23 Ağustos 2015 Pazar 11:55
Hristodulidis'den Alithia'ya önemli açıklamalar
banner10

Rum Sözcü Nikos Hristodulidis Rumların ezici çoğunluğunun, 1977-79 Doruk Anlaşmaları, BM’nin ilgili kararları, 8 Temmuz 2006 Anlaşması ve 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması’na dayalı bir çözümden yana olduğunu söyledi.

Hristodulidis Alithia’ya verdiği özel söyleşide Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, bu büyük çoğunluğun desteğini arkasında hissettiğini ve Rum halkının önüne ancak, beklentilerini karşıladığına inandığı bir çözüm planını koyacağını kaydetti.

Hristodulidis “Başkan Anastasiadis’in, yürütülmekte olan çabanın olumlu sonuçlanması için mümkün olan ve elinden gelen her şeyi yapacağına sizi temin edebilirim. Başkan, halkın beklentilerini karşıladığına inanmadığı bir çözüm planını halkın önüne koymayacak, dolayısıyla böyle bir plan kabul edilmeyecek” ifadesini kullandı.

Doruk Anlaşmaları, BM kararları, 8 Temmuz 2006 Anlaşması ve 11 Şubat 2014 Ortak Açıklaması çerçevesindeki “doğru” bir çözümün “Kıbrıs halkının” ve bölgenin çıkarına olacağı görüşünü ortaya koyan Hristodulidis “Kıbrıs sorununun, yukarıda ifade ettiğim çerçeve içerisinde çözülmesi bizi korkutmamalı. Yeniden birleşmiş bir Kıbrıs’la bölgedeki rolümüz güçlenir, olumlu ekonomik perspektifler doğar ve daha iyi bir yarın hissedebilmemize olanak tanıyacak güç ve kaynaklar serbest kalır” dedi.

Hristodulidis olası bir çözüme ne kadar yakın veya ne kadar uzak olunduğunu kimsenin kestiremeyeceğini belirterek “söyleyebileceğim şey, bugün belki ilk kez, temkinli iyimser olmamıza olanak tanıyacak unsurlar var olduğudur” dedi, özetle şunları ekledi:

“Örnek vermek gerekirse, müzakere masasında, nihai hedefi aynı olan iki lider var. Yapılmakta olan müzakereler çapraz niteliktedir dolayısıyla belki ilk kez bütün konular eşzamanlı görüşülüyor,  bu da ilerleme kaydedilmesi için güçlü teşviktir. Avrupa Birliği denilen unsurun Kıbrıs sorununun bütün başlıklarını etkilediği artık herkesçe kabul ediliyor.

Türkiye’nin, yürütülmekte olan prosedüre kendi somut aktif desteğini vermesinin şart olduğunda herkes birleşiyor. Türkiye ancak olası bir çözümün menfaatlerini anladığı, özellikle de bu muhtemel menfaatlerinin bugünkü masraflı durumdan çok daha önemli olduğunu hissettiğinde çözüm yönünde yapıcı çalışacak.”

 “Mülkiyet ve Toprak başlıklarını diyaloğun en zor konuları olarak mı gördüğü” sorulan Hristodulis, Mülkiyetin sorunun esasına tabi olması dışında Kıbrıs sorununun Toprak ve Ekonomi gibi başka önemli yönleriyle de bağlantılı olan önemli konulardan biri olduğunu söyleyerek özetle şöyle devam etti:

“Bu başlıktaki görüşmelerin özüne gelince, kişisel mülkiyet hakları konusunda varılan anlaşmadır. Kapsamlı çözüm çerçevesinde tamamen mal takasından söz eden geleneksel Türk tezi dikkate alındığında bu gelişme ancak olumlu addedilebilir. Şimdi bu ilkeyi uygulamaya götürecek kriterler belirlenmesi görüşülüyor. Şu anda başka uzlaşılan başka bir şey yok.

Örneğin bizim tarafın tezi, yasal mal sahibinin, uygulanacak tedaviler konusunda ilk söz hakkına sahip olması gerektiği şeklindedir. Yani yasal mal sahibi ister Kıbrıslı Rum ister Kıbrıslı Türk olsun, malıyla ne yapmak istediğine karar vermelidir. Aynı zamanda bizim taraf etkilenenin, nihai sonuçtan tatmin olmaması halinde iç yargı imkanlarını, ardından da Avrupa yargı imkanlarını kullanabilmesi gerektiği tezine sahiptir. Konuşulmakta olan birçok konu var, mülkiyet diyaloğu tüketilmedi ve liderlerin 1 ve 14 Eylül’deki görüşmelerinin gündemindedir.”

Rum Sözcü’ye “İki lider arasındaki ‘kimyanın’ devam edip etmediği” de sorulduğunda “Gerçekten de iki lider arasındaki kimya çok iyidir, müzakere masasında çok iyi bir ortam var ve Eroğlu’nun müzakereciliği deneyimini yaşayan bizler için kuşkusuz farklı bir durumdur” diyen Hristodulidis özetle şunları söyledi:

“İki lider arasındaki iyi kimyanın ikisinin de Limasol kökenli olmasından değil, işgale son verilmesi, vatanımızın yeniden birleşmesi ve özellikle çözümün, size söylediğimden farklı olmayan şekli ve çerçevesi konusunda aynı hedefe sahip olmalarından kaynaklandığı izlenimine sahibim. Dolayısıyla, açıkça söylemek isterim ki Başkan Anastasiadis Kıbrıslı Rumların çıkarlarını ileri götürmek için çalışıyor, Sayın Akıncı da, çok mantıklı olarak, Kıbrıslı Türklerinkini.”

Hristodulidis ayrıca Rum tarafının enerji projelerini normal şekilde sürdürdüğünü, bunun aksi açıklamaların (sondajların müzakerelerin başlaması için kesildiği) gerçekle ilgisi olmadığını tekrarladı.

banner22
Son Güncelleme: 23.08.2015 11:59
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31