Halkın HAYIR oylarıyla milletvekilliği vasfını kaybetmiş hanımefendi ve beyefendiler hiçbir şey olmamış gibi meclis koltuklarını işgale devam ederken onların görevlendirdiği kişiler de hükümet koltuklarındadır. Meclis koltuklarını işgal edenlerin hiçbirine karşı da bir düşmanlığım yoktur. Fakat yaşadığımız gerçeklerden sonra onlara Arif Hoca’yı hatırlatmak istiyorum.

Halk iradesine rağmen meclis koltuklarını işgal edenlerin hükümeti, yaptıklarıyla vatandaşı delirtmek ister gibi davranmaktadır. “Asrın projesi” adı altında Türkiye’den getirilecek suyu ne yapacağını planlamayan, nasıl kullanacağını dahi düşünmeyen hükümet her gün biraz daha değer kaybetmektedir. Nasıl olsa her şeyi TC elçiliği (pardon VALİLİK) yapıyor, onların uzmanları vardır, bizim yeterli gücümüz yoktur, su zaten TC’den geleceğine göre varsın dağıtımını, kullanılmasını, satışını ve gerekirse buradan başka bir ülkeye aktarılmasını TC planlasın şeklinde bir yaklaşım sergilenmektedir.

Sayın Yorgancıoğlu ve Sayın Denktaş hükümetinde, hepimizin önem verdiği doktorluk mesleğinde başarılı olmuş fakat eğitimci olmayan bir doktor eğitim bakanlığına getirilmişti. Eğitim çalışmalarında tecrübesiz bir doktorun (eğitim doktoru değil) bu bakanlıkta başarılı olması söz konusu olamazdı. Çok doğal olan başarısızlık kısa sürede görüldükten sonra Sayın Dr. Arabacıoğlu bakanlık görevinden istifa etti. Onun yerine geçici dahi olsa yine eğitimci olmayan başka bir doktor görevlendirilmiştir!

Üstelik görevlendirilen şahıs büyük rüşvet kokuları altında Avrupa kentlerini dolaşan bir kişidir. Daha çok neden yaratılarak daha fazla rüşvet yiyebilsin diye yeni bir bakanlık görevi daha mı almıştır? Yediği büyük rüşvet nedeniyle halkın vicdanında yargılanarak mahkûm olan bu şahıs da bir eğitimci değil bir doktordur. Onun yediği rüşvetten pay sahibi olup olmadığını bilmediğimiz Sayın Denktaş’ın ve Sayın Yorgancıoğlu’nun da ona yeni görev yerleri ve yeni imkânlar yaratmaktan mutlu oldukları görülmektedir! Rüşvetin belgesi olur mu diyeceksiniz ama görmek isteyenlerin gözleri önünde yapılan Avrupa gezileri sanıyorum önemli bir belgedir.

Sayın Levent Özadam hariç pek fazla kişinin ve medyanın dikkatini çekmeyen 23 Temmuz 2014 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı da bir başka rüşvet belgesidir. Lefkoşa’nın göbeğinde tarihi Kumarcılar Hanı’nın tamamlanan birinci etap çalışmalardan sonra ikinci etap öncesinde, yasal olarak yeniden ihaleye çıkılması ve bunun duyurulması gerekiyordu.

Halkın iradesine rağmen meclis koltuklarını işgal edenlerin hükümeti, mevcut yasaları çiğneyerek, ikinci ihaleye hiç çıkmadan masa başında aldığı bir kararla (neyin karşılığı olarak?) işi istediğine vermiştir. Vatandaşına birkaç kuruşluk artışı vermeyen, asgari ücrette yapılması gereken artışları kısıtlayarak tasarruf yaptığını iddia eden, akaryakıtta bir kuruşluk indirimi çok büyük bir olaymış gibi duyuran hükümet, 832.763 (sekiz yüz otuz iki bin yedi yüz altmış üç) TL’lik büyük rakamlı bir işi gizlice kapatmıştır.

Bu bakanlar kurulu kararı rüşvetin belgesi değil de nedir ???

1-156.jpg

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31