Gündüzlerin uzun, havanın canlı, arkdaşların bol olduğu Kıbrıs’ta, gündüz mesainiz dışında bir de özel işiniz varsa eve girişiniz yıldızların nöbet değiştirdiği saatleri bile geçer.

Dün gece öyle oldu ve eve biraz geç girebildim.

Uyku yoktu gecenin ilerleyen o saatinde.

Sokaklar boş, çok uzakta öten bir baykuşun sesinden başka ses de yoktu.

Sabah ezanı ile coşan köpekler bile uykudaydılar.

Ne yapmalıydım?

Açtım televizyonu, kuruldum karşısına.

Biliyordum ki ya bir Yeşilçam filmi olurdu bu saatte, yada laf ola televizyoncu olan birinin saçma sapan bir konudaki ahkâmı.

Yine de ne var ne yok şöyle bir bakayım dedim.

Olur ya belki TL değer kazanmış cebimizdeki para artmıştır(!)…

Veya  bakarsınız İrsen Küçük, “KKTC’yi kapattım ve Kıbrıs Cumhuriyeti’ne katılmaya karar verdim” demiştir.

Hayal ya…

Hayallerin sonu yoktur.

Üstelik hayaller hayata geçirilmek için çalışılırsa gerçekleşebilirler de.

Bu düşüncelerle kanalları gezerken,meğer neler oluyormuş Türkiye’de,şaştım kaldım.

Cinayet,adam boğazlama,tecavüzler,çocuk kaçırma…

Tehditler,kabadayılar,mafya…

O güzel gecenin bitimine yakın izlediklerimle ürktüm.

Ve “ bu gördüklerim gerçekse,Türkiye’de yaşayan kalmamış, hepsi öldürülmüştür” dedim kendime.

Yalansa, neden televizyonlar gerçekmiş gibi izleyenleri kandırırlar?

Gerçekse, nasıl olur da polis gereğini yapmaz?

Karmakarışık oldum.

Alışmadım çünkü televizyondaki dizilere, bakmaya.

Ya nostaljik Türkan Şoray Ediz Hun  filmi izleyip geçmişlerde dolaşacağım televizyon karşısında, yada bugüne bakarak geçmişi nasıl yaşayacağımı düşünürüm oturduğum yerde kurduğum hayallerimde.

Ağustosun  sıcağında üstelik küpdüşenler eşiliğinde sabahın kolay kolay gelmeyeceğini hesaplarken, birden köpekler hep birden havlamaya başladılar.

Ezan sesiydi karanlığı delip geçen, o anda.

Hoca veya kimse Ezan’ı okuyan…ya sağır olmalı, sesi az diye sonuna kadar açıyor, yada yukarıdan birileri “bağır ya ümmet” diye emir vermiştir ona, bağrıyor…

Herşeye laf sokuşturanlar bile sabahın erkeninde kulakları tırmalayan hoparlör sesine bir şey demiyorlar, hayret(!).

Oysa ki modern çağın modern insanları sabah namazlarını kılacaklarsa, saatlerini- ki Ezan sesi çıkaranlar bile var- kurarlar ve o saatte uyanıp camilerine giderler.

Çoğumuz kapıya yaklaşıp boru ile beklediğini çağırana kızarız da uzaklardan ümmeti çağıran hocaya kızamayız.

Camiden, ezandan bahsederken nedense aklıma hep onlar takılır..

Ve bizim için uygun görüp güya bizim için yaptıklarını hatırlarım onların.

Kısaca RTE ile elçisi(vali) ve bir de ne alakası varsa, arıtma tesisi konusunda, Artan nüfus sebebiyle mevcut havuzlarımız yeterli gelmemektedir”, deyip nüfus gönderenlerden daha kapsamlı arıtma tesisi  için  yardım (!) talep eden Sümer Aygın gelir.

Gökyüzündeki yıldızların saat saat değiştiğini, güney yarımkürede görülen yıldızların farklı olduğunu hiç düşündünüz mü?

Dün gece hep onlara baktım ve farkettim ki.

Aslında orada olanlar yok…

Onlar sadece görüntüdürler.

Tıpkı…

Siz de sayabilirsiniz, etrafınıza bakın çok var onlardan.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31