Ders alınmasını ve daha da bilinçlenilmesini telkin eden mesajlarla yüklü kritik bir süreçten geçiyoruz…

Kıbrıs Türk halkının iç sorunlarından kaynaklanan son hareketlenmelerin Güney Kıbrıs’ta nasıl algılandığını görmezlikten gelmek mümkün mü?..

Güney Kıbrıs’ın en yetkili resmi ağızlarından ve en etkili medya yorumcularından Kıbrıslı Türklerde Türkiye’yle bağları koparma sürecinin başladığına ve Rum tezlerine biadın artık yakın olduğuna dair değerlendirmeler yoğun biçimde gelmeye başladı.

Bu değerlendirmeler, hiç kuşku yoktur ki, çözümü için yıllardır çaba harcanan Kıbrıs sorununun hayrına değildir. Fırsatçı ve fantastik beklentiler, bu kronik siyasal sorunu daha bir çıkmaza sokar…
   
Rum tarafının böyle bir beklenti içine girmesinin siyasal çözüm sürecinin de bir mayın tarlasına girdiğinin göstergesidir.

Güney’in Kuzey Kıbrıs’taki kitlesel hareketlenmelerden bu tür izlenimlere ve umutlara kapılması, barışçı ve adil bir çözüme endekslenmesi gereken müzakere masasına olumlu katkıda bulunmaz. Akılcı düşünce taşıyan herkesin birleştiği nokta budur.

Kıbrıs’ta yaşanan bunca deneyimden sonra Kıbrıs Türk halkının bir ırkçılık ve yayılmacılık projesi olan, paylaşım ve eşitlik değerlerinden yoksun Rum tezlerine tavla teslim olacağını düşünmek fantastik bir duruştur.

Oysa, Kıbrıs sorununun akılcı ve kalıcı çözümü, fantazyalarla değil gerçekçilikle mümkündür.

Rum lider Dimitris Hrisofyas’ın bugünlerdeki iç hareketlenmede bile bir kimlik mücadelesi içinde olduğunu gösteren Kıbrıs Türk halkına bakış tarzı durumumuzu sağlıklı okuyamadığının kanıtıdır. Sağlıksız okuma paranoyası, yeniden net biçimde su yüzüne çıktı. Hristofyas iç hareketlenmelerimize dair yorumunda “halk vatan için birleşmeli” diyor.

Hristofyas’ın “vatan” dediği Rum hakimiyetindeki Kıbrıs, halk dediği ise bu adanın hakimleri Rumlardır…

Türkler vatan için hakimiyetçi Rumlarla birleşeceklerse, bu birleşmeden kazançları ne olacaktır? Kimlikleri ne olacaktır?..

Hristofyas bu soruların yanıtını da vermeli bize.

Onun bu ifade tarzında, Kıbrıs Türk halkının özgün ve ulusal kimliği bir kez daha göz ardı ediliyor. Tam da o şartlanmış Rum etnik ideolojisine uygun olarak!..

Hristofyas’ın söyleminde, Türkler, tek bir halkın koparılmış parçası olarak lanse ediliyor. Hristofyas’ın vatanın tek hakimi ve sahibi olarak takdim ettiği kendi halkına öteki halkın kayıtsız şartsız biadı bekleniyorsa müzakere masasındaki durumun “sıfır sıfır elde hiç” olduğu kesinlik kazanır...

“Halk vatan için birleşmeli” çağrısını doğru olarak okuyan herkes, bunun “Türkler Rum tezlerine teslim olmalı” anlamına geldiğini görmekte zorlanmaz.

O tezlerde Kıbrıs Türk halkını, Rum hakimiyetindeki bir vatanda eşit olmayan ve hakimiyette söz hakkından yoksun bir azınlık olarak görme saplantısı var.

Kıbrıs Türk halkının tek destekleyicisi ve tek yaşam kaynağı Türkiye’dir. Ama bu halk Türkiye’den bile içişlerinde daha bağımsız, daha özgür ve daha kişilikli bir düzen istiyor. Son hareketlenmelerin özünde olan gerçeklerden biri de bu. Hristofyas ve onun safındaki tüm Rum yorumcular bu önemli ayrıntıyı neden göremiyorlar?

Kimliği için tek destekçisi Anavatanı Türkiye’den bile özel anlayış bekleyen Kıbrıs Türk halkının kimliksiz bir toplum olarak Rum hakimiyetine onay vereceğini ve bu hakimiyetin zincirlerine kendini teslim edeceğini düşünmek, ancak ırkçı ve yayılmacı Rum hayalperestlerinin işidir…  

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5