banner40
15 Mayıs 2018 Salı 11:36
Aşırı sevinç bile tansiyonu etkiliyor

Kanın damar içinde yarattığı basınca “tansiyon” deniyor ve kanın damarlarımızda akıp tüm organlarımıza oksijen sağlayabilmesi için bu basıncın olması gerekiyor. Tansiyon her kalp atışı sırasında değişse de normal tansiyon değerleri ortalama 120/80 mmHg (milimetre civa) olarak tanımlanıyor.

Gazete Habertürk'ten Ceyda Erenoğlu'nun haberine göre; Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Saide Aytekin, tansiyonun kalbin kasılma gücü ve damarların elastikiyetiyle yakından ilgili olduğunu söylüyor. Tansiyon değerleri; egzersiz, heyecan, sinirlenme, hava şartları (soğuk veya sıcak) ağrılar, sigara içimi, alkol alımı, kahve ve çayın çok tüketilmesi, aşırı sevinç gibi hallerden etkilenebiliyor. Ayrıca birçok organdaki problemler de tansiyona yansıyabiliyor.

DOĞRU YERDEN ÖLÇÜM ÇOK ÖNEMLİ

Hipertansiyon (yüksek kan basıncı), yeni tanımlamalara göre, hastaların normal zamanlarında tansiyonlarının 130/80 mmHg’nin üzerinde seyretmesi olarak tanımlansa da tansiyon ölçümünün doğru yapılması, hasta dinlendikten sonra ölçülmesi veya doğru yerden ölçülmesi de çok önemli görülüyor. Evde istirahat şartlarında, kurallara uygun ölçülen tansiyon 130/80 mmHg’nin üzerinde ise yine hipertansiyon olarak kabul ediliyor. Yapılan çalışmalar, ülkemizde yaklaşık her 4 kişiden birinde hipertansiyon olduğunu gösteriyor. Bu sonuç birçok ülkenin verisiyle de örtüşüyor. Yaşla birlikte sorunun görülme sıklığı giderek artıyor.

BEYAZ ÖNLÜK HİPERTANSİYONU

Beyaz önlük hipertansiyonu, hastane ve doktor konusunda hassasiyeti olan kişilerin bu ortama girdikleri zaman tansiyonlarının sınırın üzerine çıkması olarak tanımlanıyor. Bu kişilerin değerleri kendi ortamlarında normal veya normale yakın seyrediyor. Yakın zamana kadar olumsuz sonuçları olmadığı ve tedaviye gerek bulunmadığı yönünde görüş olsa da yeni araştırmalar bu varsayımın hatalı olabileceğini gösteriyor. 8 yıllık takipte, beyaz gömlek hipertansiyonu olanlarla tansiyonu sık sık yüksek bulunanlar arasında inme riski açısından bir fark görülmediği belirtiliyor.

UYKU APNESİ SENDROMU HİPERTANSİYON NEDENİ

Uyku apnesi sendromu, çoğunlukla obeziteye paralel giden bir hastalık. Ancak daha nadir olarak boğaz ve solunum yolundaki bazı anormallikler sonucu görülüp, kendini uyku sırasında çok yüksek horlama, solu- ğun kısa sürelerle kesilmesiyle de gösterebiliyor. Klinik çalışmalar, yüksek kan basıncıyla uyku apnesi arasında bir bağlantı oldu- ğunu ortaya koyuyor. Hava yolunun kapanması, hava akışının azalmasına ve kalp üzerindeki baskının artmasıyla kan basıncının (tansiyon) yükselmesine neden oluyor. Tedavi edilmemesi halinde bu durum kalp üzerinde aşırı baskıya yol açarak; kontrol altına alınamayan kan basıncı, kalp krizi ve felç riskinin artmasına neden olabiliyor.

YENİ HİPERTANSİYON SINIFLAMASI

Normal: 120/80 mm Hg’den daha az olması.

Yüksek Tansiyon: Sistolik tansiyonun 120-129 mmHg arasında ve diastolik tansiyonun 80 mmHg üzerinde olması.

1. derecede Hipertansiyon: Sistolik tansiyonun 130-139 mmHg arasında ve diastolik tansiyonun 80-89 mmHg arasında olması.

2. derecede Hipertansiyon: Sistolik tansiyonun 140 mmHg veya diastolik tansiyonun 90 mmHg ve üzerinde olması.

Hipertansif Kriz: Sistolik tansiyonun 180 veya diastolik tansiyonun 120 mmHg üzerinde olması.

HİPERTANSİYON TİPLERİ

1) BİRİNCİL HİPERTANSİYON

Birincil hipertansiyon (ya da nedeni belli olmayan ‘esansiyel’ hipertansiyon) herhangi bir soruna bağlı olmuyor ve asıl hastalık olarak ortaya çıkıyor. Görülen tansiyon yüksekliklerinin yüzde 95’inin bu çeşit hipertansiyon olduğu belirtiliyor. Genellikle ailesel geçişi olduğu bilinse de kesin nedeni tam olarak açıklanamıyor.

2) SEKONDER (İKİNCİL) HİPERTANSİYON

Sekonder hipertansiyon nadir görülüyor (%5). Tansiyona neden olan hastalık (örneğin böbrek damarlarında daralma veya hipertansiyona sebep olan bir tümör) gibi nedeni tespit edilen bir tansiyon çeşidi olarak görülüyor. Ancak bu yüzde 5’lik oranın nedeninin tespiti birçok tahlil ve tetkik gerektirebiliyor. 

SEKONDER HİPERTANSİYON NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Sekonder hipertansiyon tedavisinde önceliğin hastanın gerçek hastalığının tedavisi olduğu belirtiliyor. Bu noktada hastaya geçici süreyle tansiyon ilaçları veriliyor ve tansiyon hastalığının bir komplikasyona neden olması önlenmeye çalışılıyor. Sorun ancak altta yatan gerçek neden tespit edilerek onun tedavisinin yapılması veya gerekiyorsa ameliyatı ile çözülüyor.

YÜKSEK TANSİYON EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Yüksek tansiyon riskini artıran birçok faktör bulunuyor. İşte o faktörler:

Yaş: Yüksek tansiyon görülme oranı ilerleyen yaşla birlikte artıyor. Buna karşın tansiyon yüksekliği genellikle ilk olarak 35-50 yaşlarında saptanıyor.

Cinsiyet: 50 yaşın altındaki grup ele alındı- ğında, erkeklerde daha sık görülüyor. 50-55 yaş grubunda görülme sıklığı eşitleniyor. 55 yaşından sonra ise kadınlarda daha fazla rastlanıyor.

Kalıtım: Yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık yüzde 60'ında ailede de tansiyon yüksekliği söz konusu oluyor.

Şişmanlık: Şişmanların yaklaşık yüzde 40'ında yüksek tansiyon görülüyor. Genç hastaların yaklaşık 3’te biri şişman kategorisine giriyor.

Şeker hastalığı: Şeker hastalarında yüksek tansiyona çok sık rastlanıyor.

Aşırı tuz tüketimi: Aşırı tuz tüketmenin yüksek tansiyona yol açan nedenlerden biri olduğu belirtiliyor.

Fiziksel aktivitelerin azlığı: Yüksek tansiyon görülme olasılığını artırıyor.

Alkol tüketimi: Alkol kullananlarda yüksek tansiyon görülme sıklığı artıyor.

Stres: Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırabiliyor.

banner22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31