Yunanlı Gazeteci Nikolaos Stelyas ile sohbet ettik geçenlerde. Kathimerini gazetesinde muhabir-editör olan Nikolaos Heybeliada’da doğmuş, Türkçesi şahane.

Dolayısıyla tercümansız konuşuyoruz kendisiyle.

Bir Yunanlı’nın ağzından duymaya alışık olmadığımız şeyleri söylüyor Yunanlı meslektaşım.

Kamuoyundan izlediğimiz diğer Yunanlılar gibi çile fetişizmi yapmıyor Stelyas, özeleştiri yapıyor.

Hem de sıkı bir özeleştiri…

Sohbeti haberleştirdik, ancak birkaç noktaya değinmesem olmayacak. Yunanistan’ın düştüğü durumu harbi bir dille anlatıyor Stelyas. Yunanistan’ın tek sorununun ekonomik kriz olmadığını, dünyayı tersten okumanın ve statükoya takılıp kalmanın bugünkü Yunanistan’ın müsebbibi olduğunu, gençlerin sahaya inmesine ramak kaldığını vs.

Stelyas’ın söyledikleri içinde benim en çok ilgimi çeken Yunanlı gençlerin göç etmesi oluyor.

Gençler artık başka ülkelere göç ediyorlarmış.

En çokta Amerika, Yeni Zelenda ve Avustralya’ya. “Dedelerinin göçtüğü yerlere gidiyorlar” diyor Stelyas. Ancak bu göçün tek nedeni ekonomik değilmiş. Ülkelerindeki sosyal ve siyasi kriz ekonomik krizle birleşince ortaya “Abbas Yolcu” nun Yunancası çıkmış.

Siyasi kriz demişken, Yunan gençleri dinazorlardan şikayetçi. Eski politikacıların kendilerine fırsat vermediğini söylüyorlar.

Bu yüzden de sokaklara dökülmüşler.

Yunanistan’ı genel hatlarıyla “umutsuz vaka” olarak nitelendiren Stelyas, ülkeyi toparlayacak yegane şeyin toplumsal patlama olduğunu savunuyor.

Dolayısıyla çocukların sokağa dökülmesi Stelyas’a göre ülkedeki tek umut verici bir gelişme.

Demokrasiyi “Yunan mahsülü” olarak algılayan ve ötekilere de algılatma kavgası veren (megaloman) bir toplumun kendi gençlerinin önünü tıkaması Batı ikiyüzlülüğün en güzel nişanesi.

Duvara toslayan sadece demokrasicilik oyunu değil Yunanistan’da. Yunanistan’ı “gelişmiş kapitalizmle yoğrulmuş bir toplum” olarak nitelendiren Stelyas, bunun kırılmaya çalışıldığını, mevcut yapı kırıldığı takdirde de olumlu gelişmeler olabileceğini söylüyor bize.

90'larda dile getirilen 'insan doğasına en uygun sistem kapitalizmdir' tezi dünyadaki son gelişmeler ışığında geçerliliğini yitirirken, Stelyas’ın söylediklerini “gençlerle yepyeni bir sisteme yelken açılması” olarak yorumlamak mümkün.

Güney’le ilgili olarak da ilgimi çeken açıklamalarda bulunuyor meslektaşım.

Güney Kıbrıs’taki siyasi yapıyı anlatarak bizim Rum hayranlarının ezberini bozuyor. 

Güney’le Kuzey’i kıyaslayıp, “bakın orada devlet ciddiyeti var” diye bize örnek gösteren kimi siyasiler ve sendikacılarımızın…

(Rumları ve Yunanlıları tanıdığımdan bu söylemlere pek inanmayız ancak AB ülkesi olması dolayısıyla bazı kıstasları oturttuğunu düşünürüz doğal olarak.)

Oysaki Güney’de de Kuzey’dekinden çok farklı bir siyasi yapı olmadığını söylüyor Stelyas. Siyasetin müşteri ağlarıyla yürütüldüğünü, muhalefetin beş senden, üç benden hesabıyla denge sağlamaktan öte bir rolü olmadığını…

Ve Yunanlı siyasilerinin iç politikada tek kozlarının Türkiye olduğunu, başları sıkışınca Türkiye’ye çattıklarını…

(Başları sıkışınca dedim, aklıma son günlerdeki petrol /doğalgaz yaygaraları geldi! Yok arardın, aramazdın, hakkın vardı, yoktu! Ne dersiniz, yine mi iç politikada sıkışık durumdalar?...)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31