm müzakerelerine girmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Keza tanınmış bir varlıktan başkası şirketlerin işine gelmez ki bu durumda tanınmış varlık egemenlik hakları herkesçe tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti’dir. Bu hak da, doğalgazın şu veya bu şekilde müzakere masasına girmesiyle herhangi bir şarta bağlanamaz.”

Gazetenin, doğalgazın müzakere masasında değil, paralel bir düzeyde görüşülebileceği ve Kıbrıslı Türklerin de hak sahipleri olarak meselenin yönetimine katılabilecekleri argümanı geliştirildiğini hatırlatması üzerine Kasulidis, “Kıbrıslı Türkler sorumluluğun Kıbrıs Cumhuriyeti’nde olduğunu tanımaları haricinde, bu görüşme dışıdır. Gerçekçi olmak gerekirse bu da olmayacak, birlikte yönetim fikri de uygulanamaz” dedi.

“DOĞALGAZIN ŞİMDİDEN GÖRÜŞÜLMESİNİN YAN ETKİLERİ VAR...”

“Gaz konusunun şimdiden görüşülmesi yönündeki baskılara Kıbrıs Rum tarafının cevabı bu mu?”  sorusuna karşılık Kasulidis, “Neden bize baskı yapıyorlar da sorunu yaratan Türkiye’ye yapmıyorlar. Müzakerelerin tekrar başlaması için Barbaros’un MEB’den uzaklaşması gerek” dedi, şöyle devam etti:

“Sorunu yaratanlar nasıl çözüleceğine bakma sorumluluğunu da taşır. Yabancılar, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında doğal gaz konusunda masum bir görüşme başlaması önerisini sunuyor çünkü gerçeklerin basit olduğunu, yan etkileri olmayacağını sanıyorlar. Maalesef yan etkileri var.

Öncelikle Kıbrıslı Türklerin - Sayın Olgun’un söylediğine göre - Kıbrıs sorunu çözülene kadar doğal gaz konusunda her türlü faaliyete moratoryum getirilmesini istediklerini biliyoruz.  Bu şekilde bizi Ege’dekine benzer bir sonuca sürükleyebilecekler. Sayın Venizelos Yunanistan’ın geçmişte yaptığı hataların tekrarlanmaması gerek derken bunu kastediyor.

Ancak başka bir mesele daha var. Kıbrıs Türk tarafıyla masumane görüştük ve anlaşamadık diyelim, bunun müzakerelere olumsuz etkisi olmayacak mı? A’yı kabul etmek için Rum tarafının Kıbrıs sorunuyla ilgili başka konularda taviz vermesi gerek demeyecekler mi? Kıbrıs sorununu daha da karıştıracak ve çözülmesine olanak tanımayacak bir maceraya sürükleneceğiz.

Üçüncüsü, Türk tarafı, Sayın Davutoğlu’nun ağzıyla ve gönderdiği mesajlarla, bunun son şans olduğunu ve Kıbrıs sorunu şu anda iki bölgeli iki toplumlu federasyon temelinde çözülmezse Türkiye’nin MEB’i, devleti paylaşmamızı ve herkesin kendi yoluna gitmesini öngören B planına girmemizi tercih ediyor. Anlayacağınız gibi bizim taraf, Barbaros’un bölgedeki varlığı da dahil bu hikayenin, B planının uygulanması için zemin hazırlığı olmadığından emin olamaz. Olasılığı belirgin görüyoruz ve doğal gazı çözümden önce görüşmede bu nedenle bu kadar temkinliyiz. Şu soru da var: B planını ve bölmemizi istiyorlarsa işgalin kıyılarına tekabül etmeyen MEB’i mi alacaklar?”

“PLATFORMLA İLGİLİ BİLGİLERİ BLÖF GÖRMÜYOR, ÇOK CİDDİYE ALIYORUZ”

Kasulidis, Türkiye’den ve KKTC’den Barbaros’un bölgedeki faaliyetlerine devam edeceği ve sondaj platformu da getirileceği yönündeki çeşitli söylemleri blöf kabul edemeyeceklerini, aksine çok ciddiye aldıklarını söyledi.

Son zamanlarda dillendirilmekte olan Yunanistan ile ortak tepki cephesi söylemi hatırlatılan Kasulidis’e, bu çerçevede Güney Kıbrıs ile Yunanistan’ın “MEB sınırlarını belirleme” olasılığının da görüşülüp görüşülmediği soruldu.

Bunun öncelikle Yunanistan’ı ilgilendiren bir konu olduğuna işaret eden Kasulidis, “Biz Yunanistan’ın bu konudaki kararlarına saygı gösteririz, bunlar kamuoyu önünde tartışılabilecek şeyler değildir” dedi.

“İSRAİL İLE GÜVENLİK KONULARINDA İŞBİRLİĞİMİZ VAR, SADECE BUNU SÖYLEYEBİLİRİM”

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ile güvenlik konularını da görüşüp görüşmedikleri sorulduğunda  “İsrail ile güvenlik konularında bir işbirliği var. Genel anlamda,  bölgemizdeki bütün ülkelerle özellikle terör konularında, tehlikelerin göğüslenmesine yönelik işbirliğimiz çerçevesinde. Size sadece bunu söyleyebilirim”  ifadesini kullanan Kasulidis, Kahire zirvesinin kendine has bir anlam ve önem içerdiğini söyledi. Kasulidis, Kahire’de güvenlik alanında işbirliğinin kabul edildiğini,  her üç ülkenin de bölgede istikrar ve barış yönünde çalışmayı kabul ettiğini, işbirliklerinin sadece asimetrik tehditlere karşı olduğunu, doğalgaz yatakları bulunduğu ve bunun Kıbrıs sorunu çözülürse Türkiye’nin de dahil olabileceği, komşu ülkelerle işbirliğini gündeme getirebileceği konusunda görüş birliğine vardıklarını anlattı.

“MISIR’A BORU HATTI DÖŞENMESİ GERÇEKÇİ VE GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR BİR İHTİMALDİR

Kasulidis’e “Rum” ve İsrail doğalgazının Mısır sıvılaştırma terminaline aktarılması için boru hattı inşa edilmesi ihtimalinin ne kadar ciddi olduğu da soruldu. Rum Dışişleri Bakanı, “Gerçekçi ve gerçekleştirilebilir bir ihtimaldir. Herhangi bir işbirliğinin ticari tarafının şirketlerin karar vereceği bir şey olduğunu netleştirmemiz gerek. Devletler şirketler arasındaki böyle bir işbirliğinin yasal çerçevesini oluşturup yardımcı olmak zorundadır” dedi.

Uluslararası camianın, Kıbrıs sorununun bütün sürecinde Rum tarafına gösterdiği tavrın aynısını Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinde de göstererek, “çözmesi için güçsüze yöneldiğinden” şikayet eden Kasulidis, “Sorunu Türkiye’nin yarattığını ve nasıl çözeceğine de onun bakması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

“ABD MÜTTEFİKİMİZ DEĞİL STRATEJİK ORTAĞIMIZDIR”

Ortadoğu’da cereyan eden durumdan dolayı ABD’nin Kıbrıs sorununa ilgisinin azalıp azalmadığını soran gazete, ABD için “müttefikimiz” ifadesini kullanınca Kasulidis, “Bir düzeltme... ABD müttefikimiz değil, terörle ve asimetrik tehditlerle mücadelede stratejik ortağımızdır. ABD ile başka bir anlaşma yapmadık” dedi ve şu cevabı verdi:

“Aksine, çözüm ilgisi var ve ABD’nin Kıbrıs sorununun çözüldüğünü görmeyi çok istediğini kabul ediyoruz. Ancak tekrar ediyorum, ABD tavizlerin hep güçsüz tarafça verilmesi gerektiğini düşünmemelidir. Eşit şartlarda müzakereler ilkesi korunmalıdır. Aksi halde müzakere olmaz. Dolayısıyla herkes tehdit, güç gösterisi ve şantaj altında müzakere yapılamayacağını anlamalıdır.”

banner22
Son Güncelleme: 09.11.2014 15:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31