Hükümet ekonomik sıkıntılardan dolayı bir takım tedbirler alırken, bunun dünyanın her yerinde olduğunu söyler.

Güney Kıbrıs örneğini de sıklıkla vurgular, onlar da tasarruf tedbiri alıyor diye…

Doğrudur, Güney Kıbrıs’ta da bir takım önlemler alınıyor, hem de ciddi bir şekilde.

Ama onların bizden farkı var…

Onlar tasarruf tedbirlerine tepeden başladılar.

Bizim gibi aşağıdan değil!

Güney’de artık vekiller ve üst düzey devlet temsilcileri öyle istedikleri zaman zırp-pırt yurt dışına gidemeyecekler.

Gideceklerse de kendi ceplerinden gidecekler…

Ayrıca yine üst düzey yöneticilerinin ekstra masrafları tamamen ortadan kaldırılıyor.

Buna izaz ikram ve telefon giderleri de dahil…

Bizde yıllardan beridir yaşanan devletin kaynaklarını keyfi bir şekilde kullanmak devam ediyor.

Tasarruf yapacağız diyenler, iş kendilerine gemince bunu yapmıyorlar.

Çünkü devletin kaynaklarını şahsi işlerde kullanmak o kadar tatlı ki, bir türlü bu kötü huylarından vazgeçemiyorlar.

Bakanların, müdür ve müsteşarların, kendi araçlarıyla değil de devletin araçlarıyla en küçük bir market açılışına katılması en küçük örnek.

Köylerde bakanların köyün ileri gelenlerine verdiği yemekleri, kendileri değil biz vatandaş ödüyoruz.

Hele de yır dışı gezileri;

Tam bir felaket!

Geçenlerde bir bakanlık görevlisi ile sohbetteyiz;

Bakan Türkiye’de konferans verecekmiş dedi.

Tam 7 tane uçak bileti kesmişler.

Hadi o bir yana, gidilecek kentteki en lüks otelin en lüks odaları seçilmiş.

Viskinin en pahalısı, yemeğin en iyisi en lüks restoranda yenilmiş.

Bir konferans verecekler diye ülkeye bu kadar çok zarar vermek kimsenin hakkı değildir.

Aslında bütün bunları niçin yazdık biliyor musunuz?

Bizim devlet erkanının yurt dışı ziyaretlerinin ülkeye hiçbir getirisi olmadığına inananlardanız.

Daha da doğrusu onlar gitmemeleri gereken yerlere gidip, devletin hazinesini boşaltırken, gitmek gerektikleri zaman gitmiyorlar. Asıl sorun burada…

Örneğin;

Geçe hafta Bodrum’da zehirlenen Rus rehberler olayında KKTC içkileri yargısız infaz edildi.

Bu yalan haberlere sadece Sanayi Odası dulyarlı oldu ve üreticisine sahip çıkarak elinde belgelerde haberin yalan olduğunu ispatladı.

İşte benim başbakanım, benim bakanım ve devletimin üst düzey yöneticisini ben böyle günlerde yurt dışı ziyaret yapmasını isterim.

İki bakanın olayı eleştirmesinden başka devlet bu konuya duyarlılık göstermemiştir bile.

Oysa ben onların yerine olsam, sağlam bir ekip kurar ve anında Türkiye’ye uçar, basını ve kamuoyunu aydınlatmak için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan, gerekirse gövde gösterisi yapardım.

İşte o zaman, bu ülke insanı, esnafı, üreticisi için yapılan bu tür masraflar da analarının helal sütü gibidir ve toplum tarafından alkışlanırlar.

O zaman da kimse kendilerini yur dışı ziyaretlerinden dolayı eleştirmezler…

 

 

Okur Şikayeti:

 

“Golden Tulip, yasal haklarımı vermiyor!”

 

“Merhaba Sayın Özadam,


Halkı bilinçlendirmek adına yazdığınız ve gereken yerlere ulaştığına inandığım yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Benim de paylaşmak istediğim bir problemim var. Üç yılı aşkın süredir Kıbrıs'tayım. Mesleğim aşçılık, beş aydır Golden Tulip Hotel'de A La Carte şefi olarak çalışıyorum. Üç yılı doldurduğum için bedelli askerliğe hak kazandım ve bu Temmuz ayında askerliğimi yapacaktım. Şefimle aramızda problem oldu ve 31 Mayıs Salı günü işten çıkarıldım. Askere gitmek üzereyken beni mağdur durumda bıraktılar. Hak ettiğim hiç bir yasal hakkımı da vermiyorlar, mesai gibi... Askere giderken çalışma zorunluluğu olduğu için askerliğim de iptal olabilir. Bu kadar mağdur duruma düşmüşken mesailerimi, yasal haklarımı nasıl vermezler? Çalışma Bakanlığı'nı göreve çağırmanızı rica ediyorum. Sesimizi duyurmamıza yardım edin.
Sevgiler, Saygılar..”
(Özgür BOZGURT)

 

 

Tüketici Şikayeti:

 

“Buzdolabı aldım 10 gün sonra bozuldu”

 

“Sayın Özadam,

2 Mayıs tarihinde tanınmış bir markadan 1.200 TL vererek buzdolabı aldım. Tam 10 gün sonra buzdolabının kapak lastikleri gevşedi ve ertesi gün düştü. Buzdolabımım kapağı doğal olarak kapanmamaya başladı. Hemen o gün ilgili firmaya gittim ve durumu bildirdim.

Aradan tam bir ay geçmesine rağmen ellerinde kapak lastiği olmadı gerekçesi ile tamir yapılmadı. Bu ülkede tüketiciyi koruyan, kollayan hiç mi örgüt yok?...”

(Aysel AKTAŞ)

 

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Menteş GÜNDÜZ, Akçay’da yol kenarındaki bir meyhane işletmesi, her gün birkaç adım arkadaki okulun sınırlarını gasp ediliyor. Konunun size iletildiğini ancak her hangi bir işlem yapmadığınızı öğrendik. Kaymakam olarak siz bu konularla ilgilenmezseniz hangi konularla ilgileneceksiniz acaba?

Sayın Ahmet ÇALUDA, Akçay’daki söz konusu meyhane işletmecisinin eniştesi olduğunuzdan olayı gayet rahat olduğu ve arkasının sağlam olduğunu söylüyormuş.Hiç meyhane ve okul iç içe olur mu Allah aşkına?

Sayın Aytaç ÇALUDA, devlet üst kademesine girince şansınızın ansızın açıldığı gözlemleniyor. Hayvancılık için size verilen devlet arazileri bölge halkının büyük tepkisini çekiyor haberiniz olsun…

Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, bakanlığınızda asgari ücretin altında personel çalıştırıldığını biliyor muydunuz? Devletin yasaları devletin kendisi tarafından çiğnenirse gerisi ne yapmaz acaba? Olaya müdahale etmenizi bekliyoruz. Yazıktır, günahtır, ayıptır…

Sayın Taner SARUHAN, Akçay’daki meyhanenizin sınırlarını arkadaki okula doğru adım adım genişletiyormuşsunuz. Yakında okulun bahçesine de bir meyhane tabelası asarsanız hiç şaşırmayacağız.

Sayın İrsen KÜÇÜK, Koop-Süt’ten emekli olup, yine aynı işletmede çalışanların olduğunu biliyor muydunuz? Kurumdan 5 bin TL, sigortadan 2 bin 800 TL alırken, gariban vatandaş da asgari ücretle geçinmeye çalışsın. Adalet bunun neresinde acaba?

Sayın Erbil ARKIN, yeni bir gazete projesinde hissedarlar arasında olduğunuz söyleniyor. Medya patronluğu çağın modası haline geldi değil mi? Hayırlı olsun diyoruz…

Sayın Özen KANLI, haber merkezinin arşivini gözden geçirmekte yarar. Özellikle haber bültenlerinde meclis görüntülerinin bir kısmında 10 yıl öncesi görüntüler yayınlanıyor ve bu da göze hoş gözükmüyor.

Sayın Ersin TATAR, dün Akdoğan’da belediye başkanı Adem Ademgil’i tavlada 5-4 yenerek büyük bir zafere imza atmışsınız. Bölgenin yenilmezini hem de deplasmanda yenmek az buz bir iş değil. Ekonomide de böyle zaferler bekliyoruz.

Sayın Halil İbrahim AKÇA, şu bitmez tükenmez ziyaretler ve plaket alış verişlerinden hayli bunaldığınız ve sonunu ne zaman geleceğini merak ettiğiniz söyleniyor. Bizim ülkede bu tür ziyaretlerin ardı arkası kesilmez. Gülü seven dikenine katlanacak artık…

Sayın Özdemir GÜL, Arabahmet Kültür Merkezi’nin halkın Adalet Konseyi’ne verildiğini duyduk. Bir an önce taşının çünkü orada gözü olan çok kişi ve kurum var. Hepsiniz gözü üzerinizde bilesiniz.

Sayın Göksel SAYDAM, torun Beşiktaşlı olunca evde spor tartışmaları yoğun oluyormuş. Demek ki kendini takımınızdan yapamadığınıza göre oyuncak alımı konusunda cömert davranmadınız…

Sayın Dengiz KÜRŞAD, gazete ilanlarına bakılırsa bir çok otel masaj servislerinde damping yaparak indirime gitmişler. Sizin gruba gün doğdu desenize.

Sayın Güner ÖZKARATAŞ, sizin torunun okula giriş başarısı ile duygusal anlar yaşadığınız ve hatta bir miktar da ağladığınız görülmüş. İnsanlar yaşlandıkça daha fazla duygusal oluyorlar değil mi? Allah zihin açıklığı versin.

Sayın Ünal ÜSTEL, bakan olduktan sonra ilk potunuzu kırdınız ve yeni havayolu şirketi konusunda fazla yüksekten uçtunuz. Şimdi herkes 10 günün dolmasını bekliyor. Allah sabırlar versin artık…

Sayın Akın CELLATOĞLU, sizin Kıb-Tek üyeliği tam bir devlet meselesi haline geldi. Vaz geçin şu sevdadan da kurum yönetimsiz kalmasın bari.

Sayın Ömer ADAL, muhterem babanızı kaybettiğinizi üzüntü ile öğrendik. Merhuma Tanrı’dan rahmet size ve yaslı aileye sabır ve başsağlığı dileriz.

Sayın Haluk MUT, yeni Audi cipiniz hayırlı ve uğurlu olsun. Kazasız belasız sürüşler dileriz. Siyah renk özellikle yaz aylarında sıkıntı yaratabilir. Ama size de böylesi yakışırdı değil mi?

YAKU 01 özel plakı aracın sahibi. Belli ki çok özel ve tüzel birisiniz. Ancak bunlar sizin aracınızla kırmızı ışık ihlali yapabilmeniz için yeterli sebepler değil. Başbakanlık kavşağında sizi görenler dehşete düştüler bilesiniz.

 

 

Günün Fıkrası

 

Kahkaha…


 
Yeni evlenen bir çift ilk gecelerini geçirmek için bir otele gitmişler. Adam kadına: 
—Sen hazırlan ben geliyorum" demiş. Adam banyoya girmiş ve kahkaha atmaya başlamış. Kadın şaşırmış:
—Bu daha ilk gece, şimdi sormayayım daha sonra sorarım" demiş. 
Aradan yıllar geçmiş, çift evlilik yıl dönümlerini kutlamak için ilk gecelerini geçirdikleri otele gitmeye karar vermişler. 
Adam yine banyoya girmiş. Kahkaha atmaya başlamış. Kadın "bu sefer soracağım" demiş. 
—Sen ilk gecemizde de böyle gülmüştün, ne oluyor içerde?" demiş. Adam cevaplamış; 
—Yirmi sene önce kravatıma işemiştim şimdi paçama işedim"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31