Kapıların açıldığı ilk günlerde özlemle güneye koştuk.

Kimlik alacaktık.

Yolu bilen bir arkadaş almıştık yanımıza.

Yaya gittik, yaya döndük.

Yeni kimlik kartlarımız ceplerimizdeydi.

Sonraki gidişimiz Baf’aydı.

Baf’ı bıraktığımız gibi bulacağız sandık.

Yıkık dökük dükkânlar.

Bakımsız yollar.

Aradaki evlerden sarkan kum torbaları…

Silahlı bir sürü adam…

Ve korku.

Hiçbiri yoktu.

Ailecekti yolculuğumuz…

Evimizi görecektik.

Babam tedirgindi.

Eskiden TMT’ciydi.

Çok gezmişti belinde tabanca…

Geçerken bakışlarında sezmiştim kaygısını.

Otoyoldan bastırdık.

Leymosun, Gavur taşı, Mandirga.

En heyecanlı kısmı Baf’a girişti…

Mahkemelerin orada kahveye oturduk, Regis yedik.

Özlemişiz…

Tadı değişmemişti Regis’in.

Rüzgâr tatlı esiyordu denizden.

Kimlik dairesinde başka Baflılar gördük.

Onlarla oturduk, konuştuk.

İşimiz bitince Aşağı Baf’a gittik.

Evimizi, sokağımızı gördük.

Babutsalar duruyor, hurmalar kesilmişti.

Evimizde oturanlarla sohbet ettik.

Limanda biraz dolaştık.

Babam 1950’li yıllarda çalıştırdığı Pelikan meyhanesine girdi.

-Pek değişiklik yok dedi.

Mutallo’yu, Vikla’yı, Mavrali’yi şöyle gezdik…

Dönüşe geçtik.

 Lefkoşa’ya kadar sorun yoktu.

Lefkoşa’da babam, “Be ama giriş kapısı ne tarafta” diye sordu.

Oysa eskiden biliyordu.

Ya unutmuştu ya değişmiş.

Dağdaki kocaman bayrağa bakarak yön tayin ettik.

İlk defa işimize yaramıştı dağdaki bayrak.

Biraz dolaştık…

Yaklaştığımız yerde duvar vardı…

Karşısı Türk tarafıydı…

Bu tarafta RMMO askeri nöbet tutuyordu.

Ona sorduk, tarif etti…

Birbirimize baktık.

Biz buradaysak asker neyi bekliyordu?

Geçtik karşıya…

Bu sefer Türk askeri nöbetteydi…

Onun olduğu yerden de Kıbrıslırumlar geçiyorlardı.

Türk askeri neyi bekliyordu?

Birisi güneye, diğeri kuzeye bakmak için mi oradaydılar?

Kutlay Erk bakan oldu, “Şafak Nöbetlerine destek veremeyiz” dedi.

Şafakçılar kıyameti koparttılar…

Dağların patladığı o gece sıcaktı…

Türk askeri bütün gücüyle dalmıştı içeriye…

Yollar, asfaltlar, ağaçlar perişandı.

Kıbrıs perişandı…

Ve bugün…

RTE yok öyle bir devlet demesinden çok geçmeden, yok dediği devletin bayrağına selam verdi…

Hem de kendi askerinin dağları patlatmak için yola çıktığı Mersin’den…

 

O gece şafak nöbeti tutacak olanlar, arkalarını güneye vererek kuzeye bakarlarken aslında yanmış ülkelerine mum yakmış olacaklarının bile farkında olamayacaklar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31