Fasıl 59 olarak bilenen Sahilleri Koruma Yasası diyor ki, , sahillere 100 metre yakına kadar olan bölüme tesis, klübe ve bina inşa etmek yasaktır. 

Hatta bir sahil kenarına 4 sandalye bir masa koymak için bile ilgili kaymakamlıktan izin gerekmektedir.

Bunu biz değil, ülkenin yasaları söylüyor.

Tabi ki takan olursa.

Ya da takip eden, yasaların uygulanmasını sağlamak isteyen bir Allahın kulu çıkarsa.

Bun son örneğini Cratos’da yaşadık.

Kaymakam, gitti inşaatı durdurdu, ama durdurulan o inşaat çoktan bitti, şimdi üstünde turistler güneşleniyor.

Yine geçen gün Esentepe sahiline beton döken bir işletmeci dedi ki, ‘ben bütün izinlerimi aldım’

Oysa fasıl 59 gayet açık ve sahillere inşaat yapmak bu yasaya göre imkansız.

Yasaları görmezden gelip izin veren makamlar bunu nasıl verdi anlamak mümkün değil.


Aslında bu günkü konumuz sahiller değil ormanlardı.

Hani şu her yangında kül olup giden, ciğerlerimizden birer parça koptuğu yangınlar.

Hadi bu afet olayı!

Ama afetler ve yangınlar bir yana, ağaçlık ormanlar yine kendi insanımızın elleriyle bir bir yok ediliyor.

Çatalköy tepelerine hiç gittiniz mi bilmem…

Ne yalan söyleyeyim son yıllarda ben de gitmedim!

Ama fidenler olmuş, hem de bizim insanımız değil, Türkiye’den buraya tatil yapmak için gelen insanlar.

Oradaki katliamı ve tecavüzü görünce deliye dönmüşler.

Ellerindeki makinelerle yüzlerce de fotoğraf çekmişler.

Bununla da yetinip bizim adresimizi nasıl buldular bilmiyoruz ama, çektikleri resimleri gönderdiler bize.

Bizim gözümüzün önünde yeşil alanlar katlediliyor ama biz görmüyoruz, dışarıdan gelenler uyarıyor bizi.

Belli ki kendileri bu konuda çeşitli acılar yaşamışlar, bizi de uyarıyorlar;

Dağlarınıza, ormanlarınıza kıymayın diye.

Resimler güzelim Çatalköy tepelerine nasıl tecavüz edildiğini gösteriyor.

Neymiş 60 küsur tane villa yapacaklarmış.

Yeşili oradan söküp, beton yığınlarına teslim edeceklermiş.

İyi halt edeceksiniz…

Çobansız sürünün başına bakalım daha ne felaketler gelecek?

_atalk_y1.jpg

_atalk_y2.jpg

_atalk_y3.jpg

 

MESAJ KUTUSU:

Sayın İrsen KÜÇÜK, önceki gün Mağusa’da yaptığınız hararetli konuşma Türkiye Başbakanı Erdoğan ile ekibinde bulunanları epey mutlu etti. Ancak oradaki konuşmaya sadık kalıp kalmayacağınızı ise buradaki vatandaş takip edecek. İpleri elinizden kaçırmamanızı diliyoruz.


Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, bir dahaki 20 Temmuz törenlerinde dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit’in de etkinlikler listesine konulması isteniyor. Bu konuda talimatlarınızı şimdiden verirseniz çok sayıda vatandaşımızın gönlünü kazanacaksınız.


Sayın Ersin TATAR, 20 Temmuz’daki açılış törenlerinde yaptığınız hararetli ve coşkulu konuşma dikkatlerden kaçmadı. Belli ki siz de Erdoğan’ın KKTC ziyaretinden fazlasıyla etkilendiniz değil mi? Liseli gençler gibi heyecanlı olduğunuz gözlemlenmiş.


Sayın Ahmet KAŞİF, zehirli içme suyu satan şirketi kamuoyuna deşifre etmemeniz insan sağlığının önemi açısından önemliydi. Su konusunda tüm şirketlerin denetlenip, gerekli tahlillerin daha sık yapılmasında yarar var.


Sayın Oktay KAYALP, Mağusa’nın da sosyal konutlar için kolları sıvaması hatta TOKİ ile işbirliğine gitmesine acaba bölge inşaat şirketleri ne diyecek? Başbakan Erdoğan şimdi gitti ama gözü kulağı sizde bilesiniz.


Sayın Mehmet ÇAĞLAR, Türkiye Başbakanına ‘Tayyip” diye hitap eden yazı kaleme almanız okuyucunuzun tepkisine neden oldu. Sizin gibi akademik kariyeri olanlar böyle hatalara düşmemeli diye düşünüyoruz.


Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Dereboyu’ndaki bazı esnaf kesiminden mesajlarınız geliyor. Bazı etkinliklerin sadece bir restoranın önünde yapılmasına haksız rekabetten dolayı tepki koyuyorlar, bizden iletmesi.


Sayın Hasan KURUMANASTIRLI, 19 Temmuz günü yapılan eylem ve etkinliklerdeki fevri davranışlarınızdan dolayı kötü puan aldınız. Ayrıca internet ortamındaki silahlı resimleriniz de soruşturma kapsamına alınmış.


Sayın Tansel DORATLI, Demokrasi ve Güven Partisi’nin genel başkan yardımcılarından bir tanesinin de sizin olduğu kesinleşmiş diyorlar.Sizi çok hırslı ve azimli gördük, hayırlı ve uğurlu olsun diyoruz.


Sayın Tezer MERCAN, muhterem babanızın vefatını üzüntü ile öğrendik. Merhuma Tanrı’dan rahmet size ve aileye başsağlığı ve sabırlar dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin.


Sayın Nazım TOPCAN, rahmetli babanıza yapılan vefasızlık nedeniyle söylediklerinizde yerden göğe kadar haklısınız. Bizim halkımız ne yazık ki biraz vefasızdır, Ecevit’i bile unuttuklarına göre…


Sayın Sümer AYGIN, Girne’de on gündür su verilmeyen bölgeler varmış. Eğer sorun büyükse evlere tankerle su servisi yapılması isteniyor.


Sayın Gökhan ALTINER, reklam filmlerinde oynamaya başladıktan sonra yakın arkadaşlarınızla araya mesafe koyduğunuz yönünde şikayetler var. Şan ve şöhret bu kadar gözünüzü karartmasın sakın, kalıcı olan sadece dostluklardır.


Sayın Murat BOZOĞLU, Başbakan Erdoğan tesislerinize hayran kalmış ve bunu da anı defterine yazarak ifade etmiş. İyi de gazeteci dövdüğünüzü bilmiyordu. Belki de görüşleri olumsuz olabilirdi…


Sayın Özge TAŞKER, diyetisyenlikteki başarınız bir yana foto modellikte de üstünüze yok gibi görülüyor. Ama siz yine de o reklam resmini değiştirin derim. İnsanların ağzı torba değil ki büzesiniz.


Sayın Ahmet BENLİ, hafta sonu oğlunuz düğünü için bu sıcaklarda davetiye dağıtmaktan ayaklarınız erimiş diyorlar. Genç çifte şimdiden mutluluklar dileriz. Yenikent’teki evleri de düğün hediyesi değil mi?


Sayın Kemal DEVECİ, bu sıralar kam manasıyla hastabakıcılık görevi üstlenmişsiniz. Ailede kim hasta olsa, bütün angarya işler size kalıyormuş. Müşavirlik böyle bir şey olsa gerek değil mi?


Sayın Leman ASLIM, Başbakan Erdoğan’ın ziyaretinde en fazla çalışan ve yorulanlar listesinin başında yer aldınız. Tecrübeli bir bürokrat ve özverili birisi olarak tebrik eder, başarılarınızın devamını dileriz.


Sayın Emine SÜTÇÜ, Tahsin bey partisini kurdu ama sizi hala ortalıklarda göremedik. Hayırdır yoksa araya kara kediler mi girdi?  

 

GÜNÜN FIKRASI:

Pazarlamacı, şef sekreter ve personel müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler.
Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Lambayı ovarlar ve gerçekten de lambadan cin çıkar.
"Aslında kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek yapacağım" der cin.
Şef sekreter arsızca atılarak "önce ben" diyerek sıranın önüne yerleşir.
"Bahamalar’da, muhteşem bir sahilde tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin" diye dileğini ifade eder.
Ve hoop, ortadan kaybolur.
Şimdi de pazarlamacı atılır ve "şimdi sıra bende" der.
"Hayallerimdeki kadınla Tahiti sahillerinde Pina Colada içmek istiyorum" der ve hoop, o da ortadan kaybolur.
"Şimdi sıra sende" der cin Personel Müdürüne. "bu iki salağı öğleden sonra işlerinin başında görmek istiyorum" der personel müdürü.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31